Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi

Geri git   Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi > ŞİİR VE EDEBİYAT > Hikayeler-Makaleler-Serbest Yazılar > Makaleler

ResimKalemi.Com Özel Bağlantı Alanı

Merhaba Değerli Sanat Dostları, Resimkalemi Forum sitemizde Karşılaştığınız KIRIK Link Problemlerini Bize iletirmisiniz?
İLETİŞİM için : TIKLAYIN Bu Özverinizden Dolayı Şimdiden Teşekkür Ederiz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 19-07-09, 01:40   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
MaSuM _ SiYaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 2,794
Thanks: 2,929
Thanked 1,460 Times in 441 Posts
MaSuM _ SiYaH is on a distinguished road
Standart Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Paylaş : FACEBOOKPaylaş : TWİTTERKonuyu Açan : MaSuM _ SiYaH Bu Konu : 1156 Kez OkunduE-Ticaret Sayısı : ()E-Ticaret Yüzdesi : (%)
Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi Sponsor Alanı
HOSTING SATIN AL
Eklenti Sayısı : [ 0 ]
Cevap Sayısı : [ 12 ]

ŞİİR ÜSTÜNE DÜŞÜNCELER


Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır... Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır. Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır. (Babayef, Nâzım Hikmet, ss. 140-141)

*


Yeni şair, şiir lisanı, vezin lisanı, konuşma lisanı diye ayrı ayrı lisanlar tanımıyor... O, bir tek lisanla yazıyor : Uydurma, sahte, sun'i olmayan; canlı, geniş, renkli, derin ve sade lisanla. Bu lisanın içinde, hayatın bütün unsurları vardır. Şair, şiir yazarken başka şahsiyet, konuşurken veya kavga ederken başka şahsiyet değildir! Şair, bulutlarda uçtuğunu vehmeden dejenere değil, hayatın içinde, hayatı teşkilâtlandıran bir vatandaştır! (Babayef, Nâzım Hikmet, s. 141)

*


Şairin dünyası, en az, bir romancının dünyası kadar büyük olmalı. Bak, bugün bizim şiir piyasasında çok istidatlı delikanlılar var, fakat ekserisinin dünyası daracık, soluğu yok, tıknefes. Ve bu dar dünyalı oluşlarını, tıknefesliklerini örtbas için, sözde kendi iç âlemlerine kulak verdikleri iddiasındalar. Halbuki bir metodoloji bakımından ayrılsa bile, gerçekte iç âlem dış âlem diye bir şey yoktur, şairin iç âlemi gerçekte dış âlemin bir inikâsından [yansımasından] başka bir şey değildir, bundan dolayı da dış dünyası dar olanın, iç dünyası da daracık olur. (Memet Fuat'a Mektuplar, s.70)

*


Sanatkâr, ressam, şair, romancı, mimar, aktör vesaire, her şeyden önce insandır. İnsan her şeyden önce mücerret bir varlık değil, konkre [somut] bir varlıktır. Yani her insan muayyen, belirli, belli bir tarih devrinde, belli bir sosyetede [toplumda], belli bir sınıfın insanı olarak vardır. Yoksa umumiyetle, mücerret [soyut] olarak insan denilen bir şey, bir anlam mevcut değildir. Birçok mektubumda bu meselenin üzerinde durdum sanıyorum, fakat bunu çok iyi anlamanı isterim. şimdi, bundan dolayı, sanatkâr da konkre bir insandır. Muayyen bir fizyolojisi, belli bir maddi fizyolojik, biyolojik yapısı vardır. Bu yapı belli bir tarih devrinde, belli bir sosyetenin içinde yaşar, o belli sosyetede çeşitli sınıflar ve tabakalar vardır. Sanatkâr insan bütün bu şartlar içinde eserini verir. Onun üzerinde doğumundan başlayarak bütün bu sayıp döktüğüm şartlar tesirini gösterir. Ve maddi-şahsi yapısı konkre muhitinden aldığı intibaları, bulunduğu tarih devrine, bağlı olduğu sosyeteye ve sınıfa göre aksettirir. Fakat bu aksettirme işi, bu muhteva esas olmakla beraber, kullandığı aletin, boyanın, kelimenin, notanın filan teknik imkânlarıyla da sınırlanmıştır. Bu suretle muhteva [içerik] ile şekil [biçim] arasında muhteva esas olmak üzere karşılıklı bir tesir vardır. (...) Şairle çevresi arasındaki münasebet pasif bir münasebet değildir. Yani şair sadece tespit etmekle kalmaz, onun tespit ettiği şey sosyal çevresine tesir eder, onun değişmesinde derece derece amil de olur. (Memet Fuat'a Mektuplar, ss. 61-62)

*


Dönemlerinin karanlık güçleriyle savaşan ilerici sanatçılara her ülkede ve her çağda raslanır. İnsanların mutluluğu ve dünyada güzel bir yaşam için savaşa giren bu ilerici sanatçılar her zaman karanlık güçlerce kuşatılmış, kovuşturulmuş, baskıya uğratılmış, hapsedilmiş ve öldürülmüşlerdir. Fakat onlar hiçbir baskı ve tehdidin, hiçbir ölümün, hiçbir yalanın; tarihin akışını, iyiye, güzele, haklıya ve mutluluğa yönelişini durduramayacağını bilirler. Ve bu yazarların yapıtları ve bütün yaşamları gelecek kuşaklara örnek olur. (Babayef, Nâzım Hikmet, s. 140)

*


Evvela, bir metodoloji meselesi olarak şunu kabul etmeli : şekilden öze, muhtevaya değil; muhtevadan, özden şekle. İlkönce muhteva [içerik], sonra şekil [biçim]. Şeklin nasıl olacağını tayin edecek muhtevadır. Tabii bu metodoloji bakımından böyledir, yoksa şekille muhteva bir birliktir. Lakin bu birlikte, karşılıklı tesirleri olmakla beraber eninde sonunda tayin edici unsur muhtevadır. (...) Kafiye ve vezin mutlak olarak kullanılmamalı diye bir kaide, her mutlak kaide, her mücerret iddia gibi insanı yobazlığa, softalığa götürür. Tıpkı bunun gibi, konuşma dilinin ahengini mutlak, mücerret [soyut] bir esas olarak kabul etmek de bir yobazlıktır; kafiyeyi, vezni mutlak surette, mücerret bir görüşle inkâr ve umumiyetle konuşma dili ahengi diye bir şey kabul etmek ve bundan başka ahenk ihtimallerini red ve inkâr yenilik değil, kafiyeyi, vezni mutlak olarak kabul ve başka türlü ahengi kabul etmeyenlerinki gibi geriliktir. (...) Öyle muhtevalar vardır ki, onlarda kafiye istemez, konuşma dili - bazen şehirlinin, bazen köylünün, bazen münevverin, bazen işçinin, bazen külhanbeyinin, bazen ev kadınının vs. konuşma dili - ahengi ve imkânları yeter ve en uygun olanıdır. Lakin bazı muhtevalar vardır ki, kafiye ister - kafiye de çeşit çeşit olabilir, kafiye imkânları da hudutsuzdur - ve bazı muhtevalar vardır ki, konuşma dili yetmez, daha geniş, daha mücerret, belki bundan dolayı daha renksiz bir dil ister. Hasılı bu getirdiğim misalleri istediğin kadar çoğaltabilirsin. Yalnız, bir şey yapma, dogmatizme saplanma, gençlikte dogmatizme, değişmeyen, ebedi hakikatlere saplanmak ve bunları kabul etmek ileri bir işmiş gibi gelir insana. Bak ben, yıllardır, hiç kafiyesi olmayan şiirler yazdım, konuşma dillerinin çeşidiyle şiirler yazdım, içinde bol resim olan, yahut hiç resim olmayan şiirler yazdım, kitap diliyle şiirler yazdım, çeşitli kafiye telakkileriyle yazdım, hasılı, muhtevama, o şiirdeki, o muayyen, müşahhas yazıdaki muhtevaya uygun şekli bulmaya çalıştım. Yanlış bir iş yaptığıma da kani değilim. şiirimizin genel olarak - bazen çok güzel şeylere de rastlanıyor - bugünkü sefaleti şairlerimizin bir dönüm noktasında iki çeşit, birbirine zıt iki yobazlığa, yani hareketsizliğe, yani ölülüğe saplanmış olmaları, şekil meselesini, kendilerinin kabul ettiği bir tek şekli esas olarak almalarıdır. (Memet Fuat'a Mektuplar, ss. 52-53)

*


Artık şiirlerimi tiyatro sahnesinden işçilere yüksek sesle okumam imkânı yoktu. (...) Bu durum şiirimin hem muhtevasına, hem de şekline tesir etti. "Kerem" gibi bazı şiirlerde, hele hicviyelerde kesin kafiye ve sürprizli hayal imkânlarını kullanmakla beraber, ana hattında, şiirlerimde lirik eleman, bundan sevda elemanını anlamıyorum, gitgide kuvvetlendi, kafiyeler yumuşadı, dil şairin bir kişiyle, yahut birkaç kişiyle konuşması oldu. (...)
Beynelmilel olaylar şiirimde önemli bir yer tutmakta devam ediyordu. Bunları, o günkü memleket şartlarında, bir çeşit dumanla örtmek zorundaydım, ancak böylelikle bunları bastırabilirdim. (...)
Bu bir sıra poemin sonuncusu Bedreddin Destanı'dır. Burada şekil bakımından, halk vezni unsurları, Divan edebiyatı unsurları bence azami haddinde kullanılmıştır. Diğer taraftan bu kitap, şekil bakımından, o zamana kadar elde edebildiğim bütün şekil imkãnlarının bir muhasebesiydi. (...)
Bu kitaptan sonra, şekil meseleleri, hele hapse girdikten sonra, kafamda bir kat daha berraklaştı sanıyorum. Evvela, hiçbir şekil imkânını, tarzını inkâr etmiyorum. (...) şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın. Güzel bir kadın bacağını bir kat daha güzelleştiren, fakat kendisi belli olmayan ince bir çorap gibi. Bu bugün tercih ettiğim şekildir, ama elbette ki, yarın rengârenk şekilleri de tercih edebilirim. (...)
Sanat bahsinde sekterlik [yobazlık] en büyük düşmanımızdır. Sekterlik nihilistliğin [yadsımacılık] bir çeşididir. Sekter, bir şeyden, kendi zevkinden başka her şeyi, bütün görüşleri inkâr eder. Hele şekil meselesinde sekterliğin kötülükleri sayılamayacak kadar çoktur. Kafiyeli, vezinli şiir yazılmaz diyenler de, kafiyesiz, vezinsiz şiir yazılmaz diyenler kadar dar kafalıdır. şiir öyle de yazılır, böyle de. Edebiyat dili, hele şiir dili hayallerle, teşbihlerle falanla ortaya çıkar, ancak böyle bir dil şiir dilidir demek ne kadar yanlışsa, tersini kabul etmek de o kadar yanlıştır. Gençliğimde, ben de az sekter değildim. Klasik halk vezinleri ve kafiyeleriyle şiir yazdıktan sonra, şekilde yenilikler aramaya başladım, kendime göre bir çeşit serbest vezinle yazmaya başladım. Bunun temelinde yine de halk şiirinin ölçüleri, hatta bazen aruz vardı, kafiye ve dil bahsinde de öyle, ama şiirin yalnız böyle yazılacağını, bunun biricik şiir şekli olduğunu iddiaya kalkıştım. Uzun zaman sevda şiiri yazmadım. Hatta şiirlerimde "yürek" kelimesini kullanmadım, yürek şuurun değil, duygunun sembolüdür diye. Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum. Halka söylemek istediklerimi bu şekillerle söylersem daha hoşa gider, daha kolay dinlenir, daha dokunaklı olur diye düşündüm. Zaman oldu, büsbütün tersine, en sade, en göze görünmez şekillerle halka türkümü dinletmek istedim. Bence öylesi de lazım, böylesi de, daha nice nicesi de. Sanatkâr, halka türküsünü dinletmek için en uygun şekilleri durup dinlenmeden, ömrünün sonuna kadar aramak zorundadır. Bazen bu araştırmalar aylarca süren bir baş ağrısından, sinir bozukluğundan başka sonuç vermez. Olsun. (...)
Ben şimdi bütün şekillerden faydalanıyorum. Halk edebiyatı vezniyle de yazıyorum, kafiyeli de yazıyorum. Tersini de yapıyorum. En basit konuşma diliyle, kafiyesiz, vezinsiz de şiir yazıyorum. Sevdadan da, barıştan da, inkılaptan da, hayattan da, ölümden de, sevinçten de, kederden de, umuttan da, umutsuzluktan da söz açıyorum, insana has olan her şey şiirime de has olsun istiyorum. İstiyorum ki okuyucum bende, yahut bizde, bütün duyguların ifadesini bulabilsin. 1 Mayıs Bayramı'na dair şiir okumak istediği zaman da bizi okusun, karşılıksız sevdasına dair şiir okumak istediği vakit de bizim kitaplarımızı arasın. (Babayef, "Nâzım Hikmet Kendi şiirini Anlatıyor", Konuşmalar, ss. 180-186)


Kaynak: nazimhikmetran.com

MaSuM _ SiYaH isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Kullanıcı Bu Mesajından Dolayı MaSuM _ SiYaH Kullanıcısına Teşekkür Etti..
fakir-i pür taksir (19-07-09), Yeşilyeşil (20-07-09), _GÜNEŞ_ (20-07-09)
Alt 19-07-09, 11:02   #2 (permalink)
Yeni Üye
 
_GÜNEŞ_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 1,477
Thanks: 1,041
Thanked 610 Times in 147 Posts
_GÜNEŞ_ is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır... Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır. Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır.


Şair böyle demiş ama şiirlerinin içerisinde aşk kokulu olanlarıda var. Bunların içinde çok sevdiği piraye hanıma yazdığı ve daha şimdi aklıma gelmeyen okuduğum şiirlerinde aşkıda çok güzel anlattığını görmüştüm.Bazılarını mektup şeklinde anlatsada şiir edasıyla aşkını anlatmıştır.Yani''Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır...''sözünde bir çelişki görüyorum.acaba genel anlamda mı söyledi şair?
_GÜNEŞ_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19-07-09, 16:03   #3 (permalink)
Yeni Üye
 
fakir-i pür taksir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Bulunduğu yer: Kışın Kocaeli'nin Değirmendere beldesinde, daha çok da Avşa Adasında yaşıyorum
Mesajlar: 988
Thanks: 1,001
Thanked 1,010 Times in 143 Posts
fakir-i pür taksir is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Sevgili Güneş,

İlk paragrafta aklına takılıp sanırım seni koparan sorunun yanıtı son paragrafta var.

Sevgili Masum Siyah,

Konu gerçekten hoş; üzerinde durulmaya değer.

Gülname'de olayı işlemiştim yıllar önce.

Onu yayına koyma zamanı geldi anlaşılan.

Sanırım Güneş'in sorusuna da açıklık getirecektir.
__________________
O cürmün özrü müşküldür ki kâmilden zuhur eyler.
fakir-i pür taksir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-09, 01:54   #4 (permalink)
Yeni Üye
 
_GÜNEŞ_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 1,477
Thanks: 1,041
Thanked 610 Times in 147 Posts
_GÜNEŞ_ is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Eyvahlar olsun yakalandım

Hocam benim ki de can... Bazen o kadar çok yazı okuyorum ki , çoğunda dikkatliyim ama arada bir böyle fire veriyorum. Uzun yazılar beynimi sulandırmaya başladı.Dikkatim dağılıyor. Diyeceksiniz ki o zaman cevap verme...Güneş bir gaflette bulundu bir sefere mahsus... Bakın yazımı da değiştirmedim
_GÜNEŞ_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-09, 02:11   #5 (permalink)
Yeni Üye
 
fakir-i pür taksir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Bulunduğu yer: Kışın Kocaeli'nin Değirmendere beldesinde, daha çok da Avşa Adasında yaşıyorum
Mesajlar: 988
Thanks: 1,001
Thanked 1,010 Times in 143 Posts
fakir-i pür taksir is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Keşke hepimizin kusurları bu kadar basit olsa!..

Dert ettiğiniz şeye bakın...
__________________
O cürmün özrü müşküldür ki kâmilden zuhur eyler.
fakir-i pür taksir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-09, 02:19   #6 (permalink)
Yeni Üye
 
_GÜNEŞ_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 1,477
Thanks: 1,041
Thanked 610 Times in 147 Posts
_GÜNEŞ_ is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

_GÜNEŞ_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-09, 02:21   #7 (permalink)
Yeni Üye
 
fakir-i pür taksir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Bulunduğu yer: Kışın Kocaeli'nin Değirmendere beldesinde, daha çok da Avşa Adasında yaşıyorum
Mesajlar: 988
Thanks: 1,001
Thanked 1,010 Times in 143 Posts
fakir-i pür taksir is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Nazım ve gül' ü okudunuz mu?
__________________
O cürmün özrü müşküldür ki kâmilden zuhur eyler.
fakir-i pür taksir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-09, 02:25   #8 (permalink)
Yeni Üye
 
_GÜNEŞ_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 1,477
Thanks: 1,041
Thanked 610 Times in 147 Posts
_GÜNEŞ_ is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Malesef okumadım...Mektuplarının bir kısmını, şiirlerinin de bir kaçını okudum ama Nazım ve gül okuduklarımın içinde yoktu.
_GÜNEŞ_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-09, 02:26   #9 (permalink)
Yeni Üye
 
fakir-i pür taksir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Bulunduğu yer: Kışın Kocaeli'nin Değirmendere beldesinde, daha çok da Avşa Adasında yaşıyorum
Mesajlar: 988
Thanks: 1,001
Thanked 1,010 Times in 143 Posts
fakir-i pür taksir is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Bugün foruma verdim. Gül ve Nazım...
Ararsanız bulacaksınız.
__________________
O cürmün özrü müşküldür ki kâmilden zuhur eyler.
fakir-i pür taksir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-09, 02:31   #10 (permalink)
Yeni Üye
 
_GÜNEŞ_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 1,477
Thanks: 1,041
Thanked 610 Times in 147 Posts
_GÜNEŞ_ is on a distinguished road
Standart Cevap: Nazım Hikmet'in Şiir Üzerine Düşünceleri

Kesinlikle okuyacağım. Şu an saat geç olduğu için konulara cevap vermesem daha iyi olur. Olurda gene bir gaflette bulunursam korkusu...Battı balık yan gitmesin kurtarayım, lazım olur.Saygılar hocam.
_GÜNEŞ_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nazım Hikmet'in Fırçasından... redstone78 Türk Ressamlar 5 27-07-11 10:27
Şiir Üzerine Aforizmalar MaSuM _ SiYaH Serbest Yazılar 4 14-07-09 09:55
Nazım Hikmet'in Kendi Sesinden Şiirleri.. Grafikermd Türk Yazarlar ve Şairlerimiz 2 08-03-09 23:20
Şiir üzerine fakir-i pür taksir Fakir-i pür taksir Köşesi 2 24-01-09 14:45
Nazım Hikmet'in Saklı Şiiri.. Grafikermd Türk Yazarlar ve Şairlerimiz 3 02-02-08 17:56

test
WEZ Format +3. Şuan Saat: 12:48.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Resimkalemi Forumu Tüm Lisanslı Haklara Sahiptir