Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi

Geri git   Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi > ŞİİR VE EDEBİYAT > Yazarlar ve Şairlerimiz > Türk Yazarlar ve Şairlerimiz

ResimKalemi.Com Özel Bağlantı Alanı

Merhaba Değerli Sanat Dostları, Resimkalemi Forum sitemizde Karşılaştığınız KIRIK Link Problemlerini Bize iletirmisiniz?
İLETİŞİM için : TIKLAYIN Bu Özverinizden Dolayı Şimdiden Teşekkür Ederiz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 31-01-09, 11:21   #1 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Halk şairlerimiz m-p

Paylaş : FACEBOOKPaylaş : TWİTTERKonuyu Açan : Renklerin Türküsü Bu Konu : 4903 Kez OkunduE-Ticaret Sayısı : ()E-Ticaret Yüzdesi : (%)
Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi Sponsor Alanı
HOSTING SATIN AL
Eklenti Sayısı : [ 0 ]
Cevap Sayısı : [ 9 ]

1

öğretmenim

bütün karanlığın ulu güneşi
her gece gönlüme dol öğretmenim
kim ki çıkmak ister ömür dağına
ancak senden başlar yol öğretmenim.

hep çürüsün sana küfreden diller
kökten kopsun sana taş atan eller
senden küçük güzellikler güzeller
sendeki bir başka hal öğretmenim.

satır satır düşüncemde kanımsın
kanımın içinde başka canımsın
yaradandan sonra küçük tanrımsın
sende hikmet kudret bol öğretmenim

adaletin a harfini sen yazdın
zorluklaları sen öğrettin sen çözdün
hesabı keşfettin atomu ezdin
sana tüm engeller kul öğretmenim.

sen ağlarken ya ben nasıl güleyim
rehbersiz menzili nasıl bulayım
eline gönlüne kurban olayım
işte bir canım var al öğretmenim.

mahzuni sızlanır övgüm az diye
bana neler çektin oku yaz diye
gene yatır dizlerine saz diye
beni ölene dek çal öğretmenim.


2

erzurumlu emrah'a öykünme

kime açtım ise garip halimi
hemen bizim ele gel dedi bana.
gözlerimden döktüm kanlı yaşımı
götür ateş ile sil dedi bana.

dedim nerde bulurdum ben o yari
dedi ki nevsine çal zülfikarı
dedim nerededir adamın körü
bak kendi gözüne, bul dedi bana.

dedim (necef) nere, dedi özümdür
dedim (kabe) nere, dedi gözümdür
dedim senet nedir, dedi sözümdür
yalancı ikrarı bol dedi bana.

dedim cennet nerde, dedi sinemdir
dedim kahraman kim, dedi yanandır
dedim rabbin kimdir, dedi canandır
bildiğin sultanlar kul, dedi bana.

dedim namaz nedir, dedi niyazdır
dedim muhammet kim? dedi bir özdür
dedim sidret nedir, kapalı sözdür
canlı posta namaz, kıl dedi bana.

dedim hayber nedir, nefsin kalesi
dedim matem nedir, sevenin yası
dedim adem kim, dedi harabın hası
ara viranede bul, dedi bana.


3

itiraf

dostlar ben allah'ı inkar etmedim
bu şekilde hayvan kalana çattım
şeriat'ı sevdim, yere yatmadım
gösterişe namaz kılana çattım.

arapça değildir allah'ın dili
allah evi yapmaz allah'ın kulu
camiden geçer mi cennetin yolu
burda cehennemlik olana çattım.

ne sakal ne bıyık dosta yetirir
ne dua ne telkin canlar bitirir
ne muska ne divit hak'ka götürür
ben canlı içinde yalana çattım.

mahzuni'yim daha ötesi var mı
ibrişim elliler çelik büker mi
ben bir canım diyen can yakar mı
böyle bir görünmez plana çattım.


4

olmuyor

benim de canımı allah yarattı
yaradanı inkar etsem olmuyor
hiçbir varlık kendi kendin yaratmaz
yaradanımı unutsam olmuyor

yok sağımış, yok solumuş bilemem
ben kimseye eli bağlı kalamam
dualı, divitli toprak olamam
bilenin hakkını yutsam olmuyor.

mahzuni damlayıdı bir sel ettiler
seli coşa coşa bir göl ettiler
bilmediğim bağda bülbül ettiler
gayrı karga gibi ötsem olmuyor.


5

ağlarım

ben canandan ayrı düştüm ağlarım
derdimi dökerim esen yellere.
viran oldu bahçelerim, bağlarım
başım alıp gidem elden ellere.

cahilin elinden kırılır gurur
dünyanın sitemi üstüme yürür
kime dost dedimse gelir taş vurur
inanasım gelmez sahte kullara

mahzuni şerifim desem sözümü
ancak allah bilir benim özümü
bana çok gördüler garip sazımı
kızdım veda edeceğim tel1ere.


6

bir muhabbet

ey erenler ey bacılar
biz hak'kın kuluyuz bugün
dün gece biraz akıllı
birazcık deliyiz bugün.

gündüzler gitmiş akşama
yıldızları yama yama
hiç kimseden değil ama
biz bizden uluyuz bugün.

eğil dost mahzuni eğil
türap ol da haddini bil
yalnız dört duvar değil
bir anadolu'yuz bugün.


7

ne güzel uymuş

ta ezelden böyle yakışıklıdır
şu dağlara kale ne güzel uymuş
bir ah çekse bin dereyi sel alır
aşıklara çile ne güzel uymuş.

kırmızıya beyaz, karaya sarı
bataklığa sinek, çiçeğe arı
yaz gününe güzü, kışa baharı
kuru toprak sele ne güzel uymuş.

insanlar insana, hayvanlar soya
sular enginlere, selvi ovaya
güzele kalem kaş, çirkine boya
sivri tırnak kele ne güzel uymuş.

arsıza ahlâksız, hırsıza tasa
canbaza enayi, bankaya kasa
mazluma kol-kanat, suçluya ceza
namussuza hile ne güzel uymuş.

dünyada pay olmuş tavşana tazı
arslana çarçakal, kurtlara kuzu
mahzuni'ye derdi, şerife sazı
parmakları tele ne güzel uymuş.


8

intizar

her sabah her sabah, her gün her gece
ağlanır mı gözlerini sevdiğim?
bir fındık içinde bir poyraz yeli
eğlenir mi gözlerini sevdiğim?

ne güzel bir aydır yaz bahar ayı
akıyor gözümden kanların çayı
bir saçın telinde bir ceyhun suyu
eğlenir mi gözlerini sevdiğim?

kalmadı gönlümün takati hâli,
zehrettin ömrümü neyleyim balı
zincirler içinde mahzuni teli
bağlanır mı gözlerini sevdiğim?




9

hacı bektaş veli

gel dinim imanım canım efendim
adı güzel hacı bektaş veli dost.
ben aşkın şarabına vuruldum yandım
adı güzel hacı bektaş veli dost.

bir kıvılcım verdin taptuk emre'ye
hazırlandı yunus canın vermiye
her can lâyık değil seni sevmeye
adı güzel hacı bektaş veli dost.

kurtar bizi sarıların dilinden
münkir olan gitmez senin yolundan
ben usandım şu yobazın elinden
adı güzel hacı bektaş veli dost.

kemter mahzuni'yim bende neyleyim
inliyerek dergahında öleyim
kul eyle kapında kurban olayım
adı güzel hacı bektaş veli dost.


10

düştü

gene bir firkate geldim
gönül kalktı yola düştü.
oy seni seven âşıklar
bunca dilden dile düştü.

yanımda bir nur ışılar
nura gark olur kişiler
cem olunca bektaşiler
laden kıylû kale düştü.

dost mahzuni bağlaşalım
dost deyipte ağlaşalım
her yıl, her yıl buluşalım
şanımıza böyle düştü.


11

özeleştiri

ahmak gönlüm ne gezersin yabanda,
«şu iki cihanı» sen sende ara.
boşa tur dağı'nı gezip dolaşma
«musa'yı çobanı» sen sende ara.

kötü kişi yoktur dünya yüzünde
herkesin merteği kendi gözünde
herkesin yezit'i kendi özünde
«ol şah-ı merdanı» sen sende ara.

bundan sana nedir erenler ermiş
ermiyen dünyada yani ne görmüş
dinle hacı bektaş veli ne demiş
«derdine dermanı» sen sende ara.

mahzuni şerifim hak'ka gel hele
hak'ka gelmiyenler düşer mi yola
damlayınan düşek bir ulu göle
«ummanı», «deryayı» sen sende ara.


12

tavsiye

size derim vücudunu sevenler
evvel ayak olur sonra baş olur
bir cemâlin elbet gülü sümbülü
gözü yapılır da sonra baş olur.

dünya yürümez ki böyle tımarla
evler yapılmaz ki kolay imarla
balık balık ile himar himar'la
insan insan ile arkadaş olur.

dostun sunduğuna dolu der isek
dostun gittiğine yolu der isek
bütün insanlara veli der isek
elbet ali olur bir bektaş olur.

der mahzuni kurtul böyle cinlikten
çok zeminlik çıkar az zeminlikten
vallahi billahi senlik benlikten
korkarım dünyada çok savaş olur.


13

ne güzel

alakarda gelir bahar ayları
selden sele karışması ne güzel
selamdan selama sarı sümbüller
uçtan uca varışıması ne güzel.

ayrı kişi ölü ile diriler
yaşlar gider yollar yarı yarılar
sonbaharda birleşirken sürüler
koyun kuzu karışması ne güzel.

bu günden bellidir efendim yarın
bu günün yüzüdür yarından derin
kadehten kadehe dost aşıkların
mızrapları vuruşması ne güzel.

aşıkları bıraksalar halında
neler gelir geçer onun telinde
mahzuni'nin üçbin beşyüz yılında
sorulupta sorulması ne güzel.


14

softaya sorular

hocam gelmiş bana sualler sorar
bu kürre'yi arzın binası nedir?
bir gelin oturur güneş yüzünde
elinde yüzüğü kınası nedir?

hangi çarmıh tutmuş bizim «isa»yı
bilirsiniz dili yanmış musa'yı
tur dağı'na götürürken «asa»yı
onun konuştuğu «sina»sı nedir?

mevla'm bizi bir hamurdan yoğurmuş
adem olun diye durmuş çağırmış
«meryem», babası yok çocuk doğurmuş
onun babasının anası nedir?

der mahzuni şerif bitsin bu acı
neydi zekeriya nebi'nin tacı
hocamın korktuğu tuğbâ ağacı
tuğbâ'nın döktüğü danesi nedir?


15

medet aramak

ey erenler, ey gaziler sultanı!
bizim demimize girenden medet.
akıp giden böyle bir ırmak gördüm
ırmağa bu hızı verenden medet.

ah ile vah ile «kırklar»a varıp
yüzüğün sırrını danışıp sorup
fazlı'nın borcuna emanet durup
terazi gözüne girenden medet.

inan ki sultanım değil ırak'ta
ikilik olamaz böyle bir farkta
arş yüzüne gidip kelam-ı hak'ta
muhammet'e yüzük verenden medet.

der mahzuni şerif hu deyi deyi
mudukap eylemiş ulu «kabe»yi
horasan'dan alıp yetim yavruyu
kıraç berçenek'e sürenden medet.


16

alinin sırrı

efendim bu hanım bu kerameti
biri hancıdadır, biri yoldadır
kolay kolay ağız tadı olmaz ki
biri ağızdadır biri baldadır

bir güzel açmıştır kamilin gülü
nerede ötmüşüştür onun bülbülü
cenabı âli'nin iki mendili
biri allah'tadır biri kuldadır.

geldi gitti âşıklara bu arı
kudreti ali'nin sırrı serdarı
leylâ'yla mecnun'un böyle duvarı
biri siper olmuş biri duldadır.

hikmet vardır bu geceki kusurda
hikmet yoktur şam şehrinde mısır'da
sanıyorum yirmi iki asırda
biri mahzuni'de biri kuldadır.


17

yolcu

belki gelmezsin bu ile
yolcu güle, yolcu güle
sakın ha düşmeden dile
yolcu güle, yolcu güle

veren alacaktır canı
toprakta kalırdın hanı
sakın ha unutma beni
yolcu güle, yolcu güle.

usanmadın mı gezmeden
böyle okuyup yazmadan
sakın gülleri üzmeden
yolcu güle, yolcu güle.

mahzuni'yim yoldan kalma
arayıp belanı bulma
sakın sözüme darılma
yolcu güle, yolcu güle.


18

elveda

anlaşıldı meyhaneci
elveda oy oy elveda
benden başka kimse yoktur
elveda oy oy elveda.

içtiğim iftira benim
ciğerlerim yara benim
herkes gitmiş sıra benim
elveda oy oy elveda.

son kadehim son yudum
üç sabah burda uyudum
yoktur hayattan umudum
elveda oy oy elveda.

al şu sazı sende kalsın
param yoktur helâl olsun
telleri mahzuni çalsın
elveda oy oy elveda.


19

sıla efkârı

ala kar mı yağdı gamlı başına?
erciyes dağları kolay erir mi?
ben gidince dost girer mi düşüne?
kendini görmeyen hak'kı görür mü?

yüksekten yükseğe erler nidası
leyla'ların mecnun olur fedası
her hasan'ın elbet vardır cûdası
insan sevdiğine avu verir mi?

kayadan kayaya sararan sümbül
sümbülün derdinden bilir ehli dil
yapraktan yaprağa kovulan bülbül
bin çiçekli bal olsa da durur mu?

boşuna mahzuni yalvarıp yakar
gözlerinin yaşı içine akar
değ mümine münkir nereden çıkar
çağrılmayan yere insan varır mı?


20

londra geceleri

sanki ömrüm bir bilmece
bitmez tükenmez geceler.
uzun ince yollar gibi
bitmez tükenmez geceler.

yağmur yağar hışım hışım
aman ne belâlı başım
ne hayalim ne de düşüm
bitmez tükenmez geceler.

bir evim, bir eşiğim yok
bir lamba bir ışığım yok
yorganım yok döşeğim yok
bitmez tükenmez geceler.

bir kar yağar bir de yağmur
geldi geçti bunca ömür
mahzuni'nin ömrü demir
bitmez tükenmez geceler.


21

almanya'ya sitem

onun burda taşı toprağı vardı
alamanya gardaşımı geri ver.
düz ovası, yeşil yaprağı vardı
alamanya gardaşımı geri ver.

toprağında vardı kara sabanı
gönderin amcamı verin babamı
bağrıma basarım yırtık abamı
alamanya gardaşımı geri ver.

anadolu mahzuni'nin anası
fabrikası, değirmeni binası
yeter artık bizden beter yanası
alamanya gardaşımı geri ver.

bizi böyle eden beyler utansın
haksız padişahın makamı yansın
pirenin emdiği devler uyansın
alamanya gardaşımı geri ver.

dön mehmet, dön ahmet dön...
ayşe dön, fatma dön, emmi dön,
dön anadolu'ya...


22

amerika'ya tepki

bütün insanlık adına
amerika katil katil!...
kanun yapar kendi teper
amerika katil katil!..

vietnam'ın suçu nedir?
hür yaşamak ayıp mıdır?
atom patlat ister kudur?
amerika katil katil!...

türk milleti türk milleti!
nerden gelmiş elin iti?
bu gidişin sonu kötü!
amerika katil katil!..

birgün gramlar bir olur
kilodan hakkını alır
zalim olan bela bulur!
amerika katil katil!..

mahzuni şerif uyuma
gün geldi çattı akşama
bizden selam vietnam'a!
amerika katil katil!..


23

milli arzu

edirne'den kars'a efendim
bu memleket takım takım bizim be...
bizi bölemezsin behey serseri
toprak gibi büküm büküm bizim be...

bizdeki yürekler başka yürekler
günümüz dayanır tuzlu çörekler
senin sofrandaki ballar börekler
ömür boyu zehir zıkkım bizim be...

kara sapan, kuru tezek, kel çarık
toprak tezek, toprak susuz, çok yarık
biz senin gözünde güya barbarık
hayat denen şeyden bıktık bizim be...

edirne'den kars'a bir yol uzanır
dumanlı dumanlı oy bizim eller...
yeşil ormanları bulut kazanır
dumanlı dumanlı oy bizim eller...


24

ilk plak

işte geldim, gidiyorum
elveda dostlar elveda!
bilmem kime ne diyorum
elveda dostlar elveda!

koyun postundaki kurtlar
söylemekle bitmez dertler
böyle işgal olmuş yurtlar
elveda dostlar elveda!

dost yoluna kurban canım
ne vezirim ne sultanım
beni bekler çevre yanım
elveda dostlar elveda!

mahzuni'yim gide gide
dost lokmasın yuda yuda
ne hocayım ne de dede
elveda canlar elveda!


25

bir ayrılış

bu ayrılık zaten bitmez
inan yolcuyum erenler.
hak cemâli gözden gitmez
inan yolcuyum erenler.

biz inanmak asıl soya
yaşamışız doya doya
bu köy değil başka köye
inan yolcuyum erenler.

bizim yollar gitmez eğri
biz olmayız başka sayrı
bizim yollar hak'ka doğru
inan yolcuyum erenler.

gönlümde vardır yeriniz
nedir yani neferiniz
dost mahzuni eseriniz
inan yolcuyum erenler.


26

ihsan aktaş'a

ihsan baba hacıköy'e gidersen
n'olur beni soranlara selam et.
tuz ekmek yediğim bütün dostlara
hizmetimi görenlere selam et.

geçti benim ömrüm yamadır yama
benim sabahlarım benzer akşama
yolun uğrar ise eğer çorum'a
düğün kivre'lerime selam et.

hacıköy dağları gülleri acı,
içimden gitmiyor bir ince sancı
hizmetin gördüğüm habibe bacı
bize divan duranlara selâm et.

bu kadar gösterdim ben bu çabayı
güzel sevdim çünkü «ali-aba»yı
sakın ha unutma «tellâl baba»yı
bize karşı duranlara selâm et.

bizim çeşme aktı aktı kurudu
felek bana ordusuynan yürüdü
kara beniz tilki hoca varıdı
hatırımı kıranlara selâm et.

mahzuni şerifim kolay gülemem
gülemem nedendir onu bilemem
belki mukadderdir daha gelemem
yani bizi soranlara selâm et.


27

gümüşhacıköyü

ayrılık zuhretti gene sultanım
var git gayri zaman neler getirir.
bir sürüye zeval düşmeyiversin
belalar kuzuyu meler getirir.

selâm söyle gümüşhacıköy'üne
kölesine, ağasına, beyine
karlı dağlar düzün mor eteğine
şubat aylarını siler getirir.

kimse bilmez şu ormanın kurdunu
kara kartal yüksek oyar yurdunu
mahzuni şerifin gönül derdini
ağlayı ağlayı güler getirir.


28

osmanlı ve türkler

bin yıllık bir hasta inler şurada
ne doktor bulunur, ne çıban biter
dört mevsim boş geçer bu güzel kırda
ne çiçek ekilir, ne fidan biter.

vicdan adaleti kurulmadıkça
haksız, hak yolunda görülmedikçe
mebus köylü gibi yorulmadıkça
ne adalet bakar ne vicdan biter

marangoz çalışır, kapısı yoktur
berberin sakalı herkesten çoktur
çalışan aç gezer soyanlar toktur
ne adavet kalkar ne düzen biter.

size derim size duyun insanlar!
insanı asıpta zevkeden canlar...
dört yanımdan hücum etti hayvanlar
ne mahzuni korkar ne sözü biter.


29

vergi kaçıranlara

mısır satıyordun iki yıl evvel
gardaş defineyi nereden buldun?
baktım defterine vergi ne gezer
gardaş defineyi nereden buldun?

haber verse idin müzemiz vardı
kumandan, kaymakam kazamız vardı
yoksa muhtarımız azamız vardı
gardaş defineyi nereden buldun?

okuma görmedin kırk sene yattın
bir ekmeğe kırk yıl taklalar attın
eroin mi sattın, esrar mı sattın
gardaş defineyi nereden buldun?

seni de beni de gören allah'tır
alın teri bütün terlere şahtır
devlet parasını çalmak günahtır
gardaş defineyi nereden buldun?

mahzuni şerife inanmaz mısın
ben yanarım daim sen yanmaz mısın
insanım demeye utanmaz mısın
gardaş defineyi nereden buldun?


30

mapus sonrası

kolay değil şu dünyanın âlemi
kuru lafla sürülmez ki süreyim.
tutupta nefsime idam kararı
vicdan vardır verilmez ki vereyim.

içime akıyor gözümün yaşı
ne kadar zor olur ahbabın taşı
erciyes dağı'nda uçan bir kuşu
kör gözünen vurulmaz ki vurayım.

kalmadı dizimin gayrı dermanı
ekin ektim yapamadım harmanı
suçum yokken beyler vermiş fermanı
dost mahzuni verilmez ki vereyim.


31

kızılırmak

yürü bire kızılırmak
bu akışın nere böyle?
buna can dayanır mı
çok yıkılır dere böyle?

şubat gelince çağlarsın
niye yolcuyu bağlarsın
dertli misin çok ağlarsın
kaderin mi kara böyle?

bunca yiğitleri nettin
kıvrılarak aktın gittin
yüzbeş asır hizmet ettin
bizim ağalara böyle?

kızılırmak deniz dibin
ya kimdir senin sahibin
sanki rengin gibi, rengin gibi
niye rengin kara böyle?

mahzuni hak'kı bulası
dönüp saçını yolası
birleşip baraj olası
bizi sürme nere böyle?


32

dile kolaydır

akılsız diyerek dost beni taşlar
artık adam olmak dile kolaydır.
ne bilsin belayı belasız başlar
el davulu çalmak dile kolaydır.

kim istemez nazlı yari sarmayı
kim istemez her gün bayram görmeyi
çocuk bile bilir akıl vermeyi
hak'ka secde kılmak dile kolaydır.

evim yok barkım yok sermaye sıfır
vücudum müslüman kaderim kafir
sağımdan solumdan yağıyor küfür
gayri rahat bulmak dile kolaydır.

ömrüm oruç geçti bayram görmedim
mevla'm ayak vermiş bir gün gitmedim
çok ham yetiştirdim kendim yetmedim
kayadan su almak dile kolaydır.

mahzuni şerifim zordur bu dünya
düşünce görülür hanyayla konya
ne ingiliz koydum ne de almanya
gayri insan kalmak dile kolaydır.


33

kıbrıs'ta bir şehit

hele bakın şu yiğidin göğsüne
zalımdan bir kurşun yemiş geliyor.
«albayrak» tabutuna sarılmış
bu toprak benimdir demiş geliyor.

kundakta yavrular diri yakılmış
çoluk çocuk hendeklere dökülmüş
gebe kadınlara süngü sokulmuş
kıbrıs'ı bir duman almış geliyor.

bir papazın seri, dünyayı sardı
akdeniz'i kana, yaktı kavurdu
kurtaran yok mu, şu yavru yurdu
bir mustafa kemâl doğmuş gelir.

ne güzel yakışmış bayrağın rengi
bir vatan uğruna eylemiş cengi
var mı ulan dünyada mehmet'in dengi
mahzuni soyunu övmüş geliyor.


34

1974 kıbrıs savaşı

duracak zaman değildir
yürüyen zalim üstüne
ölen ölsün kalan yeter
yürüyün kıbrıs üstüne.

gemimiz derine dalsın
uçağımız ıslık çalsın
türk ulusu öcün alsın
yürüyün zalim üstüne.

hasan- tahsin, yavuz-adem
bu uğurda öldü dedem
düşmandan kaçanı nidem
yürüyün düşman üstüne.

mahzuni dertürk milleti
kim oluyor rum'un iti
son bulsun savaş illeti
yürüyün zalim üstüne.


35

güllere sitem

doğar doğmaz bu dünyanın çamuru
niye gördün kör olası gözlerim
doluya çevrilmiş bahar yağmuru
niye baktın kör olası gözlerim?

katil kulaklarım yardımcı sana
bakarsın güzelden kötüden yana
arslanın elinde kalmış ceylana
niye baktın kör olası gözlerim?

şu yıldızdır, şu güneştir der iken
çok çekerim bende bu göz varıken
bir balina bir ton balık yeriken
niye gördün kör olası gözlerim?

mahzuni dünyaya doysam olmuyor
yalanı doğruya koysam olmuyor
seni ellerimnen oysam olmuyor
niye baktın kör olası gözlerim?


36

durmuş'a mektup

durmuş bizim köyden haber sorsan
harman kalktı, bulgurları serildi.
onyedi yıl evvel ölen haceli
*Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*enbir yaşında geri dirildi.

kömüş hasan ineğini satıyor
kasım harmanında düğün tutuyor
cin mehmet yatağa düştü yatıyor
bir acayip kulakları gerildi.

götürdüler ibiklerin tulay'ı
kel muhtara sövdüğünden dolayı
kır bekir bilmeden atmış kalayı
çok ayıp yerinden serum verildi.

üç it tuttu yahya'ların hasan'ı
toz ediyor o geceye basanı
bizim yusuf değiştirmiş lisanı
laf ederken kırım kırım kırıldı.

mahzuni bu kadar işte durmuş'um
selam verip hatırını sormuşum
gece olmuş geç farkına varmışım
sığır geldi sıpaları derildi.


37

yaradan doğru getire

geldi geçti elli sene
yaradan doğru getire.
bir milletin hepisine
yaradan doğru getire.

boş petekler doldu arı
bal yaparlar zarı zarı
sıvayalım paçaları
yaradan doğru getire.

zaman deryaları yudar
ömür ağacını budar
edirne'den kars'a kadar
yaradan doğru getire.

ürkek yürek dağlanmasın
böyle derman sağlanmasın
gene kolun bağlanmasın
yaradan doğru getire.

konu komşu çıkar aya
yıldızınan bakar aya
bütün fakir fukaraya
yaradan doğru getire.


38

diyarbakır geceleri

bir geceye benzemiyor
diyarbakır geceleri
bulutları süzemiyor
diyarbakır geceleri.

diyarbakır ovaları
inliyor zarı zarı
doğunun bahtsız diyarı
diyarbakır geceleri.

mahzuni'yim ne diyorum
canı dosta adıyorum
işte geldim gidiyorum
diyarbakır geceleri.


39

düzene tepki

gene it dilinden çaldı makamlar
çok ayılar göbek attı hırsınan.
çayırın harmanı çıktı bakalım
uyuz beygir şaha kalktı tırsınan.

kolay çıkmaz bu tahtanın cilası
temeli bulaşık oldu olası
bizim başımızın böyle belası
özel gelmiş mektebinen kursunan.

gizli pazarlığın yahşi rızası
ne bir tesadüftür ne iş kazası
çok yamandır doğru sözün cezası
tepem ezer tırpanınan örsünen.

mahzuni şerifim necidir neci
yaktı sinemizi hac'oğlu hacı
züğürt ah der fakat zenginin *Sansür**Sansür**Sansür*i
avrupa'ya gider gelir forsunan.


40

erenler

geçti mecnun, leyla çöllerde kaldı
bu her neyse bitti erenler.
dün için gelenler yollarda kaldı
nasıl geldi ise gitti erenler.

yunus'lar bu günü anlatıp geldi
pir sultan bu günü başıyla yazdı
'yeysel' daha dünden bu günü sezdi
bu gün yarın için battı erenler.

hak değil insana bir hanedanlık
korkutmasın bizi perilik cinlik
utanmaya değer şu senlik benlik
artık canımıza yetti erenler.

yemyeşil edelim şu bizim bağı
isterse boş kafa, versin göz dağı
unutma çağımız uranyum çağı
o nuh'un gemisi battı erenler.

çalma düdüğünü hiç oğlu hiçin
insan sevmeyeni sevelim niçin
mahzuni şerifim yarınlar için
yarına bak bugün bitti erenler.


41

bir kurultayda

tarih bin dokuz yüz doksan yılında
korkusuz, rüyasız dünya dilerim
dostluk bir elinde bayram kolunda
döğüşsüz kavgasız dünya dilerim.

uluslar kalkmalı derin uykudan
içilmeli birlik denen bir sudan
alevler yer olsun tüfekler fidan
sınırsız davasız dünya dilerim.

azınlık çoğunluk nereden çıktı
insan bir tek iken bunlar hiç yoktu
tarihi, senlikler benlikler yıktı
fitneye vefasız dünya dilerim

bütün insanlığın çabası insan
kültürlüsü insan, kabası insan
bebek insan doğar babası insan
insana hatasız dünya dilerim.

der mahzuni insanlıktır gerisi
okyanus ötesi yahut berisi
tüm yıkılsın kötülüğün serisi
doğruya cezasız dünya dilerim.


42

kim neye güvenir

haydar'ı kerrar'ı sevmeyen adem
yüzbin hac eylese boşa güvenir.
ehli-beyte gönül vermeyen adem
ne yazık ki dört duvar taşa güvenir.

sofular duaya, soysuzlar sere
pirler mürşitlere, talipler pir'e
sadıklar arife, ahmaklar köre
aşıklar gözünde yaşa güvenir.

evliyası bitmez anadolu'nun
derdi mi tükenir derviş yolunun
kırar kanadmı hak'kın kulunun
cahil cennetteki kuşa güvenir.

gerçekler gerçeği gerçekçe över
pişman binamazlar bağrını döver
dünyada ademin kuluna söver
ahrette mübarek naşa güvenir.

der mahzuni şerif, gördüğüm yurtlar
gezip dolaştığım ovalar sırtlar
yaz gününde kuzu koymayan kurtlar
gizlenirim diye kışa güvenir.


43

ararlar beni

ne dedimse halka hiç yaramadı
ben gittikten sonra ararlar beni...
boşa cahillerin gözü karardı
kuru çene ile yorarlar beni...

duman eksik olmaz her yüce dağda
bülbül eksik olmaz her yeşil bağda
atomun patlayıp bittiği çağda
onun ötesinde sorarlar beni...

ebedi değildir şu yüce dağlar
ebedi değildir şu yeşil bağlar
öz gardaşım ama bizim softalar
mezarımda bile kırarlar beni...

mahzuni şerifim gayri gam yemem
ondan ötesini kimseye demem
ufak vücuduma kefen istemem
varsa insanlıkla sararlar beni...


44

hz. ali gerçeği

ey harici! bilemezsin sen ali'nin sırrını
oku rahledeki enam-ı inan mümteha yazar
dünü günü figân etsem yetmez «ulu abaya»
çünkü benim gönlümde şehit şüheda yazar.

haymegâhı hüseyin'i utanmadan bastınız
evladı ali'ye acımayıp yavrusunu kestiniz
hangi rüzgarda bu adet böyle cahil estiniz
gelin görün gönlümüze böyle bir saba yazar

der mahzuni inan der imanı irfanımda
gücenme yok ey selam inan merhaba yazar
«seçerim horosan» ile «müneccimim berhuda»
ne yazarsa cüzdanımda inan «murtaza» yazar.

şah hüseyin mazlumların şahısın
gönüllerin hünkânsın güzellerin manisin
kerbelâ'ya düşenlerin ezeli ervahısın
merdan ali yadigar evliyasın dost hüseyin.

mustafa'nın gözü şuru fatıma'nın canları
ey kanlar içinde uyuyan ulular sultanları


45

aliyle pazarlık

muhabbet edelim ali seninle
iki cihan senin olsun sen benim.
hayrını gör din ile imanın
hatmi kur'an senin olsun sen benim.

gül yüzlü sevdiğim düştüm peşine
merhamet et ne olur didem yaşına
yandım mah yüzüne hilâl kaşına
huri, gılman senin olsun sen benim.

her sensin diyene eyleme minnet
başına çalınsın gül yüzlü cennet
dostluk pazarında olma muhannet
cümle canım senin olsun sen benim.

mahzuni şerifim ereyim dursun
senin aşkın beni yaksın kavursun
hasılı bildiğim «merdan-ali'sin»
iki cihan senin olsun sen benim.



46

ya ali

bağladım sıtkımı ulu divana
gel benim efendim şahım ya ali.
gün begün fırağım kâr eder cana
hazin hazin ahu vahım ya ali.

ayağın tozuna yüzümü sürsem
aşıkı mesteden cemâlin görsem
nusettim katrenden sersemin sersem
mürüvvet kıl secdegâhım ya ali.

«şah-ı vilayet»sin gümanım mı var
şadolup gülecek zamanın mı var
senden özge dinim imanım mı var
hacet kıblem azmü-rahım ya ali.

hazretine eren canlar öğünsün
gelen giden doğup batan hep sensin
zülfükâr dokunmuş beden sevinsin
şifasına ben agahım ya ali.

vaizin dilinde küfürdür adın
tahammül etmekte nedir muradın
ya niçin tevella teberya dedin
sultanım pişti-penahım ya ali.

üç huruf içinde gizledin adın
bai-bismillah'i yazdın öğrendin
zülfükâr bağlayıp düldüle bindin
şahadetim ilallahım ya ali.

mahzuni kuluna bir nazar eyle
hükmü firavun'a bakta ar eyle
dilimi kes gözlerimi kör eyle
medet senden padişahım ya ali.


47

bilmedim

boşuna geçirdim bunca ömrümü
yalan dünya bomboşumuş bilmedim
felek denen yalan aldı önümü
kara sevda bir hoşumuş bilmedim.

dar günümde eşim dostum çekildi
mihrican değdi de gülüm döküldü
nice umut ettim hepsi yıkıldı
bülbüllerim baykuş imiş bilmedim.

itimadım yoktur gayri dünyada
gizli sırlarımı demem ben yada
koskoca dünyada ufacık oda
kul mahzuni sarhoşumuş bilmedim.


48

espri

bir gerçek yalanım vardır erenler
deve karıncaya binmiş geziyor
özüyle işiyle kirli kişiler
halkın önünde yunmuş geziyor.

bilenler bir gömlek biçsinler bana
acep kim benzermiş zalim mervan'a
yiğitçe çıkmıştı halkın uğruna
mahzuni hak ile yanmış geziyor.


49

felek

geçti felek geçti gayri zamanım
gidiyorum kara gözlüm ağlama
gök yüzünde kayıp oldu dumanım
savruldu pazara külüm kalmadı.

erenler konardı erler göçerdi
mevla'nın aşkına damla içerdi
güzeller toplanır ekin biçerdi
harman savuracak yelim kalmadı.

mahzuni şerifim ah bire günler
kırılmış sazımız telleri inler
altı top perçemli güzel gelinler
düğünler tutacak halım kalmadı.


50

yakışmaz

sana böyle melül durmak yakışmaz
nerde senin yiğitlerin dağlarım?
işte bundan çiğdemlerin kokuşmaz
nerde senin yiğitlerin dağlarım?

güneş olan güneş yüksekten inmez
bulutun sözüne toprak gücenmez
ey mahzuni bizim yiğit tükenmez
nerde senin yiğitlerin dağlarım?


51

yurt sevgisi

benim anadolu'lum en güzel yurdum
ey benim fakirim en yaman derdim
haksızı sevmeyen ey güzel merdim
vatanı düşün, vatanı düşün gel.

zalıma gaddara elin uzatıp
bunca haksızların hakkın gözetip
elli milyon yetim hakkı satıp
yutanı düşün, yutanı düşün gel.

bu nasıl bir düzen bu nasıl emel
bu nasıl bir plan bu nasıl temel
bizim rehberimiz «mustafa kemâl»
atamı düşün, atamı düşün gel.

onlar beğenmiyor senin yapını
dar gününde çalan yoktur kapını
kendi kardeşinin idam ipini
tutanı düşün, tutanı düşün gel.

bu yollar barajlar halkın emeği
halk pişirdi onlar yedi yemeği
kitapları satıp doğru demeyi
yakanı düşün, yakanı düşün gel.

mahzuni ağlamak koydun yayıma
niye borcum avrupa'lı dayıma
getirip keyfini kendi payıma
katanı düşün, katanı düşün.


52

yürü

yürü bre yürü inkâr ovası
düzlerine çadır kurulur bir gün.
sivri sivri giden kara höyükler
içi deşilir de yarılır bir gün.

buluttan gelmedi bektaş'i veli
dünyada öğretti erkanı yolu
değil midir yoksa ali'nin oğlu
al'oğlu olduğu görülür bir gün.

mahzuni şerifim sözün tamamı
bundadır çekerim gasavet gamı
kara düşüncenin san imamı
nerden geldiğin de görülür bir gün.


53

secere

gülüm katreyi zeynel'den
bir katre olmaya geldim.
akıp akıp çaylarınan
ummanı bulmaya geldim.

öyle ummana karışıp
nice dalgaynan yarışıp
kamilce durup duruşup
derine dalmıya geldim.

şöyle duram derinlerde
görünmüyen görünlerde
çıkıp yüksek serinlerde
bir yağmur olmaya geldim.

yağmur olup yere düşsem
nice ceylanınan koşsam
canlanıp hak'ka uluşsam
gülünen gülmüye geldim.

bir bağuban görse beni
ölçüsüne vursa beni
birem birem yolsa beni
kendimi yolmaya geldim.

mahzuni'yim bu iş tamam
beni yaktı işte canan
ben gerçek kıble'ye inan
bir namaz kılmaya geldim.


54

taliplere uyarı

dört kapı kırk makam haktır diyenler
kırkından birine girsin görelim.
hak'tan gayrı nesne yoktur diyenler
hak yolunda başın versin görelim.

şu yüce dağlarda ışık ışılar
ışığın huzmesi bağrımı deler
nuh'un gemisi bilen kişiler
yüzdüğü deryaya girsin görelim.

maşukundan aşıkının yazması
cahile kolaydır yoldan azması
kendini bilmiyen küfe bozması
hüseyn'e can baş versin görelim.

bana adam etme hiç oğlu hiçi
maşukuna ayan aşıkın içi
hak ka kurban diye kesersin başı
hak yolunda başın dursun görelim.

ben kamil isterim fezada uçsun
ben arif isterim ikiye seçsin
ben aşık isterim serinden geçsin
yaptığına divan dursun görelim.

kamilin sözünden arifler anlar
canandan ayrılmaz canoğlu canlar
şah-merdan'a gücüm yeter diyenler
mahzuni şerifi vursun görelim.

nakarat:
özünde iblis'i vursun görelim.


55

öğüt

sana diyeceğim var eren yolcu
çürük köprülerden geçme ha geçme.
mertlere haramdır namerdin suyu
derde derman olsa içme ha içme.

insan dükkân düdükkân şehre misaldir
kemâlet ehlinin keremi boldur
senden sana gitmek bir uzun yoldur
kendini bilmeden göçme ha göçme.

mürşit olmayınca müşkül çözülmez
dibi görülmeyen gölde yüzülmez
hak'kın pazarında iki gezilmez
aman beni senden seçme ha seçme.

mahzuni şerife bir gün elveda
verdiğini alır cenab-ı hûda
hey yolcu ektiğin kalır dünyada
mevsimi dolmadan biçme ha biçme.


56

öze dönüş

bir doktora gittim yaram sarmağa
sen kendi yâreni sar dedi bana.
bir mürşide gittim adam olmağa
senin adam olman zor dedi bana.

birgün pire vardım adamım deyi
pir öğretti bana şehiri köyü
anasız doğurttum ulu bebeği
öyleyse gözlerin kör dedi bana.

her çiçekten almışıdış rengimi
yıllardır sorarım bulmam dengimi
birgün aramıya çıktım kendimi
gidip mahzuni'den sor dedi bana.


57

intizar ve sevda

ben de bir insanım senin gibiyim
ne kaçarsın benden dön geri geri
ben öldükten sonra şefaat etme
gelme mezarıma çık geri geri.

fadime anaya ali yakışır
bu ilde ali'ye veli yakışır
güzellere bülbül dili yakışır
gel benim bahçemde öt bari bari.

mahzuni şerifim ismi ezeldir
her ezel yaprağın sonu gazeldir
gün olur sevdiğim zarar güzeldir
hatır için olsun sat kâri kâri.


58

aşık veysel'e

ahrette selamım olsun veysel'e
neden sadık yarin kara topraktır?
yiyen yedi konan göçtü dünyadan
neden sadık yarin kara topraktır?

toprağın üstünde ağalar gezer
onlar ekip biçer bağrımı ezer
başına çalınsın bir karış mezar
neden sadık yarin kara topraktır?

toprağı olanlar toprağa söver
toprağı olmayan bağrını döver
babamın toprağı var ondan över
neden sadık, yarin kara topraktır?

toprağın sırrını fakirden sormam
öyle boş boşuna kafamı yormam
denizde ölürüm toprağa girmem
neden sadık yarin kara topraktır?

ben dünyadan doya doya giderim
tarihten sızarak soya giderim
kafam kızar ise aya giderim
neden sadık yarin kara topraktır?

sorun ki insanlar neye taptılar
başlan kesipte ayak öptüler
gözünü yediler heykel yaptılar
neden sadık yarin kara topraktır?

bir toprak olunca dağıt çok olur
«atatürk» ölünce ağıt çok olur
akılsız kafaya öğüt çok olur
neden sadık yarin kara topraktır?

koyun vermiş, kuzu vermiş, ot vermiş
fakirin hakkını neden kıt vermiş
fakirler ot yutmuş, beyler et yemiş
neden sadık yarin kara topraktır?

hakaret değildir sana muradım
yıllar yılı veysel'imi aradım
benim sadık yarim anam avradım
neden sadık yarin kara topraktır?

topraktan yapılır kılıçla kama
toprağın güneşi benzer akşama
mahzuni, veysel'in yavrusu ama
neden sadık yârin kara topraktır?


59

gardaş

iki gardaş gördüm dost pazarında
bilmem elendi mi gardaş olurken.
hey erenler gardaş kolay bulunmaz
gardaş bilindi mi gardaş olurken.

gardaş güneş olur gardaş bir aydır
gardaşın okunda gardaş bir yaydır
bu bir meseledir gardaşa paydır
göğüs delindi mi gardaş olurken.

mahzuni şerifim gardaş değildir
özü sözü vardır yoldaş değildir
özü çürük kaya bir taş değildir
hak'ta elendi mi gardaş olurken.


60

yalnız berçenek

süleyman bey yaptı ama
yalnız berçenek değil
koca türkiye'min yolu
yalnız berçenek değil.

bütün bağlar bağsız nesiz
gece gündüzü uykusuz
bütün köyler yolsuz susuz
yalnız berçenek değil.

bir gün gittim almanya'ya
hiç kimse görmedim yaya
yürüyelim doya doya
yalnız berçenek değil.

süleyman bey süleyman bey
ağrı'da köy, burdaki köy
gel bu fikri böylece yay
yalnız berçenek değil.

mahzuni değildir nacak
balta değildir kesecek
bu rüzgâr tatlı esecek
yalnız berçenek değil.


61

12 eylül sonrası

bir zaman at oynatan ağalar
dizginiynen nalıyınan kayboldu
viskiden sulanan o yeşil bağlar
yaprağıynan dalıyınan kayboldu.

çiftliğinde döner idi kahyalar
burnumuza gelmez oldu reyhanlar
suntalar kıralı yeğen yahya'lar
servetiynen malıyınan kayboldu.

bir «hoca» varıdı tesbih çekerdi
yalan koymaz yer yüzüne dökerdi
gizli şarap içer haramdır derdi
yalanıynan falıyınan kayboldu.

bölmek için gürler dururdu sesi
vatanı neresi memleket nesi
kurt beslerdi bizim köyün fitnesi
köpeğiynen yalıynan kayboldu.

mahzuni şerifim sonu bu muydu
tarih baba neler yıkadı yudu
olanaksız nice günler umudu
bir bilemez diliyinen kayboldu.


62

poz içinde poz

gönül nerden aldın sen böyle çalımı
haberin yok poz içinde pozun var.
kimin olur kötü sözün gelimi
ne habersiz ayrı ayrı izin var.

cahiller kamilin sözünden bilmez
çürük papuç ile şam'a gidilmez
koyun sürüsünde hınzır güdülmez
bu hâl ile poz içinde pozun var.

bir damlan bulunmaz denizim dersin
hayâl kaplarından çok pilav yersin
böyle gitme gönül derde girersin
ne acayip türlü türlü nazın var.

neler açtın mahzuni'nin başına
karışılmaz oldu neden işine
gönül kimse bakmaz gözün yaşına
anladım ki göz dibinde gözün var.


63

eyvah gönül

yaktın, yıktın beni böyle
aman gönül eyvah gönül.
kerametin neydi söyle
aman gönül eyvah gönül.

felç olmuştan diz istersin
kör olmuştan göz istersin
kudurdun mu yoksa gönül
şubatta karpuz istersin.

bilmem ki neye taparsın
hem taparsın hem saparsın
dost edersin düşmanları
dostu da düşman edersin.

nettin nettin mahzuni'yi
taşa tuttun mahzuni'yi
harap ettin mahzuni'yi
aman gönül eyvah gönül.


64

fermanım mı var

ben de şu dünyanın nesini sevem
orada savrulan harmanım mı var.
çıkıp seyran edem hangi yaylayı
ha deyip kalkacak dermanım mı var.

anlanmaz da garip gönlüm anlanmaz
mazlum öldürünce yiğit şanlanmaz
ağardı saçlarım sözüm dinlenmez
benim padişahtan fermanım mı var.

pare pare etti hekim yaramı
şaşırdım dünyamı ak mı kara mı
der mahzuni neyim alacak haramı
benim soyucak kervanım mı var.


65

sultan süleyman

sultan süleyman da olsa
bir gün ölür demedim mi
yerdeki karınca bile
hak'kı bilir demedim mi.

bilmeyenler ana bacı
şeytandan giydiler tacı
haklı hasan'ın ilacı
hak'tan gelir demedim mi.

der mahzuni dünya cimdir
işi gücü indir bindir
en sonunda yağlı kendir
beni bulur demedim mi.


66

bir daha

sana derim sana ey benim aklım
sakın ha başıma gelme bir daha.
şu dünyaya sarhoş olan yararmış
ayık ol, kendini bilme bir daha.

acı poyraz gibi dağlardan esme
kendini görüpte bilmeden küsme
zalim toprağına ayağın basma
bir yaprak kopsa da alma bir daha.

çekemedim şu feleğin nazını
kış ayında seyreyledim yazımı
hey ellerim bırak yanık sazımı
mahzuni korkarsan çalma bir daha.




67

vah vah

selam saldım rüzgar ile
yare vardım vah, vah vah...
ömür bitti yollar gider
yollar durmaz vah vah, vah vah...

dağlar bulut çöller susuz
gecelerim tüm uykusuz
ne haldeyim a kaygusuz
halim sormaz vah vah, vah vah...

sümbüldüm sarardım soldum
yaprağı dökülmüş oldum
şimdi uzaklarda kaldım
gözüm görmez vah vah, vah vah...

mahzuni'yim soldum bittim
bindiğim dalı inciştim
işte geldim işte gittim
aklım ermez vah vah, vah vah...


68

nerdesın

gene gam bürüdü garip gönlümü
neredesin kumru dilim nerdesin...
ah ile geçirdim bunca günümü
yüce dağlar hep mi bana perdesin...

sevdalı başımı ezdirdin durdun
beni benden bile bezdirdin durdun
başı boş dağlarda gezdirdin durdun
merhametsiz sen de içerlerdesin...

yüreğim denizli gözlerim selli
kaderim yavaşlı ıstırap yelli
ne pazarım belli ne kârım belli
mahzuni şerifim ara yerdesin...


69

divane gönlüm

bir gönüle benzemiyor
şu benim divane gönlüm
bulutları ezemiyor
şu benim divane gönlüm.

saraylarda hırsız ister
insanları arsız ister
kar içinde karpuz ister
şu benim divane gönlüm.

mahzuni'yim ne diyorum
canı dosta adıyorum
işte geldim gidiyorum
şu benim divane gönlüm.


70

güzel şey

gel ha gönül yüksekten uçma
türabın üstünde durması güzel...
dev diye birşey yok yalan dünyada
hırsa zincirleri vurması güzel...

kâmil meclisinde derin ol derin
seni değiştirmez bir tek aferin
başın kesilse de serin ol serin
«ikrar» alıp «ikrar» vermesi güzel...

dostum dostum diye akmalı kanın
hiç sarayı yoktur bir süleyman'ın
dini özü kara yarım softanın
gerçekler peşinden ürmesi güzel...

neresi yalandır erenler bunun
hiç faydası yoktur yarım kaygunun
sabırlar şehrinde garip yolcunun
mahzuni şerifi sorması güzel...


71

pişman oldum

selam verdim selamımı almadı
düşman m'oldun gözlerini sevdiğim
sen beni severdin ezel ezeli
pişman m'oldun gözlerini sevdiğim?

beni mecnun ettin deliler gibi
ferhat şirin'deki çalılar gibi
biat eder idin ali'ler gibi
osman m'oldun gözlerini sevdiğim?

ayandır çöllere mecnun'un hali
eğilmiş kırılmış güllerin dali
adem'i kovduran havva misali
şeytan m'oldun gözlerini sevdiğim?

uçma gökyüzünde cebrail gibi
can alıcı olma azrail gibi
mahzuni şerife ismail gibi
kurban m'oldun gözlerini sevdiğim?


72

yalan mıdır

dostlar benim dert çektiğim
size göre yalan mıdır?
müslüman malı ortaktır
koca töre yalan mıdır?

bütün canlar hak'tan indi
kitaplarda böyle dendi
kuvvetli zayıfı yendi
göre göre yalan mıdır?

dağlar nerden kopmuş niye
dünyalar baksın maziye
devede can vardır diye
küçük pire yalan mıdır?

buz dolabı hışır hışır
dışı yanar içi üşür
bütün maddeler değişir
bu bir kere yalan mıdır?

mahzuni bir defa gelir
niye geldiğini bilir
hemi doğar hemi ölür
birden bire yalan mıdır?


73

sultanım ol

bu yalnızlık bana acı
vurma göğsüme kılıncı
kavuşmak bunun ilacı
dermanım ol gel gel...

günüm geçer yıllar gibi
savrulurum küller gibi
uzak durma eller gibi
sultanım ol gel gel...

kandırıldık belâ bulduk
kandırıldık yarım kaldık
matem ettik oruç olduk
bayramım ol gel gel...

mahzuni'yi yalnız koyma
uyma yad ellere uyma
gelmezsen yaşına doyma
lokman'ım ol gel gel...


74

gülyüzlü

gülyiizlüm bu nazın bu kadar fazla
hergün aramızda kavga mı olsun?
eşiğine gelmişidim niyaza
terlemiş gömleğin soyka mı olsun?

küfür bilmez idim küfür ettirdin
döğüş bilmez idim ite çattırdın
bir gün sayıp beş gün zehir yutturdun
hele bu sabahın akşamı olsun?

benim ağladığım üzmez mi seni
nereden öğrendin buğuzu kini
bu kadar hor görme sultanım beni
bin yıllık bir sarhoş softa mı olsun?

hazreti hüseyin şahitim ise
suçumu gösterir bütün herkese
mahzuni'yi tanı sese gel sese
bütün ikrarların lafta mı olsun?


75

bilmem

bahar mı geldi binboğa'nın başına
gene ağ kuzular meler mi bilmem
hurman suyu başın almış gidiyor
belâlı cihana dolar mı bilmem

gene sabah moldu alaca yarım
benim bu dünyada ne idi kârim
yüreğine buz koyduğum dostlarım
benim ateşime güler mi bilmem.

dost mahzuni ne eylemiş dostuna
bak kimler bezenmiş koyun postuna
ağ bulutlar mezarımın üstüne
yağmurunan namaz kılar mı bilmem.


76

ortaklık

öyle bir zalımla ortaklık ettik
dolu ona düştü, boş bana düştü.
bir ulu defterde hesaplar tuttum
beşbin ona düştü beş bana düştü.

bir deryaya girdik daldık dolaştık
ulu bir mecliste güldük gülüştük
vücudumu parça parça bölüştük
gözüm ona düştü yaş bana düştü.

mahzuni denizle açtık arayı
arayı arayı buldum karayı
beraber çalıştık yaptık sarayı
saray ona düştü iş bana düştü.


77

felek

suyun mu kurudu ey kahbe felek
gülüp oynadığım günler, gel ha gel.
yaz bahar ayında dereler gibi
coşup çağladığım günler, gel ha gel...

yavru ceylanıdım çölde gezerdim
yeşil ördeğim gölde yüzerdim
sarp kayada şahinlere benzerdim
pervaz kurduğum günler, gel ha gel...

mahzuni der erenlerin hasından
gönlümüz kavruldu dostluk yasından
hacı bektaş gibi pir kapısından
düşüp ağladığım günler, gel ha gel...


78

doğru ve yalan

bir milletin şerefini üstüme
aldığım doğrudur, sattığım yalan!
millet aleyhine çürük bir döşek
bulduğum doğrudur, yattığım yalan!

ben eski kendimim, yenisi oldum
kinnisi olmadım kimissi oldum
insan gemisinin denizi oldum
yüzdüğüm doğrudur, battığım yalan!

kim neye taparsa karışmam ona
haddim değil allah görevi bana
herkes gibi dünya denen bir hana
geldiğim doğrudur, gittiğim yalan!

mahzuni'yim boşa yorulmasınlar
bizden ayrı diye kırılmasınlar
insan düşmanları darılmasınlar
bulduğum doğrudur, sattığım yalan!


79

adalet siz dünya

ağaçlan uzun kısa
o da biter kese kese
geniş değildir herkese
adaletsiz yalan dünya

fil de canlı karınca da
kimi yerde kimi dalda
iyi kötü bu dünya da
adaletsiz zalim dünya.

toprakların altın bakır
o da bizde yoktur şükür
kimi zengin kimi fakir
adaletsiz fani dünya.

mahzuni de senden uçar
belki yıldızlara geçer
seni eken bir gün biçer
adaletsiz yalan dünya.

nakarat
kargalara kalan dünya
ettin beni talan dünya.


80

ağla sazım

bize şu dünyada bir yer kalmadı
ağla sarı sazım belki kâr eder.
gerçek sevenlerin gülü solmadı
ağla sarı sazım belki kâr eder.

engin olurum engine inersem
vücut öğünsün aşka yanarsam
nalet olsun ben bu yoldan dönersem
ağla sarı sazım belki kâr eder.

kâmil olan cahillerden sakınır
secdeyi ademde hutbe okunur
körün hakkı gözlülere dokunur
ağla sarı sazım belki kâr eder.

sözünden bellidir irfanın eri
halik şu dünyayı kuraldan beri
her ali koparmaz bab-ı hayber'i
ağla sarı sazım belki kâr eder.

âşıkın güzeli gayriye tapmaz
kâmil dudak olan sahte el öpmez
nesimi yüzülür yolundan sapmaz
ağla sarı sazım belki kâr eder.

muhammet'e bile kuyu kazdılar
muhyiddin'i taşa vurup ezdiler
nesimi'nin derisini yüzdüler
ağla sarı sazım belki kâr eder.

biçare mahzuni yüzlerin gülmez
gerçek sümbül olan mevsimde solmaz
ali'ye ettiler sana ne olmaz
ağla sarı sazım belki kâr eder.


81

gelme deli

sizin göçler bu illerden
gitti artık gelme deli, deli...
çadır yerinizde otlar
bitti artık gelme deli, deli...

bulunmaz kahrını çeken
bulunmaz yüzüne bakan
bülbül başka dalda mekân
tuttu artık gelme deli, deli...

berçenek uzun yazılar
orada rüzgâr sızılar
mor koyunlar dört kuzular
gitti artık gelme deli, deli...

bulunmaz mahzuni sesi
yoktur yalanda hevesi
son yolda ümit gemisi
battı artık gelme deli, deli...


82

sevdim diyenler

sevdim diyenlere selamım olsun
kuru merhaba ile borç ödenir mi?
bilmediğim derya taş ile dolsun
sanki ölü kaptan sağ sanılır mı?

zerrece hak var imiş her kulda
fazilet eğlenmez akçede pulda
kâmiller kullara çizgide yolda
kendi yürümese kâmil denir mi?

yalan dolan ile gönül eğlersin
söyle zahit kime meyil bağlarsın
beni kandırdın ya hak'kı neylersin
beni kandırdığına hak inanır mı?

kıymette bir midir yâr ile ağyar
kâmilin ustası meclise uyar
ey dostlar darılmakta da usul var
mahzuni gibiye dost incinir mi?


83

biz miyiz

size derim size bize gülenler!
nefsin ateşine yanan biz miyiz?
edepli erkânlı ikrar verenler
cahilin sözüne kanan biz miyiz?

arifler insanı sözüyle tartar
gel dokunma her gönülde dost yatar
engin ovalarda menekşe biter
akışlara zehir sunan biz miyiz?

gitmiyor içimden gam ile acı
daha anlaşılmaz «gurûhi naci»
gel doğrusun söyle ey turna bacı
ikrar verip geri dönen biz miyiz?

biz mi kestik hüseyin'in yolunu
biz mi parçaladık kasım kolunu
biz mi koklamadık cennet gülünü
iblis'i laine kanan biz miyiz?

mahzuni şerifin bilmem ne zorun
nerelerden aldın sen bu kârın
varısa hatamız serimden vurun
mazlumun hakkını alan biz miyiz?


84

pişmanlık

seher vakti evinize
girdim girmez olayıdım.
geçiyordum bağınıza
vardım varmaz olayıdım.

boş kayadan pınar akar
ondan içen çile çeker
azgın yârene kim bakar
sardım sarmaz olayıdım.

mahzuni şerifin halı
aramızda kara çalı
gittiğim erkânı yolu
sordum sormaz olayıdım.


85

yarım softa

gücenme ey yarım softa
avareyim de avare.
vallah billah yemin ettim
yönümü dönmem duvara.

ben insana gavur demem
insandan gayriyi sevmem
hurili cennet istemem
çünkü âşıkım didara.

canandan almışım canı
neyleyim dini imanı
öldürüp yüzseler beni
mahzuni kurban haydar'a.


86

işin doğrusu

iki yüzlü ile dost olman dostlar
iyi günde tanrı gibi laf eder.
kara gün içinde uzaktan sesler
bir yüzünü şeytan birin saf eder.

iki yüzlü ile dost olam dersen
serden haberin yok sersemsin sersem
mukadderat icabında düşersen
dize vurur acır gibi tuh eder.

yüzüne gelince canı gözüsün
yüzünden gidince ala tazısın
şeytan gibi hilaf yazar yazısın
iki yüzlü peygamber'e küfreder.

neler çektim iki yüzlü dilinden
yüzbin çeşit toz kaldırır yolundan
kul mahzuni iki yüzlü elinden
döner gelir acır gider tuh eder.


87

beni de

kahpe dünya doymadın
beni de ye gel beni de.
hangi cana kıymadın
beni de ye gel beni de.

pir sultan düştü dara
hüseyin'e düştü yara
dokunma zalımlara
beni de ye gel beni de.

bunca yiğidi yedin
bir defa gık demedin
arsızları ellemedin
beni de ye gel beni de.

sen gidersin döne döne
dur diyen yok mu sana
bütün beylerin aşkına
beni de ye gel beni de.

mahzuni'yim derdim çok
attım hedef durmaz ok
hiç birinden farkım yok
beni de ye gel beni de.


88

bana

ele geniş olan şu yalan dünya
bilmem ki nedendir dar bana bana
bize hücum etti cahil sürücü
artık kesseler de kâr bana bana...

kendimi bileli hak'ka yaramam
geldi geçti ömrüm sanki bir akşam
sağımda solumda kıble aramam
hem kıbledir hem kabe'dir yar bana...

ilim şu dünyanın başıdır başı
gözümden akıttım kan ile yaşı
söylediğin yapamayan bir kişi
dört kitap okusa kör bana bana...

cahilin her işte eli çıkıyor
ondan rezaletin bolu çıkıyor
açsam şapkasını keli çıkıyor
sökmez gayrı «dede», «hoca», «pir» bana...

tabuttaki ölü gibi ölemem
derdim vardır onun için gülemem
ben insanın değerini bölemem
«doğu», «batı», «gavur», «müslim» bir bana.

mahzuni şerifim yoldan kalır mı
ilmin dillerinden cahil bilir mi
hayvan kesmek ile «kurban» olur mu
inanmazsan kaldır kılıç vur bana...


89

çok şey isterler

sevdim diyenlere selamım olsun
bilirsin sevenden serin isterler
kuru merhabaya hatır mı kalsın
tabipler yâreyi derin isterler.

hangi bezirgana mahsustur göçün
her şehre uğrama pazarlık için
taşı hamur eden turun isterler.

dökeyim derdimi «ıevh-i kalem»e
kurban olam tabip yâreme değme
gördüm âlemde naçar ademe
gelir mahzuni'den şirin isterler.


90

sevdiklerime veda

her can dayanamaz ayrılık sana
cemâlini gördüklerim elveda
bilmem ki erenler ne oldu bana
sefasını sürdüklerim elveda.

hiç bakmayın ayıp ile yazığa
aşık olan âşık düşmez tuzağa
belki kader yolu gitti uzağa
divanına durduklarım elveda.

mahzuni şerifim tutuşup yana
bağladım özümü şah-ı merdan'a
geri dönemessem üzülmen bana
ikrarına vardıklarım elveda.


91

şikayetim sana

vallahi usandım ben bu dünyadan
şikayetim sana imam hüseyin.
eski dostlar şimdi düşman kesildi
şikâyetim sana imam hüseyin.

şikâyetim vardır merdan-ali'ye
hem merdan-ali'ye bektaş-veli'ye
evvel akıllıydım döndüm deliye
şikayetim sana yiğit hüseyin.

sana güvenmiştim yuvam dağıldı
o zalimin oğlu ömrümü böldü
körpe yavrularım dağlarda kaldı
şikâyetim sana koca hüseyin.

mahzuni şerifim ben bir deliyim
kime kurban gidem şaştım neciyim.
ben ne bir kırpık hacı ne de hocayım.
şikâyetim sana imam hüseyin.


95

doğmuş gibiyim

ana baba hısım akran neyimiş
sanki bir kayadan doğmuş gibiyim.
denizler kayalar boşa büyümüş
ben de bir damladan yağmuş gibiyim.

bir zaman oturdum boynumu büktüm
hayat bir hiçmiş bıktım ha bıktım
ben kendi aklımca dünyayı yıktım
aslında bir taşa değmiş gibiyim.

kel başımı çok toprağa tarattım
susuz çiftliğimde pirinç ürettim
eminim ki neler neler yarattım
beni yaratanla doğmuş gibiyim.

mahzuni'yim bir anadan doğmadım
aşkımdan gayriye boyun eğmedim
koskocaman bir dünyaya sığmadım
bir fındık içine sığmış gibiyim.


96

uyan çoban

uyan çoban uyan sürüde kurt var
mor koyun yaralı kuzu perişan.
şakiler dönüyor inliyor dağlar
mecnun çöle dargın yazı perişan.

canavar bürünmüş kuzu postuna
karışmış sürüye canlar kastına
tekin defterini çekmiş üstüne
ciğer pare pare sızı perişan.

gemiler delinmiş yelkeni berbat
zehire karışmış misk ile şerbet
sanma ki cihanın sultanı rahat
bazan dalgın gezer bazı perişan.

uyan çoban uyku zarar getirir
her taşın başında bir kurt oturur
sürmeli yavruyu alır götürür
parça parça koyma bizi perişan.

yabaniler gezer dostun bağında
mecnun gezemiyor dostluk dağında
halden hale düştüm gençlik çağında
mahzuni yan yatar sazı perişan.


97

tembih

yalvarırım sana millet adına
kurban olam eskisine benzeme...
bu millet bıkmıştır yalan dolandan
kurban olam eskisine benzeme...

yeniden gelenler bizi taşlamaz
haziran ayını böyle kışlamaz
sanma ki aşıklar şahı taşlamaz
kurban olam eskisine benzeme... .

bunca şehitlerin başı hakkıyçün
mustafa kemâl'in başı hakkıyçün
anayın babayın yaşı hakkıyçün
kurban olam eskisine benzeme...

mahzuni şerifim ne kadar yersen
feda olsun vatana başımı versem
şu dünyada allah'ını seversen
kurban olam eskisine benzeme...


98

karoğlan

sevgili kardeşim canım karoğlan
bizim yüzümüze güleceksen gel.
asık surat göbeklerden usandık
adamca bakmayı bileceksen gel.

bilirsin ki bizim köyün yolu yok
hökümete ulaşacak kolu yok
bizim derdimizin sağı solu yok
açlığa çare bulacaksan gel.

rey dediniz oy dediniz al verdik
yüz yıllardır gözü bağlı yalvardık
tarla tarla diken kırdık bel verdik
yoksulluğa tırpan çalacaksan gel.

hiç benzeme senden evvel gelene
çünkü kanımız tok böyle yalana
hiç sözüm yok milletini sevene
yoksulluğa tırpan çalacaksan gel.

mahzuni hak ile beraber olur
haksızın hakkından haklılar gelir
millet verdiğini geri de alır
kara bahta «ak gün» saracaksan gel.


99

nedir

biz bu aşkın belasına, nimet-i hak demişiz
biz yanarız nar-ı aşka, ya cenneti âla nedir?
âşık olmak için cennette, ol buğday yemişiz?
sorun hele bir softaya mecnun'u leyla nedir?

cennet'in derdü belasın hazreti adem bilir
cavidan-ı kâmil anlar ya cahil nerden bilir
mustafa'nın kim olduğun mirac'a giden bilir
ben bugün doğdum bugün varım ya kalubelâ nedir?

kaşlarında okumuşum sidret-ül münteha'yı
gözlerinde yazılıdır yasin-i vedduha'yı
doğdu, âdem nida etti çağırdı ki ya ahi
havva'yı ruhu zemindir bilmem bu belâ nedir?

gel ey zahit ver benim şu gıyasımın cevabın
pençe-i ruhu âlâda kim giydi ali libasın
azmi küfe olmak her cana kolaydır bil hunin
sorarım bir softaya hüseyin kim kerbelâ nedir?

ben nice alim görmüşüm kalemine hak diyor
nice arifan seyrettim benden gayrı yok diyor
sorun hele nesimi'ye neden "enel hak" diyor
neden yüzdüler derisini bu zalım bela nedir?

ali boşa okumadı "la feta" suresini
bir kağıt yaprağı sanma o surey-i yasini
ahmak sofu diz çöker de okuyup ihlas'ını
secde etmez çölü dilaraya mecnun'u leyla nedir?

ey mahzuni mustafa'nın sırrı sübhan olduğun
bilemezsin bu dünyaya çeşit çeşit geldiğin
vallahi ben gibi yüzbin olsa bilemez aşıkların bildiğin
sorun hele bir gün sübhayı âla nedir vücutu aksa nedir?


100

gel gönül

gel gönül aleme sırrını deme
bir sözü bin söze sakla hele dur.
her daim başında hayatın kışı
felek ne gösterir bekle hele dur.

acele bir işe şeytan karışır
saburla oturan hak'ka kavuşur
felek biziminen hemen savaşır
şimdilik gücünü ekle hele dur.

sinemde saplı zalim bıçağı
nasıhatcı olmuş hak'kın köpeği
gel mahzuni soldurma bu çiçeği
şimdilik meyvesin kokla hele dur.


101

yollar bizim

hak'tan gelir, halka gider
bizim yollar, bizim yollar
sarplardan sarplara düştü
bizim yollar bizim yollar.

bizim yola giren şaşar
hak'kın kulu yola düşer
burnu büyüklerden aşar
bizim yollar bizim yollar.

nice etek öpe gider
dost yoluna tapa gider
en sonunda ipe gider
bizim yollar bizim yollar.

yoktur bizde ayrı gayrı
kimi sağlam kimi sayrı
mahzuni şeriften ayrı
bizim yollar bizim yollar.


102

canandan gayrı

ben canandan ayrı düştüm ağlarım
derdimi dökerim esen yellere.
viran oldu bahçelerim bağlarım
başım alıp gidem elden ellere.

cahilin elinden kırılır gurur
dünyanın sitemi üstüme yürür
kime dost dedimse gelir taş vurur
inanasım gelmez sahte kullara.

mahzuni şerifim desem sözümü
ancak allah bilir benim özümü
bana çok gördüler garip sazımı
kızdım veda edeceğim tellere.


103

geçen günler

bir dövende harman sürdüğüm zaman
nice gözlerime toz geldi gitti.
anamdan babamdan doğduğum zaman
baharı görmeden yaz gelip gitti.

belirsizdir gardaş benim durağım
aldı hep başımı böyle merağım
ağustos başında yanmış yüreğim
şubat ayında da buz gelip gitti.

şu dünyanın ömrü yarımdır yarım
benim cahillerle yoktur pazarım
beni çekemeyen zalim dostlarım
mahzuni dul ama kız gelip gitti.


104

kahpe felek

kahpe felek ben neyine karıştım
ağlar garip garip ikrar verenler.
karlı dağlar gibi dumanlı başım
bahar görünmedi gözüme benim.

şu bizim yayladan göçmüş erenler,
ağlar garip garip ikrar verenler.
hanı nerde kaldı bizim yarenler
küller ekmeğime tuzuma benim.

der mahzuni sam yelleri esildi
yağmurlar yağmadı yerler küsüldü
koyunum ağladı koçum kesildi
canavar dadandı kuzuma benim.


105

dürzüler

bizim köyün tek sahibi
bir kınalı dürzü dürzü
kan emiyor yılan gibi
bir kınalı dürzü dürzü.

dürzülerde olmaz gurur
dürzü başı eğik durur
dışı müslüm içi gavur
bir kınalı dürzü dürzü

dürzü gezer nazlı nazlı
dürzüde çok şey gizli
bizim dürzü dört boynuzlu
bir kınalı dürzü dürzü.

dilinde cennet âlası
yüzünde kara cilası
mahzuni'nin baş belası
bir kınalı dürzü dürzü


106

bir hesap

uy otuzbeş yılın üç buçuk dakka
anladım ki hayat onda bir demek.
geldi geçti bize yolun yarısı
artık milyonların binde bir demek.

allah yaratmıştı madem insandık
kendine benzetti aşkına yandık
biz bu maceraya beraber yandık
yani ben de birim sen de bir demek.

bizim bu devirler döndü dönecek
insan oğlu gerçeklere kanacak
lira kuruş olsa borç ödenecek
asır da bir demek gün de bir demek.

mahzuni şerifim yarış ne güzel
yerin yüzü karış karış ne güzel
haklı olanlarla barış ne güzel
bugün de bir demek dün de bir demek


107

bir bağ bir canavar

bizim bağa bir canavar dadandı
kemirdi fidanı, üzüm kalmadı.
bunca emeğim yel aldı gitti
vallahi dünyada gözüm kalmadı.

peteğin sırrını arıdan ara,
balına kurt düşmüş kalmış fukara
vefasız dostlardan geldi bu yara
doktor merhemine lüzum kalmadı.

mahzuni'yim kendi kendim bilmedim.
ömrümü aş ettim bitirdim yedim
bütün insanlara bin defa dedim
bir daha demeye yüzüm kalmadı.


108

tavşan

tavşan yamaca geçti
şaka maka deriken
kedi sirkeyi içti
şaka maka derken...

kuru göller su doldu
karaman dağda kaldı
karga padişah oldu
şaka maka derken...

doğdum topraktan geldim
ha yaşadım ha öldüm
mahzuni şerif oldum
şaka maka derken...


109

katip

kalemine kurban olduğum kâtip
yaz şikâyet defterine yaz beni
boynuma musallat tokunu takıp
elet götür divanına diz beni.

ferhat misaliyim dağlar delerim
sevinirim derdim ile gülerim
yaralı kuzuyum ayrı melerim
anam öldü kabul etmez yoz beni.

mahzuni şerifim sarardım soldum
derdimin içinde dermanı buldum
artık ben zevkimden dünyadan kaldım
ne tatlı belaya saldı dost beni.


110

benim benden

çıktım bir aynaya baktım
benim benden haberim yok.
bana bir insan diyorlar
benim benden haberim yok.

okuldan almaz nasihat
topraktan almaz şefaat
kalmadı dizimde takat
benim benden haberim yok.

şu dünyanın ömrü yarım
bilmem nedir benim kârım
kuyu kazarmış dostlarım
benim benden haberim yok.

bilmem ki nasıl herifim
günden güne eksik keyfim
meğer mahzuni şerifim
benim benden haberim yok.


111

yazık

yağmurlar dağlara yağar
yazık yazık yazık yazık...
kuru toprak sular arar
yazık yazık yazık...

yiğit eşkiya edilir
silahla ardı güdülür
hayat arar mezar bulur
yazık yazık yazık...

adama kıyan kıyana
muhtaç etmişler soğana
koca milleti soyana
yazık yazık yazık yazık...

mahzuni gelmez kastında
çiçekler toprak üstünde
tilkiler aslan postunda
yazık yazık yazık yazık...


112

kerim ağa

ta dedemden yedi dönüm kalmıştı
kerim ağa niye sürdün tarlayı?
hökümet vermişti benim olmuştu
kerim ağa niye sürdün tarlayı?

bu nasıl adalet, nasıl terazi
sürdüğünün mezalıktı birazı
yetmez mi onbeş dönüm arazi
kerim ağa niye sürdün tarlayı?

merkebi ineği çift ettim koştum
eliminen diken yoldum ot biçtim
hendekler kazdım da kuyula deştim
kerim ağa niye sürdün tarlayı?

iki yorganımın birini sattım
bir buçuk yatakta beş nüfus yattım
üç oğlumu bir tüfekle donattım
kerim ağa niye sürdün tarlayı?

mahzuni der yok mu benim gururum
yıllar yılı gurbet elde çürüdüm
yemin ettim billah seni vururum
kerim ağa niye sürdün tarlayı?


113

devran

kör olası devran tersine döndü
akar gözlerimin yaşı dem gibi.
bize doğan güneş yoruldu söndü
zalim hayat sanki benim nem gibi.

bahar geldi pınarlarım kurudu
dağlarımı kara bulut bürüdü
bize tatlı bakan gözler çürüdü
karşımızda beyler gezer kem gibi.

evrak evrak günahımız yazıldı
yavaş yavaş kör kuyular kazıldı
korkarım dünyanın karnı bozuldu
beyler bizi yedi gitti yem gibi

dost mahzuni aktı aktı duruldu
zalimin günahı benden soruldu
ezildi bellerim sanki kırıldı
yorgun atın ağzındaki gem gibi.


114

vurun beyler

vurun beyler vurun meydan sizindir
bizim de olacak zamanı vardır.
uykudan uyandığı görmez gözlerim
şimdilik başımın dumanı vardır

bizim tarlamızın tezeği serttir
ezilmez büzülmez dert oğlu derttir
yiğit meydanından dönen mamerttir
yiğidin mazluma amanı vardır.

hey bire mahzuni ah bizim dağlar
ah bire yandığım imamın köyler
ölen öldü artık el bize neyler
nice yahşilerin yamanı varır.


115

zam yapılır

bizim çürük mağralarda
dam üstüne dam yapılır.
ondört nüfus bir arada
gam üstüne gam yapılır.

samurlardan korkumuz yok
feleklerden korkumuz yok
hep arapça türkümüz yok
şam üstüne şam yapılır.

mal almayız satmak için
tuz almayız tatmak için
bezimiz yok yırtmak için
zam üstüne zam yapılır.

böyle döner nakaratlar
çayra gider sakar atlar
mahzuni'ye hakaretler
tüm üstüne tam yapılır.


116

buldular beni

kendi kitabına girdim saklandım
kelime kelime buldular beni.
denizin dibinde ot oldum bittim
balığın karnından yoldular beni.

serden geçmez imiş sırrın verenler
daha dönmez hak yoluna girenler
ramazan davulu oldum erenler
vakitli vakitsiz çaldılar beni.

kadeh oldum elden ele verildim
bir can buldum öldüm öldüm dirildim
namaz postu oldum dosta serildim
secdesiz kıble'siz kıldılar beni

şal kumaş yapılmaz tazı çulundan
vaz geç gönül parasından pulundan
pir aşkına pir sultan'ın yolundan
mahzuni ol diye saldılar beni.


117

dünyanın işi

hele bakın şu dünyanın işine
belası insana verilmiş gelir
bir zalimin taşı değmiş başına
bir işçi bir yerde vurulmuş gelir.

bilmem böyle midir adalet işi
bilmem ki suçlular ya kaçta kaçı
zenginin parası fakirin suçu
mahkeme önüne serilmiş gelir.

bir yandan «dedeler» sıkmış canını
bir yandan «hocalar» emmiş kanını
hep zalımlar almış çevre yanını
kırılmış kollan darılmış gelir.

benim yüzüm yoktur hayranlık için
nice bayram yedik kurbanlık için
şu fani dünyada insanlık için
bir gün mahzuni de vurulmuş gelir.


118

gündüz gece

bize bakan yok mu dostlar
yanıyoruz gündüz gece...
o beyler kendi keyfinde
yanıyoruz gündüz gece...

mitilimiz fabrikada
yolcumuz gidiyor dağda
sarı sıcakta tarlada
yanıyoruz gündüz gece...

evsiz biziz yersiz biziz
ona göre arsız biziz
nezarette hırsız biziz
yanıyoruz gündüz gece...

ağam gelir bizi yudar
dedeler «hakkullah» eder
imam muska yazmış gider
yanıyoruz gündüz gece...

bilmem ki sebebi niçin
sorun bana nedir suçum
muhammet-ali hakküçün
yanıyoruz gündüz gece...

bize gündüz gece doğar
oda kara yağmur yağar
gündüz boğar gece boğar
yanıyoruz gündüz gece...

mahzuni vicdanı dinler
gece gündüzden ne anlar
tüm dünyada ezilenler
yanıyoruz gündüz gece...


119

garip yolcu

garip garip duran yolcu
vardan mısın yoktan mısın?
durmak bir şey ifa etmez
vardan mısın yoktan mısın?

hak'ka giden hak'ka gelir
hak'tan gelen hak'kı bilir
fazla susan suçlu olur
vardan mısın yoktan mısın?

yok olanlar yerinir
işi tutmaya erinir
bizim pirimiz görünür
vardan mısın yoktan mısın?

usandım koyun gütmeden
yüksek dağlara gitmeden
aklımdayken unutmadan
vardan mısın yoktan mısın?

ne acıdır yoldan sapmak
boş boşa el etek öpmek
biz havadan hak'ka tapmak
vardan mısın yoktan mısın?


120

çal bize gayri

bilmem hancı mıyım yoksa bir yolcu
müsade etmiyor yol bize gayri.
bilmem bağcı mıyım yoksa bostancı
yaprağın göstermez dal bize gayri.

dağa çıka çıka dağın çürüdü
üzüm yiye yiye bağım çürüdü
sol yanım tutmuyor sağım çürüdü
bilmem dost der mi ki sol bize gayri.

bir zaman dönmedim hak'kın yolundan
bir zaman gitmedim sağın solundan
biz ne dersek dostum fırsat elinden
gör neler yapacak kel bize gayri.

yıkıldı ekinim harman kalmadı
kırıldı ipimiz kirman kalmadı
milletin derdine derman kalmadı.
mahzuni sazını çal bize gayri.


121

yine bak

ahmak ahlak gardaş ahmak
eski geçti yeniye bak.
yılları biz uydurduk
eski geçti yeniye bak.

bu yolda çürüttük seri
günlerde kalan serseri
insanlık doğaldan beri
eski geçti yeniye bak.

eskiye dönmek ayıptır
çünkü yenilik sahiptir
yarım dakika da kayıptır
eski geçti yeniye bak.

zannetme mahzuni deli
kul ise halkının kulu
hasıl yetmiş altı yılı
eski geçti yeniye bak.


122

yaralarım

değme tabip sızılıyor
yaralarım yaralarım.
el değdikçe bozuluyor
yaralarım yaralarım

hangi avcı vurdu beni
akıttı yâremden kanı
hiçbir doktor sarmaz bunu
yârelerim yârelerim

gitmiyor gönlümün yası
dünya yalancı dünyası
yârem kerbelâ yâresi
yârelerim yârelerim.

mahzuni feryadım bitmez
hayali gözümden gitmez
merhem sarsam sargı tutmaz
yaralarım yaralarım.


123

heybe ve dede

bir eketim vardı onu da verdim
dede kurban nettin bizim heybeyi?
hakkullah altında ömrümü yedin
dede kurban nettin bizim heybeyi?

kuruldun da sağ kşöeye oturdun
koca köyde tavuk culuk bitirdin
velhasılı hanemizi batırdın
dede kurban nettin bizim heybeyi?

elmaları soktun çıplak koynuna
el etek düşürdün bacı kaynına
ali'nin kılıcı deysin boynuna
dede kurban nettin bizim heybeyi?

açıkçası nezakete düşürdün
birem birem yolumuzu şaşırdın
ne verdiysen cupur cupur aşırdın
dede kurban nettin bizim heybeyi?

olsaydı söylerdim beştaş'ı veli
vallah aklımızı sen ettin deli
heybe mi hırsızlar muhammet-ali
dede kurban nettin bizim heybeyi?

mahzuni şerifim yattım uzandım
dedeler elinden derde bezendim
bu bizim lokmayı sen mi kazandın
dede kurban nettin bizim heybeyi?


124

bize çatanlar

ne zehirli gecedir
kış ayları yaza çatar.
kötü sözler kötü söze
kötü gelir bize çatar.

aldatan pirin postudur
çok yakan sözün kastıdır
kibrit benzinin dostudur
kül de gelir köze çatar.

uyuşup yatmaz mahzuni
boş oruç tutmaz mahzuni
kimseye çatmaz mahzuni
ancak sarı saza çatar.


125

dertli köyüm

ne uzaktır şu maraş'a
benim köyüm dertli köyüm
yol bitmiyor boşa boşa
eyvah köyüm dertli köyüm.

avratları odun çeker
ah edip bağrını döver
şeker değil tarhana yer
benim köyüm garip köyüm.

savaş gelince köy köydür
seçim olunca köy köydür
ondan gayrı nice şeydir
benim köyüm dertli köyüm.

ismi mertek büküm büküm
mahzuni der yıkım yıkım
hayat ona zehir zıkkım
eyvah köyüm dertli köyüm.


126

neye yanayım

dünya dedikleri çukur hanımış
kalana mı durana mı yanayım...
insanlıktan geri ölen öldüren
ölene mi vurana mı yanayım...

oy kırasım gelir böyle kalemi
kitap kitap doldurdular çilemi
tezekli tanırda düğün âlemi
düğüne mi törene mi yanayım...

mahzuni şerifim yanam yanana
babam diye göz diken çok anama
benliğini sevenlerden banane
insanlığı yorana mı yanayım.


127

ne deyim

kimisi gezerken feza çağında
başımdaki binbir hâle ne diyem.
sen benim ilime küstün gardaşım
beraber giderdik yola ne diyem.

gene duman almış gönül dağını
ayrıklar kaplamış dostun bağını
neyleyim dünyanın paşa beyini
koşamadım dümdüz yola ne diyem.

yıllar oldu ben bu derde yanardım
dolaptan dolaba iner binerdim
kimi insanları sultan sanırdım
kimi beydir kimi köle ne diyem.

mahzuni'yim kara bahtım delinmez
hak'kın kulu kime derler bilinmez
yıllar geçti gitti geri gelinmez
dağlar ara vermez bele ne diyem.


128

gelemem

beni kınamayın güzel tabipler
derdim vardır yüreğimde gülemem.
çünkü usanmışım ben bu alemden
vallah billah giderisem gelemem.

kula açık imiş şahların yolu
bülbüle çektiren dilidir dili
bana taş attıysa mervan'ın kulu
kerbelâ aşkına inan ağlamam.

âşık olan gönül indirir düze
hak'tan kelam gelmiş ezelden bize
acımam vallahi yalancı göze
kan ağlasa bile tutup silemem.

mahzuni şerifim bu nasıl edâ
hak'tan gayri cenâ-bı hûda
benim servetim yok aşkımdan mâda
ben imamın ellerinde ölemem.


129

yıllar yılı

güvendiğim ulu derya
bir çeşmeden bulanırmış
kısa gider dedim yollar
nice dağlar dolanırmış.

oy benim küllü ocağım
ker*Sansür**Sansür**Sansür*li bahçem bucağım
göğsümde sararmış bağım
göz yaşımdan sulanırmış.

yanağına al düşenler
kaderime fal düşenler
dudağına bal düşenler
yıllar yılı yalanırmış.

der mahzuni hele hele
başa bir dert gele gele
bazen melekler bile
eli kana bulanırmış.


130

ulan dünya

ulan yalan dünya senden usandım
kimler gelip geçti mazinden senin
sana geldim ama gene giderim
sanki mühim midir gözümde senin.

hani peygamberler, hani veliler
hani hacı bektaş hani ali'ler
aklı ermez akıllılar deliler
kimse yürümezdi izinden senin.

koca hüseyin'i kime kestirdin
fir sultan'ı kime astırdın
kimde can varsa onu küstürdün
bir tarak işlemez bizinde senin.

mahzuni şerifim uçar güneşe
dünya senin emeklerin çok boşa
ben giderim dünya sen sende yaşa
bir âşık eğleşmez pozunda senin.


131

nenni nenni

bu sene de bizim ekin kurudu
yavru gel bağrıma gir nenni nenni.
kaderim elinden canım çürüdü
yardımcımız olsun pir nenni nenni.


eller bayram eder yeşilli allı
yavrumun gözleri ezelden selli
feleğin yemeği kaymaklı ballı
yavruma bir soğan ver nenni nenni.

şubat geldi kâğıtladım deliği
elli yıldır yenemedim feleği
mevlâm çok mu gördü bir meteliği
hastalığın derdi zor nenni nenni.

çocuklar bir yandan avrat bir yandan
ekmek ister artık usandım candan
mahzuni car umar şahı merdan'dan
korkarım bu dert beni yer nenni nenni.


132

efendim

garip garip sızlar oldu gönlümüz
bizi kendimize bildir efendim
dünya baki değil bir padişaha
ölümden ötesi yok öldür efendim.

fazla vitamin yok insan kanında
bir nefeslik değeri yok canımda
yakma yaşı kuruların yanında
gül yansa da gene güldür efendim.

adem'ler dünyaya geldi geleli
havva'lar elinden başı belhalı
diyelim ki biz müslüman olalı
şurada bin beş yüz yıldır efendim.

mahzuni 'yim bugünümde dünümde
dostlar belli olur kara günümde
vallah billah adaletin önünde
inan ki boynumuz kıldan efendim.


133

don

gene azdı benim yürek yarası
acımassan tabip sormadan dön dön..
çok bozuldu terazinin darası
bunu bir mizana vurmadan dön dön.

hele bakın şu softanın işine
zay etmiş ömrümü boşu boşuna
insanı bırakır bakar düşüne
arifler cahili kırmadan dön dön...

ağlama mahzuni gün kara geçer
kapıyı kitleyen bir gün de açar
hangisi olmadı âşıkın naçar
üzülüp kendini yormadan dön dön...


134

leyla'nın gidişi

hele bak bu leyla'nın işine
beni çölden çöle dağlayıp gider.
neyleyim cahilin düştüm peşine
aklınca kolumu bağlayıp gider.

yalan bülbülümü göğe uçurmuş
körpe hayatına zehir içirmiş
kuru kavga ile ömrün geçirmiş
cahil sular gibi çağlayıp gider.

sana derim sana dostum ibrahim
kimdir bilmiyor elif ile mim
cebrail uçarken o aşkı rahim
kulun yüreğini dağlayıp gider.

bir zaman silinmez cahilin pası
gelir geçer onun bütün hevesi
tımarhane değil deli dünyası
bilmem kime özüm ağlayıp gider.

kemlik çıkmaz kâmillerin dilinden
«kıtmir» ürer yolcu kalmaz yolundan
kul mahzuni kul olmayan elinden
ahile vahile ağlayıp gider.


135

anamı ağlatan

şikâyetin kime divana gönlüm
anamı ağlatan kadıdır kadı.
nedir bu ihanet nedir bu zulüm
bozuldu kalmadı insanın tadı.

muhabbet bağını eşkiya sardı
irfanı öldürdü edebi vurdu
kılıç güle değip bağrıma girdi
daha bu yarayı saran kalmadı.

bülbül yuvasında baykuş yatıyor
sarraf terazisi tezek tartıyor.
menekşeler eksen diken bitiyor.
kanunumu bozan ya hangi cadı.

melül melül bakma gül yüzlü sunam
sanma ki ben senden gayriye yanam
doğurmaz olaydı oy beni anam
hele bak başıma gör neler oldu.

gel mahzuni yeter çekme bu ahı
gidersem dünyadan gelmem vallahi
duydum ki bana küsmüş güzeller şahı
ömrümü bitirdi şu dedikodu.


136

doğma güneş

doğma güneş doğma kara bahtıma
yağmuru dökülmüş bulut gibiyim.
analı babalı öksüz misali
sonsuz bir yolcuya umut gibiyim.

gidenler gitmiştir gelen gelene
canım kurban olsun halden bilene
toprağı sarmışlar kara yılana
ben onun karşıtı birput gibiyim.

mahzuni şerifim hey gidi alem
kıyyamete kadar söylenir çilem
bana akıl verme, saki ne bilem
içmişem sarhoşum kiprik gibiyim.


137

dokunma

aptal mısın hey divane gönlüm
her başta akıl var başa dokunma.
her baharın sonu güzel oluyor
kar yağıyor diye kışa dokunma.

ünüm olsa bile japon'da çin'de
hak'ka doğru yürü ellerin kanda
kurban olam dolu meclis içinde
kendini bilmeyen başa dokunma.

zannetme dünyaya kalmaz ki baki
yudum yudum yandım gizli ver saki
kilosu nedir ki gramı ne ki
mahzuni terazi taşa dokunma.


138

köyüme benim

dünya bana ben dünyaya alıştım
felek alışmadı huyuma benim
yıllar yılı insanlığa çalıştım
acı kahve düştü suyuma benim

dik duran dağıma poyraz esildi
eski dostlar birem birem kasildi
nazar mı değdi de köküm kazıldı
sövenler çoğaldı soyuma benim

mahzuni beladan belaya başım
kana mı boyandı ekmeğim aşım
düşmana dayandı emmim gardaşım
lanetler mi yağdı köyüme benim.



139

bir gün

dünya senin kanatların yorulmaz
dur diyen bulunur belki de bir gün.
beddualar ettim kolun kırılmaz
tüylerin yolunur belkide bir gün.

hanı sana gelip giden yolcular
vay bunca dertliler bunca acılar
saçını yolar da gelir bacılar
allanır salınır belki de bir gün.

mahzuni dünyaya ne için geldin
dünyanın narına düştün de yandın
kime ne verdiysen geri ne aldın
senden de alınır belki de bir gün.



140

benim

dağlar sana hayâl meyâl baktıkça
tepemde dönüyor binbir ay benim.
şöyle dönüp yıllarıma aktıkça
anladım ki emeklerim zay benim.

öldürseler benim kanım kınamdır
ta ezelden dedim canım canandır
topraklar babamdır dağlar anamdır
neme gerek asıl benim soy benim.

mahzuni'yim şahın derdine yandım
derde yananları ahmaktır sandım
ahret imiş dünya imiş usandım
ihsan baba dertlerimi say benim.


141

gönül

ben iki cihanda derbeder oldum
şah-ı merdan sana gönül vereli.
vallahi billahi sarardım soldum
şah-ı merdan sana gönül vereli.

naçiz vücudumu taşlara tuttum
ne sebep varıdı beni unuttun
körpecik gönlümü yaktın mahvettin
şah-ı merdan sana gönül vereli.

senin hanedana düşman değilim
ardından küfreden osman değilim
seni sevdiğime pişman değilim
şah-ı merdan sana gönül vereli.

karmakarışık iş seller gibiyim
tepeleri yıkan yeller gibiyim
kudurup köpüren kullar gibiyim
şah-ı merdan sana gönül vereli.


142

ihsan aktaş'a

güzel sevdim gümüşhacıköy'ünde
ona gelenlerin dizi yorulmaz
hüseyin kokuşlum ali bakışlım
sevdiğini kıramaz da kırılmaz.

yıllar yılı gitmez benden bu vebal
geçmiş yıllar olmaz ki bize masal
ona kusur değil ayağı topal
onu sevmekten hiç âşık yorulmaz.

mahzuni şerifim kendini tanı
bir dağda rasgeldim dostuma yani
bana bu sevgili hak'kın ihsan'ı
ulaşılmaz kolay kolay varılmaz.


143

belki de

bak erenler size bir sözüm var
bir horoz bir aslan güder belki de
bir değirmen gördüm taşlar öğüdür
unu hamur olur gider belki de.

uy gittiğim yollar incedir ince
gülemedim gülüm ömrüm boyunca
şu hakir gördöğün kara karınca
döner iki devi yutar belki de.

gel dostum gidelim gönül kuluna
inanmam dünyanın cadı falına
dost mahzuni sevdiğinin yoluna
para etmez canın adar belki de.


144

bir deli

bir deli bir taş atarsa
bir deryayı bulandırır.
bir delinin bir tek taşı
bin akıllı dolandırır.

göreyim özünü gör ki
yiğit ol nefsini vur ki
öyle bir zenginlik ki
kapı kapı dolandırır.

yiğit ol nefsinle savaş
bu dünyada olma kalleş
hüseyin'e bir damla yaş
yedi çölü sulandırır.

sevdiğim kırkın biridir.
ondan gönlüm serseridir.
mahzunî dost kıtmiridir
kâh dalar kâh dalandırır.


145

durma gönül

durma gönül durma ahu permanda
geçen gün bir daha doğmazımış
ırmaklar değişir damlalar yağmaz
deryalar kabına sığmazımış

kadrini bilmeze verme lokmayı
öğrenir de gelir başa kakmayı
bulutlar bellerse hatır yıkmayı
kuru çölde yağmur yağmazımış.

mahzuni feryadını söyler kim anlar
geçti artık anlayacak zamanlar
bir tufanda göle düşen insanlar
damlalara boyun eğmezimiş.


146

yar beni

kahpe felek kan mı değdi dişine
ömrümü yedikçe gider hoşuna
bunca emeklerim gider boşuna
bu günlerde yaraladı yâr beni...

sabahtan yokuşa yürüdü kervan
akşam yollarımı bürüdü mervan
başıma çöküyor sanki bu devran
toprak ana kollarına sar beni...

mahzuni şerifim kalmışım naçar
emanet can bir kuş olur uçar
ya benim figanım dağlara geçer
ya da en sonunda çeker dar beni...


147

gücenme sofra

gücenme gül yüzlüm biz beli dedik
oturup kalkmamız ikrara bağlı
dünyaya gelirken senet eyledik
sanma ki kıblemiz duvara bağlı.

bizim ölenimiz geri dirilmez
kıymet bilmeyene değer verilmez
kapımız taşlanır fakat girilmez
çünkü kilidimiz haydar'a bağlı.

bizim tavafımız laf ile değil
dilimizden çıkar kelâmı "celil"
bizden gelir bize gider "cebrail"
anlamak vakıf-ı esrara bağlı.

mahzuni nafile yanmadan pişmek
hava-ü hevesin peşine düşmek
sinesi kanda iken cara yetişmek
cenabı hüseyin'i serdara bağlı


148

onikimam ali

gel benim derdim dermanı
onikimam ali ali...
dünyada canımın canı
onikimam ali ali...

gitmiyor kalbimin yası
dünya yalancı dünyası
şah hüseyin'in şah atası
onikimam ali ali...

selman'a nergisi veren
kulunun defterin düren
hayber kapısını kıran
onikimam ali ali...

bitmez gülün ahu zarı
günden güne kisbükârı
vur boynuma zülfikarı
onikimam ali ali...

mahzuni şerifim nidem
gidem dostu tavaf edem
kan ağlıyor iki didem
onikimam ali ali...


149

senin olsun

boşuna aldandım dünya ben sana
emmi dayı hasım yâr senin olsun
bir yiğit bir defa gelir cihana
onu da bağrına sar senin olsun

insan bir karara vardıktan sonra
önünden sonunu gördükten sonra
benim hatırımı kırdıktan sonra
al götür hasıra sar senin olsun.

mahzuni şerife sakın dokunma
bir canı varısa al da sakınma
ben dünyayım diye artık yakınma
güneş de soyuldu gör senin olsun.


150

barışak

ömrümün serdarı gönlümün şahı
sana bu günlerde noldu barışak.
gönderme ardımdan ahı eyvahı
bahar geldi bayram oldu barışak.

kara zülüfleri dökmüş başına
ben seni sevmedim boşu boşuna
gücenmek günahtır mezar taşına
farzet ki mahzuni öldü barışak.


151

hak diyerek

erenler lokmasını
yudalım hak hak diyerek.
bu dava ulu davadır
güdelim hak hak diyerek.

her hızır olmaz kıratlı
kıratlı gider süratli
bizim acımızı tatlı
edelim hak hak diyerek.

sanma mahzuni delidir
o da hak'kın kuludur
gittiğimiz hak yoludur
gidelim hak hak diyerek.


152

güldüremedim

bu dünyada nice yüzler güldürdüm
kendi yüzlerimi güldüremedim
nicelerine geleceği bildirdim
oy beni bana bildiremedim.

ömür beşiğine sabur beledim
ince ince eleklerden eledim
güller diktim göz yaşımla suladım
kıymatım bilene yolduramadım.

mahzuni'yim nice eşikler öptüm
dağlan aştım da düzlükte şaştım
tabutuma girdim ölülük yaptım
cenazemi dosta kıldıramadım.


153

aman üstüne

gene bu gönül dağında
dumanım duman üstüne
bir tohum ekildim yere
çimenim çimen üstüne.

şah dedim de dağlar aştım
dağlar aştım düzde şaştım
bir zalim şaha ulaştım
amanım aman üstüne.

hangi kâtip bunu yazdı
satırları bağrım ezdi
o dost benden ayrılmazdı
gümanım güman üstüne.

kerem'im aslı'ya yandım
ataştan su içip kandım
ben o dosta çok inandım
imanım iman üstüne.

mahzuni ağlar gülemem
can verip kolay ölemem
sabah akşamı bilemem
zamanım zaman üstüne.


154

yok yok

ecel benim neyimdir
can dediğin bende yok yok.
canımı canana verdim
gayrı can bedende yok yok..

bir gece ay doğdu bana
küle döndüm yana yana
bende sevda vardır sana
insaf denen sende yok yok..

seyyah oldum diyar diyar
işim gücüm ah ile zar
dağda taşta mahzuni var
o dostun dilinde yok yok...


155

gel hey gel hey

gel hey gel hey benim divane gönlüm
eski çamlar bardak oldu haberin var mı?
gümbür gümbür geçen eski günlerim
kervan düştü yolda kaldı haberin var mı?

gene kar yağmış gönül başına
bahar değmiş erciyes'in kara kışına
bir avcı ok atmış can yoldaşıma
aktı kanım yolda kaldı haberin var mı?

der mahzuni şerif sor sebebi niye
niyetim yok giderisem gelmeye
ağrı boyun eğmiş bir çekirgeye
dünya kime kaldı haberin var mı?


156

soyan soyana

pazargan bu nasıl pazar gardaşım
hesap kitap yoktur yiyen yinene
gözler yaşlı yaşlı cepler kuraktır
sorgu sual yoktur soyan soyana.

binbir belâ ile yetişen ürün
samandan değersiz şu hali görün
demek bize lanet size aferin
oy alıp söz verip cayan cayana.

bir ceket almıyor memur maaşı
kimler kaldıracak bu ağır taşı
ovalan sular oldu göz yaşı
ulu dağ başında buyan buyana.

hastaneler önü tümenle hasta
dörtte biri öldü nerdesin usta
böyle davranılmaz en büyük dosta
yetimler hakkından doyan dayana.

der mahzuni dertler saysam bundan çık
kimi hırsız kimi açtır kimi tok
bizde sabır bitti sizde vicdan yok
arkadan beddua sayan sayana.


157

kundaklı gelin

eşi mi vurulmuş karalar giymiş
kucağı kundaklı ağlar bir gelin
ceylan bakışını yerlere eğmiş
kucağı kundaklı ağlar bir gelin.

mahzuni şerifim ağlar bu deme
zalim felek artık ömrümü yeme
adını sordum da adı fadime
kucağı kundaklı ağlar bir gelin.


158

kara gözlüm

siyah zülüflerin kelepçe etsen
gene de geçemem oy kara gözlüm
yusuf'un misali zindana atsan
gene de geçemem oy kara gözlüm

ister beni ellik ellik süründür
ister seni güllük güllük büründür
başımı kessen de gene yerindir
al götür hasıra koy kara gözlüm.

kurşun vurma seni seven gönlüme
karlı karlı dağlar koyma önüme
kipriğin kâr etti tatlı canıma
nolur hatırımı say kara gözlüm.

mahzuni şerifim ayrılmam senden
kurban olsun diye can iste benden
ayrılık bir yandan ölüm bir yandan
gel sen bu fikirden cay kara gözlüm.


159

arifler güzeller

varma meclisine soyu bozuğun
velayete erse soyuna çeker
dinle öğüdünü bağrı eziğin
kâmil sözü kevser suyuna döker.

özü pâk dolaşır semâda erler
bir canlı kabe'ye tavaf ederler
âşıklar bedestan tüccarıdırlar
kervanını dostun köyüne yıkar

zahidin sulbüne indirme meyil
peygamberim dese gerçekten değil
ilme koş arifin emrine eğil
arifler güzelin huyuna bakar.

hak'kın yatağıdır hor görme kulu
hak'ka gıyas etme akçeyi pulu
bir gün çalar mehti baba davulu
mahzuni şerifim oyuna kalkar.


160

bahar ayı

bende bugün bir türlü hâl var gene
kuzular melişir bahar ayında.
ya başıma bir gelcek var gene
dertlerim bileşir bahar ayında.

karşı dağı inceden bir sis tutar
meri keklik acıyınan yas tutar
çeşmimi gam yüklüdür günlük yas tutar
ellerim dolaşır bahar ayında.

devreder mahzuni kendi çağından
bir menekşe kopar ömrüm bağından
uzaktan uzağa nurhak dağı'ndan
bir koku bulaşır bahar ayında.


161

gel gizli gizli

ben canandan ayrı kaldım kalalı
akar gözüm yaşı sel gizli gizli
senin ile ikrar verdik ezeli
kimseler duymasın gel gizli gizli.

hey yolcu destursuz bağa girilmez
kadir bilmeyene kıymet verilmez
her sazın döşüne pençe vurulmaz.
incedir kırılır tel gizli gizli.

inan ey cananım belim büküldü
farkına varmadan ömrüm söküldü
deprem yokta neden evim yıkıldı
bu işte bir yaman el gizli gizli.

biçare mahzuni yanar inlerim
feryat varmadan ömrüm söküldü
dosttan ayrı düştüm yanar inlerim
dakikam içinde yol gizli gizli.


162

usandım

yüce yüce karlı dağlardan
başımdaki dumanımdan usandım.
almadım tadını koca dünyanın
boşa dönen zamanımdan usandım.

çok yazılar yazdım cana canana
raslamadım benim gibi yanana
elin dudu dillisinden bana ne
kendi kaşı kemanımdan usandım.

mahzuni günlerin geldi beriye
yaralandım uzak kaldım geriye
nice ikrar verdim kaldım geriye
kırık küçük imanımdan usandım.


163

ferhat şirin

ferhat şirin için delmiş kayayı
deldiren mi dertli delen mi dertli
zayaret etmeye yalan dünyayı
gönderen mi dertli gelen mi dertli.

gökyüzünde kuşlar döner hak diye
hak bize gözleri vermiş bak diye
sorun kim söylemiş derdim yok diye
bilmiyen mi dertli bilen mi dertli.

der mahzuni hasret beni yakıyor
ılgıt ılgıt göz yaşlarım akıyor
bir canım kalmıştı çıktı çıkıyor
sağ kalan mı dertli ölen mi dertli.



164

elbistan özlemi

elbistan bağına girdim dost deyi
birem birem yaprakları çürümüş
çıktım şar dağına nazar eyledim
eyvah bizim ceyhan suyu kurumuş.

katar katar kantarma'nın erleri
dertli dertli döşün döğer pirleri
on direkli kara çadır yerleri
kör olası çakır diken bürümüş,

ay doğmuş şu bizim obanın hali
kara çalı boğmuş şarkı şimali
bir elinde sazı kerem misali
vay mahzuni gurbet ele yürümüş.


165

yollar bizim

giderim diye ağlama
uzun uzun yollar bizim.
açılmış bizi bekliyor
bizi saran kollar bizim.

üzülür karalar giyen
yaşar biraz ölmem diyen
elli sene yol bekleyen
eli bağlı yollar bizim.

mahzuni'yim hak'ka uyar
yarım yolcu yoldan cayar
şerif gider ali'si var
oğul veren ballar bizim.


166

kimin kime sözü

kazan demiş kulpun kara
kimin kime sözü vardır.
gidin söyleyin onlara
kimin kime sözü vardır.

diken olmuş çevre yanın
ağlamış bağım bostanım
kültür budalası hanım
kimin kime sözü vardır.

biri yatar inim inim
biri kemirir bedenim
bugün senin yarın benim
kimin kime sözü vardır.

mahzuni yola gidilir
hancı olan yolu bilir
mevlâ'ya kulluk edilir
kimin kime sözü vardır.


167

böyle dediniz

sizin yaptığınız allah'ın emri
benim çektiğime kader dediniz.
böyle bir evlâdı yiyip içenler
kanlı babalar peder dediniz.

irinler kokuyor kirli ellerde
çok odunlar çektim çamlı bellerde
bir şükür kervanı cahil dillerde
böyle gelmiş böyle gider dediniz.

bizde zayıf notlar sizde pekiyi
kahpe felek yanlış çekmiş çekiyi
dünya bilir iki kere ikiyi
her nasılsa böyle yarım dediniz.

dünyada pay ettik cennet âlâyı
"sırat köpriisü"nde çektik halayı
çobansız dağlarda bunca belayı
mahzuni şerife güder dediniz.


168

kötü kader

kötü kader hergün tuttun yakamı
bir gün bırakmadın peşimi benim
anlamadım kasıt mıdır şaka mı
gülünen kokladın leşimi benim.

sen kimin oğlusun kimin kızısın
baha göre ta şeytan'ın yüzüsün
kader mi felek mi nasıl yazısın
bir gün kaldırmadın başımı benim.

yadellere menekşesin çiçeksin
bize gelir çifte nallı köçeksin
her tarafı kesen sapsız bıçaksın
kan içinde koydun döşümü benim.

mahzuni şerifin halı taşkala
el içinde başkala ha başkala
esterim ki iki gözün şaşkala
koymadın kırmadık dişimi benim.


169

dörtler

dört güzel sayıdır demek ki ezel
neden iki kere iki dördümüş
allah bir, güneş bir dünya da birdir
neden peygamberin teki dördümüş.

tevrat, zebur, incil kur'an gelince
yani insanlığı dörde bölünce
hiç aklım ermiyor böyle bilince
mevsimler geçerken yükü dördümüş.

yönler tayin olmuş neden dördünen
dört melek varımış kitapla inen
şeriat, tarikat, marifet derken
hakikatin içindeki dördümüş.

dördünen mördünen bizi yediler
dört ayak üstüne düşen kediler
binlerce olurken dedi kodular.
bu kadar kitabın eki dördümüş.

üçten dokuz çeker ahmak müslüman
adam sevdiğinden vaz geçmez inan
mahzuni dört yandan yağıyor plan
demek başımdaki zeki dördümüş.


170

dünya vatanı

doğunca adresim dünyadır ama
dünyanın içinde ben vatanlıyım.
ancak vatansız gezegenlerdir.
bugün değil dün de ben vatanlıyım.

ta âdem'den habil ile kabil'e
sibirya'dan singarup'a babil'e
cezayir'de ben de doğsaydım bile
bir insanım çin'de ben vatanlıyım.

vatanlı olanlar dertsiz olur mu?
ulu ağaç içi kurtsuz olur mu?
karıncalar bile yurtsuz olur mu?
ne yapayım bende ben vatanlıyım.

mahzuni der barış olsa vatanda
sınır ile silah kalkar cihanda
dönek diye kellem gitse şu anda
afşin dağlarında ben vatanlıyım.


171

bozguna döndüm

bu yaylanın mor kanatlı kuşuydum
pençesi kırılmış kuzguna döndüm.
turnaların katalarının başıydım.
sürüsün kaybetmiş bozguna döndüm.

biriken damlalar kan oldu aktı
harmanın üstüne yıldırım çaktı
dağıldı kervanım dostlar bıraktı
karınan tipide ezgine döndüm.

der bire mahzuni sarardım soldum
dertli turnamınan bir yuva kurdum
türkmen ellerinde eğlendim kaldım
yolumu antep'e gezgine döndüm.



172

nereden gelmiş

size doğru yolu gösterenlere
sorunki bir defa nereden gelmiş
verdiği adrese hiç gitmiş midir
bu şehrin adını kimlerden almış.

tatlı dilli gösterişli yerinde
ağır basar tenkitleri deninde
eğer oynuyorsa bir aferin de
aslanın postunu giyen çakalmış.

ya bir kucak kitap vardır kolunda
okur yazar değil ama solunda
tövbe yürümemiş halkın yolunda
dikkat et dersini esrardan almış.

sen yanarken kendi çekip oturan
hayalinde kahramanlık yetiren
işte bunlar insanlığa bitiren
bir maşadır para ile kurulmuş.

mahzuni der kurban olam bilene
bilerek davası için ölene
selam benden şahin beye yılana
farzet antep değli dünyada olmuş.


173

tanrı korusun

birbirinden farklı yoktur
tann'm dünyayı korusun.
insan oğlu mübarektir
tanrı'm dünyayı korusun.

kökü gelmiştir derinden
adaletin bol yerinden
atom şeytanın şerrinden
tanrı'm dünyayı korusun.

dinler benim için iyi
dilim varmaz kötü deyi
isevi'yi musevi'yi
tanrı'm dünyayı korusun.

ister ayrı olsun dili
ister sürsün baka yolu
bütün kullar hak'kın kulu
tanrı'm dünyayı korusun.

mahzuni şerifim emi
düşün kim yaratmış kimi
içi sıra türkiye'mi
tanrı'm dünyayı korusun.


174

unutma emi

belki son sözümdür belki daha var
başa neler gelir unutma emi.
zulüm ile abat olan zâlimler
ettiğini bulur unutma emi.

yollar kesiliyor dağlarda şaki
bu devam kimseye değildir baki
kurdun ettiğini ta uzaktaki
karınca da bilir unutma emi.

karı eksik olmaz dağlar başının
zararı dokunmaz öller kışının
bu dünyaya gelip geçen kişinin
yaptıkları kalır unutma emi.

mahzuni şerifim kudurma bazan
kâmil demek değil okuyup yazan
zehir kaynatırsa bayramda kazan
yaban ayı ölür unutma beni.


175

ağlama

eğer düşer isem gurbet ellere
bir soluk resmine bakıp ağlama.
başa gelmez iş olmaz ki dünyada
sazını duvara asıp ağlama.

her zaman çağırdım şah-ı merdan'a
hak için yüreğim bağlıdır sana
gözüm bağlı düşer isem zindana
yiğit ol boynumu büküp ağlama.

ala kardır akçadağ'ın yücesi
kürecikte erenlerin nicesi
bir bahar ayında bayram gecesi
ellerine kına yapı ağlama.

ninni çalar yavru düşüş koluna
yemen örmesini takmış dalına
bakar iken mahzuni'nin halına
ceyhan seli gibi akıp ağlama.


176

fadime gelin

gel benim canımın canı
düşman almış çevre yanı
bir daha var ettin beni
fadime gelin gelin...

gezer salını salını
istemez dünya malını
berçenek'in hoş gelini
fadime gelin gelin...

dünyada görmedi nazı
hak'kadır onun niyazı
akçadağ'ın nazlı kızı
fadime gelin gelin...

mahzuni şerif turnası
dertli öter çeker yası
yetiş ali'min anası
fadime gelin gelin..


177

kirveler

kirelik elinden başım belâlı
ta âdem baba'dan beri de kirvem.
kirvelik muhammet-ali'den kaldı
ne yazık şeytan'ın seri de kirvem.

birinin çorum'da kumarda eli
biri manisa'da çıktı zır deli
erzincan'da haydar usta'nın keli
inan ki ölümün körü de kirvem.

kirvelik adına sattık çulları
kirve olduk sonra büktük yolları
divrik'te var gani baba dölleri
bizim pazarcık'ın keri de kirvem.

oğlumu «kestiren» çekti de gitti
kanını peşkire döktü de gitti.
tavayı kazanı yaktı da gitti.
et koymadı benim deride kirvem.

biri almanya'nın darmıştat'ında
tek selâmı gelmez ne hikmet bunda
hepsinin kalsın boynu altında
her bırk budalanın biri de kirvem.

kimi züğürt kimi ağa parçası
canımı verendir kirvenin hası
bir acayip adıyaman dünyası
dört yüzü aşkındır geride kirvem.

adana'da vardır fındık kıranlar
istanbul'da asıl beni yoranlar
mahzuni der tövbe olsun erenler
cehennemin dibe de yeri de kirvem.


178

benim neyime

benim gibi bunca insan varıken
şadolup ta gülmek benim neyime
mecnunlar gibiyim bizim çöllerde
olanları bilmek benim neyime

gizli gizli okur açık yazarım
gündem güne değişikti pazarım
kimbilir nerede olur mezarım
adam gibi ölmek benim neyime.

beyler atlı gitti ben kaldım yaya
ömür yollarında yolcuyum güya
çok veli'ler gibi yalan dünyada
gidip geri gelmek benim neyime.

mahzuni'yim bir de şerif cabadan
anladım incelerken kabadan
özüm köküm gelmiş âdem baba'dan
insanlığı bölmek benim neyime.


179

kırklar

bugün ben kırkları gördüm
ulu kervan yola doğru
eğildim yüzümü sürdüm
kerbelâ'da çöle doğru.

ali ali canım ali
canımda cananım ali
gül yüzlü sultanım ali
himmet eyle kula doğru.

hak'ka çıkar güzel yollar
hak'kın dostu gönlü boldur
gülbenek çeker derviş kullar
hazreti resul'e doğru.

der mahzuni kıblem hak'tır
hak üstünde hakkın yoktur
gerçek olan insanlıktır
çıkma sağa sola doğru.


180

beni yaradana

ister cennet olsun ister olmasın
beni yaratana kavuşacağım.
o verdi o alır tatlı canımı
beni yaratana kavuşacağım.

cehennemi haktır, ateşi haktır
kula düşen tatlı tatlı bakmaktır
cennetin kıskancı aşka yakmaktır
beni yaratana kavuşacağım.

şu benim canımı imam vermedi
dualar okudu ama görmedi
şu dünyada olup biten yormadı
beni yaratana kavuşacağım.

dört kitaplar dörtbin olsa hoş bana
yaratansız iki cihan boş bana
her yanımda değer taş bana
beni yaratana kavuşacağım.

sevmeyenler cenazemi kılmasın
yarın yanlış abdestini almasın
yeter ki hak benden ayrı kalmasın
beni yaratana kavuşacağım.

gel şu dağlara bak düşün ki nedir
yüceden seyreden hazreti kadir
mahzuni ebedi olan mevla'dır
beni yaratana kavuşacağım.


181

ya ali

ben sana gönlümü verdim vereli
derd ile belâya kalım ya ali.
bilmediğim bağdan bir gül dereli
vakitsiz sararıp soldum ya ali.

deniz oldum akan geldi sineme
dayan yaram dayan daha kanama
kurban olam nolur beni kınama
yenice belhamı buldum ya ali.

demek seni seven çekermiş ceza
darılmış nefesim vermiyor feza
sana derim sana koca mürteza
mahkemene dava kıldım ya ali.

ay mıdır mıdır günü bellisiz
çekerim belâyı, kırksız ellisiz
öyle bir sazdır ki göğsü tellisiz
beyhude çaldım da çaldım ya ali.

dükkân dükkân malın sattım olmadı
köşe köşe yattım olmadı
zehiri bal ile kattım olmadı
ben zehir yemekten bıktım ya ali.

mahzuni şerif'e gel zülfükar çal
kıyamete kadar gitmez bu vebal
ya bağım bağ eyle ya canımı al
ben ubunu demeye geldim ya ali


182

dur geri geri

kisbû kâr eylemi hâli cehlile
ikrar ver kâmile var yürü yürü...
ahvali münafık ezberi hile
dolaşır yollarda kör sürü sürü...

deccal güruhuna uğramadan geç
lezzeti nahoş kıymeti iğrenç
âşığın eşiği kendine miraç
çıkma yükseklere dur geri geri...

ibret almadın mı afatı nuh'tan
mürüvet bekleme bedensiz ruhtan
mevtaya mezara kâr etmez büftan
yeter ki benliği vur diri diri...

nişansız âdemdir libası hımar
zülfükâr tartamaz her bel her kemer
faninin köşkünün sonu tarumar
bir ebed külhane kur beri beri...

emrü hak deyip her meyveyi yeme
gel nazar kıl havva ile adem'e
isa baba nerden düştü meryem'e
belki bile olar sor bari bari...

gel mahzuni derviş değil durmuş ol
dolu kap taşırır boşalmışa dol
derlerdi ki kalpten kalbe gider yol
nenden ağlamıyor yâr zari zari...


183

gördüm özümle

doğduğu yerine ana yurduna
düşmüş idi ezilenin erdine
sordum mahzuni'ye bu figan ne
dedi tasa kıvanç tümü sizinle.

kara duman olsa kar boran olsa
damarı sağlamdır çiçeği solsa
yetmez mi dostuna selamı varsa
uzak olsa bile yakın bizimle.

o layıktır sevginin güzeline
aşka geldi vurdu sazın teline
uğradım demişti ben göl yerine
pınar kendi onu gördüm gözümle.

uğur ile yola çıkıp giderken
mahzuni dedi ki bu ne gezinme
kendi kendimize okur yazarken
onu gördüm selâm verdim özümle.


184

gönül hancısı

beytullah'ı görmek isteyen âşık
gönül şadedenler hacıdır hacı
yük ağır ben ağır yollar dolaşık
ermeden yıkılmak acıdır acı.

suların çağlayıp coşkun akışı
deryanın katreye hasret bakışı
bir bahçede bin çiçeğin kokuşu
esmai-adem'in gücüdür gücü.

sorun derdi nedir canım cananım
tahtı-parça parça sultanın hanın
ikrar edip ikrarından dönenin
gittiği yer dilin ucudur ucu.

düşmeye mahkûmsun muallak yatma
cahilin lokması bal olsa tatma
yararsız pazarda cefheri satma
adalet mahzuni'nin tacıdır tacı.


185

ne güzel

insan deryasında hak'kın yolunda
edep ile hür olması ne güzel
bunca bilmezlerin bunca cahilin
başlarında pir olması ne güzel.

geleceği güneş olmalı gencin
ey ihtiyar başım bitmedi sancım
tadına doyulmaz helâl kazancın
her ekmekte ter olması ne güzel.

âdem baba varken dinler yok idi
fitneye fesada karnı tok idi
şu ikilik canımıza okudu
tüm insanların bir olması ne güzel.

der mahzuni yanlış yola yürürsem
nefsin içim toprak olup çürürsem
insanları ayrı ayrı görürsem
gözlerimin kör olması ne güzel.


186

seni düşündüm

kolumda kelepçe boynumda zincir
geceleri bölüp bölüp seni düşündüm.
bağlı gözleimden bir ışık diye
acı acı gülüp seni düşündüm.

kanlı dudak bölük bölük heceler
inin inim benim gibi niceler
yavru doğar diye bazı geceler
yüzbin defa ölüp seni düşündüm.

bir düdük çalındı belli belirsiz
uyandım uykudan gözlerim fersiz
bir surun içinde lekesiz kirsiz
suçlu gibi gelip seni düşündüm.

bir yolcuyum hak'tan ayrı gidemem
sus diyorlar bana kime ne demem
kara günler gelir geçer fadime'm
ben mahzuni olup seni düşündüm.


187

telli turnam

güvendiğim dost köyüne
dağlar girmiş aralanmış
alkanı akmış tüyüne
telli turna'm yaralanmış.

güller ekmiş göz yaşına
dikenler dolmuş başına
bir kuru mezar taşına
iki satır sıralanmış.

dertli dertli bakar düne
için döker bu güne
yıldırım düşmüş gönlüne
parça parça paralanmış.

her gelen geçersin burdan
ervahı olsa da nurdan
mahzuni fitne fücurdan
beyaz bahtı karalanmış.


188

zeyno (babası)

bu yayladan sensiz nasil geçeyim
dağlar garip garip zeyno'm nerdesin
ceyhan suyu demin almış bulanır
çağlar garip garip zeyno'm nerdesin.

ocağında umut yanmış kül olmuş
gök yüzünde bulutların durulmuş
salkımı büzülmüş yaprağı solmuş
bağlar garip garip zeyno'm nerdesin.

saburu aş ettin zehiri yemek
kaderimde varmış senin gülmemek
daha dün var iken yok oldun demek
sağlar garip garip zeyno'm nerdesin.

yollar kıvrım kıvrım anlatır seni
dünyama ışıklar verenin hani
sen gidince öksüz kaldı mahzuni
ağlar garip garip zeyno'm(*) nerdesin)

* ozanın babası zeynel mahzuni


189

bostan beli

bostan beli sana nazar mı değdi
hani senin turnaların tellerin
ha deyince beşyüz atlı binerdi
zevali mı geldi bizim ellerin.

tan yerinden koca güneş doğunca
bizim ele bahtı boran yağınca
bir tiki de bir arslanı boğunca
kahpe felek nasıl uzar dillerin.

der mahzuni hak'tan gelir dermanım
padişahtan olsa bile fermanım
bir seherde sele gitmiş harmanım
ner yardımı vardır bana yellerin.


190

berbat görüntü

kara gözlüm nisan ayı gelince
gene yolumuzda gurbet görünür
akar gözlerimden inceden ince
kanlı yaş ellere şerbet görünür.

döğünüp ağlama gülüm boş yere
biz nere şadolup gülmek nere
var diye dillere düştük bir kere
yokluğum zalıma servet görünür.

ömrümün üstünde yıllar yol oldu
sayılı gün daraldı da daraldı
eyüb'ün çilesi geride kaldı
mahzuni hoş görünür berbat görünür.


191

var diye bana

dünya senin ile pazarlık etmem
bir karış toprağın var diye bana
şurda üç gün için hatır incitmem
yaşadığım kadar kâr diye bana.

suya attın yılanları tutturdun
her günümü kumar ettin utturdun
geçmişimde nice dullar yutturdun
elleri kınalı yâr diye bana.

bir damla suyudum insan eyledin
vücuta getirdin hicran eyledin
ne utandın ne de vicdan eyledin
ateşi bez ettin sar diye bana.

mahzuni'yim belki gene gelirim
gelir isem nasıl olur bilirim
canım ister ise çeker ölürüm
hiç minnet eyleme dur diye bana.


192

kanadımı kıra kıra

ömür yollarında gelip geçerken
kervanımı haramiye bozdurdun.
erenler ceminde konup göçerken
bilmediğim yüce dağda gezdirdin.

dosta gitsem yollarımı bağlarsın
ceyhan suyu gibi coşup çağlarsın
kara kaşlarını çatar ağlarsın
vallah billah tatlı candan bezdirdin.

mahzuni dolaşır gurbet elinde
inileyip geçer sazın telinde
yeşil ördek oldum dertler gölünde
kanadımı kıra kıra yüzdürdün.



193

zam fakiri

gel beni yanlış anlama
öldürecek zam fakiri
eve ne girsin akşama
öldürecek zam fakiri...

etme biziminen alay
bir odun bir ekmek vay vay
uy fakirlik dile kolay
öldürecek zam fakiri...

kimi duldur kimi yetim
böyle saygılı milletim
taraf tutuyorsam itim
öldürecek zam fakiri...

madem ki hak'ka gidersin
huzura varsan ne dersin
kazananlar vergi versin
öldürecek zam fakiri...

der mahzuni aman doktor
bizim ilde hasta çoktur
bana göre birşey yoktur
öldürecek zam fakiri...


194

diri daha

avcı vurdum sanma onu
diri daha diri daha-vallahi...
dert başımdan gider gelir
diri daha diri daha-vallahi...

yarem derin ellemeyesin
tabipleri yollamıyasın
sen bizi kör bellemiyesin
beri bak ha beri bak ha-vallahi.

gözyaşım ceyhan'a dönmüş
derin aha derin aha-vallahi...
alır seni sele boğar
yürüme ha yürüme ha-billahi...

sürdü köyün merasını
kurmak için binasını
yola gömdü anasını
kerim ağa kerim ağa-vallahi..

birgün kırarlar dişini
ürüme ha ürüme ha-vallahi...
keserler o kel başını
yarı şaka yarı maka-billahi...

der mahzuni tatlı canım
sen mi yarattın aslanım
yaklaşma yanıma benim
geri daha geri daha-vallahi...


195

şaşkınlık ve gerçek

bir meltem mi desem sabah mı desem
bir bahar mı desem yoksa bir afat
beynimde bir hal var sersemim sersem
almış dimağımı dert alev kat kat.

benliğime hakim meçhul bir olay
feth olmuş gibiyim ne cenk ne vay vay
isim mehtabı fışkıran bu ay
hangi gökten doğdu seyretsem bizzat.

hançerem kaplandı alevler ile
aşikare gizli garip bir hile
acısı lezzetli bu sinsi çile
kimden kime miras kimlerden icat.

şaşkınım hilkatin bu ilk sesi mi
yoksa yaratanın ta kendisi mi
neler çekmiş biçarecik nesimi
ondan tatmış düşman olmuş kâinat.

aklım iflâs etti adım serseri
böyle muammaya düşelden beri
karanlık gecenin mutlu seheri
şu soluk yüzdeki o müthiş tokat.

bir mızrap çırpışır inleyen odur
bir nâme haykırır dinleyen odur
tekkede feyzedip binleyen odur
kurtulmaya kalkma yanarsın heyhat.

bir çift göz azmeder dağları deler
bu içe döndü mü vay neler neler
seherde inliyen hazin ninniler
mahzuni bu niçin bu nasıl bigayet.


196

saki

bana bir mey ver ki deryadan gelsin
bana bir meze sun sırf candan olsun
beni kavurmayan kazan kırılsın
piştiğimden beri sarhoşum saki.

müptelâyım mestim şişesiz meye
alay etme dostum sarhoşum diye
katreden kaplara kaplardan çaya
coştuğumdan beri sarhoşum saki.

benim sarhoşluğum dostun ihsanı
doldurup ver korkma çekinme yani
velhasıl günahımla mahzuni
olduğumdan beri sarhoşum saki.

eşekliğin tadı aslanda olsa
zulmüne küfreder semere gelse
of demem dünyada bir nalım kalsa
mevlâ'ya şükür ki eşek gibiyim.

mahzuni diyorlar bir sahibim var
bazan sırtlar beni bazan yük atar
hep benim cinslerim gevişsiz yutar
mevlâ'ya şükür ki eşek gibiyim.


197

elveda erenler

kalktı kervanımız konduğu yurttan
elveda erenler gönderin bizi
taktık birer birer mertten nâmertten
elveda erenler gönderin bizi.

konanlar göçüyor dünya fanidir
kuş dilinden bilen canlar hanidir
kulunun rızkını veren ganidir
elveda erenler gönderin bizi.

ihtiyar eyledik hayli zamanı
atalım gönülden şirki gümanı
kolay kalkmaz karlı dağın dumanı
elveda erenler gönderin bizi.

cilveyi rab'bandan ferman erince
devi yutar imiş kara karınca
selamlar götürem dosta varınca
elveda erenler gönderin bizi.

mahzuni der hemmekânım dostunan
vücut gider başıyınan postunan
gül düşmesin yaramıza kastınan
elveda erenler gönderin bizi.


198

anamı ağlatan

şikâyetim kime divane gönlüm
anamı ağlatan kadıdır kadı
nezaket ismine bürünmüş zulüm
göbek attı durdu dünyanın tadı.

el parmağa düşmen, gzö gözden ayrı
bundan ötesini sen düşün gayrı
bozulmuş kalmamış dostluğun hayrı
mesut gezer kara cübbeli cadı.

bunda hikmet nedir ey ulu calap
her çayın başında bin türlü dolap
bir adımlık ama ruh ile halep
ne acıdır kıble'm daha uzadı.

korktuğumdan yiğit gezer mahzuni
biter mi yalanın perisi cini
bırak şımartma şu hainoğlu hini
elbet bir kayaya çarpar kanadı.


199

kavga olmaz

senden yanı olmayanı
elleme bak kavga olmaz
benlik şeytana aittir
ben deme bak kavga olmaz.

ordu ordudur eriyinen
hak'ka gitmeli seriyinen
halkın alnının teriyinen
bok yeme bak kavga olmaz.

hacımız gider kabe'ye
neden nasip değil beye
bin mikroptan ilaç diye
zemzeme bak kavga olmaz.

mahzuni der neler bunda
yiğit kanı durmaz kında
yani bir dar ağacında
kelleme bak kavga olmaz.


200

yanlış anlama

beni demirden sananlar
beni yanlış anladınız
ben de etten kemiktenim
beni yanlış anladınız.

bazan sağlam bazan hasta
bir insan kalmaz kıyasta
bizden gül verirken dosta
beni yanlış anladınız.

namaz kıldım hafız oldum
rütbe taktım asker kaldım
siz gibi dünyaya geldim
beni yanlış anladınız.

benim rengim et rengiydi
ne ağaydı ne de beydi
kimi kızıl sarı dedi
beni yanlış anladınız.

gerçek yüz değildi tekti
mesele bunu bilmekti
her parti kendine çekti
beni yanlış anladınız.

mahzuni haklı yanıyım
bir de ben sizi tanıyım
ben bir dünya ozanıyım
beni yanlış anladınız.


201

bunamış gibi

gurbet buram buram akar göğsümden
ecel fermanımı onamış gibi
karalar göç etti saçtan sakaldan
derbeder gezerim bunamış gibi.

sıra sıra domar domar yaşlarım
her akışta bin figâna başlarım
sanki selam durmuş mezar taşlarım
şimdiden baykuşlar türemiş gibi.

menekşeydim, kezbi yediş sapımı
mor kayadan çıkarmıştım tapumu
arada felâket yoklar kapımı
gözüm kapar gider denemiş gibi.

şahlanan gençliğim geçti kaç para
kaptırdık papucu ah ile zara
iyi günlük, iki yüzlü dostlara
kalbimin ortası kanamış gibi.

mahzuni şerifi dostlar severdi
felek cezasını verdi ha verdi
devede kıl değil eyüb'ün derdi
daha allah bizi sınar mı sınar.


202

almanya'ya çağrı

bize küsüp bizden kaçıp gidenler
dönüp gelin anadolu bizimdir
hiç bir ana yavrusunu bırakmaz
binin gelin anadolu bizimdir.

vallahi billahi yemin edeyim
benim toprağımda ipe gideyim
el kapısı iyi değil ne deyim
dönün gelin anadolu bizimdir.

bak ayşe ağlıyor, elif sızlıyor
senin memleketin seni gözlüyor
alamanya bize kimi gizliyor
dönün gelin anadolu bizimdir.


203

belalı baş

ne belâlı başım var
her gün akar yaşım var
yalnızım dünyada
ne yaran yoldaşım var.

ner arasam bulsam
şöyle bir fikre dalsam
sultan süleyman olsam
bir mezar bir taşım var.

yok üstünde böyle gurur
yol üstünde kör durur
kime yedirsem vurur
ne hayırsız aşım var.

mahzuni çata çata
benzer oldum berbata
gelip elimden tuta
ne babam gardaşım var.


204

inan

dilim kulağıma yalan söylüyor
kendime inancım kalmadı inan
evini yaptığım bu kahpe felek
bir günlük kapımı çalmadı inan.

yıllardır zindanda gönül eğledim
gurbet türküsünü çaldım söyledim
bir gün azraile dostluk eyledim
hemen ölem dedim olmadı inan.

bir elimde sazım bir elimde yara
nice yıllar gezdim fakir fukara
beddualar ettim çok zalımlara
kimse allah'ımdan bulmadı inan.

külüm duman duman közlerden
beyaz ışık gelmez kara gözlerden
mahzuni küfürden kötü sözlerden
sanma ki usanıp yılmadım inan.


205

şahın yuvası

dağlar size soracağım var benim
menekşesi solmuş güz mü yaklaştı
fani dünya tek başıma dar benim
acep selvi boylum nereden aştı.

yalçın kayaların şahin yuvası
zirvelerin gül baharın havası
elvan elvan elbistan'ın ovası
mevlâm bu ayrılık bana mı düştü.

her kervana geçit vermez bellerin
binbir koku saçar gider yellerin
dağlar sizi metetmeyen dillerin
mutlak sahibine zeval yaklaştı.

yaz gelince kokar menekşe çiğdem
yaylasız dağların güzelin nidem
yol verin aşıp da yârime gidem
ayrılık elinden bağrım tutuştu.

mahzuni kalalı dağlar başında
gözüm yoktur kekliğinde kuşunda
elbet mânâ vardır didem yaşında
bir silen yok imiş bakan savuştu.


206

sakın

gene gelir isem sana almanya
eski yararlarım elleme sakın
hayınan huyunan kavga şerinen
bizi gözü küllü belleme sakın.

dumanlar içinde böyle curcuna
yem olmadan hannover'in kurduna
zincirler içinde baba yurduna
bu haindir diye yollama sakın.

yıkma hatırımı şeytana uyup
sanki ne anlarsın kayıp
bir lokma yedirip söğüpte sayıp
ardımızdan özür telleme sakın

mahzuni şerifin çile nasibi
her zaman görülmez denizin dibi
nuh-nebi'den kalma okkalar gibi
indirme vizeyi kelleme sakın.


207

değmez

üç günlük dünyada insan oğlunu
hatırdan gönülden kırmaya değmez
hırs atına binip şeytan yolunu
varıp bir fitneden sormaya değmez.

başına çalınsın balı böreği
çamurdandır muhanetin yüreği
bulmayanı düşün tuzlu çöreği
bir gün için kafa yormaya değmez.

bize cehennemdir beylere cennet
hayal güzel şeydir yaşadım zannet
bir karış mezara eylemem minnet
zaten bu dünyada durmaya değmez.

mahzuni dağlardan kar gibi savrul
ulu çınar gibi gölgeli devril
bey yalına tükür yağına kavrul
her güzele bıyık burmaya değmez.


208

hırsız var

de nasıl diyemem gözüm görür de
dayıları büyük büyük arsız var.
alın teri coşup gittiği yerde
kravatlı allı pullu hırsız var.

yapılanmış eve kapı istenir
ölçüler biçilir çapı istenir.
ölüden mezara tapu istenir
daha saymadığım nice yersiz var.

böyle pay inmedi hak'tan inerken
zaman akıp gider daha gün erken
hile tezgâhında milyar dönerken
ceketini satıp yiyen kârsız var.

der mahzuni insanlığın eriyim
haksızın göreni hak'kın körüyüm
fikri ile kavgacının biriyim
varacaksan üzerime zorsuz var.


209

ne güzel uymuş

ta ezelden böyle yakışıklıdır.
şu dağlara kale ne güze uymuş.
bir ah çekse bin dereyi sel alır
âşıklara çile ne güzel uymuş.

kırmızıya beyaz karaya sarı
bataklığa sinek çiçeğe arı
yaz gününe yüzü kışa baharı
kuru yaprak yele ne güzel uymuş.

insanlar insana hayvanlar soya
sular enginlere selvi ovaya
güzele kalem kaş çirkine boya
sivri tırnak kele ne güzel uymuş.

arsıza ahlâksız hırsıza tasa
canboza enayi bankaya kasa
mazluma kol-kanat suçluya ceza
manussuza hile ne güzel uymuş.

dünya pay olmuş tavşana tazı
aslana çarçakal kurtlara kuzu
mahzuni'ye derdi şerife sazı
parmakları tele ne güzel uymuş.


210

kahpe dünya

kahpe dünya ysenin neyin bellidir.
oy gelir mi ola eski günlerim
tesbih oldum otuz üçüm tükendi
oy gelir mi ola eski günlerim

sever idi akıllılar delliler
derviş anlar ermiş anlar veliler
kucak açar karşılardı valiler
oy gelir mi ola eski günlerim.

bazan tabip olup derman yazardım
arif olup kılı kırktan süzerdim
bin omuzdan bin omuza gezerdim
oy gelir mi ola eski günlerim.

ben doğunca sağım solum yoğudu
hak'kı seven yarenlerin çoğudu
yarasını sardıklarım soğudu
oy gelir mi ola eski günlerim

mahzuni şerifim geçenler hanı
neyleyim şöhreti neyleyim şanı
parçalanmış bizim elin insanı
oy gelir mi ola eski günlerim.


211

yalan mıdır

dostlar benim dert çektiğim
size göre yalan mıdır?
müslüman malı ortaktır
koca töre yalan mıdır?

bütün canlar hak'tan indi
kitaplarda böyle dendi
kuvvetli zayıfı yendi
göre göre yalan mıdır?

dağlar nerden kopmuş niye
dünyalar baksın maziye
devede can vardır diye
küçük pire yalan mıdır?

buzdolabı hışır hışır
dışı yanar içi üşür
bütün maddeler değişir
bu bir kere yalan mıdır?

mahzuni bir defa gelir
niye geldiğini bilir
hemi doğar hemi ölür
birden bire yalan mıdır?


212

naz içinde naz

gönül nereden aldın sen bu çalımı
haberin yok poz üstünde pozun var
kimin olur kötü sözün gelimi
anlamadım neden ince nazın var.

kupkuru merhaba kabul edimez
çürük papuç ile şam'a gidilmez
koyun sürüsünde hınzır güdülmez
anladım ki poz içnde pozun var.

bir damlan bulunmaz denizin dersin
hayal kaplarından çok pilav yersin
gönül böyle gitme derde girersin
ne acayip insanlarda gözün var.

mahzuni şerifim insandır insan
bizden ayrı değil hazreti süphan
sen ne anlarsın ey sofu kur'an'dan
elifi bilmezsin binbir nazın var.


213

hediye

dost bana hediye getirmiş bir gün
o bana gül verdi ben ona yazı
böyle bir pazara geldik ulaştık
o bana el verdi bende niyazı

erenlerin cananında canında
kâr umulmaz çünkü hanu manında
cömertler şehrinde dost dükkanında
o bana çok verdi bende birazı
böyle bir ceyhunda aktık akıştık
bir çiçek dalında birlik kokuştuk
bir aynaya çıktık baktık bakıştık
o alevi dedi bana bende rafazi

mahzuniyim böyle ikrar taşıdık
erenler ceminde aynı yaşıdık
cahilin elinden düştük üşüdük
o fırtına buldu bende ayazı


214

dost

tatlı tatlı esen seher yelleri
dostan haber varsa gel bize doğru
gül yüzlümden selam sabah kesildi
hiç haber yok mu sal bize doğru

biçare yüzlerim soldu ha soldu
yakup, yusuf için saçını yoldu
ne inanan nede pir seven kaldı
yavaş yavaş küstü yol bize doğru

mahzuni mahzuni köre mahzuni
kendini kimlerden sora mahzuni
dünya kime kalır bire mahzuni
al getir sazını çal bize doğru


215

yeni dost

olan oldu geçen geçti
aşığız dedik bir kere
ben dostun yoluna gittim
yüzlerimi sere sere

dost cemâlin gören haktır
sanma cemâlden uzaktır.
sanma dost yolu uzaktır
dostum nere vay ben nere

bir âdem kendini bilse
sağ gezer bin defa ölse
bin yıllık arası olsa
sanırım kapıdan girer

mahzuni kolay duramam
bunun sebebin soramam
allah'a ikrar veremem
ikrarım vermişim pire


216

düştü

ervahı ezelden dostun libası
musa gibi ulu çobana düştü
musa neler çekti inkar elinden
geçti dün soyumuz yabana düştü

ta ezelden kalktı fatma'nın göçü
sebber ile geldi sübberin suçu
cennet bahçesinde halil'in koçu
isa'ki ismal gibi kurbana düştü

bu nasıl edeptir bu nasıl maya
nuh naci nalsılsa dalmış deryaya
dünyalar güzeli hazreti havaya
bütün çirkinliği türbana düştü

mahzuni şerifim etme bu nazı
nazda görülmez mi ol şahın yüzü
gökyüzünde gezdi aşıklar sözü
indi yer yüzüne kur'ana düştü


217

deli gönül

gene uçtu deli gönül
dağın ardını kimbilir
eyüplük dile kolaydır
onun derdini kimbilir

erenler toplanmış safta
çoğunun dili sinkafta
kimisi arar necefte
şahın yurdunu kimbilir

ne anlar ki gönlü yoklar
boş gönülde neyi saklar
dilinden düşmüyor kırklar
sorun dördünü kimbilir

mahzuni sarardım soldum
ne aradım neyi buldum
el dilinde korkak oldum
işin merdini kimbilir.



218

güman

ben şaha gitmezdim inan erenler
azıcık gönlümde güman olsaydı
haşmetli görünür güzel viranlar
başında kar ile duman olsaydı

önünden kaçmadım derdin mihnetin
yanından geçmedim aklı cinnetin
hasretin çekerdim güzel cennetin
hayvanda girerdi çimen olsaydı

mahzuni şerifim böyle kıymetle
böyle hesap ile böyle ümitle
korkutup dururlar bir kıyametle
kurtulsaydık ahir zaman olsaydı


219

yaşam tadı

erenler dost meclisine
girmeden tadı mı olur
erenlerin sefasını
sürmeden tadı mı olur

ben aşk ile buldum ilim
vallahi söylerim bunu
muhabbetten kini kiri
sürmeden tadı mı olur

duvarcılar duvar yapar
yapamazsa duvar sapar
insan sevdiğine tapar
görmeden tadı mı olur

mahzuni dertliler beği
sev sevmeyi kötü iyi
bir avcı güzel geyiği
vurmadan tadı mı olur.


220

ali

ahu figanımı böyle görmemezlik etme şah
lentera ilminin şöyle, ba-bı buhranı ali
ismin ile vücut bulmuş cümle envali ervah
izzeti âlâdır bana bir nebze şanı ali

hâki payın sarayımdır günbe günde tevahım
sureyi imran-a serdar muhafın canı ali
alemi süphansız *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*iz kıplegahım ilahım
nerdeki belaya düşsem derdimin canı ali

aklı seliminden geçer okusa alim seni
kim ki geçmedi serinden serler sultanı ali
ta ezelden velayetin zebun etmiş bu teni
akıbet okumuş ruhum şahı merdan-ı ali

şerbeti aşkınla şahım nuş edip harap oldum
dem bedem sarhoş gezerim aklımın zanı ali
olmaya ki dü cihanda kapından azat kaldı
suret ile neyleyim ki cümle insanı ali

tevellayı teberrayı hatmettim himmetinden
ukbada seyrim nedir ki ne olsun yani ali
makberi vücutum şükür alemin cennetinden
aşıkı suzan olmuşum bağışla seyrim kervanı ali

mürüvetgâhamsın benim arşı kürsü alemda
alışmış yanmış gönlümün demi devran ali
hatmi mushaf değilim ben haddı ali didemde
zûlmu zindanı hoş gördüm gönlüm fermanı ali

utancım kafi değildir suçumun bahşı için
nevsi teslime olmuşum bağışla gani ali
iradeyi nıvsıyım ben sormadım ki ya niçin
belaya mevtumun çünkü dilim figanı ali
olmaya ki zülfükarın zahmede feryadına
razu mahşer ola birgün ne olur tanı ali
cüda etme mehzuni'yi bakıp da adabıma
ulvile uhteyi vurup koyma hiçrani ali

04.01.1991-almanya


221

kim derse

kim derse ki dünyayı ben yarattım, benimdir
hak yaratmış tüm alemi, bu deniz toprak bizim
her kusurda insan eli, her güzellik senindir
her karanlık bizden doğar gelecek şafak bizim

bizi mabutsuz belleme, aklın ermez ey sofu
birlik meydanında şükür, yüzümüz apak bizim
şerrin sonu hayır ile, umut kesme mahzuni
tüm yolların kavuştuğu kardeşli kavşak bizim.


222

dünyadan kaçan

adalete günah gelir
hakim adil olmayınca
merhamet iki yüzlüdür
suçlu ceza bulmayınca

bir yarıma denmez tamam
ayrı sabah ile akşam
cemaata kıyar imam
doğru namaz kılmayınca

her talip dara gelemez
kivre kivreyi alamaz
divanda mürşit olamaz
mürşit kendin bilmeyince

ulusoy ali soyudur
soy insanın öz huyudur
bu emir neyin neyidir
hacı bektaş gelmeyince

der mahzuni ey avuçan
çok tembeldir avuç açan
insan mı dünyadan kaçan
özü hak-ta olmayınca




223

yumuşak koltuk

gel bana küfretme bak beni dinle
senin yüreğinde dert var deyil mi
dinledikten sonra vur hançerinle
ölülere bile yurt var deyil mi

küçük çıban yara olmuş büyümüş
ilaç kar etmiyor doktor neyimiş
koyunlar yenilmiş çoban uyumuş
şu büyük sürüde kurt var deyil mi

yumuşak koltuklara koşan koşana
çalışan kan ağlar boşu boşuna
diploma delisi millet başına
geçince bir ağır şart var deyil mi

savcı hakim paşa vali insandır
hammal zalim âlim deli insandır
tabiat sırrının dili insandır
ayıp, müslüm gavur kürt var deyil mi

sağcı, solcu, kominist filan
insandan gayrisi yalandır yalan
doğarken var mıydı gavur müslüman
kadın erkek hadım hırt var deyil mi

kim diyorsa mahzuniye kominist
onun imanından şüphe etmeli
böyle bir millete kim etse katil
inkar sülalesini topa tutmalı

önüm köküm gelmiş orta asya'dan
biz başkayız amerika rusya'dan
öyle laf gelmesin binbir kafadan
ya bunlar delidir ya da sıtmalı

hangi âşık peşkeş eder vatanı
hor görürler haksızlığa çatanı
kına diye ton ton esrar satanı
hangi mahkemede taşa katmalı

dost mahzuni milletine kurbandır
kurban olduğundan yeri zindandır
bana söven milcan oğlu milcandir
onlar ekmek diye arpa yutmalı


224

kavgayı durdurun

iki gardaş bu kavgayı
durdurun allah aşkına
yara kangıren olmadan
sardırın allah aşkına

kavuşalım doya doya
uçtan uca boydan boya
barışmayı son noktaya
vardırın allah aşkına

vah mahzuni bu ne kandır
vuran candır ölen candır
toprak cümle vatandır
sürdürün allah aşkına

"bu yazı ve deyiş bir gazete yazısında alınmıştır.


225

özünü yargılamak

hakim olmak kolay değil, hak bulunmak isterken
öyle bir arayıştır bu, balık umman içinde
gündüz kadar belli olsa, bir insanın günahı
inanmak istemez gönlüm, gene güman içinde

şu alemi yaratan var hak-ka sırdaş kal gönül
doğruluk dost kapısıdır, dostça gardaş ol gönül
yüz milleti bir canda gör, hacı bektaş dol gönül
mahzuni özün yargıla, bunca insan içinde



226

yine bahar geldi yaradan

yine bahar geldi yaradan
bilmem niye yaprak açmaz güller oy
karlı daglar kalkmadıkça aradan
korkarım ki dosta ermez yollar oy

ne dağı var ne ormanı çınarı
ne bağı var ne bostanı pınarı
kimse bilmez gizli gizli yananı
ah derdini dökemeyen kullar oy

kimi murat almış gezer salınır
kimi yaralanmış bağrı delinir
bir gün dünyadan adım silinir
hani bizim mahzuni' miz derler oy


227

berçenek'ten yaya geldim

berçenek'ten yaya geldim
amman doktor bak bebeğe
beşiğini elden aldım
yandım doktor bak bebeğe

yıkık yuvam kara yasta
yalvarırım eşe dosta
annesi bebekten hasta
amman doktor bak bebeğe

kuru soğan yağsız aşım
yırtık bağrım açık başım
bir şey değil vatandaşım
amman doktor bak bebeğe

allah için bir merhem çal
öldürür beni bu vebal
param yok ceketimi al
amman doktor bak bebeğe

mahzuni şerif çobandır
meskenim dumanlı dağdır
bebektir amma insandır
amman doktor bak bebeğe


228

elbistan yeli

şu bizim dağların ormanı güzel
gene sabah yeli eser mi bilmem
ayrılık hasretinin dermanı güzel
dost bizi bağrına basar mı bilmem

oy dağlar dağlar mor menevşeli
esiyor bağrıma elbistan yeli

kıvrıla kıvrıla dağlar gidiyor
bulanmış deryalar buna ne diyor
sevdiğim yüksekten selam ediyor
in aşağı desem küser mi bilmem

mahzuni kalkıyor o dostun göçü
gel beri gel beri canımın içi
ömrüm fokurduyor bilmem ki niçin
yıllar önümüzü keser mi bilmem


229

fadimem (sevdiğim bu sevdadan)

sevdiğim bu sevdan adalet midir
böyle zalım iki yüzlü yar benim
bu yaylada ikimizin hakkı var
neden olsun sümbül senin kar benim

bakmaz mısın yüreğimde yanana
ezelden kurbandır canım canana
malım mülküm yavrum hayrandır sana
defol demek yüreğime kor benim

mahzuniyim başım alıp giemem
geveler düşümde sensiz yatamam
seni sevidğime küsme fadimem
daha nice günahlarım var benim


230

deli gönlüm (gel üzülme)

gel üzülme deli gönlüm
ömür döne döne geçer
acı tatlı giden günler
gene gelir gene geçer

ömür gider dilme dilme
istersen bil ister bilme
giden günlere üzülme
gene gelir gene geçer

geçip giden yıllar aylar
yatan deniz,akan çaylar
gün olur koca saraylar
ta yerin dibine geçer

yiğid ölmez bir yaradan
kaldır gümanı aradan
sevgi denen sadakadan
bir verirsen bine geçer

der mahzuni gardaş yaran
hak deyip de hakk'a varan
dünyada dost evi kuran
ahrette içine geçer

korkulacak şey yok bundan
kayalar kaçmaz yosundan
mezarımın baş ucundan
nice yüz bin sene geçer


231

sarhoş (karlı dağlar kara bulut)

karlı dağlar kara bulut içinde
yaylası hüzünlü yöresi bir hoş
sevdalı yolcular umud içinde
hayalin düğünü töresi bir hoş

han sarhoş hancı sarhoş
yolda yabancı sarhoş
el çek tabip gönlümden
içimdeki sancı sarhoş

bahar gelmiş nurhak dağı otlanmış
bizim evde bayram günü kutlanmış
obalar dağılmış dostlar yadlanmış
eyvah! ayrılığın yaresi bir hoş

mahzuni yıldızım aylar içinde
bağlanmışım zülfü yaylar içinde
yüzemez yunuslar çaylar içinde
deniz vurgunun yaresi bir hoş


232

gövdeli (çıksam baksam)

çıksam baksam gövdeli'nin başına
acep bizim eller görünmez m'ola
dediler yarını eller alıyor
o'nu alan zalim sürünmez mi ola

gövdeli gövdeli de yöre gövdeli
her yanına baykuş gire gövdeli
o zalım yari bıraktım sende gövdeli
aman yıkılası da pire gövdeli

gövdeli'nin başı dumanlı kurttan
geçemem efendim ben güzel yurttan
dediler yarını eller alıyor
şu belalı başım da kurtulmaz dertten

gövdeli gövdeli öte gövdeli
boz buluta yağmur sala gövdeli
oturup da devranımı sürmedim
sağ yanında baykuş öte gövdeli

gövdeli gövdeli yatan gövdeli
derdime bin dert katan gövdeli
ömrümün sonuna lanet ederim
mahzuniyi ele satan gövdeli


233

gardiyan (akşam oldu yine)

akşam oldu yine hapis kitlendi
demir perdeleri çekme gardiyan
ne yar'dan haber var ne mektup salan
bi de sen belimi bükme gardiyan

bizi seven dostlar şimdi çekildi
gam tarlama dert kesavet ekildi
umuduma yeni fidan dikildi
kırık dallarımı yakma gardiyan

mahzuni şerif' im iki yüzlüler
yaktı yüreğimi bağrım sızılar
fadimem yol bekler ağlar kuzular
at mektubu belim bükme gardiyan


234

domdom kurşunu

kaşların arasından domdom kurşunu değdi
bir avcı beni vurdu bin avcı beni yedi

(bağlantı)
ah dedim ağladım
yaremi bağladım
eğdi yar boynum eğdi
mevlam kerimsin dedi
hançer yarası değil
domdom kurşunu değdi
gel gel gümle gel gel gel gümle gel
gel gel gümle gel böğrüme domdom kurşunu

bugünüm harap oldu dünden iyi midir ki
doktor hasta ben hasta benden iyi midir ki

bağlantı

mahzuni yar benim halımı anlasaydı
bütün dertliler gibi inleyip dinleseydi

bağlantı


235

iki bin yılına doğru

ikibin yılına doğru
dur bakalım ne olacak
müneccim değilim ama
sanırım bir er gelecek

dün gece bir rüya gördüm
yüzümü pirime sürdüm
bilmiyorum neler sordum
yokluk arkada kalacak

koyun kuzu yavrusuna
meleyip süt verdiğinde
ağustos'ta kızılırmak
dönüp dönüp gümleyecek

zelzele olacak şam'da
rüyam böyle dedi bana
ben de inanmazdım ama
tuz gölüne buz gelecek

erciyes'ten kayseri'ye
dört kanatlı bir kuş konar
kanadında bebek taşır
bilmem kimler inanacak

gökten mavi kar yağarken
kırmızı güneş doğarken
böyle rüya'dan uyanıp
dost mahzuni saz çalacak


236

divane ettin aklımı

divane ettin aklımı
taştan taşa vura vura
aradım can yoldaşımı
baştan başa sora sora

kimi yanar kimi söner
kimi iner kimi biner
saraylar virana döner
boştan boşa dura dura

gir mahzuni dost bağına
kar yagmış dostluk bağına
gençliğim ömrüm çağına
baştan başa yara yara


237

kıran kırana (yürü bre bol mezarlık)

yürü bre bol mezarlık
her yıl da varan varana
kahrolası yalan dünya
birbirin kıran kırana

gayri çekemem bu nazı
kış temsil edemez yazı
kör olmuş insanın gözü
gerçeği soran sorana

mahzuni nedir bu zulüm
kalmadı takatım halim
en sonunda vardır ölüm
kendini yoran yorana


238

bahar ayları (aha geldi geçti)

aha geldi gitti bahar ayları vay
kuş mu konar gayrı selvi dalına vay
gel otur yanıma ağlama bari vay
türküler yaz duvağının teline yar yar
teline vay vay teline vay vay

türküler yaz duvağının teline yar yar
teline vay vay teline vay vay

biterm'ola yüreğimin yarası vay
merhemimdir kaşlarının karası yar
elbistanla akçadağ'ın arası vay
gönlüm düştü böyle dertli geline yar yar
geline vay vay geline vay vay

gönlüm düştü böyle gamlı geline yar yar
geline vay vay geline yar yar

ömür pençesini takıp gidiyor vay
geçtiği yerleri yakıp gidiyor vay
biçare gözlerim akıp gidiyor vay
bindokuzyüzaltmışyedi yılına yar yar
yılına vay vay yılına vay vay

bindokuzyüzaltmışyedi yılına vay vay
yılına yar yar yılına vay vay

der mahzuni yüreğimden kan gelir vay
dermansız doktorlar her zaman gelir vay
azrail çökse de gene can gelir vay
yeter ki al yatır beni koluna yar yar
koluna vay vay koluna vay vay

yeter ki al yatır beni koluna yar yar
koluna vay vay koluna vay vay



239

bari bari (eller bizi duymasın dost)

sarhoşum dünyada sevdiğim
meyhoş geziyorum yar
kadehimi doldur da bari caney
eller bizi duymasın yar
ağlamış aşıklar yıllarca
yüzün görememiş dost

canım bu perdeyi kaldır bari bari
canım gülüm dostum
eller bizi duymasın yar

yüreğim fırgatta oy gurban
iki gözlerim kanda yar
canım cenderede ey can
hallerim yamanda dost
bir kırık tekneyim ey can
ulu ummanlarda dost

döndürüp durma gel daldır bari bari
canım gülüm dostum
eller bizi duymasın dost

mahzuni'yim vardım gurban
birgün ulu çarşıya dost
düşündüm dünyanın yükünü
kimler çekip taşıya dost
hasta düşmüş kollarımı kırıp
şöyle geçip karşıya dost

bana gülme beni öldür bari bari
canım gülüm dostum
eller bizi duymasın dost


240

mini etekli kızımız

mini etekli kızımız
sokak sokak düğün ister
kalça göster göğüs göster
mini etekli kızımız

terbiyesi bulutlarda
hayalleri umutlarda
babası aç kendi darda
mini etekli kızımız

zaten bizim hayat mini
avrupa'ya gitti ünü
kime sattın arı dini
mini etekli kızımız

soytarı mı sosyete mi
biz mi deli siz öte mi
mini tahsil fakülte mi
mini etekli kızımız

kız anaya benzemez mi
insan gibi gezemez mi
şu entari uzamaz mı
mini etekli kızımız

mahzuni yoldan çıkamaz
sana bu şekil bakamaz
terbiyeni halk yıkamaz
mini etekli kızımız


241

abur cubur adam

içi yalan dışı yalan
her devirde dönek adam
gün boyanmış kara yılan
abur cubur abdullah

etme dedim tutma dedim
dostluğu unutma dedim
sana verdiğim lokmayı
çabuk biter yutma dedim

abur cubur adam
ben seni nidem
daha kendini bilmezsin
kimdir yanındaki adam

bir elinde kamerası
sanırsın film anası
her dolapta numarası
abur cubur abdullah

etme dedim tutma dedim
dostluğu unutma dedim
sana verdiğim lokmayı
çabuk biter yutma dedim

abur cubur adam
ben seni nidem
daha kendini bilmezsin
kimdir yanında ki adam

der mahzuni tövbe olsun
böyle dost düşmana kalsın
şeytanlar namazın kılsın
abur cubur abdullah

etme dedim tutma dedim
dostluğu unutma dedim
sana verdiğim lokmayı
çabuk biter yutma dedim

abur cubur adam
ben seni nidem
daha kendini bilmezsin
kimdir yanındaki adam


242

eşek gibiyim (sırtım bozuk)

sırtım bozuk yüküm ağır yol çamur
mevla'ya şükür ki eşek gibiyim
izzetim semerdir vur utanma vur
mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

aklım softalarda inadım inat
dur demem ben doyasıya odun at
umurumda değil batsa kainat
mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

torbama ne koyarsa yerim sahibim
ahır yasasına olmaz lam ü cim
eşekliğin tadı nedir bilen kim
mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

benim için kucak açar kırlarım
keyfim suyum,sıpam için zırlarım
yükümün şerefi diz çamuralrım
mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

eşeğin tadı aslanda olsa
zulmüne küfreder semere gelse
of demem dünyaya bir nalım olsa
mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

mahzuni diyorlar bir sahibim var
bazan sırtlar beni bazan yük atar
hep benim cinslerim gevişsiz yutar
mevla'ya şükür ki eşek gibiyim


243

yürü bre osmanlının ovası

yürü bre osmanlının ovası
dağlarına çadır kurulur bir gün
kolay mı dağıtmak yiğit yuvası
bunların hesabı sorulur bir gün

kapısı uşaklı beyler nicoldu
yeyip de içtiğin köyler nicoldu
omuzunda oklar yayalay nicoldu
korkarım ki yaylar gerilir bir gün

ağlama mahzuni yiğit ol nolur
her akşamın sonu sabahla gelir
sanma ettiklerin yanına kalır
sana da bir çorap örülür bir gün


244

ite bak ite (ademin merihe gitme)

ademin merihe gitme çağında
insanın taptığı puta bak puta
bilirim ki dünya lezzet doludur
karganın yediği duta bak duta

aşıkların sözü hep enel haktır
vallahi billahi yalanım yoktur
onu yakasında gümüş gömlektir
senin yakanda ki bite bak bite

ölü insanlardan keramet olmaz
ölmüş insanlardan şefaat gelmez
aya gidip gelmek marifet olmaz
daha güneşten öte bak öte

mahzuni değildir hazreti mervan
bizden ayrı değil hak ile şeytan
ne olursa olsun gider bu kervan
ardımdaki üren ite bak ite



245

kırma beni (aziz dostum)

aziz dostum mektep ile
arayıp da sorma beni
artık böyle bile bile
hatırımdan kırma beni

dinlemem bin söz etsen de
anlamam kaş göz etsen de
kılıç vurup düz etsen de
bir kefene sarma beni

muhabbetin sana kalsın
benim için kuru dalsın
yüzlerine lanet olsun
yeter artık yorma beni

mahzuninin dertleri var
umurumda değil yalvar
dünyadan ahrete kadar
sen sen ol da sorma beni


246

bu sene (aha gidiyorum yine)

aha gidiyorum yine gül yüzlüm
korktuğum başıma geldi bu sene
garip anam kırk yıl döndü dövündü
ağladı saçını yoldu bu sene bu sene

garip eller bu sene bu sene
yitik canlar bu sene bu sene

daracık başımda kıvrılan yollar
maraş'ta birleşip ayrılan kollar
ağlaya ağlaya yorulan kullar
katıla katıla güldü bu sene bu sene

canım eller bu sene bu sene
verimsiz oldu bu sene bu sene

çiçek diye soğan yedi arı'lar
kovanları acı acı zarılar
bana benzemezse benim yavrular
desene mahzuni öldü bu sene bu sene bu sene

güzel yavrum bu sene bu sene
canım eller bu sene bu sene


247

hacı bektaş veli dost

sensiz dünyanın tadı olur mu
adı güzel hacı bektaş veli dost
seni bilmeyenler hakkı bilir mi
adı güzel hacı bektaş veli dost

ulu dost
canım dost

elimi bilmezdim eli bildirdin
yalan söylemeyen dili bilirdin
harama çözülmez beli bilirdin
adı güzel hacı bektaş veli dost

ulu dost
canım dost

yunus'a yar ettin taptuk emre'ye
kırk yıl dağda gezdi gönül vermeye
her can layik değil seni sevmeye
adı güzel hacı bektas veli dost

ulu dost
canım dost

der mahzuni eşiğini bulayım
yüzlerimi tozlarına dolayım
kul eyle kapında kurban olayım
adı güzel hacı bektaş veli dost

ulu dost
canım dost


248

zevzek (bir elinde kadeh)

bir elinde kadeh var nerden gelirsin canım
içip de ağlamayı derman bilirsin canım
dünya fani bahçedir birgün ölürsün canım

adam olamadın gitti zevzek
beni bilemedin gitti zevzek
yürü be yürü be yürü be yürü be insan değilsin
kendini bilmeyen canım eli ne bilsin
halkı halkı halkı halkı hakkı ne bilsin

hele bak şu aynaya yüzün yüze benzer mi
ta sabahtan uyumuş gözün göze benzer mi
vay o boyun devrilsin özün bize benzer mi

mahsuni bu haliyle nereye vardın canım
sen bu ele gelmeden nerde yatardın canım
belinde barabellom kimi kurtardın canım


249

bizden geriler (gam kasavet)

gam kasavet çöktü gene garip başıma
gönül yaylasından gitmiş bizim sürüler
bir mektup gönderem dedim can yoldaşıma
yakın iken şimdi uzak oldu dediler

(bağlantı)
gel hey benim canım haydar
canımda cananım haydar
cümle canın ezelisin
mektebim irfanım haydar

kör yolcu bağdat'a gider ama varamaz
hakkı inkar eden kişi hakka yaramaz
aşkın yarasına hoca muska saramaz
sevdadan ne anlar gökte cinler periler

bağlantı

mahzuni şerif'im böyle deli mi bazen
enginlere yaman düşen yüksekte gezen
aklım ermez benim ya da bozuldu düzen
akıl verir oldu bize bizden geriler

bağlantı


250

bulduğu zaman (gökte yıldız)

gökte yıldız yerde ışık görülmez
güneş doğup gündüz olduğu zaman
insanoğlu ara yerde sürünmez
baş koyacak yastık bulduğu zaman

çalışmadan yetim hakkını yeme
o kül kafan ile bilirim deme
dağılır ordular kalkar mahkeme
insanlık kavgasız kaldığı zaman

bak ne hale koydun garip başımı
zehir ettin ekmek ile aşımı
boşa süslemeyin mezar taşımı
mahzuni şerif'im öldüğü zaman


251

döğüşmeyin yiğitler

boşa doğüşmeyin bizim yiğitler
sizi vurduranlar vurulmuyor ki
kim bilir nerde hangi koltukta
kömürde tarlada yorulmuyor ki

aynı baba dölü ölen öldüren
ölenle öldüren iti güldüren
yokmuyudu bunu size bildiren
vur diyenler burda görülmüyor ki

işçiyi işçiye düşüren zalim
boynumuzda boza pişiren zalim
bu kadar bardağı; taşıran zalim
gözümüz önüne serilmiyor ki

yeni adı çıkmış sağ ile sol'un
tarihte borcu yok kullara kulun
iki yanı birdir yaptığın çulun
bilirsin ölenler dirilmiyor ki

mahzuni der nedir hak'kın davası
insana benzer mi köpek mayası
ah tükenip bitsin sınıf kavgası
sınıfsız bir okul kurulmuyor ki


252

mezarlık (dünya dedikleri)

dünya dedikleri mezarlık imiş
bilmem ki ne zaman güldürür beni
bir çiçeğim derdim dostluk bağında
eser cahilin rüzgarı soldurur beni

tükenmez dünyanın kara kedisi
o'nun için bitmez gönlümün yası
vız gelir cahilin dedikodusu
ne korkutur ne de yıldırır beni

ayıptır mahzuni kılıçla kama
insan olan insan kıyar mı cana
cehennem kükrese korkmazdım ama
dostun bir tek acı sözü öldürür beni


253

eseri gördüm (ben ağlamam)

ben ağlamam on kasım'da
o'nu, her gün diri gördüm
ölene dek göreceğim
doğalıdan beri gördüm

halka, vermişti canını
hak'tan almış ünvanını
atmış, osmanlı şanını
samsun'da bir eri gördüm

matemin doyurmaz beni
minnetim kucaklar seni
bize cennet gibi yeni
verdiğin eseri gördüm

ulu atam, inan buna
düşkünler hayrandır sana
mazlum milletler adına
sendeki zaferi gördüm

ne hikmet, varidi sende
güneştin, doğdun cihanda
bin yılların ötesinde
el bastığın, yeri gördüm

mahzuni yoluna düştüm
nice nice engel aştım
on kasım'da kaybetmiştim
daha şimdi geri gördüm


254

nerdesin (sana hasret)

sana hasret, sana hayran gönlümüz
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin
bu gemi bu "kara deniz"
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin

kurban olam yürüdüğün yollara
kara peçe, yakışmıyor kullara
uyan bak bizim hallara
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin

bulutlar teriden, dağlar korkundan
sarhoştur mahzuni, senin kokudan
bir daha gel gel samsun'dan
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin


255

mustafa'nın kemali

muhammet devrini ihya eylemiş
çünkü mustafa'nın kemali haktır
ilim çin'de olsa ara bul demiş
hayvanlara akıl çin'den uzaktır

zalim softa güya mustafa sever
atasın bırakır toprağı över
gider medine de bağrını döver
ali der arslandan haberi yoktur

ister putperest ol ister musevi
huzuru hüda'da haklar isevi
bizim peygamberin gözleri mavi
ne aladır ne araptır ne aktır

evvelki nüvvüyet şimdi ülküdür
ister küfür et softa ister kudur
hazrete gitmenin esrarı şudur
el ele bel bele birlik tutmaktır

cehennemler haykırırken dünyada
kan içinde inleşirken şüheda

inkar etme kim yetişti imdada
zülfükar'lı kemalinan buraktır

kimden aldı sana bıraktı seni
soya sulbe koşma mürşidi tanı
binbir oda sahip madem ki gani
cenabi kemalin kudreti çoktur

zamanın üstadi geçmişin hasmi
kanda münehzehtir mekanı cismi
ahır zaman idi mustafa ismi
bana inanmazsan kitaba baktır

mahzuni şükreder kemal ehline
payımal olsam da şerrin cehline
eyvah olsun softa kardeş zihnine
cemalden bihaber cana yazıktır


256

geliyor (hele bakın)

hele bakın şu yiğidin göğsüne
zalımdan bir kurşun yemiş geliyor
al bayrağı tabutuna sarılmış
bu toprak benimdir demiş geliyor

kundaktaki yavrular diri yakılmış
çoluk çocuk hendeklere dökülmüş
gebe kadınlara süngü sokulmuş
kıbrıs'ı bir duman almış geliyor

bir papazın şerri dünyayı sardı
akdeniz'i kana yaktı,kavurdu
bir kurtaran yok mu yavru vatanı
bir mustafa kemal doğmuş geliyor

ne güzel yakışmış bayrağın rengi
bir vatan uğruna eylemiş cengi
varmola dünyada mehmedin dengi
mahzuni soyunu övmüş geliyor


257

hacı bektaş (bütün evren semah)

bütün evren semah döner
hü hü hacı bektaş dost
gökyüzünde delil yanar
hü hü hacı bektaş dost

biz acıyı bal eyleriz
hakkımız helal eyleriz
bize bektaşi can derler
gidersek hakka gideriz dost

gökyüzünde uçan turna
hü hü hacı bektaş dost
feryadı şahlar şahına
hü hü hacı bektaş dost

hor olanı hoşlarız biz
hak diyerek başlarız biz
şeytan yaklaşamaz bize
ikiliği taşlarız biz dost

ilimsiz yol karanlıktır
hü hü hacı bektaş dost
bizde küsmek yaranlıktır
hü hü hacı bektaş dost

mahzuni ünümüz bizim
bulunmaz kinimiz bizim
cahil bize dinsiz demiş
sevgidir dinimiz bizim dost


258

kerim aga

ta dedemden sekiz dönüm kalmıştı
kerim aga neden sürdün tarlamı
hükümet vermişti, benim olmuştu
kerim aga niçin sürdün tarlamı

bu nasıl adalet nasıl terazi
sürdüğün yer mezarlıktı birazı
yetmez mi onbeş dönüm arazi
kerim aga niye sürdün tarlamı

merkebi ineği çift ettim koştum
eliminen diken yoldum ot biçtim
hendekler kazdırdım kuyular deştim
kerim aga niçin sürdün tarlamı

iki yorganımin birini sattım
bir buçuk yatakta beş nufus yattım
üç oğlumu bir tüfekle donattım
kerim aga niye sürdün tarlamı

mahzuni der yok mu benim gururum
yıllar yılı gurbet elde çürürüm
yemin ettim artık seni vururum
kerim aga niçin sürdün tarlamı


259

kızılbaş (ister sövün ister asın)

ister sövün ister asın
hak'ka şükür kızılbaşım
sevmem ikilik dünyasın
hak'ka şükür kızılbaşım

ikrar verdim dönmem geri
bundandır adım serseri
insan olduğumdan beri
hak'ka şükür kızılbaşım

benden yakın allah bana
her sözü bismillah bana
kem düşünmek günah bana
hak'ka şükür kızılbaşım

başta kızılbaş ali'dir
ali'nin yolu uludur
biri de bektaş veli'dir
hak'ka şükür kızılbaşım

mahzuni aktim çağladım
hak'ka vardım adım adım
başıma kızıl bağladım
hak'ka şükür kızılbaşım


260

imam rıza (yanmışım sultanım)

yanmışım sultanım hilal kaşına
gel buna bir çare bul imam riza
dünya kurban olsun o bakışına
gel bana bir tabib ol imam riza

siyah kaşlarınla tatlı sakalın
usul başa bana gelsin vebalin
sarılıp abaya o tatlı halin
ağzında kapanmış dil imam riza

böyle bakma sultanım bana çok olur
eger küstüysen varlık yok olur
güzel kirpiklerin bana ok olur
bir kere yüzüme gül imam riza

sen bir cenazesin sen bir ağıtsın
senin oğlun beni deli dağıtsın
bana apaçıksın ele kağıtsın
ne olur bağrıma gel imam riza

atamam efendim fikrime yayıl
canım alsa bile benim ezrail
beş pençeyi ali aba bir de cebrail
yıkmış kanadımi gül imam riza

mahzuni şerif'im yedi hırsızı
gelip giden gönlüm bulmaz arsızı
sizler onikiyi bizler dokuzu
sayımı rakama ver imam riza


261

kırklar semahı

kırklar girdi meydana
illallahsın dediler
ondan iki cihana
ali şah'tır dediler

gitti cebrail nere
gül açtı sevenlere
şu aleme muhammed
padişahtır dediler

sanma ki gülü koydu
birinden kırkı duydu
sorupta muhammedi
peşinde ali duydu

kapıya bir can geldi
mürşidiniz kim dedi
kirvem boynunu eğdi
bir birini gösterdi

şu dediğin pir ahmet
şah'lar sahi muhammed
birlikte bir bey oldu
geldi allah'ı salman

kör olmuş kul mahzuni
görmemiş erenleri
kiblegah eylemişim
serini verenleri


262

ey erenler akıp gitsem

ey erenler akıp gitsem
ben o pirin sellerine
bana bir selamı gelmiş
kurban olam dillerine

gözüm görmez elim ermez
hatırına düşüp sormaz
göndersem o şaha vermez
desem seher yellerine

aşkile pirime yasam
varıp divanına dursam
yüzümü dizine sürsem
niyaz etsem ellerine

mahzuni derdim tabibi
sultanım gönlüm sahibi
bir eskimez kamer gibi
sarılayım bellerine


263

güzel dostum aramızda senlik

güzel dostum aramızda senlik benlik olur mu
neden gönlüm sarayını tarumar ettin böyle
bilirsin ki viranede hanedanlık olur mu
bir nefes alayım derken, bin zarar ettim böyle

aman aman aman güzel efendim
ikrarım sana bağlıdır efendim
mevsim gitti sonbahara ulaştı
seller suskun bağlar gazel efendim

her baharda boz bulanıp, coşup coşup çağladın
geçemedim sellerinden yollarımı bağladın
diyarı gurbete saldın, ardım sıra ağladın
figanı figana katıp, ahuzar ettin böyle

aman aman aman güzel efendim
ikrarim sana bağlıdır efendim
mevsim gitti sonbahara ulaştı
seller suskun bağlar gazel efendim

hey mahzuni sevdiğimin sözünü ferman gördüm
kuru çöllerde dolaştım, susuz değirmen gördüm
ayaklarına yüz sürdüm, elinden derman gördüm
kaldırıp vurdun sineme, zülfükar ettin böyle

aman aman aman güzel efendim
ikrarim sana çok özel efendim
mevsim gitti sonbahara ulaştı
seller suskun bağlar gazel efendim


264

yazık dünyaya (her yanı barut)

her yanı barut kokuyor
yazık oldu dünyamıza
suları zehir akıyor
yazık oldu dünyamıza
yazık yazık yazık dünyaya

şu dağları erittiler
denizleri çürüttüler
tüm yeşili kuruttular
yazık oldu dünyamıza
yazık yazık yazık dünyaya

mahzuni söyle sözünden
sınırsız dünya özünden
ayrı ayrı ırk yüzünden
yazık oldu dünyamıza
yazık yazık yazık dünyaya


265

maraş halkı (canana doğru)

maraş halkı da yana yana ön olur
her sineği de bir alıcı kurt olur
ben gidersem yüreğine dert olur
gardaş kalk gidelim sılaya doğru
anama doğru babama doğru
yoldaş kalk gidelim canana doğru

maraş halkı da yana yana ön olsun
her sineği bir alıcı kurt olsun
böyle memlekete düşmanım varsın
sıla da bir gurbet el de bir bana
yavru bir bana gardaş bir bana

anam tüfeğini de direğe asar
bacım tabancanı da bağrına basar
anaya bacıya gardaş mı küser
kalk gardaş gidelim sılaya doğru
anama doğru sunama doğru
kalk gardaş gidelim de canana doğru

gardaş o dağlarda dağların mı var
ah çekip ardından ağların mı var
sanki mor çubuklu bağların mı var
sıla da bir gurbet el de bir bana
gardaş bir bana canım bir bana
sıla da bir gurbet el de bir bana



266

kıydık ondandır (bize layık bize)

bize layik bize her türlü bela
biz bize kıyana uyduk ondandır
hırsızı koruduk azgını sevdik
nerde yiğit varsa kıydık ondandır

kırk yaşlımız bilmem dedi huylaştı
bebekler huylandı kötü toylaştı
yerdeki toprağı aldı paylaştı
şükür dedik hatır saydık ondandır

mahzuni şerif'im paylaşmak güzel
söylerim sözümü çalmam hiç gazel
korku kalkar birleşirse bir çok el
ayrı gayrı dedik baktık ondandır


267

semah (dem dem ali dem)

dem dem dem dem ali dem'i
erenler sürüyor erkanı yolu
ya hızır ya hızır ya hızır
dem ali dem dem

hey erenler bir gül açmış hicaz'dan
yaprağı muhammed deha'sı ali
gönül demden gezer aşk ile nazdan
menzili muhammed pervazı ali

ya hızır ya hızır ya hızır
dem dem dem ali dem

tadına doymadım yeşil donunun
vuran baglarının gonca gülünün
erenler yolunda allah çölünün
mecnun'u muhammed leyla'sı ali

ya hızır ya hızır leyla'sı ali
dem dem dem dem ali dem dem

çark eyle çark eyle
semah erenlerindir
dogru görenlerindir
bu yola eğri girmez
hak'ka girenlerindir


268

yaralı memo (dön dön)

dön dön ne gezersin
bu dağlarda deli memo
yorulmuş kuşa benzersin
kanadı yaralı memo

bu düzen böyle kurulmuş
bu yola giden yorulmuş
doğduğu yere kırılmış
bilmem ki nereli memo
saçları hareli memo

uydu uydu kime uydu
havadan bir ses mi duydu
daha dün bizim köylüydü
şimdi de koreli memo

bu düzen böyle kurulmuş
bu yola giden yorulmuş
duydu göğsünden vurulmuş
ah nasıl yaralı memo
vah bahtı karalı memo

der mahzuni vara vara
vardık gördük dalavara
bey saraya sen davara
kırmızı bereli memo
saçları hareli memo
gönlünden yaralı memo
dertleri sıralı memo
kaderi karalı memo

bu düzen böyle kurulmuş
bu yola giden yorulmuş
parmak izleri sorulmuş
günahi sıralı memo
kaderi karalı memo


269

madenciler (kara kuyular derindir)

kara kuyular derindir
burda kalır madenciler
ücreti bir aferindir
zehir solur madenciler

bir de kara yüzleri var
yaşamdan hayli uzak
kömür gibi kadere bak
bilmem n'olur madenciler

grizu gelir uykuda
nice canlar yuta yuta
biz cennet'te, o uykuda
toptan ölür madenciler

dile kolay kuyu dibi
salınır gezer sağ gibi
bin senelik maden gibi
fosil olur madenciler

yeryüzünde sevda güzel
derinlerden selam eder
bu dünyadan kömür gider
duman gelir madenciler

der mahzuni kuyu dardır
bize kolay o'na zordur
bir onurlu teri vardır
bunu bilir madenciler


270

metin (çağlayanın alemi)

çağlayanın alemi
çaresizin selamı
metin'im şehit olmuş
kana batmış kalemi

yaz metin'im gene yaz
yüreciğin var olsun
sana vuran zalimin
kolu kökten kırılsın

panzer gelir uzaktan
düdügün çala çala
metin'im can veriyor
gözleri dola dola

yaz metin'im haberin
artık olan oldu de
vay benim memleketim
bak kimlere kaldı de

mahzuni yanar ağlar
eli kalem tutana
hani söz vermiştiniz
ankarada yatana

yaz metin'im haberin
yüreciğin var olsun
sana vuran zalimin
eli kolu kırılsın


271

üç adamın işi zor

şu dünyada üç adamın işi zor
biri korkak biri tembel biri mert
benim yüreğime üç mesele kor
biri hasret biri vuslat biri dert

ağlayarak doğdu bunca gülenler
dirilerek geldi bunca bunca ölenler
üç ihtiyaç duydu hasta olanlar
biri kaldır biri yatır biri ört

bak neler halketmiş yaradan bize
sınır koymuş gece ile gündüze
üç eşya dünyada çok batar göze
biri sıvı biri yumşak biri sert

üç derdin geçilmez oldu önüne
yalnız bugün kefil yarına düne
ömür çıkar gider üç merdivene
biri çocuk biri gençlik biri kart

adem olan üç hal ile bilinir
elden dilden belden mesul olunur
her varlığın üç ciheti bulunur
biri öndür biri yandır biri art

üç kanaldan gelir benim kudretim
doğru sözü söyler iken ifritim
hayatımda üç mahluka nefretim
biri aslan biri yılan biri kurt

gökyüzünde üç ışık var dolaşır
ay güneşten güneş aydan bölüşür
insan oğlu üç amaca çalışır
biri servet biri kudret biri yurt

nedir bilmem sevenlerin muradı
acıdır tatlıdır dünyanın tadı
yalnızca mahzuni şerif'in adı
kim türk der kimi gavur kimi kürt



272

garip (bu mezarda bir garip var)

hızlı hızlı giden yolcu
bu mezarda bir garip var
bak taşına acı acı
bu mezarda bir garip var

kurumuş yeşil otları
toprak olmuş umutları
gökte mavi bulutları
bu mezarda bir garip var

izi bile yok dünyada
onu aramak beyhuda
ne gezersin bu ovada
bu mezarda bir garip var

gökler yüksek toprak derin
rüzgar eser serin serin
senin olsun çiçeklerin
bu mezarda bir garip var

etrafı agaç dizili
vücudu toprak sızılı
taşı mahzuni yazılı
bu mezarda bir garip var


273

erkek yolcu kadın yoldur

ey erenler şu dünyada
erkek yolcu kadın yoldur
nazenin bir bahçe imiş
erkek bülbül kadın güldür

güneş doğar sanma aşmaz
gerçekler yurdundan sapmaz
erkek boşuna çalışmaz
erkek arı kadın baldır

boşuna mı neler çektim
boşuna mı boyun büktüm
bir bahçeye fidan diktim
erkek fidan kadın daldır

ben nereden oldum aşık
neden işlerim dolaşık
kadın evde olur ışık
kadın lamba erkek pildir

mahzuni'yim halım harap
şu aleme olmuş turap
gel bizleri koru yarap
bilmem ki bu nasıl haldır


274

deneye deneye

kervan ile şu dağları
aştık deneye deneye
kim akıllı kim delidir
şaştık deneye deneye

kimi alim kimi softa
şöyle bir toplandık safta
kaplumbağaları çifte
koştuk deneye deneye

buharlandık bile bile
gök yüzünden çıktık yola
sel olduk dolduk bir göle
taştık deneye deneye

bakın hey erenler bakın
ne işleri vardır hak'kın
kör gözünen ay'a yakın
ulaştık deneye deneye

deliler mum yakar buza
yemek olsun diye
biz kendi çukurumuza
düştük deneye deneye

mahzuni geçelim nerden
belalar bitiyor yerden
biz bizi sevenlerden
kaçtık deneye deneye


275

çoktur efendim (bizim memleket)

bizim memleketten haber sorarsan
kimi açtır kimi toktur efendim
koltuğu bulanlar bizi unuttu
arada sürünen çoktur efendim

avukat elinden hakim şaşırdı
adalet sabrını böyle taşırdı
soyguncu fakirde boza pişirdi
akıl fikir vicdan yoktur efendim

seneler geçse de onmaz bu yara
fakir fukaraya güneş kapkara
devrin peygamberi kesildi para
hastaları çığ yer doktur efendim

mahzuni şerif'im kime darılır
sazı koyar başka şeye sarılır
bir gün her zalimden hesap sorulur
çünkü hak'kın yolu haktır efendim


276

bizimdir (soyulmadık bir derimiz)

soyulmadık bir derimiz kalmıştı
soyun babo soyun meydan sizindir
hiç bir canlı kardeşine kıyamaz
yiyin babo yiyin meydan sizindir
şimdi sizin ama sonra bizimdir
barış bizimdir kardeşlik bizimdir

toprağa karışmış fakirin teri
ağlamak bilir mi beylerin dili
size beyefendi bize serseri
deyin babo deyin meydan sizindir
meydan sizin ama insanlik bizimdir
dünya bizimdir evren bizimdir

gıyas edilir mi çul ile halı
kimler yapmış size böyle bir yolu
yemekle biter mi milletin malı
yiyin babo yiyin meydan sizindir
köşkler saraylar hanlar sizin ama
onu yapan eller emekler bizimdir
mahzuni bizimdir sevgi bizimdir


277

veli hoca (çok şükür ki)

çok şükür ki bir insanım
mezhep gibi pirim yoktur
dört kitaba saygılıyım
birinden haberim yoktur
veli hoca veli hoca

benim hakka bağlı özüm
kıblem dört taraftır gözüm
hoca kılmasın namazım
ahirette yerim yoktur
veli hoca veli hoca

can bir güvercindir gelir
gider geldiğini bulur
beni veren geri alır
benim bunda karım yoktur
veli hoca veli hoca

mahzuni şerif kör idi
adı yolcuydu yürüdü
zaten kemiğim çürüdü
yüzülecek derim yoktur
veli hoca veli hoca


278

uyan çoban sürüde kurt var

uyan çoban uyan sürüde kurt var
mor koyun yaralı kuzu perişan
sakiler inliyor sızlıyor dağlar
mecnun çöle dargın yazı perisan

canavar bürünmüş kuzu postuna
karışmış sürüye canlar kastına
hakim defterini yazmış üstüne
ciğer pare pare sizi perişan

gemiler delinmiş yelkeni berbat
zehire garkolmuş misk ile şerbet
sanma ki dünyanın sultanı rahat
bazan dalgın gezer bazı perişan

uyan çoban uyku zarar getirir
her taşın başında bir kurt oturur
sürmeli yavruyu alır götürür
parça parça koyma bizi perişan

yabaniler gezer dostun bağında
mecnun dolaşmıyor leyla dağında
halden hale girdim gençlik çağında
mahzuni yan yatar sazı perişan


279

veysel'e mektup

sen bu bahçelerden çok gelip geçtin
dostlar seni unutur mu veysel'im
arılarla çiçeklerde inleştin
dostlar seni unutur mu veysel'im

ne haktan incindin ne de incittin
taş ile geleni gül ile ittin
koyunu kurdunan güderek gittin
dostlar seni unutur mu veysel'im

hak nurunu insanlarda aradın
sabrı tarif ettin derde yaradın
gönüllerde kaldın gözden ıradın
dostlar seni unutur mu veysel'im

dopdoluydun gezdim dedin beyhuda
bin göz vermiş sana cenabi hüda
sen dostları unutmadın dünyada
dostlar seni unutur mu veysel'im

kuru laf etmedin mahzuni gibi
gözünde berraktı deryanın dibi
mustafa kemal'in gerçek talibi
dostlar seni unutur mu veysel'im


280

mehmet emmi (bir çift öküz)

bir çift öküz yeter mi
aha mehmet emmi
böyle baca tüter mi
daha mehmet emmi

çoluk çocuk uyumaz
aha mehmet emmi
aç insanlar yatamaz
daha mehmet emmi

bu tarla susuz tarla
aha mehmet emmi
daha zorla ha zorla
daha mehmet emmi

on çocuk arpa yiyor
aha mehmet emmi
beyler bunu bilmiyor
daha mehmet emmi

mehmet emmi irezil
deha mehmet emmi
vallahi yalan değil
daha mehmet emmi

gidelim mahkemeye
aha mehmet emmi
mahzuni şerif geldi
daha mehmet emmi




281

meclis-i meyhaneler

alıştılar çalıştılar
nutuk atıp yarıştılar
atıp-tutup sarıştılar
arsız-hırsız karıştılar
meclisi meyhanelerde

edebi çok senelerde
dokunulmaz hanelerde
seni böyle yapan kimler
girdiğin viranelerde

anadolu anadolu
kan ağlıyor sağı solu
hak yolu çankaya yolu
sırada kalan seferde
dertli yüzü perde perde

sıra beklerken kederde
dinle bizi kulak verde
kızılca kıyamet kopar
sabırın bittiği yerde

kimi haksız kimi haklı
ikisi de çok meraklı
beynimizde neler saklı
iman kalmadı neferde

bizim ramazan askerde
olsa idi belki derde
derma olur idi buna
kalan koyun gitti kurda

mahzuni der utanmazlar
bizleri adam sanmazlar
tepemizdeki cambazlar
birbirlerini gammazlar
ettiğiniz yemin nerde

beşiniz düşmüyor dörde
gel utan halimiz gör de
arabanın günahı yok
suçun büyüğü şöförde


282

mamudo kurban niye doğdun

madem dünyaya dargınsın
mamudo kurban niye doğdun
kader yolunda yorgunsun
mamudo kurban niye doğdun

kurban gelir payın yoktur
haftan yoktur ayın yoktur
ankara'da dayın yoktur
mamudo kurban niye doğdun

kim okuyup yazar seni
rüzgar değse bozar seni
ölsen kovar mezar seni
mamudo kurban niye doğdun

adam olmasaydın neydin
gelir miydin hiç bilseydin
keşke doğmadan ölseydin
mamudo kurban niye doğdun

akar yaşın şakır şakır
tahta döşek takır takır
ölüler senden rahattır
mamudo kurban niye doğdun

mahzuni işin doğrusu
öter zalimin borusu
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun


283

yaşamaya geldim ben de dünyaya

yaşamaya geldim ben de dünyaya
elimi kolumu bağlama benim
komşular geziyor yıldıza aya
dağların başında eğleme beni

körpecik aklımı kandırma boşa
insanlar benzemez beyinsiz kuşa
avareyim diye etme telaşa
bir dilim ekmeğe eğleme beni

mahzuni nedendir geri kaldığım
kullarım sırtından çalıp aldığım
allah bilir kimin nasıl olduğun
hastayım götürün sağlama beni


284

öldürecek zam fakiri

bu ne biçim adalettir
öldürecek zam fakiri
açlık en büyük lanettir
öldürecek zam fakiri

dert mi yesin fakir hamal
aman paşam bu nasıl hal
boynunuzdan gitmez vebal
öldürecek zam fakiri

fakir kimden alsın murat
karnı açtır asık surat
senin karnın toktur kır at
öldürecek zam fakiri

zam zengine dokunmaz ki
zerrece içi yanmaz ki
böyle millet uyanmaz ki
öldürecek zam fakiri

kimi duldur kimi yetim
öyle büyüktür milletim
taraf tutuyorsam itim
öldürecek zam fakiri

mahzuni bu dertler derin
aferin bey'ler aferin
vay haline vay köylerin
öldürecek zam fakiri




285

yuh yuh (uzaktan yakından)

uzaktan yakından yuh çekme bana
sana senin gibi baktım ise yuh
efendi görünüp bütün insana
hak'kın kullarını yıktım ise yuh

ben hoca değilim muska yazmadım
ben hacı değilim arap gezmedim
kuvvetliyi sevip zayıf ezmedim
namussuza boyun büktüm ise yuh

ne demek efendim bey ve amele
fakir soymak yakışır mı kemale
rüşveti hak bilip her dakka hile
yapıp yapıp kafa çektim ise yuh

bu kadar milletin hakkın alanlar
onları kandırıp zevke dalanlar
diplomayla olmaz hakim olanlar
suçsuzun başına çöktüm ise yuh

mahzuni'yim benden başlar asalet
asiliğe paydos bey'e nihayet
şu insanlık derde girerse şayet
o'na yar olmaktan bıktım ise yuh

yuh yuh soyanlara soyup kaçıp doyanlara
insana kıyanlara yazık şu uyuyanlara


286

yürüdü (gittim mahkemeye)

gittim mahkemeye arzuhal için
bey dedi boynunu büktü yürüdü
bir küfür yedi ki oldu o biçim
şey dedi boynunu büktü yürüdü

çekti topukları kahveye vardı
çürük tabakadan bir tütün sardı
niceden sonraya garson çağırdı
çay dedi boynunu büktü yürüdü

babası yaslandı durdu duvara
çoban gidiyordu ulu davara
şöyle döndü baktı apartmanlara
vay dedi boynunu büktü yürüdü

gidemedi kaldı kendi yolunda
kimse yoktu baktı kendi halına
velhasıl birkaç beyin dölüne
bey dedi boynunu büktü yürüdü

mahzuni gerçegi bulmalı insan
savaşlar olmasın dökülmesin kan
eğitim kültürle uyansın her can
aydınlık başını dikti yürüdü


287

sorulmalıdır (bizden selam olsun)

bizden selam olsun süleyman beye
bize içi dışı görülmelidir
kanınan boğuyor gardaş gardaşı
bizzat kendisinden sorulmalıdır

biz balık degiliz bizi yutmasın
önümüze kalkan kılıç tutmasın
anadolu derler sakın çatmasın
aklı başlarına derilmelidir

bizim atlar kır beygire benzemez
dağda gezer denizlerde yüzemez
unutmasın çakal aslan ezemez
bizde sivri burun kırılmalıdır

bana bu illerde mahzuni derler
fukarayı sever er oğlu erler
babasının malı değil bu yerler
insanca bir düzen kurulmalıdır


288

tatlı yalanlar (duydun mu)

bir gerçek yalanım vardır erenler
anam yeni gelin oldu duydun mu
bir gasavet aldı babamı
düğününde davul çaldı duydun mu

bizim köy'e kabak ektik dut bitti
yeşil yaprağında develer öttü
dört boynuzlu koç'lar doğuma yattı
ikiz ikiz kurtlar geldi duydun mu

semer vurduk serçe'lerin eğnine
balığı bezirgan yaptık yanına
ramazan aga'nın girdik kanına
aklımızı bayram aldı duydun mu

senem kadın *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*eninde doğurdu
doğan çocuk mama diye bağırdı
bitirdi de altı kova yoğurdu
bir dakka uykuya daldı duydun mu

keban'a göl yaptık daglar sulandı
bütün edirne'de bağlar sulandı
karadeniz bir sinekten bulandı
çoştu akdeniz'e doldu duydun mu

mahzuni der işte böyle halimiz
avrupa'ya köprü olur dilimiz
arada sırada hortlar ölümüz
her biri bir makam çaldı duydun mu


289

oy babo (elim kolum kelepçeli)

elim kolum kelepçeli
oy babo oy oy
koltuk yumuşak aga deli
vay babo vay vay

insan ol bilime eğil
insan gibi her şeyi bil
rezil olan şehir değil
köy babo köy köy

cehalet aklım uçurdu
beni yerlere geçirdi
muhtar anamı kaçırdı
duy babo duy duy

bu yol böyle gide gide
yerimiz yoktur dünyada
kimi hoca kimi dede
say babo say say

yıkılacak yanlış giden
bu işin nedeni neden
insanlığı insan eden
huy babo huy huy

gel mahzuni çağlayalım
yönü dosta bağlayalım
dövdün bari ağlayayım
oy babo oy oy


290

değil mi (gel bana küfretme)

gel bana küfretme bak beni dinle
senin yüreğinde dert var değil mi?
dinledikten sonra vur hançerinle
ölülere bir yurt var değil mi?
değil mi? değil mi? böyle değil mi?

savcı, hakim, paşa, vali insandır
hamal, işçi, memur, çifçi insandır
tabiat sırrının da dili insandır
sanki görülmeyen erk var değil mi?
değil mi? değil mi? söyle değil mi?

kapitalist, sosyalist, komünist inan
insandan başkası yalandır yalan
doğarken var mıydı gavur-müslüman?
ayırt sende gavur-müslim-kürt var değil mi?
değil mi? değil mi? öyle değil mi?

avrupa, ispanyol yurdun eseri
müslüman değilse hiçbir serseri
o'nu sen mi yaptın beri gel beri
sanki sende mühürlü kart var değil mi?
değil mi? değil mi? söyle değil mi?

bilmem ne imiş bu alevi-sünni
bana vız geliyor perili cinli
madem ki kardeşiz gel gelme kinli
yumuşağın sonunda sert var değil mi?
değil mi? değil mi? böyle değil mi?
mezhepsel kavgalar bundan değil mi?

mahzuni şerif'im bitsin ayrımlar
savaşta, kavgada ölmesin canlar
barış gelsin tüm birleşsin insanlar
ayrımlar ırklar, sınırlar var değil mi
değil mi? değil mi? böyle değil mi
silahlar, bombalar bundan değil mi


291

mükremin (koltuğunda şarap)

koltuğunda şarap elinde kalem
koşarak derdini yazdı yıkıldı
son çamın dibinde yaptı bir alem
son yudumdu çekti sızdı yıkıldı

vay haline ahvaline
kül başına göz yaşına mükremin

bir mayısta sol elini kaldırdı
derman diye boş meydana saldırdı
kursağını joplarınan doldurdu
bekçiye polise kızdı yıkıldı

koş boşuna göz yaşına
taş başına peşpeşine mükremin

der mahzuni söylemiştim bin kere
yıllar yılı kan akıyor bu dere
karanlıkta götürdüler bir yere
kendi mezarını kazdı yıkıldı

vay haline ahvaline
göz yaşına taş başına mükremin


292

haydarı (itini bağla bari)

kör olası kel ömer
nerelere verdin haydar'ı
geceleri yaktın canımı
nerelere sürdün haydar'ı
ıtini bağla bari

bir ineğim vardı yedin
faiz cahizdir dedin
enini sonunu bilmedin
yaralara boğdun haydar'ı
itini bağla bari

söyle haydar'ın suçun
yakasını yırttın niçin
muhtar olduğun için
kanına da girdin haydar'ın
itini bağla bari

haydar yedi kuşunu
mahzuni gördü o'nu
kel ömer unutma bunu
hatırında yıktın haydar'ın
itini bağla bari


293

deli (çeşit çeşit deli vardır)

çeşit çeşit deli vardır dünyada
ala deli, kızıl deli, mor deli
deli ile sohbet etmek kolay mı
aksi deli, sakar deli, tor deli

bir deliye sen delisin denilmez
zehirler yenilir, deli yenilmez
elden ele konulup ta alınmaz
uyuz deli, yalaz deli, kör deli

mahzuni şaşmıştır deli elinden
sakın gitmen delilerin yolundan
deliler ayırır hak'kı kulundan
canan deli, merdan deli, pir deli


294

çankaya (selam saldım ankara'ya)

selam saldım ankara'ya gitmedi
merhamet kıl birisinden duy götür
amerika bizden kurban istemiş
kes başımı ciğerimden pay götür

ah güzelim incinmesin çankaya
bizi toptan götür yatır bankaya
her şeyimiz helal amerika'ya
toptan götür bizi yatır bankaya

terse döndü şu feleğin motoru
yaman teper avrupa'nın katır'ı
kırılmasın kalbinizin hatırı
bir milleti bir çuvala koy götür

ah güzelim üzülmesin çankaya
bizi toptan götür yatır bankaya
her hepimiz helaliz amerika'ya
toptan götür bizi yatır bankaya

doğru giden tüm işleri sollarken
açık açık vurguncuyu kollarken
bizi toptan ahirete yollarken
tıka basa ye de bizi doy götür

ah canım bozulmasın çankaya
bizi toptan götür yatır bankaya
biz tümümüz helaliz amerika'ya
toptan götür bizi yatır bankaya

mahzuni bu yollar artık iradi
bak kimin kazancı kime yaradı
beş yıl evvel çiftliğinde türedi
bin kat oldu tumanını soy götür

ah güzelim üzülmesin çankaya
bizi toptan götür yatır bankaya
helal olsun varlığımız amerika'ya
toptan bizi götür yatır bankaya


295

cafer (bizde bez koymadın)

bizde bez koymadın cafer
her saatte yedi sefer
seni bize ettik miğfer
tuh allah belanı versin
cafer cafer cafer cafer

cafer'in beşiği tahta
anası babası şahta
fiyakası yoktur şahta
tuuuuuuh allah belanı versin
cafer cafer cafer cafer

mama verdik dert büyüttük
arpa ile oruç tuttuk
seni bile adam ettik
tuuuuuuuh allah belanı versin
cafer cafer cafer cafer

mahzuni der çile dolum
bir mintanım bir de çulum
kan ağlıyor anadolum
tuuuuuuuh allah belanı versin
cafer cafer cafer cafer


296

biri daha (avcı sakın)

avcı sakın vurdum sanma onu
diri daha diri daha - vallahi
dert başımdan gider gelir
diri daha diri daha - vallahi

yarem derin ellemeyesin
tabibleri yollamayasın
sen bizi kör bellemeyesin
beri bak ha beri bak ha - vallahi

göz yaşım ceyhan'a dönmüş
derin aha derin aha - vallahi
alır seni sele boğar
yürüme ha yürüme ha - billahi

sürdü köyün merasını
kurmak için binasını
yola gömdü anasını
kerim ağa kerim ağa - vallahi

bir gün kırarlar dişini
ürüme ha ürüme ha - vallahi
keserler o kel başını
yarı şaka yarı maka - billahi

der mahzuni tatli canım
sen mi yarattın aslanım
yaklaşma yanıma benim
geri daha geri daha - vallahi


297

selim (elli yaşta bu ne hal)

elli yaşta bu ne hal
daha ne selim
bir kız almışsın aptal
daha ne selim
çiftliğinde kırk kahyalar
sana gelme mi yahya'lar
selim selim selim selim

ceyhan suyu ters akmaz
daha ne selim
afşin ovasın yıkmaz
daha ne selim
beş yıl daha geçince de
bu kız yüzüne bakmaz da
selim selim selim selim

azraile gitmişsin
daha ne selim
rüşvet teklif etmişsin
daha ne selim
bir köyün merasını
malın diye satmışsın da
selim selim selim selim

mahzuni der kim oldum
daha ne selim
mevsim degişti de soldun
daha ne selim
bu işin en sonunda da
ahu dudu yedin belanı buldun
selim selim selim selim


298

kayalar kadı olurdu (olsaydı)

kayalar kadı olurdu
akıllar yaşta olsaydı
yeşil mezar türkü söyler
keramet taşta olsaydı

güle bülbül konar mıydı
öter öter bunar mıydı
bahar çiçek sunar mıydı
kabahat kışta olsaydı

toprak olur ağa paşa
gelde şu dünyada yaşa
düşmezdi gardaş gardaşa
istanbul muş'ta olsaydı

beni gören birşey sanmaz
dünyayı içenler kanmaz
mahzuni'nin kalbi yanmaz
sevdası başta olsaydı


299

softa (bu kafirdir diye)

bu kafirdir diye yol tefrik etme
adamı kınamak ayıptır softa
bildiğim mezaratı mal diye satma
hak aşikar köre kayıptır softa

iptida adem'e secde kılındı
çar-anasır adem ile bilindi
divitten dökülen yazı silindi
ak üstünde kara kalıptır softa

bir kurbanın, bir lokmasın yer mi hak
allah neye muhtaç, söyle neyi yok
havaya bakarsın, kuldanmı uzak
hedefsize küfür vaciptir softa

kıble hicaz'daysa muhammet orda
ordaki peygamber ne gezer burda
burda da mevcutsa kıble her yerde
o ki her kıbleye sahiptir softa

unuttun mu yuvarlanan çobanı
kıble hesap etme hedefi tanı
adem safiyullah yalan mı yan
velagat keramna sarihtir molla

yunus neye döndü balık rahminde
ondan üstün hizmet var mıdır sende
daha hicaz şehri yokken dünyada
kıble ne tarafta sabitti molla

o köprüyü çoktan geçti mahzuni
sevgiyle tanıdım imanı dini
derdim var efendi neylersin beni
gönül insanlığa aşıktır molla


300

köyün çobanı (kaybetti sürüyü)

kaybetti sürüyü dağda uyurken
derde düştü bizim köyün çobanı
bu dağlar ovalar bizimdir derken
derde düştü bizim köyün çobanı

koç geldi tosladı vurdu devirdi
kurt daldı sürüye büktü kıvırdı
beş parmakla keçesini çevirdi
derde düştü bizim köyün çobanı

çoban uyandi ki sürü dağılmış
mor koyunlar gizli gizli sağılmış
sürü'nün köpeği suda boğulmuş
derde düştü bizim köyün çobanı

niyeti yok dönüp köye gitmeye
yüzü tutmaz dağda nara atmaya
yemin ettim diyor davar gütmeye
derde düştü bizim köyün çobanı

mahzuni der yazık oldu sürüye
bizim çoban dönmez oldu geriye
olan oldu akşam geldi beriye
hapı yuttu bizim köyün çobanı


301

sofu baba (gücenme)

gücenme ey sofu baba
biz aşığız kör değiliz
ver bir selam al merhaba
ikiliğe yar değiliz

hudey hudey hür aşkına
yol verin gitsin şaşkına
adaletsiz padişahın
canavar girsin köşküne

adem olan adem sever
adalete boyun eğer
kul hakkı dünyayı değer
biz cana kıyar değiliz

oooooo meyhaneci
şarab'ın bugün çok acı
insanlar konar göçerler
kimi hoca kimi hacı

gider kul mahzuni gider
gider dostu tavaf eder
benim bildiğim bu kadar
biz cahile uyar değiliz

hudey hudey hür aşkına
biz içeriz pir aşkına
adaletsiz hükümdarın
ateşler düşsün köşküne

oooooo meyhaneci
bugün şarab'ın çok acı
insanlar kabe misali
gelen derviş giden hacı


302

yürü bre yürü mervanın dölü

yürü bire yürü mervanın kulu
alemi ardından güldür de kurtul
bir gün sorar sana muhammet-ali
adamsan kendini bildir de kurtul

başıma belalar getirmedin mi
gizli gizli ömrüm bitirmedin mi
köşkünü ben yaptım oturmadın mı
bari sarayımda çıldır da kurtul

ben ayrı kalamam gül yüzlü dosttan
haraç aldın ağzımdaki nefesten
üzülerek yaptım bağ ile bostan
senin gibilere yoldur da kurtul

bir kara kargasın gezme bu bağda
rezil ettin beni senden ziyade
eğer hıncın inmediyse dünyada
mahzuni şerif 'i öldür de kurtul


303

şeytan yatar (sülb-i köpek)

öyle bir sülb-i köpeğe çattırdı felek beni
hak bilir ki her tüyünde yirmi bin şeytan yatar
dev halimde kel kirpiye yutturdu felek beni
burnunda leş kokar itin bıyığı kaytan yatar

ayrılmaz memusu milletin bir yudumcuk yal için
ovuşturur pis elini ar'ında duman yatar
pezevenklik şiarıdır para için pul için
avradı yatmasa yere kendisi gene yatar

böyle edepsiz çığırtkan elinde bir saz gezer
mızrabında fitne fücur perdesinde kan yatar
bu doğarken kefereden ebe etmemiş nazar
nasıl olmuş bu köpekte suret-i insan yatar

bir bakarsın el göğsünde şah-ı merdanı anar
göğsündeki her pamağın altında milcan yatar
gözlerinin bebeğinde pisliğin mumu yanar
gönlünde hara yapılmış her çeşit hayvan yatar

böyle mülehhez ******** bulunmaz her toplumda
yatağında ortağı var kendisi hep yan yatar
haysiyet neyine gerek zikri fikri dumdumda
ayağı yerden kalkarken namusu kaygan yatar

derim ki ey haydar'ı sevenler koymayın bu züppeyi
onun kılsız kafasında kaç çeşit mervan yatar
dost meclisi ahır değil sokmayın adam deyi
her tüyünde lanet kokar sözünde lanet yatar

eskaza bir mezarlıktan geçse böyle namussuz
ağa ölüsüne kadın satmaya plan yapar
dua biçiminde hesap yapar geçer kaygusuz
dünyaya geç geldiğine pişman yatar

ey mahzuni bu yezidden uzak tut yollarını
varmak istediğin yolda ol şah-ı merdan yatar
yeter ki can ile sev mevlanın kullarını
bir canını onlara ver uğrunda bin can yatar


304

şeriat (anadolu islamıyım)

anadolu islamıyım çok şükür
cihat duran şeriata karşıyım
her güzel inancın şeriatı var
başlar vuran şeriata karşıyım

allah'ın elçisi sevmez kıt'ali
çünkü bunun çok büyüktür vebali
olur ya efendim insanlık hali
fazla soran şeriata karşıyım

kitaba inandım yalana değil
öfkem namaz kılana değil
itikadım canlar alana değil
kök koparan şeriata karşıyım

şeriat ilk kapı doğru gitmektir
şeriat hak ile yolu gütmektir
şeriat kötüyü islah etmektir
yoksa her an şeriata karşıyım

şeriatta olmaz farklı düşünce
düşünmek gerekir bilimce fence
geçmişten bugüne böyle mi geldik sence
bilime karşı çıkan şeriata karşıyım

mahzuni mevla'ı koymaz dilinde
çağlayıp inledim aşkın selinde
bir kaç şeyhin,bir kaç şahın elinde
hüküm süren şeriata karşıyım


305

kolum nerden aldın

ademden mi geldin nuhtan mı kaldın
kolum nerden aldın sen bu zinciri
bende bir adamdım kahpe dünyada
kolum nerden aldın sen bu zinciri

kimler yazdı bu yazıyı yazanı
gönül arzetmiyor böyle düzeni
dövülür mü memleketin ozanı
kolum nerden aldın sen bu zenciri

körpe yaşta layık oldum ölüme
gücüm yetmez zalim oğlu zalime
uyansa atatürk ağlar halime
kolum nerden aldın sen bu zinciri

ben bir ceylan idim dostluk dağında
ben bir sümbül idim bizlik bağında
gavur'un merihe gitme çağında
kolum nerden aldın sen bu zinciri

mahzuni şerifim başım belada
benim gözüm yoktur cennet-i alada
bunun için m'öldük çanakkale de
kolum nerden aldın sen bu zinciri


306

hurman vadisi (gider)

gene mi şahlandı hurman vadisi
akar boz bulanık durulur gider
fermanımı verdi osman kadısı
hakk'ın adaleti kurulur gider

tecelli edince mülke süleyman
vay neye benzedi bak tatlı zaman
yakışmaz bu dağa bu kara duman
bozulur buludu yorulur gider

mahzuni boş vermez dünya haline
güzel söz yakışır tatlı diline
dokun vur inlesin sazın teline
her şeyin ahengi kurulur gider


307

ağıt (tanırlı hüseyin)

bilmeden gelmiştim anam anam
bozyer köyüne
kara gün karşımda durmuş ağlıyor of
yürü yalan dünya doymadım sana
ömrün nihayete ermiş ağlıyor oy
de deyim oy ne deyim oy kader

bozyerin etrafında anam anam
bağlar höyükler höyükler of
dilim dönmez anam diye sayıklar oy
toprağa mal oldu kaytan bıyıklar
kirpikler ümidin kırmış ağlıyor oy
de deyim oy ne deyim oy kader

el attım döşüme anam anam
vay anam noldu
iki avcumada al kanım doldu
körpe yavrularım babasız kaldı
oturup boynunu burmuş ağlıyor oy
(hısım akrabayı dermiş ağlıyor)
de deyim oy ne deyim oy kader

nazlı bir insandım anam anam
değildim efe
kurudu dillerim varmadı of"a
of of
haber gitmiş arkadaşım (berçenekli) şerif'e
sazını döşüne burmuş ağlıyor oy


308

veysel babam uyan bak

veysel babam uyan bak şu halıma
giydirdigin hırka çabuk delindi
senden bir emanet almıştım ama
kara yüzlü hırsız giydi çalındı

söndü gözlerimden eski ışıklar
sırtımda bebeğim yedi beşikler
birbirine düşer oldu aşıklar
sazlar teller bölük bölük bölündü

emek verip diktirdiğim bağlara
daha koruk iken düştü bir sara
altun aramaya çıktım dağlara
salladım küreği tüfek bulundu

neyleyim gidermiş huylu huyunca
uzansam toprağa boylu boyunca
meyhanede imam gördüm deyince
mahzuni şerif'im kafir bilindi


309

meclis (bir meclise mihman oldum)

bir meclise mihman oldum
rastlamadım bir yarana
ne acayip döndüm kaldım
taş atarlar yalvarana

meclisin yapısı güzel
koltuğu kapısı güzel
dışarda hepsi güzel
içerde kıran kırana

sandım ki bir savaş yeri
adam çatlar diri diri
deki bana hey serseri
niye girdin bu borana

kimi kimine bağırır
biri kaçar beşi vurur
kızan bir tekme savurur
yanda uyuyup durana

görülmemiş böyle uçar
dokunulmaz zehir saçar
hak'kı inkar eder kaçar
döner el basar kuran'a

der mahzuni çıkamadım
bu cümbüşten bıkamadım
kaşı çatık bakmadım
kapıda kimlik sorana


310

salman (dostlar böyle kardaş)

dostlar böyle kardaş düşman başına
babamın başına belasın salman
tarlayı tapu'yu düşeşe verdin
kumar gecesinde ölesin salman

yetmişlik anamın gırtlağın tuttun
beş kardeşin bütün hakkını yuttun
doğduğumda beni bir kıza sattın
bu dünya da evsiz kalasın salman

babam'ın gözü kör yüzleri soldu
salman'ın elinde çilesi doldu
satmadık dört çocuk bir inek kaldı
yürü allah'ından bulasın salman

mahzuni şerif' im yapanlar çeksin
ağlasın gözlerin yaşların aksın
zalimin elinden haklılar gelsin
sen de çok çileler bulasın salman


311

bunun neresi yalan

efendiler bunun neresi yalan
sizde havyar, bizde bulgur aşı var
bunca emeğimiz talandır talan
yıllar yılı gözümüzün yaşı var

yakamız var mıydı olaydı kirli
borcumuz tükenmez ikili birli
bugün git yarın gel bitmez bir türlü
anladım ki müdür beyin işi var

bu koltuğa biraz daha yaslanın
yiyin için doyun epey paslanın
yeryüzünü size veren aslanın
ne bir mezarı var ne de taşı var

mahzuni bu dertler bağrımı yakar
bu pınarın suyu, hep size akar
size doğru, bize çok eğri bakar
olmaz olsun, adaletin şaşı var


312

uyan halkım uyan

bir uykudan böyle bir ses
duy uyan etme uyan
uyku bir can olsa bile
kıy uyan gardaş uyan

uyku tembel niyetidir
aç gözünü hayat nedir
gittiğin yol çok kötüdür
cay uyan halkım uyan

ates düşmüş döşeğine
sen gene uyursun gene
elini vicdan üstüne
koy uyan nolur uyan

kazanmadan yemek ayıp
insan hakkı olur kayıp
tek benim sırtımdan soyup
doy uyan yapma uyan

uyuyanın kazancı olmaz
insana bir vefa vermez
bir daha mahzuni gelmez
say uyan dostum uyan

yeter artık uyuduğun
sen de ögren sen de uyan


313

kurban olduğum

gittim akarçay'ı seyran eyledim
kuru topraklarına kurban olduğum
tokat'ın yaylası almus'un özü
yeşil yaprağına kurban olduğum

cennetten sızarak bir göl serilmiş
etrafına bin güzellik verilmiş
sanki kul himmet'im kalkmış dirilmiş
ala şafağına kurban olduğum

düğün olur pehlivanlar derilir
elele güzeller halay kurulur
yeşil düzlüğünde çapa vurulur
bostanı bağına kurban olduğum

der mahzuni şerif tokat diyarı
toprağı bal olmuş insanı arı
bir daha göreydim akar çayları
taşına dağına kurban olduğum


314

rest (bana dönek demiş)

bana dönek demiş itin birisi
açığım neymiş sor hele hele
eli çatlamamış ayı irisi
gel bizim köylerde dur hele hele

bir yığın kitabı yığmış önüne
sinek konsa korkar tatlı canına
hipi yosmasını almış yanına
pehlivanlık yapar gör hele hele

köylüden yanadır toprak görmemiş
viskiden gayriye dudak sürmemiş
ömür boyu serçe bile vurmamış
ordu yıkacakmış ker hele hele

yiğittir ölüsü dağlarda kalan
yiğittir yiğidin öcünü alan
soytarıdan yiğit olur mu ulan
sen bizim dağlara gir hele hele

bu herifin önü sonu ayandır
anlayana benim sözüm beyandır
senden korkan hayvan oğlu hayvandır
gel de mahzuni'yi vur hele hele


315

nem kaldı (parsel parsel)

parsel parsel eylemişler dünyayı
bir dikili taştan gayrı nem kaldı
dost köyünden ayağımı kestiler
bir akılsız baştan gayrı nem kaldı

padişah değilem çeksem otursam
saraylar kursam da asker yetirsem
hediyem yoktur ki dosta götürsem
iki damla yaştan gayrı nem kaldı

mahsuni şerifim çıksam dağlara
rastgelsem de avcı vurmuş marala
doldur tüfeğini beni yarala
bir yaralı döşten gayrı nem kaldı


316

kirvem bu yıl bu dağlarda

kirvem bu yıl bu dağlarda
sensiz yazın tadı molur
selamın niye kesildi
bir selamın adi molur

kirvem aman
nede çabuk geçti zaman
kirvem aman
ne çabuk tükendi zaman

can içinde can içinde
can erir zaman içinde
böyle kader olmaz olsun
hüseyinim kan içinde

varsam gitsem erzincan'a
hüseyin?im gelmiş mola
der mahsuni bu dağlarda
böyle yiğit ölmüş mola


317

al birini vur birine

yıkılası bozuk düzen
bıçak kemiğe dayandı
gayrı bize yazık düzen
gönlümüz kana bulandı

al birini vur birine
koydu bizi heç yerine
vay boyunuz devrileydi
inandık körü körüne

ağar kara saçım ağar
hıçkırık sinemi boğar
bu yılda böyle giderse
başımıza taşlar yağar

al birini vur birine
koydu bizi hiç yerine
deli miydik serseri mi
inandık körü körüne

gel mahzuni söyle sözü
harap ettik yazı güzü
daha karanlık basmadan
üsküdarı geçti dürzü

al birini vur birine
koydu bizi hiç yerine
gönlümün gözü çıkaydı
inandım körü körüne


318

ne sandın (aylar birbirini)

aylar birbirini kovalar durur
geçip giden yıllar döner mi sandın
içimde yaktığın onulmaz ateş
öyle kolay kolay söner mi sandın

kaygılar çevirdi çevre yanımı
soğudukça kurutuyor kanımı
girdin yüreğime çektin canımı
sence yaptığını hüner mi sandın

hele düşün kırkı geçti kırdığın
hesabında değil neyi vurduğun
duman edip bulutlara sardığın
gönül kolay kolay iner mi sandın

mahzuni başını aşka eğdirdin
seller ile akıp girdaba girdin
gönül fincanına bir taş değdirdin
kırıldı uzayıp söner mi sandın


319

yaylalar (bahar gelir)

bahar gelir lale sümbül açınca
boz bulanır eğri söker yaylalar
bizim eller binboğa'ya göçünce
bostan bellerine çöker yaylalar

bocer'in düzlüğü incin ovası
hani berçenek'in yiğit babası
başı melül melül tuzlu kayası
yiğidin kahrını çeker yaylalar

bizim yaylaların karı tükenmez
aş'retin aş'rete şeri tükenmez
koca elbistan'ın eri tükenmez
haziranda çelik büker yaylalar

mahzuni şerifim hey gibi lalem
mevlam nasip eyle yaylada ölem
cerit dağlarından maraş'a selam
mahzuni gözyaşın döker yaylalar


320

gençliğe çağrı, afşin

boşa dövüşmeyin bizim yiğitler
sizi vuranlar vurulmuyor ki
kimbilir nerede hangi koltukta
kömürde tarlada yorulmuyor ki

aynı baba dölü ölüp öldüren
ölenle öldüren iti güldüren
yok muydu bunu size bildiren
vur diyenler burda görülmüyor ki

işçiyi işçiye düşüren zalim
boynumuzda boza pişiren zalim
bu kadar bardağı taşıran zalim
gözümüz önüne serilmiyor ki

yeni adı çıkmış sağ ile solun
tarihte borcu yok kullara kulun
iki yanı birdir yattığın çulun
bilirsin ölenler dirilmiyor ki

mahzuni der nedir hakkın davası
insana benzemez köpek mayası
uy tükensin bitsin sınıf kavgası
sınıfsız bir okul durulmuyor ki


321

katil (defol git)

defol git benim yurdumdan
amerika katil katil
yıllardır bizi bitirdin
amerika katil katil

devleti devlete çatar
it gibi pusuda yatar
kan döktürür silah satar
amerika katil katil

japonya'yı yiyen velet
dünyadaki tek nedamet
iki yüzlü kahpe millet
amerika katil katil

su diye yutturur buzu
katil düştük kuzu kuzu
dünyanın en namussuzu
amerika katil katil

insanlıkta ırk sarısı
küstü dünyanın yarısı
vietnam'ın pis karısı
amerika katil katil

mahzuni şerif uyuma
gün geldi çattı akşama
bizden selam vietnam'a
amerika katil katil


322

dönmek zor (üç günlük dünya)

üç günlük dünyada bir demlik ömür
altın olsa kapısı zor olur
mazlumun kanını yiyip içenler
gün gelince sürünür de kör olur

birleşen arılar yılanı boğar
balın peteğinden akrebi kovar
bir yiğit anadan bir defa doğar
her yiğidin özü sözü bir olur

mahzuni bir şahin uçtu kolumdan
uçtu gitti elbistan'ın solundan
insan sevgisinden hakkın yolundan
bundan geri dönmek bana kir olur


323

tavşan nedir ki

bana tavşan eti yer misin derler
çok yalanlar yedim tavşan nedir ki
karanlık sofrada kara mecliste
kör yılanlar yedim tavşan nedir ki

hayli geçtim felek denemesinden
her çoban bilinmez kaval sesinden
koyun kılığında, pis memesinden
süt salanlar yedim tavşan nedir ki

hayvanın hayvandan asili vr mı
hayvan hayvan doğar başka doğarmı
tavşan cennetlikte domuz gavur mu
nice canlar yedim tavşan nedir ki

mahzuni insana doğrusu gerek
yapabilir misin toprağı çörek
dinli-dinsiz, gavur-müslüm diyerek
çok canlar yedim tavşan nedir ki


324

ben neyim

dünya kainattan kopup gelirken
adem miyim hayvan mıyım ben neyim
adem ile havva vücut bulurken
cennet miyim şeytan mıyım ben neyim

idris nebi biçer iken hülleyi
yüksekten geçerken insanlık yayı
nuh naci aşarken ulu deryayı
gemi miyim kaptan mıyım ben neyim

döküldü gazelim çürüdü bağım
yıllar evvel göçmüş köyüm bucağım
bugün doğdum varım yarın da yoğum
aradaki yalan mıyım ben neyim

kimler akıllanmış kimler bunamış
eyüp derde düşmüş cahil kınamış
mevla ismail'i boşa sınamış
kasap mıyım kurban mıyım ben neyim

aramızda yatar eroğlu erler
erleri ne bilir köroğlu körler
bana bu ellerde mahzuni derler
merdan mıyım mervan mıyım


325

gözlerin (ceyhan suyu)

ceyhan suyu gibi bahar ayında
niye dolu dolu akar gözlerin
iniler gezersin bahar ayında
yavru ceylan gibi bakar
gözlerin yar yar
gözlerin dost dost
gözlerin yar yar gözlerin yar

beri gel beri gel ömrümün varı
seni sevenlerin candır zararı
bakışların almış idam kararı
boynuma zülfünü takar
gözlerin dost dost
gözlerin yar yar
gözlerin dost dost gözlerin dost

mahzuni' yim dolaştım da deli oldum
muhabbet bağında bir bülbül oldum
bir kenardan bakışına kül oldum
anladım cihanı yakar
gözlerin yar yar
gözlerin dost dost
gözlerin yar yar


326

bitmez telaşım

aramıza dağlar mı girdi gelemedin
selamına bir canım verdim bilemedin
sinemize kan düştü canım bilemedin

(bağlantı)
bu benim başım
bitmez telaşım
hey can yoldaşım
bilemedin bilemedin
bilemedin yar

derelere kan doldu canım gözümden
kederimi kimler silecek yüzümden
hele hele ben dönmüş müyüm sözümden

bağlantı

buralar yaramaz bize mahzuni
derman sağlamaz bize mahzuni
gönlünü bağlamaz bize mahzuni

bağlantı


327

gidiyorum kara gözlüm ağlama (eşi fatma'ya)

kader böyle imiş böyle yazılmış
gidiyorum kara gözlüm ağlama
mezarımız gurbet ele kazılmış
gidiyorum kara gözlüm ağlama

ceylan bakışını üzme boşuna
kurbanlar olayım gözün yaşına
keder yakışmıyor hilal kaşına
gidiyorum kara gözlüm ağlama

emanet eyledim em'li kuzumu
arkalarda koyma benim gözümü
getir'ler çalayım kırık sazımı
gidiyorum kara gözlüm ağlama

mahzuni şerif'im yollar göründü
garip başım dertten derde büründü
fadimem duvağın yerde süründü
gidiyorum kara gözlüm ağlama


328

kırma hatırımı gül yüzlüm (fatma'ya sitem)

kırma hatırımı gül yüzlüm benim
gül olsan da gün gelir ki solarsın
kara toprak olur gider bedenin
saçlarını yolum yolum yolarsın

sen benim kaderim alınyazımsın
hakkın huzurunda bana lazımsın
sevda çöllerinde em'li kuzumsun
ardımsıra dertli dertli melersin

ben bir mahzuni'yim yollu yolunca
iniler gezerim halli halince
gurbet elde mezar olup kalınca
seher yeli ile haber salarsın


329

ağlasam mı (mevlam gül diyerek)

mevlam gül diyerek iki göz vermiş
bilmem ağlasam mı ağlamasam mı
dura dura bir sel oldum erenler
bilmem çağlasam mı çağlamasam mı

milletin sırtından doyan doyana
bunu gören yürek nasıl dayana
yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
bilmem söylesem mi söylemesem mi

mahzuni şerif'im dindir acını
bazen acılardan al ilacını
pir sultanlar gibi dar ağacını
bilmem boylasam mı boylamasam mı


330

boşu boşuna (mevlam bana)

mevlam bana ömür vermiş
boşu boşuna boşu boşuna
vücuduma bir can girmiş
boşu bqşuna boşu boşuna

su akar deryaya varır
deryadan mayi çıkarır
gökyüzünde yağmur olur
boşu boşuna boşu boşuna

isa meryem'e mi kaldı
musa asadan ne buldu
süleyman bir sultan oldu
boşu boşuna boşu boşuna

gahi gittim gahi geldim
aradım kendimi buldum
bir mahzuni şerif oldum
boşu boşuna boşu boşuna


331

aşk (cehennemin bucağında)

cehennemin bucağında gizlenir
çıkar kaf-ı küften seyran eder aşk
hançerini gizli vurur sızlanır
girdiği vücudu hayran eder aşk

tanımaz korkuyu bilmez imanı
sarı gazel yapar zümrüt çimeni
parçalar sultanı yırtar fermanı
tac-ı devletini viran eder aşk

kula ruhsat verir padişah kılar
şahı mecnun edip çöllere salar
aşkın bir zerresi bin dağı deler
güneşe pas çekip duman eder aşk

aşk önünde kükreyen seller durulur
aşk katına ölmek ile varılır
aşk yanında şemsi kamer kör olur
sevdiği haneyi zindan eder aşk

ağır bir yük vurur senin sırtına
sahip olmaz seyreylemek ardına
ey mahzuni aşk elinin yurduna
güller biter bülbül öter seyran eder aşk


332

tersname (sana diyeceğim var)

sana diyeceğim var eğlen yolcu
kurduğun yuvayı yık da öyle git
zamanede ilk görevdir insana
baştan dinden haktan çık da öyle git
bir sudan geçince köprüyü devir
sel basmış tarlaya ırmağı çevir
birlik dümenini tersine kıvır
sağa sola sövüp dök de öyle git
allah bir deseler sen söyle haşa
nadan ehliyle çıkılmaz başa
komşunun açlığı tatlı tamaşa
bir tekme de sen vur yık da öyle git
ortak isen hesap etme ölçmeyi
ihmal etme dost ırzına geçmeyi
bir döğüşte çok ayıp gör kaçmayı
beş on yumruk yiyip sek de öyle git
elinden tut çamurlara at körü
beriye ötede öteye beri
kapıya gelirse döv misafiri
bir de ana avrat çek de öyle git
kızına bakanın oğlunu öldür
meclise girersen büyüğe saldır
kefeni soy mezarlara kül doldur
ölünün dişini sök de öyle git
ciğerin yarası sivri cam ister
kötülük meydanında kendin göster
adamın cömerdi yavuz it besler
meteliği başa kak da öyle git
küfür eksik etme aziz dilinden
gaddarlık kılıncın koyma belinden
hiçbir şey gelmezse bile elinden
fesat tohumunu ek de öyle git
hasılı sözümün tersine yürü
görmesin gözlerin topalı körü
kısa yerden eksik etme ömürü
mahzuni şerif'ten bık da öyle git


333

ben de bir insanoğluyum

ben de bir insanoğluyum
bırak beni konuşayım
bir başım bir beynim vardır
bırak beni konuşayım
ve insanca danışayım

senin dilin benim dilim
yakışmaz insana zulüm
insanım hayvan değilim
bırak beni konuşayım
ve insanca danışayım

düşünen cahil olamaz
cahil kendini bilemez
can ölür fikir ölemez
bırak beni konuşayım
ve insanca danışayım

mahzuni halk (hak) için ölsün
ben giderim dostlar kalsın
koltuk saray sizin olsun
bırak beni konuşayım
ve insanca danışayım


334

hacı bektaş yolu

hacı bektaş yolu ulu bir yoldur
çamura basarak toz etmesinler
hak'ka gidenlerin hepsi kuldur
bizi bu dergah'tan yoz etmesinler

olmaz cahillerde ikrar'a durak
özünü sel almış dışından kurak
can'ları üzerek gönül kırarak
oniki imamı koz etmesinler

evladı ali'ye etmişiz biat
nedemek efendi insana cihat
cumhuriyet bize ecdat'tan ırat
münafıklar bundan söz etmesinler

şu ülkede sonu gelmez yalanlar
bu kadar mazlumun hakkın alanlar
kendi kör nefsine secde kılanlar
yanmış yüreğimi köz etmesinler

der mahzuni ey sevdiğim bak bana
hak fitneyi emretmedi kur'an a
aşk'a taptı hacı bektaş mevlana
alimler gerçekten naz etmesinler


335

geçmiyor günlerim ahuzardayım

geçmiyor günlerim ahuzardayım
insafınız yok mu erenler vah vah
hayvan mıyım insan mıyım nerdeyim
bana bakıp beni görenler vah vah

kimi sarhoş olmuş gezer dolaşır
kimi arı gibi konar çalışır
kimi matem eder kimi gülüşür
eli kolu bağlı duranlar vah vah

bir zaman bitmiyor gönlümün yası
neyleyim ki dünya kahpe dünyası
bir karınca kadar yoktur faydası
bol keseden bana öğüt verenler vah vah

garip bülbül vazgelir mi yurdundan
kimse bilmez aşıkların derdinden
bir gün ağlarsınız onun ardından
bizim mahzuni şerif'i vuranlar vah vah


336

felek (bir kuş bir dünya)

delik deşik yuvam çok gelmiş gibi
tüylerim bitmeden uçurdun felek
bir kuş bir dünyaya yük gelmiş gibi
bağrıma pençeni geçirdin felek

bir kuş bir dünyaya yük gelmiş gibi
bağrıma pençeni geçirdin felek felek

ne insafsız avcı oldun ardıma
gizli gizli güldün zalim derdime
doyup usanmadım baba yurduma
gurbetten gurbete geçirdin felek

doyup usanmadım baba yurduma
gurbetten gurbete geçirdin felek felek

biçare mahzuni döküldü meyim
parçalandı sofram zehroldu suyum
hayal hayal oldu aşretim köyüm
hayatıma zehir içirdin felek

hayal hayal oldu aşretim köyüm
beni diyar diyar kaçırdın felek felek


337

vah bu halim ne olacak

gene bugün başım duman
kara düzen vermez aman
el mi yaman bey mi yaman
vah bu halim ne olacak

dert başımda kucak kucak
bu devran kime kalacak

doğru söze gel de kandır
gönlüm yara beynim sancır
elim zincir dilim zincir
vah bu halim ne olacak

dert başımda kucak kucak
bu dünya kime kalacak

şu bizim dağlar ovalar
başı karlı binboğa'lar
felek peşimden kovalar
vay bu halim ne olacak

dert başımda kucak kucak
bu dünya kime kalacak

mahzuni'yim başım darda
inilerim orda burda
ata binen üsküdar'da
vay bu halim ne olacak

dert başımda kucak kucak
bu dünya kime kalacak


338

ihtiyar oldum

daha anamdan doğmadan
neden ben ihtiyar oldum
yedi yaşıma değmeden
ihtiyar oldum ihtiyar oldum

ey doktor bana acıma
elin vurma ilacıma
ak düştü siyah saçıma
ihtiyar oldum ihtiyar oldum

adımı dillere yaydın
söz verdin de geri caydın
ey sevgili gözün aydın
ihtiyar oldum ihtiyar oldum

mahzuni şerif bilmeden
yorulur bu yola giden
yetmiş yaşlı çocuğum ben
ihtiyar oldum ihtiyar oldum


339

yorgunum bugün (ey doktor)

ey doktor çekil başımdan
gönlümden yorgunum bugün
o yar bana inanmıyor
dargınım bugün
dargınım bugün

geçer günüm aylar gibi
eğilmişim yaylar gibi
coşup giden çaylar gibi
durgunum bugün
durgunum bugün

bu yol gider vara vara
etrafını yara yara
eski sevdigim dostlara
kırgınım bugün
kırgınım bugün

der mahzuni bile bile
ok'a tutu beni hile
aşık oldum azraile
vurgunum bugün
vurgunum bugün


340

yaralı yar (avcıydın avladın)

avcıydın avladın beni
yaralıyım yaralı yar
zülfüne bağladın beni
yaralıyım yaralı yar

meyil vereli canana
dayandım derdi hicrana
din iman yük oldu bana
yaralıyım yaralı yar

istemem kin ile gurur
aşıklar boynuna vurur
gelen giden bir taş vurur
yaralıyım yaralı yar

yalan dünyadan usandım
aşkın şarabına kandım
mahzuni şerif'im yandım
yaralıyım yaralı yar


341

uyan (bu uykudan)

bu uykudan böyle bir ses
duy uyan etme uyan
uyku bir can olsa bile
kıy uyan gardaş uyan

uyku tembel niyetidir
aç gözünü hayat nedir
gittiğin yol çok kötüdür
çay uyan halkım uyan

ateş düşmüş döşeğine
sen gene uyursun gene
elini vicdan üstüne
koy uyan nolur uyan

kazanmadan yemek ayıp
insan hakkı olur kayıp
tek benim sırtımdan soyup
doy uyan yapma uyan

uyuyanın kazancı olmaz
insana bir vefa gelmez
bir daha mahzuni gelmez
say uyan dostum uyan


342

öyle bir zamana geldik

öyle bir zamana geldik
küfrün adı iman oldu
doğru dürüst gider iken
hakkın yolu duman oldu

koyun sesi kurdun sesi
bir çıkıyor neyin nesi
adamın adam sevmesi
geçti hayli zaman oldu

dost rüzgarı kesti hızı
okşadı gitti camızı
daha dünün suratsızı
şimdi kaşı keman oldu

ırgat koşar ekmek zalım
ele geçmez de bakalım
der mahzuni benim halim
korkuyorum yaman olur


343

hak bana bir ömür vermiş

hak bana bir ömür vermiş
boşu boşuna boşu boşuna
vücuduma bir can girmiş
boşu boşuna boşu boşuna

isa meryeme mi kanmış
musa asadan ne bulmuş
süleyman bir sultan olmuş
boşu boşuna boşu boşuna

gahi gittim gahi geldim
aradım kendimi buldum
bir mahzuni şerif oldum
boşu boşuna boşu boşuna


344

han sarhoş hancı sarhoş

karlı dağlar kara bulut içinde
yaylası hüzünlü yöresi bir hoş
sevdalı yolcular umut içinde
hayalın düğünü töresi bir hoş

han sarhoş hancı sarhoş
yolda yabancı sarhoş
el çek tabip kalbimden
içimdeki sancı sarhoş

mahzuni yıldızım aylar içinde
bağlamışım zülfü yaylar içinde
yüzemez yunuslar çaylar içinde
deniz vurgununun yaresi bir hoş

han sarhoş hancı sarhoş
yolda yabancı sarhoş
el çek tabip kalbimden
içimdeki sancı sarhoş


345

durduramadım (vardım gittim)

vardım gittim gurbet eli dolaştım
gözümün yaşını durduramadım
öldüm bittim bir sevdaya bulaştım
divane gönlümü durduramadım

yıllardır sevdiğim el oldu gitti
tutuştu yüreğim kül oldu gitti
gözlerimin yaşı sel oldu gitti
zülfünden bir köprü kurduramadım

mahzuni bu dağlar yolum bağladı
gönlüm deli deli coştu çağladı
hergün hergün figan etti ağladı
kolunu boynuma sardıramadım


346

dokunma keyfine yalan dünyanın

dokunma keyfine yalan dünyanın
ipini beline dolamış gider
gözlerimin yaşı bana gizlidir
dertliyi dertsizi sulamış gider

kimi hızlı gider uzun yol tutar
kimi altın satar kimi bal tutar
kimi soğan bulmaz kimi bal yutar
kimi parmağını yalamış gider

mahzuni bu nasıl yazı mahzuni
bazı şerif olur bazı mahzuni
yurdunda anasız kızı mahzuni
insanlık ardından melemiş gider


347

türkiye'den dolu dolu selam

ben gelirken beyaz karlar yağmıştı
düz ovayı kara duman boğmuştu
rahat olanlara güneş doğmuştu
hasret ile iki gözü dolan var

çok azaldı kızılırmak ceyhanlar
kokmaz oldu lale sümbül reyhanlar
birbirini sevmez oldu insanlar
ne yazık ki öldüren var ölen var

mahzuni'yim alın teri yemedim
ömrümde haksıza haklı demedim
benim türkiyelim benim memedim
türkiye'den dolu dolu selam var


348

kazak abdal gibi

bir fakirin hatırını
kıranın da babasını
bizim köye katırını
sürenin de babasını

sahte mola sahte derviş
insanın ömrünü yermiş
bir kişi yalanla ermiş
erenin de babasını

parayla diploma alan
haklının hakkını çalan
bizim başımıza plan
kuran'ın da babasını

bizim köyün yolu harap
beyler içer kızıl şarap
doğru söze yanlış cevap
verenin de babasını

bir avuç pis kabadayı
nerden almış böyle payı
fikirlere prangayı
vuranın da babasını

çalışanlar ayı yendi
yıldızlara çıkıp indi
adam çalıştırıp kendi
duranın da babasını

bu ne aslı bu ne kerem
insanlığı etti verem
zalım yarasına merhem
sürenin de babasını

çaldı bizi taştan taşa
yandık gitti baştan başa
mahzuni'yi boştan boşa
yoranın da babasını


349

divan (azmile bir borç)

azmile bir borç eyledim canların tüccarına
faizi erdi ödedim faizi cananımmış
erem dedim eremedim ademin esrarına
hali haktan ayrı kişi dil bilen hayvanımış

ben derdim ki sitem çekmek boş ömüre delildir
meğer sitem çekmek er kişiye delili buhranmış
bilmezdim ki şu dünyada herşey lütfü celildir
her nereye nazar kıldım mevcudu sübhanımış

ben güler dururdum neden çölün mecnunlarına
dad-ı leyla için çöller tahtı süleymanimiş
erem dedim eremedim ademin esrarına
kendini okuyan kişi bir "ümmül kur'an" ımış

ey mahzuni kan kalesin yıkta tarümar eyle
tahammül bir zülfükardır kullanan merdanımış
eğer goncayı seversen durma ahuzar eyle
goncayı gonca eyliyen bülbül-ü efganımış


350

aşka başlarken (sorsalar ki)

sorsalar ki nerden içtin doluyu
berçenek'te körün birinden içtim
rüyamda görmedim ak sakallı pir
ben ezilen alın terinden içtim

tarih bin dokuz yüz elli senesi
henüz kurtulurken dost meyhanesi
yanıp tutuşurken dostluk hanesi
ben dertlerin orta yerinden içtim

ar ile namusu bir pula sattım
böyle bir şerefte yattım ha yattım
bardağın içine çok zehir kattım
inan ki zehirin pirinden içtim

insan olan insan vurup yarışmaz
insan olan sabur ile güreşmez
insan oğluna cin şeytan karışmaz
mahzuni şerif' in şerinden içtim


351

görün (bana dışarıdan gülen)

bana dışarıdan gülen dostlarım
girdabı belaya girin de görün
halim seyretmiye gelen dostlarım
bir ayna önünde durun da görün

adam akıllıyken deli olurmuş
zır deli başına veli olurmuş
aşık maşukunun kulu olurmuş
bunu bir kamilden sorun da görün


352

ahmet kaya'ya

ağladıkça bahar oldu dağların
toprağına küsme ahmet geri gel
gurbet eller burdan güzel değildir
yaban elden esme ahmet geri gel

gelemez misin dönemez misin
gözüm nice üzgünsün gülemez misin

kolay değil gurbet elin yarası
yoktur bizim ile onun arası
bu memleket ata dede mirası
hemen ümit kesme ahmet geri gel

gelemez misin dönemez misin
gözüm nice üzgünsün gülemez misin

mahzuni barışın yoluna kurban
ahmet mızrabına teline kurban
hangi dil bilirsen diline kurban
sen yeter ki susma ahmet geri gel

gelemez misin dönemez misin
gözüm nice üzgünsün gülemez misin


353

softalar (ey arapça okuyanlar)

ey arapça okuyanlar
allah türkçe bilmiyor mu
ingilizce fransızca
bize hitap kılmıyor mu

çalışanlar geri kalmaz
çalışmayan bir halt bilmez
yalnızca fikirler ölmez
peygamberler ölmüyor mu

bizimdir bu bahçe, bağlar
bizimdir bu yeşil dağlar
canı sağ olsun softalar
ayakkabı çalmıyor mu

dost gezer dostluk bağında
biz olur bizlik dağında
gavurun merih çağında
alem bize gülmüyor mu

bir bülbül getirmez yazı
yalnızca bülbül avazı
mahzuni korkmadan sazı
kainat'a çalmıyor mu


354

bugün ben şahımı gördüm

bugün ben şahımı gördüm vay vay
bir elinde zülfikar var vay vay
dane dane dökülüyor dillerinde kehribar var
aman aman aman aman

gel ey gönül yanlış gitme vay vay
gidip cananı incitme vay vay
bu yolda acele etme
acelede bin zarar var
aman aman aman aman

mahzuni geçeyim dedim vay vay
ecelden içeyim dedim vay vay
dünyadan göçeyim dedim
sevdiğimden intizar var
aman aman aman aman


355

bu yıl benim yeşil bağım kurudu

bu yıl benim yeşil bağım kurudu
dolu vurdu yaprakları çürüdü
benim de saz tutan elim var idi
şimdi bir köşede yatar ağlarım

benim ile lokma yiyip içenler
gölgemin altında konup göçenler
sizi zalim dar günümde kaçanlar
ben kendi halime bakar ağlarım

çırpına çırpına bir yuva kurdum
bebeği görmedim kundağı gördüm
deryada boğuldum karaya vurdum
çamurdan çamura batar ağlarım

mahzuni şerif'im budur ahvalim
zamane bozuldu insanlar zalim
kıyamete kadar gider bu halim
sabır eder matem tutar ağlarım


356

acı günlerim (şamatacı günlerim)

şamatacı günlerim
güneş yüzü görmedi vay
hacı bacı günlerim

değirmenin çarkı yok
bu bahçenin parkı yok
ali gider veli gelir külhana vay
birbirinden farkı yok

acı acı günlerim
göz boyacı günlerim
ahı vahınan geçti gitti
hacı bacı günlerim

bir ipte iki cambaz
zor olur oynayamaz
dili tatlı içi zehir güzelim vay
böyle kazan kaynamaz
böyle kazan kaynamaz

acı acı günlerim
şamatacı günlerim
ahı vahınan geçti gitti
hacı bacı günlerim

mahzuni deli gönlüm
yine yollara düştü
hacı vurdu bacı durdu acımadı aleme
kaygu kullara düştü

acı acı günlerim
şamatacı günlerim
ahı vahınan geçti gitti
hacı bacı günlerim


357

ben beni (seyyah oldum)

seyyah oldum pazar pazar dolaştım
bir tüccara satamadım ben beni
koyun oldum kuzum ile meleştim
bir sürüye katamadım ben beni
ben beni kendimi canımı özümü

dostlar beni bir kazana koydular
kırk yıl yandım daha çiğdir dediler
ölceğimi gram gram yediler
bir kantarada tartamadım ben beni
ben beni kendimi canımı özümü

deli gönlüm aktı gitti engine
çok boyandım çok çiçekler rengine
bir mahsuni demiş oldum kendime
olmaz olsun atamadımbeni beni
ben beni kendimi canımı özümü


358

bas kamyonun kuyruğuna

bas kamyonun kuyruğuna
bak münafık nerden çıkar
kimsenin günahı yoktur
çünkü balık baştan kokar

eğlen şoför eğlen haber sorayım
karanlığı dele dele nerden gelirsin
yüreğin yanmıştır belli bir su vereyim
sırların dolduğu garip yerden gelirsin

bas kamyonun kuyruğuna
bak münafık nerden çıkar
mazlumun günahı yoktur
çünkü balık baştan kokar

eğlen şoför gardaş eğlen yolun kapalı
bizim elin bilenleri hak'tan sapalı
ardından gelenler vardır eli sopalı
dolaşırsın zindanları turdan gelirsin

bas kamyonun kuyruğuna
bak münafık nerden çıkar
mahzuni'nin günahı yok
çünkü balık baştan kokar


359

bana yücelerden seyreden dilber

bana yücelerden seyreden dilber
siyah kirpiklerin ok mu cananım
insaf et yüzünü yüzüme dönder
ızdırabın sonu yok mu cananım

gönül sevdi benim günahım nedir
yandım hasretine bunca senedir
mecnun'um derdinden derdim fenadır
ızdırabın sonu yok mu cananım

bu dünya misaldir çatısız hana
ebedi kalmadı şaha sultana
deryanın içinde bir damla bana
bu da mahzuni'ye çok mu cananım


360

dargın mahkum (darıldım ben sana)

darıldım ben sana canım
böyle mi olacaktı
vuruldum baksana kanım
yerde mi kalacaktı

hapishane içinde
minderim kana battı
yahu bu ne haldir
öldüm yedi yıldır

gardiyan çekti gitti
dağ gibi ömrüm benim
ne çabuk söndü gitti

yoruldum hal bilmezden
yaş geldi kırka çıktı
dirildim geri öldüm
dostlar bizi bıraktı

mahzuni gelir beyler
bizim yaylada yaylar
yahu deli miyim
yok ölü müyüm

parlayan bizi paylar
ağlama sızlama
anam benim
bir gün biter yaralar


361

kanadım değdi sevdaya

kanadım değdi sevdaya
kondum kondum uçamadım
aşk şarabın doya doya
yandım da içemedim

oy tabip şu yaramı
sar sarabilir isen
sevda ateşten bir kale
var varabilir isen

içmişem sarhoşum dünden
bayram ederim bugünden
aşıkların köprüsünden
döndüm de geçemedim

oy tabip şu yaramı
sar sarabilir isen
sevda ateşten bir kale
var varabilir isen

yan mahzuni sine sine
bugün bana n'oldu yine
düştüm güzeller içine
kendim kendim seçemedim

oy tabip şu yaramı
sar sarabilir isen
sevda ateşten bir kale
var varabilir isen


362

belki (kimbilir ne zaman)

kimbilir ne zaman kimbilir nerde
dünya döne döne durur belki de
mavi mavi güvendiğin denizler
kesilir suları kurur belki de

geçer gider her sarayın ricali
çünkü ecel ona vermez mecali
iki gözden uzak bizim haceli
atar on ikiden vurur belki de

dost mahzuni kendi kendin oyalar
anlaşamaz yağmur ile boyalar
milyarca senedir yatan kayalar
birgün kanatlanıp yürür belki de


363

yiğitler (doğudan batıya)

doğudan batıya bir ses yükselir
yiğitler yiğitler bizim yiğitler
gavur dağlarından dadallar gelir
yiğitler yiğitler bizim yiğitler

yiğitler yiğitler bizim yiğitler
o'nu bilir binboğalar ceritler

alnı çizgi çizgi zafer oyuklu
anası ağlamış öfke yayıklı
elinde dirgeni kara bıyıklı
yiğitler yiğitler bizim yiğitler
bizim yiğitleri bilmiyor itoğlu itler

o'nu bilmeyen şu uğursuz bit'ler
yiğitler yiğitler bizim yiğitler

karşıdan geliyor elinde dirgen
sırtı yırtık omuzunda yorgan
yaktı anamızı zalim kemirgen
yiğitler yiğitler bizim yiğitler

yiğitler yiğitler bizim yiğitler
o'nu bilir binboğalar ceritler

mahzuni şerif'im yiğit yavrusu
anadolu'sundan yoktur kaygısı
sizin değil beyler işin doğrusu
yiğitler yiğitler bizim yiğitler

o'nu bilmeyen şu ugursuz bit'ler
yiğitler yiğitler bizim yiğitler


364

kara gözlüm karlar yağdı

kara gözlüm karlar yağdı başıma
gözlerimden akan yaşlar sel oldu
yüzlerimde şubat ayı esiyor
gülmeyeli nice nice yıl oldu

banadır feleğin mihneti kastı
ömür bülbül imiş öttü de sustu
yıllar sonra gördüm zalım bir dostu
ezelden el idi gene el oldu

diyarbakır hayalimden gitmiyor
eski günlerime elim yetmiyor
hiçbir sözüm bir sözümü tutmuyor
gözün aydın dost mahzuni del'oldu


365

babasını (bir fakirin hatırını)

bir fakirin hatırını
kıranın da babasını
bizim köye katırını
sürenin de babasını

sahte molla, sahte derviş
insanın ömrünü yermiş
bir kişi yalanla ermiş
erenin de babasını

parayla diploma alan
haklının hakkını çalan
bizim başımıza plan
kuranın da babasını

bizim köyün yolu harap
beyler içer kızıl şarap
doğru söze yanlış cevap
verenin de babasını

bir avuç pis kabadayı
nerden almış böyle payı
fikirlere prangayı
vuranın da babasını

çalışanlar ay'ı yendi
yıldızlara çıkıp indi
adam çalıştırıp kendi
duranın da babasını

bu ne aslı bu ne kerem
insanlığı etti verem
zalim yarasına merhem
sürenin de babasını

çaldı bizi taştan taşa
yandık gitti baştan başa
mahzuni yi boştan boşa
yoranın da babasını


366

ince ince kar yağar

ince bir kar yağar
fakirlerin üstüne
neden felek inanmıyor
fukaranın sözüne

öldük öldük biz açlıktan
yapma ağam n'olur n'olur
adam mı ölür okul olunca
yol yapılınca çeşme olunca
kendin bulunca n'olur n'olur

sen anadan ben babamdan
aga doğmadık dostum
gel beraber yasayalım
sanma ki sana küstüm

yandık yandık öldük öldük
biz açlıktan
yapma beyim n'olur n'olur n'olur
adam mı ölür yol yapılınca
okul olunca çeşme yapınca
doktor gelince mühendis gelince
n'olur n'olur n'olur

istanbul'un benzemiyor neden o urfa'lara
bir de sizler gelin bakın şu çamurlu yollara
acıdır ki bu yüzyılda düştük biz ne hallara
işte durum işte yorum kızma beyim n'olur

öldük öldük biz açlıktan
yapma agam n'olur
adam mı ölür asfalt olunca
yol düzelince
sağlık gelince
okul olunca
insan gülünce
dost sevinince
n'olur n'olur n'olur

mahzuni'yim duyun artık şu haykıran sesimi
okuyun tarihi görün insanlığın hasını
birgün siz de görürsünüz dünyanın gidişini
işte yaşam işte insan işte doğa gör bunu n'olur

bizler gördük yapma agam n'olur
adam mı ölür insan sevince
karın doyunca
sağlık olunca
paylaşılınca
doktor gelince
yol yapılınca
n'olur n'olur n'olur


367

savulsun gitsin

ambargo mambargo dinleme gardaş
gelin amerika kovulsun gitsin
üsleri müsleri çıksın burdan
kendi toprağına savulsun gitsin

bu herifler senden alır haşhaşı
morfin eder sana açar savaşı
boşuna vurmadan gardaş gardaşı
bir bayram davulu çalınsın gitsin

elin gavurunu boşa çağırma
evdeki dövüşü ele duyurma
seni senden beni benden ayırma
böyle bir memleket öğünsün gitsin

bu topraklar bizimdir bizim olacak
amerika bela buldu bulacak
mahzuni bağımsız şehit kalacak
yeter ki türkiye'm dev olsun gitsin



368

köyüm köyüm yiğit köyüm

ne uzaktır su maraş'a
aman köyüm dertli köyüm
yol bitmiyor koşa koşa
aman köyüm yiğit köyüm

ocakları tezek dolu
gözlerime gider külü
çamurdan çıkılmaz yolu
eyvah köyüm yiğit köyüm

avukat yer parasını
muhtar eker merasını
kimse sarmaz yarasını
aman köyüm dertli köyüm

savaş gelince köy köydür
seçim gelince köy köydür
ondan başka hiç bir şeydir
aman köyüm yiğit köyüm

aslan yoktur kürkü yoktur
suyu yoktur parkı yoktur
bir esirden farkı yoktur
aman köyüm yiğit köyüm

istanbul'un soşesi var
gizli gizli köşesi var
şehirlerin neşesi var
eyvah köyüm canım köyüm

üç candarma bir karakol
yumurtası tavuğu bol
ne okulu var ne düzgün yol
eyvah köyüm yiğit köyüm

hocaları takke bilir
şam'ı mekke bilir
doktor bilmez tekke bilir
köyüm köyüm nazlı köyüm

sırtına abalar giyer
haklarını başkası yer
tarhanaya şekerdir der
köyüm köyüm yiğit köyüm

mahzuni köye giderim
kör oldu ağlar pederim
elbet bir gün allah kerim
üzülme sen benim köyüm

köyüm köyüm aslan köyüm
üzülme sen yiğit köyüm


369

göreydim (ah ne olur bizim köyde)

ah ne olur bizim köyde
herkesi okur göreydim
altmışı bulmuş babamda
bir günlük fikir göreydim
göreydim ben de güleydim

dindiren yok mu acımı
süren yok mu ilacımı
köyden on yaşlı bacımı
kilimler dokur göreydim
göreydim ben de bileydim

demeyin ki ne var bunda
kanlı kılıç durmaz kında
elbistan'ın ovasında
gümüşle bakır göreydim
göreydim ben sevineydim

bitmez kadere inandık
inandık inandık yandık
hep şükürü biz öğrendik
bir bey'de şükür göreydim
göreydim mutlu olaydım

sanmayın mahzuni yandı
ne usandı ne de caydı
bütün fakirler doyaydı
kendimi fakir göreydim
göreydim gurur duyaydım


370

satılıyor berçenek, afşin

duyun insanlar duyun
satılıyor berçenek
berçenek benim köyüm
satılıyor berçenek

aslanlar hep yiyor et
hangi derde diyem evet
bize baksın hükümet
satılıyor berçenek

bizi korusun hükümet
satılıyor berçenek

çoluk çocuk dağılacak
yoksullar boğulacak
bilmem ki halim ne olacak
satılıyor berçenek

elbistanlı çıktı dağa
baktım bahçeye bağa
alır köyümü ağa
satılıyor berçenek

yüreğim yaralıdır
bilmem ağam nerelidir
kul mahzuni oralıdir
satılıyor berçenek


371

sivas dramı (allah allah dost)

allah allah dost diyerek
koştuk sivas ellerine
halk türküsü söyleyerek
coştuk sivas ellerinde

dışarda tekbir sesliler
içerde kara yaslılar
tüm sivas'ın suçu yoktur
ama yaktı sivaslılar

madımak'ta şimsek çaktı
alevler göklere çıktı
kime kızdı, kimi yaktı
şaştık sivas ellerinde

dışarda tekbir sesliler
eli sopalı fesliler
müslüman kanı helal mi
ama yaktı sivaslılar

alev kapladı yanımız
hak'ka ulaştı canımız
ateşle yandı tenimiz
taştık sivas ellerinde

dışarda tekbir sesliler
eli kanlı iffetsizler
insan kıyar mı insana
yazık yaktı sivaslılar

devlet baba, devlet baba
ne kötülük ettik sana
döne döne yana yana
piştik sivas ellerinde

mahzuni tekbir sesliler
içerde yanıyor canlar
şeriatın içtiği kanlar
bileniyor tüm insanlar
tüm sivas'ın suçu yoktur
ama yaktı sivaslılar

sivastan göklere uçtuk
gönlümüz hak'kı diler
alevlerle kucaklaştı
muhlis'ler nesimi'ler
yıldız daği toz dumanlı
yollarımızı tutmayın
biz bu yolun son yolcusu
siz bizi unutmayın
bu yol çok yolcular gördü
gültekin'ler gülsüm'ler
biz hak'kı severek öldük
sevmeyenler ne bilsinler
verdiğiniz bu duman
sanma ki bizi boğar
bir pir sultan kurban olur
yüzbin mahzuni doğar
yüzbin mahzuni doğar


372

bayram olur (iki gönül bir olunca)

iki gönül bir olunca
bayram olur seyran olur
bir dost bir dosta gelince
bayram olur seyran olur

o dost dosta kurban olur

aktı kanım ılık ılık
biz yalancı kör değilik
aradan kalksa ikilik
bayram olur seyran olur

barış olur dostluk olur

aktı kanım ince ince
ölürüm dost görmeyince
mahzuni şerif ölünce
bayram olur seyran olur

savaş biter barış olur


373

barışa çağrı (barış gelsin dağlara)

barış gelsin dağlara
yollar birleşsin haydi
geçmişten gelecege
yıllar birleşin haydi yıllar birleşin

bu memleket bizim can ocagımız
hak'tan başka yoktur varacağımız
çağımız insanı sevme çağıdır
kollar birleşin haydi kollar birleşin

dinli dinsiz insandır
boş yere akan kandır
bu kök bu agaçtandır
dallar birleşin haydi dallar birleşin

ağrı'nın gölgesi tekidağ'ında
izmir'in kuyusu van bucağında
bayram olsun bizim elin sağ'ında
sol'lar birleşin haydi sol'lar birleşin

karanlıklar dağılsın
sabahlara varılsın
birbirine sarılsın
kollar birleşin haydi kollar birleşin

mahzuni şerif 'im bizim memleket
barış mübarektir barış hareket
ikilikten doğar bunca felaket
yerde kanlar gördüm canlar birleşin


374

boşumuş (ey erenler)

ey erenler bir kamile danıştım
er olana edep erkan hoşumuş
kalırsa dünyada insanlık kalır
kuru hayal fani dünya boşumuş

vefasız tabipten derman olur mu
ufacık pınardan ceyhan olur mu
ta ezelden karga şahan olur mu
adem aslı asıllara başımış

dünyada delinin teki mahzuni
yaktı seni içindeki mahzuni
dile kolay bunca yükü mahzuni
yıllar yılı taşımış da taşımış


375

ararlar beni (güvenme dünyada)

güvenme dünyada malım var diye
acep insan mıyım sorarlar beni
halimden anlamaz cahiller niye
her biri bir yandan yorarlar beni

hoşlar meclisine girdim hoşlandım
aşkın ateşine düştüm haşlandım
dallarımda meyve döktüm taşlandım
ya niçin gövdemden kırarlar beni

döndü gitti hak yolunu övenler
pişman olup dizlerini dövenler
bir lokmaya nice bana sövenler
ah mahzuni diye ararlar beni


376

boşlayın beni (ah neyleyim)

ah neyleyim düşkün oldum dünyada
ateşle tığ ile şişleyin beni
sevda dedikleri bir bela imiş
gelmeyin yanıma boşlayın beni

yiğit olan yiğit durur ahtında
çünkü bu dert gider bulur lehdinde
şeytana rey verdim ali tahtında
lanet edin bana haşlayın beni

mahzuni şerif'im hal beyan eder
müslüme düşmanım başında teber
bilmem ki bu yolum nereye gider
ben öldükten sonra işleyin beni


377

vallahi billahi (avcı vurdu)

avcı vurdu sanma onu
diri daha diri daha (vallahi billahi)
dert başımda grup grup
biri daha biri daha

yaram çoktur ellemeyesin
tabipleri yollamayasın
sen bizi kör bellemeyesin (hey dost hey can)
beri bak ha beri bak ha (vallahi billahi)

sürdü köyün merasını
kurmak için binasını
yola gömdü anasını (hey can hey can)
kerim ağa kerim ağa (vallahi billahi)

mahzuni döker yaşını
bilir yaren yoldaşını
birgün kırarlar başını (hey can hey can)
yarı şaka yarı maka


378

gül yüzlü cananım

gül yüzlü cananım senin elinden
gizli gizli yaşım dökülmektedir
dile destan oldum zalim dilinden
akar gözyaşlarım dökülmektedir

gönül bir sevdanın düştü peşine
merhamet et n'olur gözüm yaşına
yandım mah yüzüne kara kaşına
düşündükçe ömrüm sökülmektedir

mahzuni şerif'im ben bir deliyim
göster cemalini seyran eyleyim
yandım bittim işte daha ne deyim
neden o dost benden çekilmektedir


379

az kaldı (şu bizim dağlarda)

şu bizim dağlarda yaylak zamanı
koyun kuzu seçilmeye az kaldı
ceyhan suyu buram buram köpürür
deh eyleyip geçilmeye az kaldı

birgün duman sarar bizim ovayı
osman beyim değiştirir havayı
başar verdi berçenek'in buğdayı
olgun olgun biçilmeye az kaldı

hey bre binboğa beri gel beri
yerde kolay kalmaz yiğidin teri
yaman olur bizim aş'retin şeri
oba oba göçülmeye az kaldı

mahzuni der kalkar bu kara duman
birgün belli olur yahşiyle yaman
bu zaman olmazsa başka bir zaman
koca dünya küçülmeye az kaldı


380

dünya dedikleri mezarlık imiş

dünya dedikleri mezarlık imiş
bilmem ki ne zaman güldürür beni
bir çiçeğim derdim dostun bağına
eser cahil rüzgarı soldurur beni

tükenmez dünyanın kara kedisi
onun için bitmez gönlümün yası
vız gelir cahilin dedikodusu
dostlar ne korkutur yıldırır beni

ayıptır mahzuni kılıçla kama
insan olan insan kıyar mı cana
cehennem kül etse korkmazdım ama
dostun acı sözü öldürür beni


381

ben bir ulu şehirim

ben bir ulu şehirim
sevenlerim gezer beni
okuyun ulu kitabı
adem diye yazar beni

ali can can ali can can
hünkar bektaş veli can can

şeytanın gücü kar etmez
hakka giden boşa gitmez
büyü tutmaz nazar tutmaz
deviremez nazar beni

ali can can ali can can
hünkar bektaş veli can can

vücudum şehri bir alem
mallarım var kalem kalem
dükkanımda durur mevlam
gezin pazar pazar beni

ali can can ali can can
hünkar bektaş veli can can

dostu sevmekten yorulmam
kolay küsmem hiç darılmam
feleğe kızmam kırılmam
tek mahzuni üzer beni

ali can can ali can can
hünkar bektaş veli can can


382

vay göresim geldi (dumanlı)

vay göresim geldi berçenek seni
dumanlı dumanlı oy bizim eller
aktı gözüm yaşı oldu bir çanak
dumanlı dumanlı oy bizim eller
(otursam ağlasam delidir derler)

bizim elin yiğitleri bol olur
çalar davulları dizgin dol'olur
ölüm bizim için tozlu yol olur
dumanlı dumanlı oy bizim eller
(otursam ağlasam delidir derler)

mahzuni şerif'im oy beni beni
hanı ya ikrarsız ikrarın hani
oy göresim geldi suna boylum seni
dumanlı dumanlı oy bizim eller
(otursam ağlasam delidir derler)


383

duaz-ı imam 2

üryan büryan vardım pir dergahına
medet ya muhammet ya ali diyerek
gönül verdim gönül şahlar şahına
hünkar hacı bektaş veli diyerek

imamı hasandır hubların başı
hüseyin der akar gözümün yaşı
imam zeynel sabredenin yoldaşı
ağlasam gülerler deli diyerek

feylim gıblegahım muhammet bakır
kırkların bağında bülbüller şakır
cafer-ü sadıka talibim şükür
ikrar verdim ikrar beli diyerek

musa-i kazım dır mazlumlar şahı
aliyyü rıza dır şahın ervahı
şahda ki nakiye çekerim ahı
on iki imamın gülü diyerek

hasan-ül askeri ol ali aba
muhammet mehciye mest-ü merhaba
şirin koymuş serin mahzuni baba
yol muhammet ali yolu diyerek


384

aramadı sormadılar beni

(bağlantı)
aramadı sormadılar beni
kendime vermediler beni
aha geldim gidiyorum ben
dünyada görmediler beni

bu diyar bizim diyar
diyarda sevdiğim var
toprak ana yandım yandım
dağlarda yok mudur kar

tırnağımla kapu yaptım
kapular beni boğar

(bağlantı)

gözümden ceyhan aktı
özümden alev baktı
eski dostlar nerde nerde
gül gibi diken çıktı

aklım bana dargın oldu
deli diye bıraktı

(bağlantı)

gel mahzuni dağlarım
neşesi yok bağlarım
yaprak dökmüş kalbi kalbi
benim eski bağlarım

bir sabah rüzgarı gibi
akıp giden çağlarım

(bağlantı)




385

çingene çingene

yarabbi, bütün insanları sen yaratmadın mı?
biz de senin kulun değil miyiz?
neden bize buçuk derler?
onlardan neyimiz eksik?
bizi de sen yaratmadın mı allah'ım?
sen bir'sin, biz de seni bir biliriz.
bize neden buçuk derler yarabbi?

ulan çingene, sen niye hırsızlık yapıyorsun?
ben mi?
hiçbir kimse bana ekmek kapısı tanımıyor ki.
çalmayayım da ne yapayım? aç mı kalayım?
peki, sen niye okula gitmiyorsun?
okul, okula mı?
beni kimse buçukum diye okula değil
yanına bile almıyor.

peki sen kendine göre bir iş bulamadın mı?
buldum, buldum,
sadece bana cellatlık vazifesini verdiler.

çingenenin ellerinde kalburu vay vay ...
bir elinde kalbur birinde deri vay vay ...
bunu seven yokmu insanın biri vay vay ...
çingene çingene hayat sana mengene (2)
alem oturur kalkar serserisin gene

eşek pastırması sucuk olur mu vay vay ...
gelip giden böyle cacık olur mu vay vay ...
ey insanlar insan buçuk olur mu vay vay ...
çingene çingene dara düştün sen gene (2)

çingene çingene dara düştün sen gene
mahzuni çingene adamdır o gene
adamdır ama neden adı olmuş çingene
çingene çingene dara düştün çingene
birçare çingene çingene çingene


386

merdo (sana birgün olsun)

sana bir gün olsun
gülmedi hayat
kaderi berbat merdo,merdo
burası gurbet, burası gurbet

gelme demedim mi merdo
dönme demedim mi
vururlar seni merdo merdo
söylemedim mi söylemedim mi

prünün başında merdo
pusu kurarlar
seni ararlar merdo merdo
izin sorarlar, seni kırarlar

gelme demedim mi merdo
dönme demedim mi
vururlar seni merdo merdo
söylemedim mi, söylemedim mi

mahzuni yandı sana merdo
bitti baharım
bahar aylarım merdo merdo
soldu baharım, yeşil bağlarım

gelme demedim mi merdo
dönme demedim mi
vururlar seni merdo merdo
söylemedim mi, söylemedim mi


387

halim yaman böyle

hele bak saçlarıma
kar yağdı kar yağdı
kar yağdı da kalkmıyor
felekten boğazıma

el değdi, el değdi
el değdi bırakmıyor

dağlar duman böyle
geçti zaman böyle
yar benden umut kesmiş
halim yaman böyle

bana inanmıyorsan
elleme elleme bari beni
kime şikayet edem
ey zalim ey hain
vefasız seni seni

dağlar duman böyle
geçti zaman böyle
yar benden umut kesmiş
halim yaman böyle

mahzuni bu dünyada
ölüm var ölüm var
ölümlüdür canlılar
öldüğüne üzülmez

ağlamaz sızlamaz
yar seven irfanlılar

dağlar duman böyle
geçti zaman böyle
yar benden umut kesmiş
halim yaman böyle


388

delaley (bağa girdim bağbanı yok)

bağa girdim bağbanı yok
güle sordum figanı yok
sürüyü kurtlar dalamış
bu sürünün çobanı yok

ah le delale delale
nereye başı delale

dere kavuşur dereye
akar gider gemereye
savaşı girmiş yüreğe
yarası yok çıbanı yok

ah le delale delale
nereye başı delale

mahzuniyim doğrusunun
dermanı yok mudur bunun
sevdaya giden yolcunun
çarığının tabanı yok

ah ley delaley delaley
nereye başı delaley


389

gam yeme gönül gam yeme

kamil olan kalmaz naçar
gam yeme gönül gam yeme
kara gündür gelir geçer
gam yeme gönül gam yeme

akıttın gözümden yaşı
sızlar yüreğimin başı
gelir geçer körün taşı
gam yeme gönül gam yeme

mahzuni bade içerim
içer serimden geçerim
alır cananı göçerim
gam yeme gönül gam yeme


390

sen açtın yarayı

sen açtın yarayı sen saramazsın
uzatma elini derman olsa da
bir daha sineme ok vuramazsın
sultan süleymandan dostum ferman olsa da

yıllardır inandım tatlı diline
yılanlar sarılsın ince beline
hiç selamlar koyma sabah yeline
almam selamını ey dost bir an olsa da

çiçek olsan yaprağına erişmem
ırmak olsan pınar olup karışmam
yemin ettim senin ile barışmam
*Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*en bayram doksan doksan kurban olsa da

ben bir mahzuniyim sen bir filansın
isterim ki yolun sarpa dolansın
allah bir desen de yine yalansın
inanmam ki küfrü küfrü iman olsa da


391

unuttu bizi (dört yol oldu)

dört yol oldu bizim köye
geldi de unuttu bizi
yarim yanloş bir de selam
verdi de unuttu bizi
unuttu bizi unuttu bizi

yalan dolan bu aralar
neylesin ki fukaralar
utanmaz yüzü karalar
unuttu bizi unuttu bizi

çok düşündük ince ince
yürüdük onlar önünce
zalım koltuğu görünce
unuttu bizi unuttu bizi

mahzuni zamanı gözler
yaralarım derin sızlar
velhasılı vefasızlar vefasızlar
unuttu bizi unuttu bizi


392

çeşm-i siyah (işte gidiyorum)

işte gidiyorum çeşm-i siyahım
önümüze dağlar sıralansa da
sermayem derdimdir servetim ahım
karardıkça bahtım karalansa da

haydi dolaşalım yüce dağlarda
dost beni bıraktı ah ile zarda
ötmek istiyorum viran bağlarda
ayağıma cennet kiralansa da

bağladım canımı zülfün teline
sen beni bıraktın elin diline
güldün mahzuni'nin berbat haline
mervanın elinde parelense de


393

gider (bir koyun sürüsü olduk)

bir koyun sürüsü olduk
mor kuzular bakar gider
çoban kıvısına girmiş
kurtlar bizi çeker gider

ben hakkı sevdim diyenler
gerçeğe boyun eğenler
alın terinden yiyenler
damla damla döker gider

dilim hey gerçektir dilim
bilirsin hayvan değilim
şurada bir avuç zalim
belimizi büker gider

sende kalsın senin kinin
bitmedi mi perin cinin
tüm cahiller mahzuni'nin
hatırını yıkar gider


394

sarı saçlım mavi gözlüm

sana hasret sana vurgun gönlümüz
neredesin mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
bu gemi bu karadeniz
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost

ararım izini dolmabahçeden
bir daha dönmezmi bu yola giden
içimde sen ,gözümde sensarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost

kurban olam yürüdüğün yollara
kara peçe yakışmıyor kullara
uyan bak bizim hallara
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost

bulutlar terinden, dağlar kokundan
sarhoştur sevdiğim mahsuni bundan
bir daha gel, gel samsundan
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost


395

Türkülerimiz

türkü anlatırken türkü söyledik
nice diller döktük türkülerimizde
nice destan yazdık ağıt eyledik
tarih ettik türkülerimizde

seller ile akış olduk sellendik
her güzele bakış olduk dellendik
kilimlerde nakış olduk güllendik
bunca hasret çektik türkülerimizde

ferhat ile dağı deldik şirine
kerem ile yandık aslı serine
şöyle dönün bakın eski derine
hak'ka boyun büktük türkülerimizde

veysel'de tel olduk hayli inledik
yunus'ta sabırdır zaman dinledik
halaylarda bayramlarda çınladık
bağlarda kök söktük türkülerimizde

toplanmış yarenler türküler için
ister tellal seçin ister tel seçin
mesele çok ama siz kısa geçin
çok yuvalar yıktık türkülerimizde

kimimiz bağlama ustası olduk
kimimiz güzel hastası olduk
kimimiz kimlerin pastası olduk
kimimiz de tek gittik türkülerimizde

mahzuni'nin arif'i ile musa'sı
taşı yarmış yavuz top'un asası
ali kırca gardaş sözün kısası
hep birlikte baktık türkülerimizde
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Kullanıcı Bu Mesajından Dolayı Renklerin Türküsü Kullanıcısına Teşekkür Etti..
ebruli (31-01-09), Narlı (09-02-09)
Alt 31-01-09, 11:43   #2 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

Meftuni TOPÇU


OZANLAR


Oda bir Ana’dan, bir de Baba’dan,
Sen gibi, ben gibi, geldi Ozanlar.
Sanma bir özellik, aldı Hüda’dan,
Önceden farkedip, bildi Ozanlar.

Onlardan öğrendik, en güzel sözü.
Tutturduk dalına, kırık bir Saz’ı.
Ozanın mal mülkte, olmadı gözü,
Yoksullukta mutlu, oldu Ozanlar.

Hak aşkıyla yakıp, verem eyledik,
Elagözlü Pir’e, Kerem eyledik,
Bir güzel sevmeyi, haram eyledik,
Ne Yar sevdi, ne sevildi Ozanlar.

Bir günde parlayıp, sönenler oldu,
Eserleriyle köşe, dönenler oldu,
Yetmedi dalına, binenler oldu,
Her yerde bedava, çaldı Ozanlar.

Konserleri, gösterişe dönderdik,
Ozanları, sahnelerden indirdik.
Bazı zavallıyı, böyle kandırdık,
Dönüp halımıza, güldü Ozanlar.

Yüreğimiz, kabartırdı telleri,
Güzel muhabbeti, tatlı dilleri,
Dostluk bağımızın, hoş Bülbül’leri,
Hemde Bahcamızda, Gül’dü Ozanlar.

Bizler çiçek olduk, Ozanlar Arı,
Hepsi bizim için, yaptı Balları,
Kimisinin belli, değil mezarı,
Ne yazık ki! Unutuldu Ozanlar.

Kimisi yakıldı, kimi vuruldu,
Kimisine, Darağacı kuruldu.
Hesabımız, Ozanlardan soruldu,
Ne korktular? Nede yıldı Ozanlar?

Ozanların yolu, Hak menzilidir,
Aşk meyini içip, gezen Deli’dir.
Hak bildiği, Şah-ı Merdan Ali’dir.
Sevgi dünyasına, Yol’du Ozanlar.

Ey Meftuni, kanatırsan yarayı,
Açığın bulupta, çalar karayı.
Ozanlara düşman, ettik parayı.
Yalan mı? Acından, öldü Ozanlar.

2004 Den Haag




Halaka canlar ceminde

Halaka canlar ceminde, dara durdum Hak için.
Boş idim can nazarında, dolu olmaya geldim.
Ben Ademe secde kıldım, Ademe ermek için.
Girip bu aşk bazarının, pulu olmaya geldim.


Nazar kıl gönüller Şah-ı, Hak demişim ben sana.
Hak adına hak içeriz, haklılar haktan yana.
Mansur, Ene-l Hak deyip de, el verdi Pir Sultan’a.
Ben bu yanan aşk narının, külü olmaya geldim.

Cemalimizdeki Nur’dan,aşka gelip hoş oluruz.
Deyişlerimiz söyleyip, Semahlarda coş oluruz.
Kırkımızda bir damladan, Ol Şah’a sarhoş oluruz.
MEFTUNİ gönül Şah-ı’nın, kulu olmaya geldim.




ANAMI

Mal gibi alıp satmışlar.
Benim anamı,anamı.
Ömür boyu kapatmışlar.
Benim anamı, anamı.

Nakarat : Anam,anam yiğit anam.

Sanma hayat zehir haram.
Çarşaflara bürünmüşler.
Genç ömrünü çürütmüşler.
Mumlar gibi eritmişler.
Benim anamı,anamı.

Nakarat.

Hep karalar bağlatmışlar.
Göz yaşını çağlatmışlar.
Hiç durmadan ağlatmışlar.
Benim anamı,anamı.

Nakarat.

Kız iken gelin demişler.
Ağır paha ödemişler.
Çürük kurt gibi yemişler.
Benim anamı,anamı.

Nakarat.

MEFTUNİ’yim Ana derim.
Derin derdimi söylerim.
Canımdan da çok severim.
Benim anamı,anamı.

Nakarat.

1978 Çorum





BERİVAN

Ne güzel uyursun, habersiz öyle.
Son günler çok aktı, selin Berivan.
Öperek uyarmak, istedim şöyle.
Korkarım incinir, telin Berivan.

Ne duyarsın, aklın biraz erince.
Ah çekersin belki, içten derince.
Babam diye, ıraklardan görünce.
Dolar mı boynuma, kolun Berivan.

Üzme canın nolur, boynunu büküp.
Kanlı göz yaşlarım, içime döküp.
Bir gün gelinliği, sırtına çekip.
Babasız gidersin, gelin Berivan.

Her an isterisen, sana gelirim.
Gelenden gidenden, haber alırım.
İnan ki kahrımdan, yanar ölürüm.
Ele Baba derse, dilin Berivan.

Yürek dayanır mı, görmezse seni.
Öyle bir acıya, saldın sen beni.
Sorarlarsa kimdir, diye MEFTUNİ.
Hemi baban hemi, kulun Berivan.

Ekim 1990 Hollanda





BİZ

Daha fazla durmak, zararımıza.
Bütün dertlerimiz, dökmeliyiz biz.
Bir netlik vermeli, kararımıza.
Haklı söze boyun, bükmeliyiz biz.

Ter döküp helal aş, yememiz gerek.
Soyadımız Onur, dememiz gerek.
Haksızlık kirini, yummamız gerek.
Hırsıza silleyi, çekmeliyiz biz.

MEFTUNİ atamam, derdi sineden.
Yaşanmıyor giden, günler yeniden.
Bana ne ellerin, derdi demeden.
Yarına umutla, bakmalıyız biz.

Eylül 2003





BAK HELE

Kimi vaat eder, nurlu ufuklar.
Aç perişan herkes, geçim sayıklar.
Kurt masalı gibi, uzun nutuklar.
Savuranlar, savuruyor bak hele.

Kiminde hastalık, koltuk illeti.
İnsaf yoksunları, herkesten kötü.
Fukaralık, fırınında milleti.
Kavuranlar, kavuruyor bak hele.

Bir kalkınma lafı, sarmışlar dile.
Gerçeği anlatmak, zordur cahile.
Azgın hiç anlamaz, çatlasan bile.
Çağıranlar, çağırıyor bak hele.

Vurguncu vuruyor, yüz bin talanı.
MEFTUNİ söylüyor, gerçek olanı.
Bahsederek avaz, avaz yalanı.
Bağıranlar, bağırıyor bak hele.





BIKMADIM Kİ BEN

Akılsız diyerek, beni taşlama.
Sana senden aciz, bakmadım ki ben.
Kesek tarlasında, saban işleme.
Fikir ağacını, yıkmadım ki ben.

Kamil kişi, cahillere uyarımı?
Kulların hakkını, kullar soyar mı?
Çıkar için insan, cana kıyar mı?
Yeşermiş filizi, sökmedim ki ben.

Mademki insanlar, Ademden oldu.
İkilik belası, sonradan geldi.
Nice Pir Sultan’lar, halk için öldü.
Yorulup yolumdan, bıkmadım ki ben.

Damlalar birikir, bir gün göl olur.
Batıl fikir, gerçekler kel olur.
Cahil taşı, MEFTUNİ’ YE gül olur.
Hakkın kullarını, yakmadım ki ben.

1980, Hollanda





BE HEMŞERİM

Çoğalıyor candan bezen.
Çalıştırılmalı gezen.
Türk iyemde iyi düzen.
Kurmalıyız be hemşerim.

İtilmişiz ise pasa.
Gönüllerden gitmez tasa.
Huzur veren Anayasa.
Görmeliyiz be hemşerim.

Bu düzeni yıkmak gerek.
Ondan sonra sefa sürek.
Beylere de kazma kürek.
Vermeliyiz be hemşerim.

Çok ezildik olduk azap.
Bir baltaya olmadık sap.
Artık haksızlardan hesap.
Sormalıyız be hemşerim.

MEFTUNİ’yim devran döne.
Kavuşalım bir o güne.
İnsanlığın hedefine.
Varmalıyız be hemşerim.

1997 Belçika





BİZ BİR TAKIMIZ

Bu günler acayip, haller var bizde.
Akşama küskündür, her sabahımız.
Her sözün ardında, Türkülerimizde.
Bir yarıştır tutar, ahı vahımız.

Hep birden bir yare, takılıyoruz.
Yıllardır itilip, kakılıyoruz.
Bu da yetmez gibi, yakılıyoruz.
Bilmiyorum neden, çıkmaz gıkımız.

İki Aşık gelir, kurulur masa.
İlk Deyişte canlar, girerler yasa.
Muhabbet ballanır, atılır tasa.
Eğer varsa, bir kaç şişe Rakımız.

MEFTUNİ nefretin, kendi kendinden.
Arif ol uzak dur, külli cahilden.
Tezene, Saz,Perde, Tel ve bir de ben.
Hayat denen, şu kulüpte takımız.

2003, Den Haag




CAHİL

Her olur olmazla, meclise girme.
Laf diye her sözü, sarfeder cahil.
İlim irfan deryasında, yer verme.
Tükürür deryaya, mahveder cahil.

Bir Kamil ikrarda, kılırsa karar.
İkrarı içinde, güzellik arar.
Cahil kırk cevizi, bir anda kırar.
Gösteriş sanıpta, oh eder cahil.

Güzele çirkin der, kör cahil ise.
Sevdayı eritir, yar cahil ise.
İkrarından döner, zır cahil ise.
Onursuzu tutup, şah eder cahil.

MEFTUNİ cahille, muhabbet etme.
Lalü gevherini, cahile satma.
Erenler yolunda, müsaip tutma.
Yüreğinden vurur, kahreder cahil.

1996 Belçika




CAYAN UTANSIN

Biz bu yola böyle, girmedik dostlar.
İkrar verip geri, cayan utansın.
Bir zamanlar, Hak savunan deyyuslar.
Haksıza Ağa’msın, diyen utansın.

Üç kuruşa, benliğini satanlar.
Mazlumların, alın terin yutanlar.
Dünkü suratsıza, çanak tutanlar.
O çanaktan lokma, yiyen utansın.

Haksız lokma, gırtlağına tıkanır.
Adam olan, kendisinden utanır.
Suratına bakan, bir adam sanır.
Bunları meclise, koyan utansın.

Sarılır MEFTUNİ sazına meler.
İflah olmaz, ikrarından dönenler.
Bunlar asalaklar, bunlar Keneler.
Namerdin sözüne, uyan utansın .




BABA MAHZUNİ

Berçenekten, yaya girip bu yola.
Bahşetmiş serini, Baba Mahzuni.
Mevla’m güzelliğin, vermez her kula.
Kim alır yerini, Baba Mahzuni.

Yırtıp perdesini, bu kehanetin.
İçti şerbetini, çok ihanetin.
Boş boşuna, harcamadı saatin.
Altmışta birini, Baba Mahzuni.

Bazen gönüllere, bir kaşı keman.
Bazen yüce dağa, sevdalı duman.
Dalardı ummana, yumduğu zaman.
Ela gözlerini, Baba Mahzuni.

Gayri bundan sonra, adımız adın.
Yıllar yılı, o Aşk ile sızladın.
Tez ayrıldık, o kadar mı özledin.
Ol Ulu Pir’ini, Baba Mahzuni.

Her Mayıs canlanan, doğa hu çeker.
Bağlama biçare, üşür türküler.
MEFTUNİ gönlünün, gülüne döker.
Su diye terini, Baba Mahzuni.




DERSİNİ VERMELİ DERİM

Bu bozukluk, neden oldu derseniz?
Dönüp kendimize, sormalı derim.
Zübükleri halen, taç ederseniz.
Orada düşünüp, durmalı derim.

Herkes ela gözlü, selfi boyluydu.
Dünün sünepesi, şimdi soyluydu.
Zamanede, Alevilik boyluydu.
Hak yoluna doğru, girmeli derim.

Dede olup yer yer, gezip döşüren.
Zakir olup, lokmaları aşıran.
Başkan olup, insanlığın şaşıran.
Meclislerden dışa, sürmeli derim.

Kimsenin derdine, yoktur kederi.
Yediği lokmada, bulunmaz teri.
Yalan şemsiyesi, para da piri.
Artık gerçekleri, görmeli derim.

Yeter ki kulak ver, gerçek ozana.
Bak ne güzel, anlatacak o sana.
Yaşamayıp, Alevilik yazana.
Düşkün damgasını, vurmalı derim.

Kiminin lokması, heybeden gelir
Kiminin kazancı, hay beden gelir.
Kimi çöl dolanıp, Kabe’den gelir.
Gönül ile Hakka, ermeli derim.

Yakar bu bendeyi, bu Aşk’ın harı.
Gönülle bezedim, karı zararı.
Meftuni der, yaka paça bunları.
Tutup da dersini, vermeli derim.

2004, Den Haag





AH ZALIM ÖMRÜM

Yürü bire yürü, ah zalım ömrüm.
Yarım asır sanki, yıl gibi geçti.
En sonunda bir taş, olacak kabrim.
İki göz arası, yol gibi geçti.

Aklım ermez oldu, senin işine.
Nice işler açtın, benim başıma.
Demek bunca, emeklerim boşuna.
Harmanlar savuran, yel gibi geçti.

Fani dünya yalnız, bir bana dar mı?
Yüreğimi yakan, sevdamı kor mu?
Yeryüzünde senden, beteri var mı?
Sazımın döşünde, tel gibi geçti.

Bazan dalgın geçtin, bazan çileli.
Perişanım kendim, bildim bileli.
Dünyada MEFTUNİ, oldum olalı.
Açıldı aramız, el gibi geçti.

2003 Hollanda




Neyleyim

Seneler değişir, hal gene beter.
Herkese gülmeyen, yılı neyleyim.
Bana dost’tan gelen, bir kelam yeter.
Bin çiçekten doğan, Balı neyleyim.

Haksıza, Hak demem, çekseler dara.
İnsan onuruna, hükmeder para.
Kendi kadar güzel, tüm Çocuklara.
Öyle dünya, bırakmalı neyleyim.

Kurnazlığa, akılcılıktır derler.
Kadı olur, İpek Kaftan giyerler.
Nice düşkünlere, tanık bu yerler.
Yolcular terketti, yolu neyleyim.

New Yorktan bombalar, yağar Bağdat’a
Sahipsiz ağlıyor, bak Tabiat’a.
Dur deme zamanı, şu gidişata.
Derlerki MEFTUNİ, deli neyleyim.

2004, Den Haag




NEDENDİR BE KARDELEN ?

Nemli Bakışlarla, bin türlü derde.
Dalıyorsun, nedendir be Kardelen?
Gelincik misali, kıraç yerlerde.
Soluyorsun, nedendir be Kardelen?

Sırrın verme, sakın ola düşküne.
Yanıyorsun, hal bilmezin aşkına.
Bu sevdayı, gizli gönül köşküne.
Beliyorsun, nedendir be Kardelen?

Yüzün benzer, tül düşmüş bir semaya.
Nur’undan pay vermiş, Güneş’e Ay’a.
Kapılmışsın, dermansız bir sevdaya.
Meliyorsun, nedendir be Kardelen?

Cemalin renk vermiş, Menekşe, Gül’e.
Dost görünür zalım, yüreği hile.
Bu kadar çilenin, içinde bile.
Gülüyorsun, nedendir be Kardelen?

Bazen neşe ile, bazı hüzünle.
Yola girip, ikrarınla özünle.
Yüreğimi melül, mahzun gözünle.
Deliyorsun, nedendir be Kardelen?

İşte MEFTUNİ’Yİ, böylece tanı.
Onu da götürdü, sevda tufanı.
Merhem olacaksa, veririm canı.
Biliyorsun, nedendir be Kardelen?

MEFTUNİ 2004




Neden Bilinmez

Dünya sana, kimler geldi deseler.
Adam gelip, hayvan giden bilinmez.
Kimileri, güzelliği buseler.
İnsanlığa, zulüm eden bilinmez.

Düştüğü zamanda, Pir’i çağırdı.
Komşusunun, imdadına sağırdı.
İki deli, savaş diye bağırdı.
Halktaki sessizlik, neden bilinmez.

İnsanlık tahtına, oturdu para.
Herkes avcı olmuş, atar uçara.
Pop müzikle yatar, fakır fukara.
Pir Sultan’dan, Nesimi’den bilinmez.

MEFTUNİ çeksinler, canlar darına.
Pul diye koysunlar, dost pazarına.
Kimsenin senedi, yoktur yarına.
İnsan fikri yaşar, beden bilinmez.

2003, Hollanda




NE KALDI

Gözün aydın, sevdiceğim şu ömür.
Aha bitti, bitmesine ne kaldı?
Günüm gecem, hayaline bürünür.
Ecel günü, çatmasına ne kaldı?

Hiç kimseye, yar demedi dillerim.
Bülbülün aşkıyla, yandı Güllerim.
Bir Bastona, gönül verip ellerim.
Titrek titrek, tutmasına ne kaldı?

Eridim sevdanla, inceden ince.
Hakkı bildim, sevdasına erince.
Kara toprak, MEFTUNİ’Yİ sarınca.
Unutulup, gitmesine ne kaldı?





Naz Eyler Güzel

Kaş altından bakan, ela gözlerin.
Ateş olur yakar, köz eyler güzel.
Reyhan olsam, ak gerdanın üstüne.
Çeşit çeşit açıp, yaz eyler güzel.

İsminle yoğrulan, dilim lal ettin.
Çektirdin dertlerle, hasbihal ettin.
Elimdeki bağlamaya, tel ettin.
Gamlı bir türküye, söz eyler güzel.

İçin çekip, salınır buğday gibi.
Mahcemalin gördüm, dolunay gibi.
Saklı bakışların, yavru tay gibi.
İşveli edalı, göz eyler güzel.

Neyleyim serveti, bu gönlüm güman.
Sevdalı başımda, tüter bir duman.
Ela göze hüzün, çöktüğü zaman.
Neden MEFTUNİ’ye, naz eyler güzel.

1998 Belçika




Gardaşım

Eğer bizim elden, haber sorarsan.
Gel dizimin, dibine çök gardaşım.
Anlatayım tek tek, her ne ararsan.
Her bir şeyi, açık açık gardaşım.

Vurdular ŞEREF’i, yarası derin.
MERHAMET’in köyle, arası serin.
ZİLLET şerle aldı, İZZET’in yerin.
Daha bu ne? Derdimiz çok gardaşım.

REFAH ile HUZUR, yatakta yatar.
ARİF’ler, KAMİL’ler, çenesin tutar.
HUKUK’la ADALET, hepsinden beter.
Başımıza, gelene bak gardaşım.

ERDEM çok su yutmuş, gölde yüzerken.
UMUT yitmiş, İTİBAR’la gezerken.
Bu arada, sohbetimiz uzarken.
Sen çayından, bir yudum çek gardaşım.

HAYSİYET’le SAYGI, kendin yaktılar.
SEVGİ’nin başına, çökmüş Kel Muhtar.
MUHABBET’in işi gücü, ahu-zar.
SOHBET’mi? öldü ölecek gardaşım.

MEFTUNİ söğüde, dayamış Sazı.
VELAYET’in çölde, bulunmuş izi.
Yüzyıllarca, parçalamışlar bizi.
Bunlar Alevi, diyerek gardaşım.

AĞUSTOS, 2003




Ben

Beni benden soran, güzel dostlarım.
Serçesme görünür, Meftuniyim ben.
Eksilmez azalmaz,ah ile zarım.
Muhammed Ali’nin,kurbanıyım ben.

Pir Sultan elinden, içmişim dolu.
İnsanı-kamilin, olmuşum kulu.
Mahzuni babadan, aldım bu yolu.
Aşıklar Ozanlar, divanıyım ben.

Hak Yolu Muhammed, Ali’de buldum.
Baştan başa Hakkın, aşkıyle doldum.
Ehlibeyt yolunun, askeri oldum.
Münkir münafığın, düşmanıyım ben.

Gönlümde yaşıyor,erenler pirler.
Sözümü anlamaz,kör oğlu körler.
Adıma Çorumlu, MEFTUNİ derler.
Hakkın Hakikatın, Ozanıyım ben.

Den Haag, 2004




Köylüm

Boynu bükük benzi solgun.
Gırtlağına kadar dolgun.
Asırlık uykuya dalgın.
Yüzleri buruşmuş köylüm.

Tırpanla orağa girip.
Yılda bir et yüzü görüp.
Düşmana göğsünü gerip.
Cephede vuruşmuş köylüm.

Kimse bilmez çektiğini.
Nice terler döktüğünü.
Hep beyler yer ektiğini.
Tozlara karışmış köylüm.

MEFTUNİ’nin köylü özü.
Köylünün senettir sözü.
Köylüm şehit,beyler gazi.
Dert ile sarışmış köylüm.

1977, Çorum




Hoş Değil

Seher vakti, uyandım avazından.
Dertli ağlayan, Bülbül mü hoş değil?
Dikenim usandı, gülün nazından.
Yoksa bağımdaki, dal mı hoş değil?

Alimlere zından, rağbet cahile.
Uğraşıp terini, dökme nafile.
Barış olmaz, barış düşmanı ile.
Erenler ağzımda, dilmi hoş değil?

Karakış davacı, oldu yazımdan.
Bir haber gelmedi, emli kuzumdan.
Dertli bir ses, pey eyledi sazımdan.
Perdeler isyankar, tel mi hoş değil?

Var mı başka canlı, insandan üstün?
İnsan-ı Kamil’e, ermektir kastın.
MEFTUNİ incitme, hatırın dostun.
İnsanın insana, zulmü hoş değil.

2003, Hollanda.




Dağlar

Dumanlar sarmış başını.
Var senin bir, derdin dağlar.
Yiğide açıp döşünü.
Haksıza, gererdin dağlar.

Gönüller sevdası, dağlar.
Türküler sofrası, dağlar.
Sana emanet, fidanım.
Yiğidin anası, dağlar.

Baharın, kışına kırgın.
Sanki, yüreğinden vurgun.
Ya sen, yiğitlere dargın?
Ya da, ben namerdim dağlar.

Şimdi yavrum, nası dağlar?
Soldumu, kınası dağ
Sevişmiyor MEFTUNİ’nin
Perdesi, penası dağlar.

2003, Hollanda




Melek Gezerim

Gülyüzlü sevdiğim, bu ayrılığın.
Hasreti bağrımı, deler gezerim.
Dermanı sendedir, bu hastalığın.
Acılar içinde, güler gezerim.

Pirim bildim seni, sana ikrarım.
Kanlı gözlerimden, akar pınarım.
Gece gündüz, özleminle yanarım.
Emli kuzu gibi, meler gezerim.

İçmişem aşkından, dumanım tüter.
Arifler Kamiller, yasını tutar.
Nerdesin Şerif’im, gel artık yeter.
Çeşmimle cihanı, sular gezerim.

Düştü bu MEFTUNİ, onulmaz derde.
Benim diyeceğim, olmaz namerde.
Bebem gibi, Türkülerin heryerde.
Telli Kur-an’ıma, beler gezerim.

2004 Den Haag




Yanarım

Ben kendimi bilip,başkalarını.
Bilemedim,ben bu derde yanarım.
Gözle görmek için,dost hallarını.
Gelemedim,ben bu derde yanarım.

Anladım yoksulluk,bir yüz karası.
Dayanılmaz acı, verir yarası.
Dosta gitmek için, Tren parası.
Bulamadım,ben bu derde yanarım.

Duygular şahlandı,beynimi tarar.
Gözlerim defterde,birini arar.
Bu kadar isimden,birinde karar.
Kılamadım,ben bu derde yanarım.

Etme boşa kendin heder, MEFTUNİ.
Aha ömür geldi gider,MEFTUNİ.
Dost yanında bir pul kadar,MEFTUNİ
Olamadım,ben bu derde yanarım.

2004,Den Haag




Yare Giden turnalar

Turnalar yolunuz, yare uğrarsa.
Selamı var, gelemiyor kendi de.
Seni anariken, puslu gözleri.
Çakılıpta, bir noktada dondu de.

Kör olmuş gözleri, durmuyor kanı.
Tarumar eylemiş, sevda tufanı.
Seni değil amma, senin sevdanı.
Yüreğinin, köşesine gömdü de.

Bezendi MEFTUNİ, yas ile gama.
Zulümmü eylermiş, adam adama.
Cehennem narında, yanmazdı ama.
Ayrılığın, ateşinde yandı de.

1997, Belçika




YAZACAĞIZ

Döküldük meydan yerine.
Ağarırken tan yerine.
Şeref ile şan yerine.

Zafer bizim yazacağız.
Sosyalizm yazacağız.

Cepheleri yara yara.
Geleceğiz iktidara.
Yere göğe ufuklara.

Zaref bizim yazacağız
Sosyalizm yazacağız.

Gericinin inadına.
Devrimcilerin adına.
Uçan kuşun kanadına.

Zafer bizim yazacağız.
Sosyalizm yazacağız.

Akan suya açan dala.
Yönelerek sağdan sola.
Yaylaya,ovaya,yola

Zafer bizim yazacağız.
Sosyalizm yazacağız.

Ülkemizin her yerine.
Alfabenin harflerine.
Çocukların defterine.

Zafer bizim yazacağız.
Sosyalizm yazacağız.

Çekmişiz perdeyi düne.
Güçlenerek günden güne.
MEFTUNİ sazın göğsüne

Zafer bizim yazacağız.
Sosyalizm yazacağız.

1978, Çorum




Zor Bize

Cahillerin tasası.
Kamili alır yası.
Uzun lafın kısası.
Adam olmak zor, bize.

Namus sözümüz bizim.
Aşktır közümüz bizim.
Birdir özümüz bizim.
Bölücülük kor, bize.

Aç Kurtlara yem olmak.
Alın terini çalmak.
Zulüme sessiz kalmak.
Hiç yakışmıyor, bize.

Düşkünüyüz didarın.
Dönüşü yok ikrarın.
Açar sümbülü yarın.
Dört mevsimde mor bize.

MEFTUNİ ‘yi duy bazı.
Çalıp eyler niyazı.
Ey! Allahın yobazı.
Bizi bizden sor, bize.

2003, Den Haag




Yalancı Dünya

Bütün dertlerini, banamı verdin.
Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?
Zalım tuzağını, banamı kurdun.
Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?

Haktan özge dinim, imanım mı var?
Tertemiz kalbimde, gümanım mı var?
Şad olup gülecek, zamanım mı var?
Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?

Ahuzara düştüm, geçmez günlerim.
Ah çalarım kendi, derdim dinlerim.
MEFTUNİ’yim, ben kendime inlerim.
Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?

1979, Hollanda




YALNIZIM, YOLSUZ DEĞİLİM

Ben memnunum bu halimden.
Yaln ızım, Yolsuz değilim.
Lokmam yenilir elimden.
Yalnızım, Yolsuz değilim.

Hoş bakıyorum yarına.
Sahip çıkarım Yar'ıma.
Basmas ınlar damarıma.
Yalnızım,Yolsuz değilim.

Dost diyar ında Kamil'im.
Dosta kucak açar elim.
Namussuza Azrail'im.
Yalnızım,Yolsuz değilim.

Yans ın Dost Meftuni yansın.
Bu Demden içenler kansın.
Yolundan çıkan utansın.
Yalnızım,Yolsuz değilim.
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-09, 11:44   #3 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

MESLEKİ

DOLANI DOLANI GELIR

Dolani dolani gelir
Ölüm yavasça yavasça
Kalem alip yaz derdimi
Gülüm yavasça yavasça

Söyünmüyor bir dem narim
Sevda oldu öz diyarim
Güz dedi geçti baharim
Selim yavasça yavasça

Garip gönlüm durmaz oldu
Gözüm irak görmez oldu
Ise güce varmaz oldu
Elim yavasça yavasça

Sevdigim bu yana bakmaz
Kas egip kirpigin yikmaz
Kirildi kanadim kalkmaz
Kolum yavasça yavasça

Su dünyaya güvenilmez
Ölmeyince kan kesilmez
Mesleki’m artar eksilmez
Zulüm yavasça yavasça



GÖNÜL YAYLASINDA ÜÇ GÜL AÇILMIS

Gönül yaylasinda üç gül açilmis
Ak gül kirmizi gül hele sari gül
Birbirinden güzel dogmus ayilmis
Ak gül kirmizi gül hele sari gül

Birisi olmustur baslar belasi
Biri domurlanmis ates paresi
Birisi de Irem bagi lalesi
Ak gül kirmizi gül hele sari gül

Nevbahardir yaylalara göçülmüs
Yelinden dolu bade içilmis
Elvan elvan olmus taze açilmis
Ak gül kirmizi gül hele sari gül

Asik isen terkeyleme himmeti
Ustamdan gayriya etmem minneti
Birin Mesleki’ye yerse Ruhsati
Ak gül kirmizi gül hele sari gül




SEN DE YITIRMISSIN CÜMBÜSÜ

Sen de yitirmissin eski cümbüsü
Yoksa faridin mi belali daglar
Akittim gözümden kan ile yasi
Tarih üç yüz bese geleli daglar

Tor sunalar sende gezmez mi oldu
Sakiler badeni süzmez mi oldu
Asiklar medhini yazmaz mi oldu
kalmazmis insanin kemali daglar

Simdiki devranda geçim zor oldu
Okudum manayi dersim hiç oldu
Arkacinda bos sürüler nic’oldu
Basi koç yigitli kaleli daglar

Olma Meslek gibi zari terkeyle
Terkeyle sitemi ari terkeyle
Gel miras kalacak kari terkeyle
Yalandir dünyanin temeli daglar




SAKI BASIN IÇIN BIR ÇARE YETIR

Saki basin içini bir çare yetir
Ates aldi yüregimde yangin var
Yanaktan dudaktan bir katre getir
Ates aldi yüregimde yangin var

Hasretlik yakiyor gülleri hari
Sardi kivilcimlar kurb ü civari
Seyreyle söner mi gönlümün nari
Medet medet deryalarda yangin var

Bir gün olur Mesleki’yi ararsin
Niye böyle sevdaliyi kinarsin
Alisirsin tutusursun yanarsin
Yakin gelme üzerimde yangin var



AZRAIL SERIME ÇÖKTÜGÜ ZAMAN

Azrail serime çöktügü zaman
Kirilir kanadim kol yavas yavas
Mevlam nasip etsin din ile iman
Akar gözlerimden sel yavas yavas

Yüksek uçan gönül yorulur bir gün
Mizan terazisi kurulur bir gün
Herkesin ettigi sorulur bir gün
Döner mi yarabbi dil yavas yavas

Il keyfi yetirdin çaldin çagirdm
her çesitten yedin sürdün savurdun
Iste toprak senin vatanin yurdun
Çekilir fenadan el yavas yavas

Kabrim üzerine dikerler tasi
Kimin gölgesine saklarsin basi
Baba ogul görmez kardas kardasi
Gider geri dönmez yol yavas yavas

Isicak iliman suyum koyarlar
Iyi kötü elbisemiz soyarlar
Mesleki’yim öldügümü duyarlar
Girer salacama il yavas yavas




YARABBI BIR SAHIP BIR ÇOBAN GÖNDER

Yarabbi bir sahip bir çoban gönder
Koyun belli degil kurt belli degil
Kalmadi safasi bezm-i cih
Dev belli degil dert belli degil

Agniyalar dile destan oldular
Cümle fikaraya hasman oldular
Tavsan yürekliler aslan oldular
Yigit belli degil mert belli degil

Halim arz edecek hakim bilinmez
Ahir vakit bu gözyasim silinmez
Azdi yaralarim hekim bulunmaz
Yara belli degil dert belli degil

Ey Mesleki artik gönül fariyor
Gam gasavet dört yanimi sariyor
Bütün alem çikmis vatan ariyor
Yayla belli degil yurt belli degil




SANA BIR ÇIFT CEVABIM VAR GUZELIM

Sana bir çift cevabim var güzelim
Kerem eyle darilirsan demeyim
Seni özge candan sevmek emelim
Yokusuna yorulursan demeyim

Bir sen bir ben ikimiz de burada
Rakiplerse kol kol olmus sirada
Artik eksik söz çok olur arada
Kulak verip kirilirsan demeyim

Gönül aynasini sildim isittim
Meslek’in gönlünü sana düs ettim
Bugünlerde bir suçunu isittim
Eger bana yar olursan demeyim




KADIR MEVLA'M SENDEN BIR DILEGIM VAR

Kadir Mevla’m senden bir dilegim var
Ver bana bir yavru gönlüm eglesin
Ellere vermissin nedir günahim
Ver bana bir yavru, gönlüm eglesin

Bir yavru isterim hem dudu dilli
Kiraz dudakli da gerdani benli
Bir elma yanakli incecik belli
Ver bana bir yavru, gönlüm eglesin!

Tavus kusu gibi gögsü nakisli
Güvercin topuklu keklik sekisli
Yavrusun aldirmis sahin bakisli
Ver bana bir yavru gönlüm eglesin

Misli bulunmasin dünya yüzünde
Altin saçi topugunda dizinde
Mesleki’nin yüreginde özünde
Ver bana bir yavru gönlüm eglesin
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-09, 11:46   #4 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

MUHLİS AKARSU

Dost Beni (Kul Kusursuz Olmaz)

Kul kusursuz olmaz imiş efendim
Düşürme elin diline dost beni
Ölürsem de dost kapında öleyim
Koyma zalimin eline dost beni

Aşam gelem ovalardan yazıdan
Bal alayım peteğinden özünden
Koyun ayrılır mı körpe kuzudan
Kurban et senin yoluna dost beni

Akarsu'yum yağmurumsun yaşımsın
Acıkırsam ekmeğimsin aşımsın
Ben ölürsem mezarımsın taşımsın
Toz et karıştır külüne dost beni


Yine Gönlüm Hoş Değil

Bugün Dost Yaralanmış
Yine Gönlüm Hoş Değil
Her Yanı Parelenmiş
Yine Gönlüm Hoş Değil

Dost Hasretin Zor İmiş
Her Dem Ahuzar İmiş
Derd Adamı Yer İmiş
Yine Gönlüm Hoş Değil

Akarsu Gün Görsem De
Çok Sefalar Sürsem De
Bazı Bazı Gülsem De
Yine Gönlüm Hoş Değil


Sevgi İnsana Yakışır

Gönül eliyle dikilen
Sevgi insana yakışır
Aşkın oduyla tutuşan
Sevgi insana yakışır

Seherde ağlayıp öten
Burcu burcu hasret tüten
Yusuf'u zindana atan
Sevgi insana yakışır

Sevgi haktan ibarettir
Gönüllerde işarettir
En büyük bir ibadettir
Sevgi insana yakışır

Akarsu'yum sevgi güzel
Dilde güzel telde güzel
Dosta giden yolda güzel
Sevgi insana yakışır


Ağlama Gülüm (Günler Gelir Geçer)

Günler Gelir Geçer Boşa
Ağlama Gülüm Ağlama
Yazılan Mı Gelir Başa
Ağlama Gülüm Ağlama

Bir Gün Kara Günler Biter
Üzme Beni Artık Yeter
Kavuşmamız Gelir Çatar
Ağlama Gülüm Ağlama

Yaktın Akarsuyu Yaktın
Gurbetten Gurbete Attın
Öldürmekten Beter Ettin
Ağlama Gülüm Ağlama


Gül Yüzlü Sevdiğim Neme Gücendin

Gül yüzlü sevdiğim neme gücendin
Senden başkasını sevdiğim mi var
Kıblemi Kabemi sana bağladım
Tavaf eylemekten yıldığım mı var

Aşkına düşeli yüzüm gülmedi
Çok bekledim dosttan haber gelmedi
Secde kıldım amma gene olmadı
Hakkı senden ayrı bildiğim mi var

Akarsu sevmese düşer mi dile
Seda bir çiçektir götürmez hile
Değil hakikatte düşümde bile
Hakikatten ayrı bildiğim mi var


Ben Beni

İşte geldim gidiyorum dünyadan
Ne yazık ki çözemedim ben beni
Haksızlık dünyada sürüp giderken
Şekil verip çizemedim ben beni

Yalan riyakarın meşrebi şahı
Gider gariplere yükler günahı
Güzel olur erenlerin dergahı
Bir mürşide yazamadım ben beni

Akarsu'yum halden hale büründüm
Cahilin gözüne nokta göründüm
Derya idim damlalara bölündüm
Çok bulandım süzemedim ben beni


Az Gelir Bana

Tüm vücudum parça parça bölünse
İnsan olamadım az gelir bana
Kesilse bu başım gözüm kör olsa
Bu kadarcık ceza az gelir bana

Arif olamadım meclis almıyor
Kıymet bilemedim veren olmuyor
Haddimi bilip de dilim durmuyor
Nasihatler yağdı saz gelir bana

Tövbe ettim hayat bağım değişe
Akarsu sen düşme böyle bir işe
Son versin gidenler böyle gidişe
Herkesin ettiği naz gelir bana


Deli misin Divane mi

Hergün başka bir taraftan esersin
Deli misin divane mi sevdiğim
Ne dedim de benden ayrı gezersin
Deli misin divane mi sevdiğim

Yüreğimde açan gülümdün benim
Aşkın deryasında salımdın benim
Dünyada kanadım kolumdun benim
Deli misin divane mi sevdiğim

Akarsu'yu bilmem böyle mi sevdin
Aşkın ateşiyle sinemi deldin
Benim bu halıma sen sebep oldun
Deli misin divane mi sevdiğim


Yalan mıyım Hayal mıyım

Bana bir damladan verdin bu canı
Yalan mıyım hayal mıyım yaradan
Tanımadım anlamadım ben beni
Yalan mıyım hayal mıyım yaradan

Gönül pınarından içtim bir yudum
Her varlıkta bin bir ismini duydum
Doğarken ölürken ben gene buydum
Yalan mıyım hayal mıyım yaradan

Akarsu dalımı keser budarım
Az mıyım çok muyum ben ne kadarım
Evvel bir ahir toprak olur giderim
Yalan mıyım hayal mıyım yaradan


Bu Yarayı Dosttan Aldım

Bu yarayı dosttan dosttan aldım ezeli
Eser şu bağrıma yel dertli dertli
O dost benden ayrı ayrı gezdi gezeli
Akar gözlerimden sel dertli dertli

Düşküniken dost bağına girilmez
Yalan ile Hakka Hakka ikrar verilmez
Kamil olmayınca hey dost menzil görünmez
Kör cahil elinden kul dertli dertli

Bir garibim böyle böyle çamurlu yolda
Döküldü yaprağım kalmadı dalda
Derman bulunur mu hey dost biçare kulda
Adını söyleyen dil dertli dertli


Baydiğin Başında Duman Irımaz

Baydiğin başında duman ırımaz
Arap at yorulur gönül yorulmaz
Benim yarim bu ellerde bir tane
Arasan dünyanın dengi bulunmaz

Derdimi yüklesem Arap atlara
Gözyaşım dökeyim yeşil otlara
Seni beni yaradanı seversen
Nasıl dayanam ben bu dertlere


Benim Yaradanım Sensin

Bir canım var dost yoluna koymuşum
Benim yaradanım sensin sevdiğim
Dünya yansa kıyametler kopsa da
Benim yaradanım sensin sevdiğim

Deryasın damlalar sende saklanır
Dertler derman olur sende aklanır
Bütün güzellikler sende toplanır
Benim yaradanım sensin sevdiğim

Gelmiş geçmiş velilerden velisin
Fadime Ananın sanki elisin
Akarsu'nun bağbanısın gülüsün
Benim yaradanım sensin sevdiğim


Kimsesi Yok Garip

Ölse kimin umurunda
Kimsesi yok garip garip
Aynı benim durumumda
Kimsesi yok garip garip

Yüzünde yaş izleri var
Hayal dolu yüzleri var
Ne karanlık gözleri var
Kimsesi yok garip garip

Dünyası yok ahreti yok
Hiçbir yerde kısmeti yok
Yüreğinde dertleri çok
Kimsesi yok garip garip


Böyle yaşamanın tadı kalmadı

Böyle yaşamanın tadı kalmadı
Düşenin dünyada dostu yoğumuş
Ne dedimse deli kafam almadı
Düşenin dünyada dostu yoğumuş aman aman

Hani benim etrafımda dönenler
Bir anlatsam yüreğimde neler var
Yüz çevirdi canım diyen nazlı yar
Düşenin dünyada dostu yoğumuş aman aman

Bir vefasız viran etti gönlümü
Onun için boş geçirdim ömrümü
Akarsu'yum felek büktü belimi
Düşenin dünyada dostu yoğumuş aman aman


Medet Sevdiğim (Deli gönül feryat etme boşuna)

Deli gönül feryat etme boşuna
Hal bilmez kişiye yar olamazsın
Bir mürşide bağlamazsan özünü
Hakkın huzurunda var olamazsın

Vefasız güzelden olur mu çare
Yoruldum derdimle öldüm bin kere
Düşme bir zalime göz göre göre
Sen insanoğlusun kör olamazsın

Akarsu bülbüller ötmez bağımda
Dumanlar eylene gönül dağımda
Aşk ateşi yanar oldu bağrımda
Yanmış yüreğime kar olamazsın


Nenni Nenni

Bunca gamın bunca derdin içinde
Yaşamak bizlere zor nenni nenni
Bizden umudumu kesme erenler
Elbet bir çaresi var nenni nenni

Duman vardır üstümüzde dağ gibi
Her yandan kuşatmış sanki ağ gibi
Güz gelince bozdukları bağ gibi
Ne hallere düştük gör nenni nenni

Eğil gel Akarsu gel hakka eğil
Bir kere ağyara vermedim meyil
Suç bizim sevdiğim kimsede değil
Gelmişiz dünyaya kör nenni nenni


Ne deyim ki dünya senin halına (Kalmamış)

Ne deyim ki dünya senin halına
Gayrı bakılacak yüzün kalmamış
Bölüşmüşler servetini malını
Bir yara saracak bezin kalmamış

Yalancılar sarmış dört bir yanını
Fakirler görmedi bir tek gününü
Kimse kurtaramaz senden canını
Ne bir tadın ne de tuzun kalmamış

Bu günlerde zalımların çoğaldı
Dolu vurdu dört bir yana dağıldı
Dalgıçların kuru çayda boğuldu
Yorulmuşsun eski hızın kalmamış

Akarsu dünyada bir tek bir kişi
Gün gelir ki birden batar güneşi
Beğendin mi dünya yaptığın işi
İnsanlara karşı hazzın kalmamış


Ey Sevdiğim Sana Şikayetim Var

Ey Sevdiğim Sana Şikayetim Var
Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
Ben De Bir İnsanım Bir De Canım Var

Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy

Eski Günler Hayalimden Gitmiyor
Dün Dediğin Bugünkünü Tutmuyor
Yiğidim Ya Sana Gücüm Yetmiyor

Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy

Akarsuyum Böyle Miydi Ahtımız
Onun İçin Viran Oldu Tahtımız
Umudum Yok Gülmez Artık Bahtımız

Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy


Ben Sevdim Seni Bilmiyom

Gül Yüzün Dönderme Benden
Ben Sevdim Seni Bilmiyom
Canan Ayrılır Mı Candan
Ben Sevdim Seni Bilmiyom

Di Gel Di Gel Yar Cananım
Aynı Dert ile Yanalım
Sen Benimsin Ben De Senin
Naz Etme Benim Sultanım

Eğil Deli Gönlüm Eğil
Bir Güzele Verdim Meyil
Dünya Umurumda Değil
Ben Sevdim Seni Bilmiyom

Akarsuyum Sana Yar Mı
İşim Gücüm Ahu Zar Mı
Halimden Haberin Var Mı
Ben Sevdim Seni Bilmiyom


Yoruldum Yorgunum

Yoruldum yorgunum fazla gidemem
Neler etti kahır beni zul'm beni
Kolay değil ben bu derdi çekemem
Zalimin eline koydu hal beni

Arsız değil idim arsız ettiler
Saldılar gurbete yurtsuz ettiler
Yardan ayırdılar yarsız ettiler
Şimdi gizli gizli kınar el beni

Akarsu'yu aşka yaktı yaradan
Ömür birgün gibi geçti aradan
İşte geldim gidiyorum dünyadan
Oturmuş bekliyor kuru sal beni


Zalım felek onu çok görme bana

Zalım felek onu çok görme bana
Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan
Sıtk ile bağlıdır canım canana
Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan

Engindir duyulmaz figanım sesim
Açıktır o yare gönül kafesi
Yaşarken aldığım havam nefesin
Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan

Akarsu ateşim yanar tüterse
Aşkın gülü yüreğimde biterse
Ayırsın feleğin gücü yeterse
Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan


Açığım yok kapalım yok dünyada

Açığım yok kapalım yok dünyada
Ne ise ahvalim sorsunlar beni
Bir kimseye vebalim yok dünyada
İster sevip ister kırsınlar beni

Dilim dönmez nedir gavur Müslüman
Duman ateş demek ateş de duman
Enelhak bağına girdiğim zaman
İster kesip ister yüzsünler beni

Allah kul yaratmış biri de benim
Kimden kaldı benim imanım dinim
Ne şeytan tanırım ne de peri cin
Konuşan insanim görsünler beni

Okudum Kuranı edep erkanı
Yaptığım secdenin kıblesi canlı
Gerdeksiz gecede bir delikanlı
Ölü bir geline versinler beni

Akarsu'yum boşa güldükten sonra
Azrail yok imiş öldükten sonra
Gönül tahtım harap olduktan sonra
Boş kuru hasıra sarsınlar beni


Sorun Beni

Dolusu yok günlerimin
Boşlarından sorun beni
Bu dünyanın cefa dolu
İşlerinden sorun beni

Gecedeyim yok seherim
Belli olmaz oldu yerim
Dört mevsimde yok baharım
Kışlarımdan sorun beni

Gidiyorum yoktur izim
Kime bağlasaydım özüm
Dert ortağım oldu sazım
Tellerinden sorun beni


Koca dünya dar mı geldi ne oldu

Koca dünya dar mı geldi ne oldu
Küstürdüm yarimi barışamadım
Ne beni güldürdü ne kendi güldü
Bir türlü sırrına erişemedim

Ne söylesem diken oldu sözlerim
Yaralıyım oldum için sızlarım
Derdim çoktur soranlardan gizlerim
Dert ehli bulup da konuşamadım

Akarsu bir ömür verdiler bana
Talihim yok imiş o yardan yana
Hangi can dayanır sevdiğim buna
Bir türlü ellere karışamadım


Sen ölme yar ben yerine ölürüm

Kalmadı dünyada tutacak dalım
Sen ölme yar ben yerine ölürüm
Yoruldu kervanım kapandı yolum
Sen ölme yar ben yerine ölürüm

Felek birgün fermanını bildirir
Bir ömrünü bin dert ile doldurur
Ben gülmedim belki seni güldürür
Sen ölme yar ben yerine ölürüm

Akarsu'yum bir deryada kalmadım
Yağmur oldum yeryüzüne damladım
Seni bilmem ben muradım almadım
Sen ölme yar ben yerine ölürüm


Bulutlar çöktü üstüme

Bulutlar çöktü üstüme
Bir karanlık gece gibi
Garip kaldım sensiz kaldım
Tütmeyen bir baca gibi

Sevdanın yükü sırtımda
Eridim yar bir çırpıda
Gittiler kaldım ortada
Bir garibin göçü gibi

Akarsu o yare varam
Gidip divanına duram
Benim felek ile aram
Cehennemin içi gibi


Döne Döne Yandık Aşkın Narına

Döne Döne Yandık Aşkın Narına
Ben Garibim Sen Garipsin Güzel Dost
Neler Vermedim Senin Uğruna
Ben Garibim Sen Garibsin Güzel Dost

Bilmez idim Ateş ile Dumanı
Ben Başka Tanırdım ikrar imanı
Sen Kaldırdın Gönlümdeki Gumanı
Ben Garibim Sen Garibsin Güzel Dost

Akarsuyum Yaramız Çok Derinden
Bir Olsaydık Yer Oynardı Yerinden
Öldüğümü Duyar isen Birinden
Ben Garibim Sen Garibsin Güzel Dost


Ayırma bizi kendinden

Doğarken farklı doğmadık
Ayırma bizi kendinden
Yakışmaz bize ikilik
Ayırma bizi kendinden

Har içinde zor içinde
Ayırma bizi kendinden

Bize eller gibi bakma
Umutlarımızı yıkma
Başka deryalara akma
Ayırma bizi kendinden

Har içinde zor içinde
Ayırma bizi kendinden

Akarsu çağır dostuna
Girelim bir gülüstana
Koy elin vicdan üstüne
Ayırma bizi kendinden

Har içinde zor içinde
Ayırma bizi kendinden


Bilmez Ali'yi

Nasıl methedeyim sultanım seni
Bin bir ismin vardır birisi Ali
Keramet ehlisin Bektaşi Veli
Ebu Sufyan oğlu bilmez Ali'yi

Ali düşkünlerin gerçek dostudur
Ali inkarların elbet hasmıdır
Ali Muhammet'in öbür ismidir
Dağların odunu bilmez Ali'yi

Akarsu hak için yanar iniler
Geldi geçti Bektaşiler Veliler
Nice deryalarda yüzen gemiler
Her derya gemisi bilmez Ali'yi


Vay gözünü sevdiğimin dünyası

Vay gözünü sevdiğimin dünyası
Dokunsalar ağlar oldum bugünler
Yüreğimde bir zalımın yarası
Yaralarım bağlar oldum bugünler

Derdim yüzler aştı yarim bir iken
Yüreğimde yar ateşi var iken
Garip garip bir köşede dururken
Dertli dertli söyler oldum bugünler

Böyle miydi benim sana dileğim
Sen gel de ki ardın sıra geleyim
Akarsu'yum ben her zaman böyleyim
Yare doğru çağlar oldum bugünler


Baydığın başında duman ırımaz

Baydığın başında duman ırımaz
Arap at yorulur da gönül yorulmaz
Benim yarim bu yerlerde bir tane
Arasam dünyayı dengi bulunmaz

Yıkıldı duvarım kaldım avara
Kadir mevlam işlerimi onara
Sallanı sallanı eski pınara
Gelen yosma benim olsa gerektir

Derdimi yüklesem arap atlara
Gözyaşım dökeyim yeşil otlara
Seni beni yaradanı seversen
Nasıl dayanayım ben bu dertlere

Yüce dağ başının bir yanı yoldur
Doldur suna boylum destini doldur
Yolunun üstüne tatıp uyursam
Kaldır suna boylum sen beni kaldır


Yol ver bana yol ver ey yüce dağlar

Yol ver bana yol ver ey yüce dağlar
Yol ver artık ben sılama gideyim
Şimdi çiçek açtı bizim yaylalar
Yol ver artık ben sılama gideyim

Etme dağlar şu hasretliği kaldır
Bunca gurbet bir ömüre zarardır
O yar ile aramızda söz vardır
Yol ver artık ben sılama gideyim

Akarsu'yum kaldım zalim gurbette
Vefasız yari olan gülmez elbette
Gözüm yoktur benim malda servette
Yol ver artık ben sılama gideyim


Ne tadı var ne tuzu var ömrümün

Sevdiğimden ayrı kaldım kalalı
Ne tadı var ne tuzu var ömrümün
Zalım felek hatırımı kıralı
Ne tadı var ne tuzu var ömrümün

Geçmiyor günlerim bana yıl oldu
Bağrımda ateşim yandı kül oldu
Ağlayı ağlayı yaşım sel oldu
Ne tadı var ne tuzu var ömrümün

Nasıl olsa şu dünyadan giderim
Hayatımı bir canımla öderim
Akarsu'yum bu mu benim kaderim
Ne tadı var ne tuzu var ömrümün


Derdim gizli kimselere diyemem

Derdim gizli kimselere diyemem
Bir derdi sevdaya saldı yar beni
Ben kendi halımla yanar dururken
Bir derdi sevdaya saldı yar beni

Yara doğru aktı gönül deresi
Sargı tutmaz imiş aşkın yarası
Böyle imiş bu dünyanın töresi
Bir derdi sevdaya saldı yar beni

Akarsu derdimi çekeyim dara
Neyimi söyleyim kör oğlu köre
Dünya düşman olsa sevdim bir kere
Bir derdi sevdaya saldı yar beni


Dağlar seni delik delik delerim delerim

Dağlar seni delik delik delerim delerim
Kalbur alır toprağını elerim aman aman
Elerim aman aman dumanlı dağlar

Sen bir kara koyun ben de bir kuzu bir kuzu
Sen döndükçe ardın sıra melerim aman aman
Melerim aman aman dumanlı dağlar

Dağlar senin ne karanlık ardın var
Lale sümbül boynun eğmiş derdin var
Derdin var aman aman dumanlı dağlar

El alemin vatani var yurdu var yurdu var
Benim yurtsuz kalışıma nedeyim aman aman
Nedeyim aman aman dumanlı dağlar


Ah edip ağlama zülfü siyahım

Ah edip ağlama zülfü siyahım
N'olur gözyaşını sil de gidelim
Gönül vurgunuyum yaram çok derin
N'olur gözyaşını sil de gidelim

Ağlamak yakışmaz o gül yüzüne
Yalandır inanma elin sözüne
Dünyada başkası yoktur gözümde
N'olur gözyaşını sil de gidelim

Bir seher vaktinde düşsek yollara
Türkümüz söylenir dilden dillere
Ancak kavuşuruz bizim ellere
N'olur gözyaşını sil de gidelim

Akarsu'yum yar ağlarken gülemem
Yollar uzak bu sene de gelemem
Anladım ki bu evlerde duramam
N'olur gözyaşını sil de gidelim


Muradın Oldu mu

Neden gül boynunu büktün sevdiğim
Şimdilik muradın oldu mu bari
Sanki umurunda nasıl olduğum
Gülmeyen yüzlerin güldü mü bari

Merhamet yok vicdanında dininde
Dost eylenmez vatanında ilinde
Bülbül sitem eder ötmez dalında
Kargalardan haber geldi mi bari

Akarsu vefayı kimde buldu ki
Her zaman ağladı nerde güldü ki
Gayrı yıkılacak neyim kaldı ki
Çektiğim çileler doldu mu bari


Ta ezelden beri vurgunum size

Ta ezelden beri vurgunum size
Beni aranıza alsanız dağlar
Öyle yalnızım ki kaldım arada
Derdime bir çare bulsanız dağlar

Türlü türlü çiçek bağlarınız var
Açtı tazelenen gülleriniz var
Dostlara uzanan elleriniz var
Bana da bir merhem olsanız dağlar

Bağrıma saplandı dostun hançeri
Açılan yaranın derindir yeri
Hasretin çekerim yıllardan beri
Akarsu der beni bulsanız dağlar


Deli gönlüm abdal gönlüm

Nedir senden çektiklerim
Deli gönlüm abdal gönlüm
Gözyaşımı döktüklerim
Deli gönlüm abdal gönlüm

Düşünceler ömrüm aldı
Gitti geldi beni buldu
Yıkılacak neyim kaldı
Deli gönlüm abdal gönlüm

Akarsu'yum bilemedim
Bir kararda duramadım
Ben sırrına eremedim
Deli gönlüm abdal gönlüm


Sen yaralı değilsin ki bilesin

Zalim felek duymadın mı sesimi
Sen yaralı değilsin ki bilesin
Bilemezsin matemimi yasımı
Sen yaralı değilsin ki bilesin

Gurbet elde günde ömrüm çürüyor
Eller beni bir biçare biliyor
Akarsu'ya gelen bir taş vuruyor
Sen yaralı değilsin ki bilesin


Demokrasi nerde ise ordayız

Dostlar bizim inancımız bellidir
Demokrasi nerde ise ordayız
Softaların sözlerine kanmayız
Demokrasi nerde ise ordayız

Bizim ölülerimiz geri dirilmez
İnsanlara boş fetvalar verilmez
Bizde sınıf bölücülük görülmez
Demokrasi nerde ise ordayız

Yollarımız ikilikle barışmaz
İnsanların inancına karışmaz
Benlik yoktur kimse ile yarışmaz
Demokrasi nerde ise ordayız

İnsak Hak'tır Hak insandır biliriz
Gönüllerde açar bizim gülümüz
Akarsu'yum bacı kardaş hepimiz
Demokrasi nerde ise ordayız


Yoruldum

Yoruldum güzelim fazla gidemem
Artık çilem bitti ise ona dön
Söylemiştim ben bu yükü çekemem
Çektiklerim yetti ise ona dön

Bu sevda denizin bitmez sanırdım
Sana ne dil döksem yetmez sanırdım
Gölgen üzerimden gitmez sanırdım
Şimdi güneş battı ise ona dön

Akarsu gönlümün sendin gelini
Hep doğru sanırdım her dediğini
Ben tutmaya kıyamazken elini
Başka bir el tuttu ise ona dön


Eşiğine yüzüm sürmeye geldim

Cümle erenlerin hünkarı Veli
Hüsn-ü cemalini görmeye geldim
Kusurumu affet bağışla beni
Eşiğine yüzüm sürmeye geldim

Ben sana inandım sıtk-ı özümle
Ulu dergahını gördüm gözümle
Eğildim önünde dertli sazımla
Mansur gibi dara durmaya geldim

Akarsu der pirim açtı yolları
Bağışlarsın düşkün olan kulları
Ya hünkarım seni seven canları
Açtım kollarımı sarmaya geldim


Pazarlık edelim alim seninle

Pazarlık edelim alim seninle
İki cihan senin Haydar olsun sen benim
Hayrını gör imanınla dininle
Hatmin Kur'an senin olsun sen benim

Keselim sıratın kazana çöksün
Olanca katranı haydar çamura döksün
Beraber gülelim cehennem korksun
Sırat nizam senin olsun sen benim

Ayıp değil midir Adem'e mihnet
Başına çalınsın Haydar hurili cennet
Dostluk pazarında olma muhannet
Huri Kılman senin olsun sen benim

Akarsu'yum böyle vereyim dursun
Senin aşkın onu Haydar yaksın kavursun
Anladım Ali'sin Canansın Nursun
Kanber Selman senin olsun sen benim


Nasibimiz yokmuş da bir su içmeye

Nasibimiz yokmuş da bir su içmeye
Ne sen bana gücen ve ne de ben sana
Ne gerekir eskileri açmaya oy oy
Ne sen bana gücen ve ne de ben sana

Bu dünyada ne güzeller eylendi
Eylendi de dilden dile söylendi
Gayrı düzen tutmaz gönül huylandı oy oy
Ne sen bana gücen ve ne de ben sana

Akarsu dersini gönülden alır
Gönül kırılınca yarası kalır
Olan oldu canım elden ne gelir oy oy
Ne sen bana gücen ve ne de ben sana


Dertliden dert sorulur mu

Sorma bu garip halımı
Dertliden dert sorulur mu
Ayrılık büktü belimi
Dertliden dert sorulur mu

Bayramım yok allı güllü
Devranım yok uzun yollu
Garip duruşundan belli
Dertliden dert sorulur mu

Sağım solum olmuş tuzak
Her derdi söylemek yasak
Akarsu'ya şöyle bir bak
Dertliden dert sorulur mu


Kışı Bitmez

Kışı bitmez şu ömrümün dağına
Bir gün bahar gelecekmiş ne zaman
Benim diyen insan dayanmaz buna
Hayat bana gülecekmiş ne zaman zalım zalım

Savruldu yellere kalmadı külüm
Kocaman gövdeyim hani ya dalım
Beni bir başıma koyan o zalım
Gözyaşımı silecekmiş ne zaman zalım zalım

Vallahi zorumuş gönül yarası
Gitmiyor başımdan derdi belası
Bilmem neyi arar bizim Akarsu
Maksudunu bulacakmış ne zaman zalım zalım


Senden bir şey istemiyom

Gel beni halıma bırak
Senden bir şey istemiyom
Yakınlığın olsun ırak
Senden bir şey istemiyom

Coşkun suyun selindeyim
Bir fidanın dalındayım
Zaten kendi halımdayım
Senden bir şey istemiyom

Başkasına bade düşsün
Kıymetini onlar bilsin
Kerametin senin olsun
Senden bir şey istemiyom

Akarsu'yum dane dane
Dolaşırım yana yana
Bir güzel dost yeter bana
Senden bir şey istemiyom


Niye felek beni yardan ayırdı

Niye felek beni yardan ayırdı loy ayırdı
Şu alemin güzelinden bana ne vay bana ne
Gönlüm kan ağlıyor sinem yaralı vay yaralı
Eller gülüp eğleniyor bana ne vay bana ne

Kolay mıdır bir güzelin sevdası vay sevdası
Ondan ayrı gurbet elde kalması vay kalması
Tükenmiyor şu gönlümün yarası vay yarası
Eller gülüp eğleniyor bana ne vay bana ne

Akarsu dumanlamazlar derdimi vay derdimi
Nasıl tarif edem kendi kendimi vay kendimi
Güldür dedim felek yıktı bendimi vay bendimi
Ben ağladım felek gülmüş bana ne vay bana ne


Hain Gözlüm Bekleme

Gördüğün yarayı sen açtın zalim
Daha gelmem hain gözlüm bekleme
(Zalim gözlüm bekleme)
Sevda deyip sardın başıma bela
Daha gelmem hain gözlüm bekleme
(Zalim gözlüm bekleme)

Doymadım ki yardan muradım alam
Doyasıya şu dünyada bir gülem
(Hain gözlüm bir gülem)
Sağlam iken şimdi oldum bir verem
Daha gelmem hain gözlüm bekleme
(Zalim gözlüm bekleme)

Efkarımdan gece gündüz içerim
İçip içip de kendimden geçerim
(Hain gözlüm geçerim)
İnkar etme sensin benim severim
Daha gelmem hain gözlüm bekleme
(Zalim gözlüm bekleme)

Akarsu'yum böyle imiş kaderim
Yıllar oldu bitmez imiş kederim
(Hain gözlüm kederim)
Usandım yar elinizden göçerim
Daha gelmem hain gözlüm bekleme
(Zalim gözlüm bekleme)


Sevdim desem ne çıkar ki

Vicdanın kurumuş senin
Sevdim desem ne çıkar ki
İşin gücün yalan dolan
Sevdim desem ne çıkar ki

Yandığımı göre göre
İnanmadın sen bir kere
Böyle vefasız bir yare
Sevdim desem ne çıkar ki

Akarsu'yum yüzüme bak
Yüreğime saldın bir ok
Senin bana inancın yok
Sevdim desem ne çıkar ki



Çok susadım bir yudum su versene

Çok susadım bir yudum su versene
Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu
Sarardım ben ne haldayım görsene
Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu

Ne yerim var ne yurdum var ne bağım
Bahar geldi açamadım yaprağım
Senelerdir kupkuru kaldı toprağım
Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu

Ne yaptım ki zalım zalım beni sevmedin
Önünde durdum da yine görmedin
Akarsu'ya bir damlanı vermedin
Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu


Gelsin artık bizim elin baharı

Sanki dönmez oldu bütün mevsimler
Gelsin artık bizim elin baharı
Engeller müşküller kalksın aradan
Gelsin artık bizim elin baharı

Gurbet için terk edilmiş yurt bizde
Vicdanı yok can alıcı kurt bizde
Böyle gelmiş böyle gitmez dert bizde
Gelsin artık bizim elin baharı

Akarsu davamız görülmez oldu
Bağlarda gülümüz derilmez oldu
Yoksulun yarası sarılmaz oldu
Gelsin artık bizim elin baharı


Sen tabipsin saramazsın yaramı

Sen tabipsin saramazsın yaramı
Ben vurgunum yaralıyım elleme
Feleğinen bulamazsın aramı
Ben vurgunum yaralıyım elleme

Aman tabip canım tabip oy tabip
Saramazsın bu yaramı can tabip

Yağmur olur karışırdım sellere
Yoldaş oldum garip garip kollara
Felek vurdu düştüm haldan hallara
Ben vurgunum yaralıyım elleme

Aman tabip canım tabip oy tabip
Saramazsın bu yaramı can tabip

Kurudu bağımda fidanım gülüm
Yılanlı dağımdır Sivas'tır elim
Akarsu tabibe uğradı yolum
Ben vurgunum yaralıyım elleme

Aman tabip canım tabip oy tabip
Saramazsın bu yaramı can tabip


Gidiyorum yar muradın oldu mu

Gidiyorum yar muradın oldu mu
Bundan sonra bensiz kal deli deli
Ben gidince bilmem yüzün güldü mü
Perişan halıma gül deli deli

Sen beni düşürdün aşka sevdaya
Cemalin benzettim güneşe aya
Bana ettiğini yaradan duya
Sararsın yaprağın sol deli deli

Akarsu'ya sen mi verdin bu canı
Vefasız sevdiğim anladım seni
Ben alıştım gayrı düşünme beni
Hatırdan gönülden sil deli deli


Arada sırada bizi de düşün

Biz köylüyüz ağam ama insanız
Arada sırada bizi de düşün
Perişan halleri gel ki göresin
Arada sırada bizi de düşün

Tarlamız yok seninkini biçeriz
Yerimiz yok diyar diyar göçeriz
Sen viskiyi bizler zehir içeriz
Arada sırada bizi de düşün

Çarşı pazar köyümüze uzaktır
Etme ağam gayrı bize yazıktır
Evimizde düzenimiz bozuktur
Arada sırada bizi de düşün

Aşık Akarsu'yum dertli doğmuşuz
Dersimizi yüce haktan almışız
Bilmem neden böyle fakir kalmışız
Arada sırada bizi de düşün


Bu garibin bir derdi var

Soluk soluk olmuş benzi
Bu garibin bir derdi var
Bir noktaya bakar gözü
Bu garibin bir derdi var

Benim gibi garip biri
Bu dünyada yoktur yeri
Yardımcısı olsun Ali
Bu garibin bir derdi var

Akarsu'yum garibe bak
Gariplerin kimsesi yok
Ulan felek bu ne ayak
Bu garibin bir derdi var


Gurbeti ben mi yarattım

Yokluk beni mecbur etti
Gurbeti ben mi yarattım
Gençliğimi aldı gitti
Gurbeti ben mi yarattım

Ne mektup ne haber aldım
Yurdumdan yuvamdan oldum
Her şeyime hasret kaldım
Gurbeti ben mi yarattım

Akşam olur gölge basar
Umuduma yeller eser
Yokluk imkanımı keser
Gurbeti ben mi yarattım

Akarsu sılayı anma
Bu ayrılık geçti sanma
Çaresizdim geldim amma
Gurbeti ben mi yarattım


Gurbet bana ben gurbete alıştım

Ayrı düştüm vatanımdan ilimden
Gurbet bana ben gurbete alıştım
Takdir böyle imiş ne gelir elden
Gurbet bana ben gurbete alıştım

Virane köyümün dağları karlı
Her gün ah çekerim sinem yaralı
Yıkılası şu gurbette duralı
Gurbet bana ben gurbete alıştım

Şu gurbetin kaşı gözü ela mı
Yavaş yavaş unutturdu sılamı
Akarsu'yum ellemeyin yaramı
Gurbet bana ben gurbete alıştım


Seher vakti çıkmış yolun üstüne

Seher vakti çıkmış yolun üstüne
Bir bakışta yaraladı yar beni
Hayran oldum bakakaldım yüzüne
Gözleriyle pareledi yar beni beni

Yollar uzak dağlar girmiş araya
Merhem bulunmazmış azgın yaraya
Derdimi dökeyim bilmem nereye
Sevda almış bir çıkmaza kor beni beni

Akarsu'yum yardan haber gelirse
Şu azgın yarama derman olursa
Gönül sevdiğini arar bulursa
Kahpe felek sen o zaman gör beni beni


Al canımı kurtulayım elinden

Al canımı kurtulayım elinden
Yaralıyım kime nere gidem yaradan
Kurtulamam yağmurundan selinden
Yaralıyım kime gidem yaradan dost

Kara bahtım bir gün olsun gülmedi
Dost eliyle göz yaşımı silmedi
Garip gönlüm sevdiğini bulamdı
Yaralıyım kime gidem yaradan dost

Akarsu'yum derdim sığmaz içime
Bir yol bulamadım hey yar gidem göçüme
Genç yaşımda aklar düştü saçıma
Yaralıyım kime gidem yaradan


Aşkın Divanesi

Aşkın divanesi Mecnunum amma
O dosttan bir haber verenim yoktur
Can ile canana vurgunum amma
Rahmedip halımı görenim yoktur

Cahil değil hakikatı bilirim
Ölü gider sağ olarak gelirim
Anlayana doğru haber veririm
Lakin cevherimi bilenim yoktur

İnsanlık yoluna kılmışım karar
Ali evladına vermişim ikrar
Vara yok deyip de edemem inkar
Akarsu'yum bunu bilenim yoktur


Ettin aklımı divane

Ettin aklımı divane
Diyar diyar gezer oldum
Bir sızı koydun içime
Şu ömrümden bezer oldum

Bir bahçede bir gül idim
Günden güne bak eridim
Sevdiğimden bir ok yedim
Şu ömrümden bezer oldum

Akarsu'ya neler olmuş
Issız bir sahrada kalmış
Bu ne belalı dert imiş
Şu ömrümden bezer oldum
Bu ne belalı dert imiş
Ben kendime kızar oldum


Lemi Lemi deli Lemi

Lemi Lemi deli Lemi
Yine mi aldattın beni
Vallahi döverim seni
Lemi Lemi deli Lemi

Bendine bağla arkını
Bozma değirmen çarkını
Unuttun evin barkını
Lemi Lemi deli Lemi

Dur değirmenin başında
Müşteri buğda peşinde
Bizim Lemi kırk yaşında
Lemi Lemi deli Lemi

Küstürürsen bütün köyü
Kesilir değirmen suyu
Hatırlarsın Akarsu'yu
Lemi Lemi deli Lemi



Mapushane gurbet ele benzemez

Kapattılar kapıları yüzüme
Mapushane gurbet ele benzemez
Benden selam edin dertli sazıma
Mapushane gurbet ele benzemez

Ne karaymış alnımdaki yazılar
Ah dedikçe ciğerlerim sızılar
Arkamdan ağlıyor körpe kuzular
Mapushane gurbet ele benzemez

Hele bakın şu mevlanın işine
Neler sürdün ekmeğime aşıma
Üzülme sen bu da geçer boşuna
Mapushane gurbet ele benzemez

Akarsu'yum coşar ise sel olur
Dolanır sahrayı durgun göl olur
Dost diyenler yavaş yavaş bell'olur
Mapushane gurbet ele benzemez


Cehennemin kucağında gizlenir

Cehennemin kucağında gizlenir
Çıkıp yücelerden seyran eder aşk
Yarası görünmez fakat sızlatır
Girdiği vücudu hayran eder aşk

Tanımaz korkuyu bilmez imanı
Sarı gazel yapar sümbül çimeni
Parçalar sultanı yırtar fermanı
Tac-ı devletini viran eder aşk

Kula ruhsat verir padişah kılar
Şahı mecnun eder çöllere salar
Aşkın bir zerresi bin dağı deler
Güneşe pas çeker duman eder aşk

Aşk önünde ay ve güneş kör olur
Aşk yanına hayat ile varılır
Akarsu'lar akar gönül durulur
Bir daldan bin dala cevlan eder aşk


Ağlama gülüm ağlama

Günler gelir geçer boşa
Ağlama gülüm ağlama
Yazılan mı gelir başa
Ağlama gülüm ağlama

Bir gün kara günler biter
Üzme beni artık yeter
Kavuşmamız gelir çatar
Ağlama gülüm ağlama

Yaktın Akarsu'yu yaktın
Gurbetten gurbete attın
Öldürmekten beter ettin
Ağlama gülüm ağlama


Bırakmadı sevdan beni

Az mı cefalar çektirdin
Bırakmadı sevdan beni
Ömrümü yedin bitirdin
Bırakmadı sevdan beni

Ah ben nidem dost ben nidem
Yaralıyım kime gidem
Ne belalı bir başım var
Nerede tedavi edem

Dert doluyum baştan başa
Alıştı gözlerim yaşa
Sürdü beni bir yokuşa
Bırakmadı sevdan beni

Ah ben nidem dost ben nidem
Yaralıyım kime gidem
Ne belalı bir başım var
Nerede tedavi edem

Akarsu aktım duruldum
Nice insandan soruldum
Gahi öldüm gah dirildim
Bırakmadı sevdan beni

Ah ben nidem dost ben nidem
Yaralıyım kime gidem
Ne belalı bir başım var
Nerede tedavi edem


Ömrüm geldi geçti bir akşam gibi

Ömrüm geldi geçti bir akşam gibi
Şu gönlüme göre yar bulamadım
Çok hayaller kurdum boşuna çıktı
Şu gönlüme göre yar bulamadım

Bir güzeli sevdim yarim olmadı
Vallahi usandım halım kalmadı
Şans dediler bir de bana gülmedi
Şu gönlüme göre yar bulamadım

Akarsu'yum dünya bana dar oldu
Geride servetim malım mı vardı
Ömrüm tükeniyor şurda ne kaldı
Şu gönlüme göre yar bulamadım


Bir de sen yarama baksana

Derdimi sorarsan gönül yarası
Bir de sen yarama baksana tabip ey
Anladım ki dünya yalan dünyası
Bir de sen yarama baksana tabip ey

Katarlandı dost kervanı yürüdü
Şu garip gönlümü duman bürüdü ey
Zalimin elinden ömrüm çürüdü
Bir de sen yarama baksana tabip ey

Akarsu'yum kaldım ıssız sahrada
Sıra sıra dağlar kaldım arada hey
Birkaç günlük ömrüm kaldı şurada
Bir de sen yarama baksana tabip ey


Yüzümüze gülen maskeli dostlar

Yüzümüze gülen maskeli dostlar
Dışı nurdan içi çöplük görünür
Yüküm atlas libas ipek diyenler
Götürdük pazara iplik görünür

Yalan söylenir mi Hakk'ın önünde
Melek barınır mı şeytan bağrında
Gidip yargılansa hak divanında
Bütün işlerinde terslik görünür

Herkes sevdiğini almış yanına
Kuvvetli zayıfın okur canına
Bir telaştır düşmüş dünya malına
Akarsu bizlere yokluk görünür


Karnı büyük koca dünya

Karnı büyük koca dünya
Keder dolu acı dünya
Ne gül koydun ne de gonca
Yedin yine doymadın mı

Dünya dünya yalan dünya
Beni benden alan dünya
Haksızlara kalan dünya
Zalımlara kalan dünya

Seni okuyup yazanı
Yunus gibi bir ozanı
Koskocaman Pir Sultan'ı
Yedin yine doymadın mı

Dünya dünya yalan dünya
Beni benden alan dünya
Haksızlara kalan dünya
Zalımlara kalan dünya

Fani kurmuşsun temeli
Bilmem sana ne demeli
Koca Mustafa Kemal'i
Yedin yine doymadın mı

Dünya dünya yalan dünya
Beni benden alan dünya
Haksızlara kalan dünya
Zalımlara kalan dünya

Tatlıdır içilir suyu
Kimseye benzemez huyu
Nice Muhlis Akarsu'yu
Yedin yine doymadın mı

Dünya dünya yalan dünya
Beni benden alan dünya
Haksızlara kalan dünya
Zalımlara kalan dünya


Demedim mi yar ben sana

Seni benden ayırırlar
Demedim mi yar ben sana
Elaleme duyururlar
Demedim mi yar ben sana

Bir kuş gibi kafesteyim
Ya ben kimden ne isteyim
Yaralandım çok hastayım
Demedim mi yar ben sana

İkrarımız yolda kalır
Dağlarımız duman olur
Başımıza neler gelir
Demedim mi yar ben sana

Bahar gelir güller açar
Kimi konar kimi göçer
Akarsu'yum bu da geçer
Demedim mi yar ben sana
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-09, 11:47   #5 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

MUSA EROĞLU
1
At Üstüme Avuç Avuç Toprağı

Göç Göç Oldu Göç Yaylaya Dizildi
Uyku Geldi Ala Gözler Süzüldü
Üç Gün Oldu Elim Yardan Özüldü
At Üstüme Avuç Avuç Toprağı

Doldur Doldur Nargileyi Tezele
Sarardı Gül Benzim Döndü Gazele
Tut Elimden İndir Beni Mezere
At Üstüme Avuç Avuç Toprağı

Söz Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



2
Açma yaram derin derin
(Beni Derde Salan Gelsin)

Açma yaram derin derin
Dermanını bilen gelsin
Başka tabipler istemem
Beni derde salan gelsin

Ömür bir nefes arası
Size de gelir sırası
Bu yara gönül yarası
Beni derde sanal gelsin

Bilen gelsin bilen gelsin
Dermanını bilen gelsin
Başka tabipler istemem
Beni derde salan gelsin



3
Barak (Uzun Hava)

karşıdan geliyor da bir çift araba.
yıkıldı hanemiz de yine kaldık haraba.
anan seni vermiş de bir dil bilmez araba.
gelemez miydin gelemez miydin gelemez miydin.
yine ben de seni sevdim de diyemez miydin.

aman karşı ki dağlar da Ceviz'inen Kilise, Kilise.
yolumuz uğradı da yıkılası Kilis'e.
gadir mevlam da seni bana verirse.
kurbanlar keserim de geldiğin gece.
gelemez miydin gelemez miydin gelemez miydin.
yine ben de seni sevdim de diyemez miydin.

Söz Derleyen: Musa Eroğlu



4
Bulut bulut üstüne aman aman of

Bulut bulut üstüne aman aman of
Bulut yağmur üstüne ömrüm belalım aman
Bulut gurbanın olayım aman aman of
Doğma yarin üstüne ömrüm belalım aman

Martinimin pulunu aman aman of
Poyraz kesti kolumu ömrüm belalım aman
Hangi dağdan aşacaksan aman aman of
Bekleyeyim yolunu ömrüm belalım aman



5
Bülbül Ne Yatarsın

bül bül ne yatarsın da kalk figan eyle
şakıyıp ötmenin zamanı geldi de vay da vay
kırmızı gül gülün dalında kaldı
dalında ötmenin zamanı geldi de vay vay da vay

benim yarim gelir edayınan nazınan
eli elvan elvan güllü tüzünen de vay da vay
kırmızı badeyinen cura sazına
muhabbet etmenin zamanı geldi de vay da vay

Söz Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



6
Ceviz arasında vardır evimiz

Ceviz arasında vardır evimiz
Yar seninle böyle miydi kavlimiz

Mezar arasında harman olur mu
Kama yarasına derman olur mu



7
Çağırırım Dost

Bakıp cemali yare
Çağırırım dost dost
Dil oldu pare pare
Çağırırım dost dost

Mesçitte, meyhanede
Hanede, viranede
Kabe'de, puthanede
Çağırırım dost dost

Gördüğüm hep dost yüzü
Ondan ayırmam gözü
Kabe'dir dostun yüzü
Çağırırım dost dost

Gelmişim dost dilinden
Toplayarak gülünden
Niyazi'nin dilinden
Çağırırım dost dost

Söz: Aşık Niyazi
Kaynak: Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



8
Çeken Bilir

Dertlinin derdi bilinmez
Ancak derdi çeken bilir
Güldüğüm gelmez aklıma
Derde düşüp çeken bilir

Ellerin açtığı yara
Dost değil ki gele sara
Anladım ki bahtım kara
Dost kadrini çeken bilir

O yar beni benden aldı
Mecnun edip çöle saldı
Yazık bülbül gülsüz kaldı
Gül kadrini çeken bilir



9
Çoktan geçti senin devir devranın

Çoktan geçti senin devir devranın
Has bahçesi viran eldesin gönül gönül
Som altından idi tahtın revanın
Revanın revanın revanın
Akibet kuru bir saldasın gönül gönül,gönül
Tükendi gençliğin geri vermezler
Azar yaraların sarı vermezler
Dağları delsende geri vermezler
Yari vermezler,yari vermezler
Ferhatı kandıran dildesin gönül,gönül,gönül

Yağtığın saraylar kalmış virane
Bacası tütmeyen garip bir hane,hane
Bir sevda peşinde deli divane,divane,
Divane,divane,divane,divane
Mecnunun düştüğü çöldesin gönül,gönül
Bir güzel peşinde deli divane,divane
Mecnunun düştüğü çöldesin gönül,gönül



10
Derdimin ortağı sinem bülbülü

Derdimin ortağı sinem bülbülü
Andırırsın laleyi sümbülü vay
Yadlara demezdim bu gizli sırrı oy
Derdimi sizlere diyeyim dağlar oy

Bana bir ziya ver zülfün telinden
Ne çare ki kader kötü elinden
Bir garibim kimse bilmez halimden
Derdimi sizlere diyeyim dağlar oy



11
Felek sana sualim var

Felek sana sualim var
Anlamıyom hallerinden
Aklımı gümanda koyma
Haber söyle illerinden

Kullara baş eğmez misin
Güzelliği sevmez misin
Bu dünyaya sığmaz mısın
Bir mekan tut çöllerinden

Ayrılanı kavuştursan
Küskünleri barıştırsan
Gerçeklere eriştirsen
Gelmiyor mu ellerinden

Kimi gamda kimi yasta
Kimi sana çok heveste
Kin vermişsin dosttan dosta
Ne istersin kullarından

Darılma da barışalım
Gerçeklere erişelim
Birgün gel de görüşelim
Türlü türlü yollarından

Gizli gayıbım aç getir
Yalan değil gerçek getir
Eroğlu'na çiçek getir
Koparmadan dallarından



12
Gel Alim Yola Gidelim

gel Ali'm yola gidelim
Ali'm kendi yolu ile
açlar doyar, susuz kanar
leblerinin belı ile

ağaç kurur devran döner
kuş budağa her dem konar
doldurmuş badesin sunar
Ali'm kendi eli ile

erenler lokması sırdır
lokmaya elini sundur
can hatayım doğru yoldur
Ali'm kendi yolu ile

Söz Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



13
Gel Benim Efendim

Gel Benim Efendim, Aziz Sultanım
Hümmet Eyle Bu Dert Beni Almadan
Gece Gündüz Ahu Figan Zardayım
Aşk Ateşi Sineleri Delmeden

Benim Nazım Ela Gözlü Dostuma
Acep İrakibin Bizden Kastı Ne
Kabir Kuyusunda Ulaş Üstüme
Tenim Toprak Olup Yer Karalmadan

Gam Değildir Sevdiğimi Bulursam
Bulamayıp Yollarında Ölürsem
Vadem Yeter Şu Dünyada Kalırsam
Kaldırmam Hüseyin'i Yari Gelmeden

Söz Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



14
Giyinmiş kuşanmış yayladan gelir

Giyinmiş kuşanmış yayladan gelir
Bize bu ayrılık mevladan gelir

Aman Ayşem yaman Ayşem
Dağlar başı duman Ayşem
Dağlar başı duman olsa
Seni burda koymam Ayşem

Aşağıdan gelir Urum koyunu
Selviye benzettim yarin boyunu

Aman Ayşem yaman Ayşem
Dağlar başı duman Ayşem
Dağlar başı duman olsa
Seni burda koymam Ayşem

Kınanın okkası çıktı m'elliye
Benden selam olsun esmer benliye

Aman Ayşem yaman Ayşem
Dağlar başı duman Ayşem
Dağlar başı duman olsa
Seni burda koymam Ayşem



15
Gönlümüze Yar Düşende

Doğruya nazar eğleriz biz eğri nazar bilmeyiz
Nakt ile pazar eğleriz, veresi pazar bilmeyiz
Hak'tır sevdiğimiz bizim, Hak'tır övdüğümüz bizim
Boyun eğdiğimiz bizim, Hak'tan özge yar bilmeyiz

Sazımızı elem aldı, namusu deryaya saldı
Aşk ile meydana geldik, zincir ile dar bilmeyiz
Muhiddin Abdal coşunca, çiğler özünde pişince
Gönlümüze yar düşünce biz sabrı karar bilmeyiz

Söz: Muhiddin Abdal
Kaynak Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



16
Hey Erenler Pazarım Var

Hey Erenler Pazarım Var
Hal Ehline Hal Satarım
Terazim Tartım Bulunmaz
Doyumuna Bal Satarım

Tezgah Üstü Söz Söylerim
Sözümü Gülle Peylerim
Aslı Sitemi Neylerim
Ben Dikensiz Gül Satarım

Erenler Bir Pazar Kurdum
Hak Hak Dedim Döndüm Durdum
Aşkın Mühürünü Vurdum
Aşk Zarfına Pul Satarım

Ben Sarrafım İnci Düzdüm
Gevher Denizinde Yüzdüm
Akıl Süzgecinden Süzdüm
Cevri Akıl Kul Satarım



17
Kullar olam haydi seni doğuran anaya

Kullar olam haydi seni doğuran anaya anaya vay vay
Süt vermişler haydi senin gibi sunaya aman
Ah aman aman ben dayanamam
Çokcada içdim kafalarım duman

Altın bağlar aman başındaki yazmaya yazmaya vay vay
Kalk gidelim aman usul boylu gezmeye aman
Ah aman aman ben dayanamam
Çokcada içdim kafalarım duman

Ben bilemem aman karanlıkta geleni geleni vay vay
Dost mu sandın aman her yüze güleni aman
Ah aman aman ben dayanamam
Çokcada içdim kafalarım duman



18
Padişah

Ben bir halka inanırım
Şaha, padişaha değil
Osmanlıya yok mihnetim
Şaha, padişaha değil

Halk dergahına varırım
Güzel yüzünü görürüm
Ben halka hesap veririm
Şaha, padişaha değil

Pir sultanım der şahım var
Hızır paşada ahım var
Meydanda yiğit halkım var
Şaha, padişaha değil

Kaynak Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



19
Salma Dil Gemisini

Salma dil gemisi ehline aşık
Erenler ceminde payen bulunmaz
Her yerde faşhetme sırrı hakikat
onu farkedecek bir can bulunmaz
Ali çoktur Şah-ı Merdan bulunmaz

Arifin halini tarif ne hacet
Efsane sözlerden eyle feraset
Hani nerde göster sahip keramet
onu farkedecek bir can bulunmaz
Ali çoktur Şah-ı Merdan bulunmaz

Turabi cihandan olma serseri
Farkeden kalmadı dürü gevheri
Kimsenin kimseden yoktur haberi
Böyle bir acayip derman bulunmaz
Ali çoktur Şah-ı Merdan bulunmaz

Söz: Turabi
Derleyen: Musa Eroğlu



20
Sarı Yayla (Uzun Hava)

ooof sarı yaylam da seni yaylayamadım alabahar kar iken
yavru palazını da avlayamadım tori iken
sende bu güzellik de bende bu gençlik var iken oof oof
alırım ahtımı da koymam yar sende sürmeli oof

göçer yörükler de boz koyaklar yurdolur
nazlım göçmüş de yüreğime derdolur
bu ayrılık da senin ilen dördolur oof
alırım ahtımı da koymam yar sende sürmeli oof

Söz Derleyen: Musa Eroğlu



21
Senden İsterim

Urum ellerine bir can gönderdim
Ya Ali sen gönder senden isterim
Bakmazmisin kebap oldu cigerim
Ya Ali sen gönder senden isterim

Garipdir bilemez uzak yollari
Kerem eyle asirasin belleri
Çok gezdirmeyesin uzak tollari
Ya Ali sen yolla senden isterim

Yaralinin sinigini sarmali
Isteyenin muradini vermeli
Yüz agiynan silasina varmali
Ya Ali sen yolla senden isterim

Dervis Muhammedim hünkarin cani
Pervane Olmusum yandirma beni
Sah Sultan derdinden delidir deli
Ya Ali sen yolla senden isterim

Söz: Şah sultan
Derleyen: Müzik: Musa Eroğlu



22
Şu dağların yükseğine erseler

Şu dağların yükseğine erseler
Lale sümbül mor menevşe derseler
Bir güzeli bir çirkine verseler
Güzel ağlar çirkin güler bir zaman

Yükseğinde olur şahin yuvası
Endim engine Avşar ovası
Kabul olur güzellerin duası
Haktan sevdiğini diler bir zaman

Vara vara vardık Alma Deresi
Uzak kaldı nazlı yarin arası
Artıyor dinmiyor gönül yarası
Mevla'm dermanını salar bir zaman



23
Şu yüce dağların karı eridi

Şu yüce dağların karı eridi
Sel oldu gidelim bizim ellere
Yaylamızı lale sümbül bürüdü
Gel oldu gidelim bizim ellere

Nazlı olur güzellerin eyisi
Deli gönül güzellerin delisi
Gayrı bizim elin kara çalısı
Gül oldu gidelim bizim ellere

Karac'oğlan der ki gelir yazları
Güzel nerden aldın sen bu nazları
Anamın babamın acı sözleri
Bal oldu gidelim bizim ellere

Söz: Karacaoğlan
Kaynak: Musa Eroğlu



24
Telli Turnam

Telli Turnam Selam Götür
Sevgilimin Diyarına
Üzülmesin Ağlamasın
Belki Gelirim Yarına Cananıma

Hasret Kimseye Kalmasın
Sevdalılar Ayrılmasın
Ben yandım Eller Yanmasın
Sevdanın Aşkın Narına Cananıma

Gönüle Hasret Yazıldı
Sevgiye Mezar Kazıldı
İki Damla Yaş Süzüldü
Gözlerimin Pınarına

Hasret Kimseye Kalmasın,
Sevdalılar Ayrılmasın
Ben yandım Eller Yanmasın
Sevdanın Aşkın Narına Cananıma

Söz Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu



25
Unutma Sevdiğim

Ak gerdanda nokta nokta ben olam
Sen kovan ol ben petekte bal olam
Beyaz saçlarında siyah tel olam
Tararken kopartma beni sevdiğim

Kumaş olam ellerinle biç beni
İçkin olam yudum yudum iç beni
Mektup olam beyaz zarftan aç beni
Okumadan yırtma beni sevdiğim

Tülbendinde oya olam pul olam
Kabul eyle ben kapında kul olam
Dosta giden uzun ince yol olam
Yorulup terketme beni sevdiğim



26
Varın Söyleyin Urfani'ye

Varın söylen Urfani'ye yarin övmesin
Çözemedim ağ göğsünün düğmesin
Topla kekilini yere değmesin
Uz bas kunduranı yer incinmesin
Kuzum a kuzum

Uzak yoldan geldim gayet yorgunum
Ben de senin ufak boylarına vurgunum
Sen de küskün isen ben de dargınım
Şaşar bildiğinden kul bazı bazı
Kuzum a kuzum

Söz Derleyen: MusaEroğlu



27
Yine katarlanmış aşkın kervanı (Tahtacı Semahı)

Yine katarlanmış aşkın kervanı
Çekip de gidiyor dost ellerine
Erenler cem olmuş piri civanım
Kemer best bağlamış hep bellerine

Şah-ı Merdan çırakları uyandır
Erenler badesini içenler vardır
Cemiyet bahçası açtı dolandır
Gel bir nazar eyle baka güllerine

Hak Muhammet Ali bir bina kurmuş
Muhabbet nurunu kalbe doldurmuş
Erenler sırrını bize bildirmiş
Yol içinde gizli sır yollarını

Gerçek talip olan menzile yeter
Birlik divanında muhabbet tutar
Cümlesi bir dilden birlikten öter
Aşık oldum onların hoş dillerine

Genç Abdal'ım şaha dergaha geldim
Bir niyaz eyledin darına durdum
Hidayet kapısın açılmış gördüm
Neler ihsan etmiş hak kullarına



28
Zemheri Sözlüm

Sevdan uykulu düş gibi
Ayrılığı görmüş gibi
Bir manalı gülüş gibi

Zemheri sözlüm
Ağlayan gözlüm
Yüreği közlüm
Gülmeyen yüzlüm

Beni canına bağlarsın
Kimlere meyil eylersin
Eller güler sen ağlarsın

Zemheri sözlüm
Ağlayan gözlüm
Yüreği közlüm
Gülmeyen yüzlüm

Söz Musa Eroğlu
Müzik Musa Eroğlu
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-09, 11:55   #6 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

NEŞET ERTAŞ

ne dersin (gönül arzediyor)

gönül arzediyor dostu görmeyi
engel bırakmıyor buna ne dersin
eller beğenmezken balı hurmayı
evdeki tükenen una ne dersin

kimi yaptığından övünür durur
kimi pişman olmuş dövünür durur
kimi bağrı yanmış göğünür durur
kerem gibi dolaşan kula dersin

kimi tatlı dilli güler yüzlüdür
kimi taştan ağır katı sözlüdür
sormayın garip'in derdi gizlidir
gizli gizli yanan küle ne dersin



iki büyük nimetim var

iki büyük nimetim var
biri anam biri yarim
ikisine de hörmetim var
biri anam biri yarim

ana deyip de geçilmez
o yar anadan seçilmez
ikisine de kıymet biçilmez
biri anam biri yarim

birisi var etti beni
birisi yar etti beni
ikisinin de birdir yari
biri anam biri yarim



az mı çektim

ayrılığın acısını
az mı çektim az mı çektim
içten içe sızısını
az mı çektim az mı çektim

çaldılar şu beni benden
ayırdılar bizi neden
bile bile zulmedenden
az mı çektim az mı çektim

dünya denen dar bi camda
mahkum oldum ben bir handa
sensiz olan bu zindanda
az mı çektim az mı çektim

sakınırım esen yelden
ağır zulüm yüktü belden
sensiz olan gurbet elden
az mı çektim az mı çektim

garip gezdim el içinde
halden bilmez kul içinde
bunca acı yıl içinde
az mı çektim az mı çektim

ahirim sensin

cahildim dünyanın zevkine gandım
hayale aldandım,boşuna yandım
seni ilelebet benimsin sandım

ölürüm sevdiğim zehirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin

sözüm yok şu benden gırıldığına
gidip başka dala sarıldığına
göynüm inanmıyor ayrıldığına

gözyaşım sel oldu zehirim sensin
evvelim sen oldun,ahirim sensin



gel yanıma, kırşehir

o şirin sözlerine hayranım gözlerine
bakma el sözlerine

gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel

aman eller duymasın sakın eller görmesin
aman eller duymasın

gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel

cilvelice nazlıca hem sazlıca sözlüce
yar gizlice gizlice

gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel

aman eller duymasın sakın eller görmesin
aman eller duymasın

gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel



gülüşün gülden güzel

gülüşün gülden güzel sevdim gönülden güzel
severim kıskanırım ben seni elden güzel

hop ninnayı ninnayı gel oynayı oynayı
senin için terkederim büsbütün bu dünyayı

gözlerin aklımı aldı beni sevdana saldı
canım asıldı kaldı zülfün telinden güzel

saçlarını bağrıma ser kollarını boynuma sar
gel derdime derman ver tatlı dilinden güzel




karanfil ekeceğim

karanfil ekeceğim
boyuna bakacağım
dayanamam bu derde
daha mı çekeceğim

(bağlantı)
al yanaklı gül yarim
dilleri bülbül yarim
pek hoşuma gidiyon
sende bunu bil yarim

güllere bak güllere
kurban olam dillere
nolur zalımın kızı
gel sarayım bellere

bağlantı

karanfil kökü suda
ne hoş yaratmış hüda
elin elimde olsa
seher vakti uykuda

bağlantı



ah yalan dünya

hep sen mi ağladın hep senmi yandın
bende gülmedim yalan dünyada
sen beni gönlünce mutlumu sandın
ömrümü boş yere çalan dünyada

ah yalan dünyada,yalan dünyada
yalandan yüzüne gelen dünyada

sen ağladın canım ben ise yandım
dünyayı gönlümce olacak sandım
boş yere aldandım, boş yere kandım
rengi gönlümde solan dünyada

ah yalan dünyada yalan dünyada
yalandan yüzüne gelen dünyada

bilirim sevdiğim kusurun yoğdu
sana karşı benim hayalim çoğdu
felek bulut oldu üstüme yağdı
yaşları gözüme dolan dünyada

ah yalan dünyada yalan dünyada
yalandan yüzüne gelen dünyada

ne yemek ne içmek ne tadım kaldı
garip bülbül gibi feryadım kaldı
alamadım eyvah muradım kaldı
ben gidip ellere kalan dünyada

ah yalan dünyada yalan dünyada
yalandan yüzüne gelen dünyada



yine bir hal oldu

yine bir hal oldu garip gönlüme
bu dünya başıma dar oldu gitti
attı kısmet bizi gurbet ellere
her günüm her anım zar oldu gitti

yüreğime ateş düştü yanarım
mecnun gibi leyla diye ağlarım
ilkbaharda viran oldu bağlarım
goncanın etrafı har oldu gitti



gel sevelim

gel sevelim sevileni seveni
sevgisiz suratlar gülmüyor canım
nice gördüm dizlerini döveni
giden ömür geri gelmiyor canım

özü gülmeyenin yüzü güler mi
sevgisiz muhabbet hakka değer mi
seven insan kaşlarını eğer mi
zorunan güzellik olmuyor canım

sevgi haktır seven alır bu hakkı
içi güler dıştan görünür farkı
sevmeyene akmaz sevginin arkı
boş lafla oluklar doimuyor canım

bir zaman aşıkken sen de sevmiştin
o anda dünyayı nasıl görmüştün
sanki cennetin bağına girmiştin
çokları bu hakkı bilmiyor canım

aşkın ateşine yandım alıştım
bu ateş içinde aşkla tanıştım
doğru mu yanlış mı deyip danıştım
sevgisiz hak kabul olmuyor canım

sevenin gönlünde yanar ışıklar
kaybolur karanlık tüm dolaşıklar
garip'im sevenler bunca aşıklar
boş hayale boşa yelmiyor canım



yare gidem

yare gidem yare gidem
yareliyim nere gidem
bu derdimin dermanını
almaya ben yare gidem

saçlarını ben öreyim
buna dayanmaz yüreyim
vermem seni ezraile
ben öleyim ben öleyim

yar elinden yar elinden
yareliyim yar elinden
dermansız bir derde düştüm
dermanı var yar elinden



hele bakın şu feleğin işine

hele bakın şu feleğin işine
ne çileler vermiş kulun başına
mecnun'u leyla'ya hasiret etmiş
kerem yanmış aslı hanın aşkına

eyüp dert elinden ne hale gelmiş
hüseyin aşkına başını vermiş
ferhat şirin için dağları delmiş
nesimi yüzülmüş yarin aşkına

kimi dert elinden ömrün bitirmiş
kimi bahçesinde güller yetirmiş
garip dert elinden yolun yitirmiş
çark-ı devran döner birin aşkına



halime gız çay aşağı gidiyor

halime gız çay aşağı gidiyor
kaşıyınan gözü gel gel ediyor
kardaşları yanı sıra gidiyor
usul boylarına kurban olayım

sallanda boylarına bakayım
gerdanına liraları takayım

fistan giymiş etekleri göğ idi
anan yoktu kimden aldın öğüdü
evvel küçüğü idi şimdi büyüdü
usul boylarına kurban olayım

sallanda boylarına bakayım
gerdanına liraları takayım




ağla sazım ağlanacak zamandır

bu ayrılık sana da mı kar etti
ağla sazım ağlanacak zamandır
bu hasretlik her günümü zay'etti
ağla sazım ağlanacak zamandır

zalim felek çilesine doyurdu
terkettirdi bana sılayı yurdu
çetindir çekilmez ayrılık derdi
ağla sazım ağlanacak zamandır

soldu gönlümdeki al yeşil bağlar
hasret ateş olmuş yüreğim dağlar
her nerde gördüysem garip'ler ağlar
ağla sazım ağlanacak zamandır




aşkın beni deleyledi

aşkın beni deleyledi
yaktı yaktı kül eyledi
el alemi kul eyledi
yar beni beni

mecnunum sahra içinde
yunusum derya içinde
eyübüm yara içinde
sar beni beni

aslı'ysan kerim'i bul
derde derman vereni bul
garip gibi viranı bul
sar beni beni



zorumuş meğer

derde düştüm dermanını aradım
derdimin dermanı yarimiş meğer
yari arar iken yarden ıradım
yardan ayrı kalmak zorumuş meğer

turap olup yare varayım dedim
ayağına yüzüm sürüyüm dedim
o yarin sırrına ereyım dedim
arifler keşfeder sırımış meğer

gurbet ellerinde garip olanın
yarin aşkıyınan derde dalanın
yanılıp ta yarden ayrı kalanın
her günü her anı zar imiş meğer



yine haber gelmiş

yine haber gelmiş dostun elinden
sevdiğim durmayıp gelesin demiş
belki zar göndermiş zülfün telinden
saldığım bu haberden bilesin demiş

böyle haber salmış kaşları karam
yarden haber gelmiş ben nasıl duram
yine tazelendi yürekten yarem
tez günler içinde gelesin demiş



gönlüm ataşlara yandı gidiyor

ben bu yıl yarimden ayrı düşeli
her günüm bir yıla döndü gidiyor
gine zindan oldu dünya başıma

gönlüm ataşlara yandı gidiyor
ömrüm boş hayale kandı gidiyor

uzaktır yolların dolandım geldim
tatlıdır dillerin bağlandım kaldım
günahım boynuna işte ben öldüm

gönlüm ataşlara yandı gidiyor
ömrüm boş hayale kandı gidiyor

hayal meyal olmuş şu bizim eller
dostun bahçesinde açılmış güller
her sabah her seher öter bülbüller

gönlüm ataşlara yandı gidiyor
ömrüm boş hayale kandı gidiyor



karlı dağlar geçit vermez

karlı dağlar geçit vermez olunca
gidilmez oyare yollar bağlanır
gül yüzlü sevdiğim elin olunca
gayri bu ellerde durulmaz dağlar

dağlar sevdiğim ağlar

mah cemale telli duvak örtmüşler
ak ellere al kınalar yakmışlar
duydum sevdiğimi gelin etmişler
gayri bu ellerde durulmaz dağlar

dağlar sevdiğim ağlar



mutlu olsun, kırşehir

cennette yuvanı kurdun
yeni yuvan kutlu olsun
yeni dünyanı da gördün
yeni yuvan kutlu olsun
ömür boyu mutlu olsun

kutlu olsun kutlu olsun
ömür boyu mutlu olsun

sen verdin kızı oğulu
yürekleri sevgi dolu
gönlümüzün mahsun gülü
yeni yuvan kutlu olsun
ömür boyu mutlu olsun

kutlu olsun kutlu olsun
ömür boyu mutlu olsun

ben suçlarımı biliyom
hem ağlıyom hem gülüyom
sana mutluluk diliyom
yeni yuvan kutlu olsun
ömür boyu mutlu olsun

kutlu olsun kutlu olsun
ömür boyu mutlu olsun





yolcu (bir anadan)

bir anadan dünyaya gelen yolcu
görünce dünyaya gönül verdinmi
kimi böyü kimi böcek kimi kul
merak edip hiç birini sordunmu
bunlar neden neden ınim sordunmu

ınsan ölür ama ruhu ölmez
bunca mahlukat var hiç biri gülmez
cehennem azabi zordur cekilmez
azab ceken hayvanlari gördünmü

ınsandan daganlar ınsan olurlar
hayvandan doganlar hayvan olurlar
hepside bu dünyaya gelirler
ana haktir sen bu sirra erdinmi

vade tekmil olup ömrün dolmadan
emanetçi emanetini almadan
ömrüyün baginin gülü solmadan
varip bir canana ıhrar verdinmi

garip bülbül gibi feryad ederiz
cehalet elinde küsmü kederiz
hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
dünya senin vataninmi yurdunmu



kalkın semaha dönelim

ey erenler hak aşkına
kalkın semaha dönelim
gönüldeki dost aşkına
kalkın semaha dönelim

dargınlık gitsin aradan
hoşgörsün bizi yaradan
üçer beşer bir sıradan
kalkın semaha dönelim

o yokları var edene
gerçek halim sır edene
şükredelim yaradana
kalkın semaha dönelim

hak lokmasın yiye yiye
biz bu deme geldik niye
allah allah diye diye
kalkın semaha dönelim

aşık olan çalsın sazı
aysın cümlemizin özü
hak affetsin hepimizi
kalkın semaha dönelim

garip'im döndüm şaşkına
hak yardım etsin düşküne
gönüldeki dost aşkına
kalkın semaha dönelim



insan (gözleri kör değil)

gözleri kör değil kulağı sağır
bütün kainatı bilmekte insan
hayvan cehennemde cezası ağır
huriler içinde cennette insan

cennettir bu dünya insan olana
cehennem de burda hayvan olana
gönül haktır kıymetini bilene
onu saygı ile anmakta insan

temizlenmiş ruhu ak olmuş iken
allahın katında pak olmuş iken
ruh can ile can hak olmuş iken
neden başkasına minnette insan

şüphesiz allahın gökler ve yerler
garip'im biliyor sağırlar körler
arayan mevlasın bulurmuş derler
arayıp kendini bulmakta insan



kızılırmak can incitme

kızılırmak can incitme sen bugün
mübarek günlerdir sel bayram eder
kitabın kavlince dağlar al giymiş
karışmış nergisi çöl bayram eder

bülbülünen saka ötüşen kuşlar
geçen üç aylarda hivana başlar
eser yel eğilir dallar ağaçlar
eğilmiş secdeye dal bayram eder

yavru şahin bir kekliği soraklar
dövünce çıkası göksü yelekler
cennette huriler gökte melekler
mahlukat sevinir kul bayram eder

günüm gitti artık görünmez yolum
mevlanın aşkına kıbledir yönüm
daim ağlamaktır şu benim karım
said ağlamakta el bayram eder



dağlar başı karlı olur

dağlar başı karlı olur
sevenler efkarlı olur
beni gurbete saldın
böyle seven yar mı olur

ağlarım ağlarım (ah)
ağlarım ağlarım (ah)
kaldım bu gurbette eyvah
kaldım bu dertle eyvah

dağlar başı otlu olur
sevenler umutlu olur
sevip sevip ayrılan
en sonunda dertli olur

ağlarım ağlarım (ah)
ağlarım ağlarım (ah)
kaldım bu gurbette eyvah
kaldım bu dertle eyvah




yazımı kışa çevirdin (leyla)

yazımı kışa çevirdin
karlar yağdı boşa leyla'm
viran oldu evim yurdum
ne söylesem boşa leyla'm

her an gözümde perdesin
nere baksam sen ordasın
mevlâ'm ayrılık vermesin
göğde uçan kuşa leylâ'm

yardan ayrı kalmak ölüm
söyle ne olacak halım
böyle kader böyle zulum
gelir garip başa leyla'm



zülüf dökülmüş yüze

zülüf dökülmüş yüze
kaşlar yakışmış göze
usandım bu canımdan
derdimle geze geze

bu ellerde gez gayrı
katip ol da yaz gayrı
bir kazma al bir kürek
mezarımı kaz gayrı

gün doğdu aştı böyle
gönüldür coştu böyle
sen orada ben burda
ömrümüz geçti böyle




çiçekler ekiliyor

çiçekler ekiliyor güzelim haydi haydi
bahçeye dikiliyor aman nidelim nasıl edelim
sen orada ben burda güzelim haydi haydi
böyle zor çekiliyor aman nidelim nasıl edelim
gel yanıma sevdiğim bize gidelim

bahçede gül ağacı güzelim haydi haydi
bu ayrılık çok acı aman nidelim nasıl edelim
sinemdeki yaranın güzelim haydi haydi
sen olursun ilacı aman nidelim nasıl edelim
gel yanıma sevdiğim bize gidelim



gönül dağı

gönül dağı yağmur yağmur boran olunca
akar can özümde sel gizli gizli
bir tenhada can cananı bulunca

sinemi yaralar yar oy
dil gizli gizli dil gizli gizli

dost elinden gel olmazsa varılmaz
rızasız bahçenin gülü derilmez
kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

gönülden gönüle gider yar oy
yol gizli gizli yol gizli gizli

seher vakti garip bülbül öterken
kirpiklerin oku yar yar cana batarken
cümle alem uykusunda yatarken

kimseler duymadan yar oy
gel gizli gizli gel gizli gizli




o şirin sözlerine, kırşehir

o şirin sözlerine
hayranım gözlerine
bakma el sözlerine
gel yanıma gel gel

aman eller görmesin
sakın eller duymasın
gel yanıma gel gel

tomurcuk nağmelerin
çözüver düğmelerin
göreyim siğnelerin
gel yanıma gel gel

aman eller görmesin
sakın eller duymasın
gel yanıma gel gel



ayva turunç narım var

ayva turunç narım var
benim ahu zarım var
hep derdinden ağlarım
bir vefasız yarim var

al almayı ver narı
ağlarım zarı zarı
tez günlerde gönderin
o ahu gözlü yari

ayva turunç neyleyim
halimi arzeyleyim
zaten bende talih yok
ta küçükten böyleyim

al almayı ver narı
ağlarım zarı zarı
tez günlerde gönderin
o ahu gözlü yari



aslanım eller

seher vakti çaldım yarin kapısın
baktım yarin kapıları sürmeli
boş bulmadım otağının yapısın
çıka gelgi bir gözleri sürmeli

aslanım eller eller
kokuyor güller güller
ne bilsin eller eller
perişan halleri

açtırdım kapıyı girdim içeri
aklımı başımdan aldı o peri
dedim sende buldum halis gevheri
dedi yoh yoh bir mehenge sürmeli

aslanım eller eller
kokuyor güller güller
ne bilsin eller eller
perişan halleri

hep gönüller muradıdır aşığın
nöbetin bekleyen alır keşiğin
beklemeli şu sultanın eşiğin
günde yüzbin kere yüzler sürmeli

aslanım eller eller
kokuyor güller güller
ne bilsin eller eller
perişan halleri



vay vay dünya

bugün bana bir hal oldu
yardan kara haber geldi
bu haber bağrımı deldi
bir de duydum menom öldü

sevdiydik birbirimizi
açamadık sırrımızı
babalar haldan anlamaz
duysa öldürürdü bizi

büyümüş gelinlik olmuş
hasretinden rengi solmuş
gizli dertten hastalanmış
bir de duydum menom ölmüş

yalandır bu dünya yalan
var mıdır muradın alan
cennet yüzünü görmesin
sevenlere mani olan

insanoğlu hiç mi idi
öksüz sevmek suç mu idi
biz de murada erseydik
garip olmak suç mu idi



bir güzel gördüm

bir güzel kız gördüm tutmuş yolunu
uzatmış gerdana sarmış telini
geldi geçti bilmem kimin gelini
sorsam öldürürler sormasam öldüm

dön beri de güzel yüzün göreyim
gerdanda benine yüzüm süreyim
dedi gel yanıma haber vereyim
varsam öldürürler varmasam öldüm

dedi yiğit muradına erdin mi
koynumdaki çifte narı gördün mü
dedi aşığısan gel gir koynuma
girsem öldürürler girmesem öldüm



nedir bu başımda bu sevda

nedir bu başımda bu sevda nedir
yandım ataşına ben kaç senedir
sevdiğim derdime derman sendedir
derdimin dermanını ver de öyle git

gönül mecnun olmuş çölde geziyor
talih kalem olmuş kara yazıyor
gün geçtikçe yarelerim azıyor
mevlayı seversen sor da öyle git

bülbül gibi ahım kaldı güllerde
baykuş gibi öttüm viran yellerde
bir garibim kaldım gurbet ellerde
perişan halimi sorda öyle git




hapishanelerde güneş doğmuyor

hapishanelerde güneş doğmuyor
geçiyor bu ömrümde günüm dolmuyor
eşim dostum hiç yanıma gelmiyor

yok mu hapishane beni arayan
bir zindanda ölem ben gardiyan

birer birer yoklamayı yaparlar
akşam olur kapıları kaparlar
bitmiyor geceler olmaz sabahlar

yok mu hapishane beni arayan
bir zindanda ölem ben gardiyan

anamdan doğalı garip kalmışım
acı mapushane aha genç yaşım
benim zindanlarda ne idi işim

yok mu hapishane beni arayan
bir zindanda ölem ben gardiyan



bağışla sevdiğim hakkı seversen

bağışla sevdiğim hakkı seversen
ağlatma garibi eller içinde
hep bizi söyleşir bu devr-i alem
beni destan ettin diller içinde

hasretin sineme yaralar açtı
kaybettim aklımı fikrim dolaştı
aktı gözüm yaşı sele karıştı
dost eline gider seller içinde

yıllar yılı çektim bu zalim derdi
yandı kerem gibi gönlümün yurdu
eller dost bağında gülünü derdi
benim gülüm soldu güller içinde

bu garip başımı sevdaya saldım
senin hasretinle sardım soldum
şaşırdım yolumu perişan oldum
bir mecnun misali çöller içinde



ela gözlerini sevdiğim dilber

ela gözlerini sevdiğim dilber
sana bir sözüm var diyemiyorum
bilmem deli miyim mecnun gezerim
sırrımı ellere veremiyorum
derdimi ellere diyemiyorum

ince belini tatlı dilini sevdiğim
kırılsın kollarım duramıyorum

helal olsun al yanaktan emdiğim
el uzatıp gonca gülün derdiğim

ince belini tatlı dilini sevdiğim
kırılsın kollarım duramıyorum

al yanaktan emdicağzım azıktır
tarama zülfünü göynüm bozuktur
öksüzüm garibim bana yazıktır
ıradı yollarım göremiyorum



böyle olur mu

attın gurbet ellere
düştüm böyle hallere
bıraktın yadellere
böyle olur mu

dereler çağlar oldu
gözlerim ağlar oldu
gelmedin yıllar oldu
böyle olur mu

kalbimi yaktın güzel
gurbete attın güzel
ele bıraktın güzel
böyle olur mu

dereler çağlar oldu
gözlerim ağlar oldu
gelmedin yıllar oldu
böyle olur mu



küstürdüm gönülü güldüremedim

küstürdüm gönülü güldüremedim
baharım güz oldu yazım kış oldu
gönüle yarini bulduramadım
baharım güz oldu yazım kış oldu

şu fani dünyada murat almadım
eller gibi şad olup da gülmedim
ellerin bağında gülü solmadı
baharım güz oldu yazım kış oldu




tatlı dile güler yüze (doyulur mu)

tatlı dile güler yüze
doyulur mu doyulur mu
aşk ile bakışan göze
doyulur mu doyulur mu

(bağlantı)
doyulur mu doyulur mu
canana kıyılır mı
canana kıyanlar
hakkın kulu sayılır mı

hem bahara hemi yaza
yarın ettikleri naza
yar aşkına çalan saza
doyulur mu doyulur mu

bağlantı

zülüflerin dökse yüze
yar badeyi sunsa bize
lebleri meyime meze
doyulur mu doyulur mu

bağlantı

garip'im geldik gitmeye
muhabbetimiz bitmeye
yar ile sohbet etmeye
doyulur mu doyulur mu

bağlantı



bütün ahbaplar ansın adını

bütün ahbaplar ansın adını
anlayan alırdı onun tadını
emmisi, dayısı, garip kadını
döşeyin evleri hacı geliyor
bir garip ölümü acı geliyor

hizmet için nice dağlar aşanı
keskin'li bilirler hacı taşan'ı
bunca hizmetleri hani, boşa mı
açılsın meydanlar taşan geliyor
insan hizmetine koşan geliyor

var mıdır insandan daha üstünü
bir bilirdi düşmanını dostunu
diksinler keskin'e onun büstünü
açılsın meydanlar hacı geliyor
bir garip ölümü acı geliyor

anam keskinlidir, babam kırşehir
gönülden geldi de eyledim kahır
saygım var insana evveli ahir
açılsın meydanlar taşan geliyor
insan hizmetine koşan geliyor



sevda gitmiyor (leyla leyla)

sevda gitmiyor serde de amanın leyla leyla
düşürdün beni derde de böyle yarim böyle
zülüflerin dökülmüşte amanın leyla leyla
al yanağına perde de eyle yarim eyle

kaşların kara kara da amanın leyla leyla
gözlerin derde çare de eyle yarim eyle
senin için yanarım da amanın leyla leyla
kerem misali nara da böyle yarim böyle

garibim böyle yarim de amanın leyla leyla
merhamet eyle yarim de eyle yarim eyle
suçum nedir bilmiyom da amanın leyla leyla
ne ise söyle yarim de söyle yarim söyle



nar tanesi (sevda olmasaydı)

sevda olmasaydı da
gönüle dolmasaydı
dünya neye yarardı da
güzeli olmasaydı

nar tanesi tanesi de
seviyom nar danesi
güzellerin içinde de
sevdiğim bir tanesi

o yar zülfünü tarar da
gönül dengini arar
bu dünyada sevmeyen de
ahrette neye yarar

nar tanesi tanesi de
seviyom nar danesi
güzellerin içinde de
sevdiğim bir tanesi

sevda ömür çürüdür
has bahçenin gülüdür
sevmeyeni neyleyim de
sevenim sevgilidir

nar tanesi tanesi de
seviyom nar danesi
güzellerin içinde de
sevdiğim bir tanesi



yardan ayrı düşeli

yardan ayrı düşeli
geçmiyor günler
hastadır garib gönlüm
durmadan inler inler

hastadır garib gönlüm
durmadan inler inler

dertlinin çaresini
mecnun'un leyla'sını
garibin yarasını
sarmıyor eller eller

garibin yarasını
sarmıyor eller eller




açma zülüflerin yellere karşı

açma zülüflerin yellere karşı
senin zülfün benim telim değil mi
bülbül feryat eder güllere karşı
o yar benim gülüm değil mi

sallama saçların (yar yar) sen de bulunsun
ezrail misali (yar yar) canım alırsın
etme bu cefayı (yar yar) kanlım olursun
bu kul senin kulun değil mi



yandı bağrım

yandı bağrım yandı aşkın elinden
bir de sen yakıp da gönderme beni
ben mecnun olmuşum sevda çölünde
yeniden mecnun'a çevirme beni

insan olan insan sever insanı
bizden evvel gelip gidenler hani
düşürüp aşkına mecnun misali
bir kuru hayale yeldirme beni

sevda çöllerinde ben mecnun oldum
şu garip gönlümün yarasın bildim
bir başka seversen işte ben öldüm
ne olur ölmeden öldürme beni



suda balık oynuyor, kırşehir

suda balık oynuyor
canım sana kaynıyor

leyli leyli türkmen kızı
sen allar gey ben kırmızı
yine doğdu tan yıldızı
doğmayaydı tan yıldızı

düştüm merhametsize
hiç halimden bilmiyor

leyli leyli türkmen kızı
sen allar gey ben kırmızı
yine doğdu tan yıldızı
doğmayaydı tan yıldızı

suda balık olmadan
gül sineler solmadan

leyli leyli türkmen kızı
sen allar gey ben kırmızı
yine doğdu tan yıldızı
doğmayaydı tan yıldızı

gel beraber olalım
kıyamete kalmadan

leyli leyli türkmen kızı
sen allar gey ben kırmızı
yine doğdu tan yıldızı
doğmayaydı tan yıldızı

suda balık yan gider
açma yaram kan gider

leyli leyli türkmen kızı
sen allar gey ben kırmızı
yine doğdu tan yıldızı
doğmayaydı tan yıldızı

açma güzel sineni
cahilim aklım gider

leyli leyli türkmen kızı
sen allar gey ben kırmızı
yine doğdu tan yıldızı
doğmayaydı tan yıldızı






çiçekdağı derler (oyun havası)

(of yar ey)
çiçekdağı da derler var mı sana zararım
yar yitirdim de uğrun uğrun ararım
(hey) üç güneydi benim kavli kararım
beş gün oldu nerde kaldı sevdiğim vah vah
anadan yosmam hey

(of yar ey)
çiçekdağı derler şanını duydum
aşkın ateşleriyle eğlendim kaldım
(hey) vebalim boynuna işte ben öldüm
mezarımı avluna kaz kara gözlüm
anadan yosmam hey

(of yar ey)
aşamadım çiçekdağın ardını
çeken bilir ayrılığın derdini
(hey) bülbül ucuz vermiş gülün narkını
gül alıp satmanın zamanı değil
anadan yosmam hey



ne yaşamış ne yaşar

şu dünyada muradına ermeyen
ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar
sevdiğini sinesine sarmayan
ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar

gurbet elde garib olan garibim
derdin deryasına dalan garibim
sevdiğinden ayrı galan garibim
ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar

yar aşgıynan yanıp bağrı gavrulan
genç ömrü harman olup savrulan
sevip sevip sevdiğinden ayrılan
ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar

gurbet elde garib olan garibim
derdin deryasına dalan garibim
sevdiğinden ayrı galan garibim
ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar



neyledin dünya (aydos)

aydos deyince yeri göğü inleden
muharrem ustaydı bunu dinleden
gönülü kırmazdı bilerekyen bilmeden
insan velisini neyledin dünya

aydos sazını çalarken kendinden geçen
gönülden gönüle kapılar açan
aşkın dolusunu nefessiz içen
gönül delisini neyledin dünya

aydos garibim babamdı muharrem usta
bilirim aşıktı sevdiği dosta
sazının emaneti diye en son nefeste
sazın ulusunu neyledin dünya



fani dünya

yörü bire yalan dünya
hiç vefanı göremedim
geçti ömrüm murad'ıma
eremedim eremedim

yıllar geçti ömür doldu
umutlarım hayal oldu
sevdiğimi eller aldı
ben yanına varamadım

eksilmez başımın karı
gitmez ömrümün efkarı
geçti ömrümün baharı
bir gonca gül deremedim

garibim irengim soldu
gözlerime yaşlar doldu
gönlüm bana bir dert oldu
alan bulup veremedim



şirin kırşehir

ana vatanımsın baba yurdumsun
ozanlar diyarı şirin kırşehir
uzak kaldım gurbet elde derdimsin
hasretin bağrımda derin kırşehir

kimi engin kimi yüksek evlerininen
kimi fakir kimi zengin beylerininen
kazaların nahiyelerin köylerininen
gönlümün içinde yerin kırşehir

feleğin yazdığı kara yazıynan
çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
kara kaşlarıynan kara gözünen
aşık etti beni birin kırşehir

garibim engince gönüller alan
aşkı feryadınan sazını çalan
ozanlar içinde birimiz olan
muharrem ustadır erin kırşehir



su gelir millendirir

su gelir millendirir aman
çayırı çillendirir
senin şu bakışların
ahrazı dillendirir

gitme uzak yollarına
gurban olduğum
datlı söyler dillerine
hayran olduğum

su gelir daşa değer aman
kiprikler kaşa değer
merak etme sevdiğim
bir gün baş başa değer aman



kaşların karasına

kaşların karasına
kurbanım arasına
ancak sen melhem olun
kalbimin yarasına
göynümün yarasına

ince belinden (yarim)
datlı dilinden (yarim)
bir hatıra ver bana
zülfün telinden (yarim)

kaşların kara kara
açtı bağrıma yara
başka doktor istemem
hekim doktor istemem
sensin derdime çare
sensin kalbime çare




kendim ettim kendim buldum

karadır bu bahtım kara
sözüm kar etmiyor yara
yaktı yüreğimi nara eyvah eyvah eyvah ey

kendim ettim kendim buldum
gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah ey

bilmez yar gönlümü bilmez
akar gözyaşımı silmez
bir kere yüzüme gülmez eyvah eyvah eyvah ey

kendim ettim kendim buldum
gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah ey



sanki sam yelisin (belalı kader)

sanki sam yelisin estin bağıma
soldurdun bağımda gülümü kader
düşürdün yolumu gönül dağına aman
aşırdın dağlarda yolumu kader
belalı kader

yar aşkına gizli gizli ağlarken
hasretinle ciğerimi dağlarken
gönül sazını yar aşkına çalarken aman
bozma düzenimi telimi kader
belalı kader

sanki mecnun gibi estin çöllere
sen düşürdün beni dilden dillere
bıraktın garibi gurbet ellere aman
gelip de sormadın halımı kader
belalı kader



dağlar dağladı beni

dağlar dağladı beni
gören ağladı beni
ayırdı zalim felek
derde bağladı beni

vay bana vaylar bana
su vermez çaylar bana
gitti yarim gelmedi
yıl oldu aylar bana

dağı duman olanın
hali yaman olanın
uyku girmez gözüne
gönlü viran olanın

vay bana vaylar bana
su vermez çaylar bana
gitti yarim gelmedi
yıl oldu aylar bana



nerde ne arıyon

nerde ne arıyon divane gönül
dinle bir kendini anlamak için
sen bir ruhsun kalbin ruhuna bağlı
irade elinde yönlemek için

tanıyabildin mi sendeki seni
bütün vücudunu bu nazik teni
allah şahit etmiş ruha bedeni
kimseyi kimseden sormamak için

sana akıl fikir bir mantık vermiş
seni gözün ile dünyayı görmüş
allah sevenlerin gönlüne girmiş
kulundan uzakta durmamak için

sevip sevilmesi gayet tatlıdır
garip'im sevgiler farklı farklıdır
bu hak ruhumuzla irtibatlıdır
sır etmiş kendini görmemek için



aman dünya ne dar imiş

aman dünya ne dar imiş
dert çekmesi ne zor imiş
içerimde yare varmış
dermanını arar oldum

dertli dertli gezer oldum
ben derdimi yazar oldum
bu derdi ben çeke çeke
hem canımdan bezer oldum

alnımda kara yazılar
yürekte yara sızılar
yetim kalan can kuzular
dermanımı arar oldum



şu fani dünyaya geldim gidiyom

şu fani dünyaya geldim gidiyom
sıkı tut bir yarin elinden gönül
yarine yar isen daha ne diyon
anca yarin anlar halından gönül

yari kaybetme yarsiz olaman yarsiz
şu dünyanın dadını alaman
yarin yarasına derman bulaman
aldırırsan yari elinden gönül

başını alır diyar diyar gezersin
ahire kendini mecnun eylersin
garib bülbül gimi feryat edersin
anlıyan bulunmaz dilinden gönül

dünya güzeldir belki hoşuna
değme sakın bela gelir başına
doğru git gel hele olan işine
belki sapıtırlar yolundan gönül




bahçadan aşıyor ayvanın dalı

bahçadan aşıyor ayvanın dalı
yüzüme dokandı yazmanın alı
gözel nedeceksin oy bu kadar malı
işte görünüyor günyanın halı

karadır kaşları sürmeli daim
el ele verip degmeli daim
fırsat elde iken sarmadım yari
beni öldürmeli dövmeli daim




halimenin aşıkları

halimenin aşıkları
vur zilleri çal kaşıkları

aman halimem yandan
severim seni candan

kuru fasulya kaynamaz oldu
halime kız oynamaz oldu

aman halimem yandan
severim seni candan

iki tabak birde kaşık
işlerimiz hep dolaşık

aman halimem yandan
severim seni candan



ahu gözlerini sevdiğim dilber

ahu gözlerini sevdiğim dilber
sana bir sözüm var diyemiyorum
bilmem deli miyim mecnun gezerim
sırrımı ellere veriyorum
(derdimi ellere diyemiyorum)

helal olsun al yanaktan aldığım
el uzadıp gonca gülün derdiğim
ince belini datlı dilini sevdiğim
gırılsın gollarım saramıyorum

al yanaktan aldıcağım azıktır
darama zülfünü gönlüm bozuktur
öksürür garibim bana yazıktır
destursuz yanına varamıyorum




ne güzel yaratmış, kırşehir

ne güzel yaratmış seni yaradan
istemem esmesin yeller incidir
güzelsin sevdiğim gülden goncadan
uzanmasın sana eller incidir

kipriklerin oktur kaşın yay gibi
gözlerin aklımı etti zay gibi
cemlin güneşe benzer yüzün ay gibi
değmesin zülüfler teller incidir

bir garip'im düştüm gurbet illere
aşığım ben sinendeki güllere
korkarım adını demem ellere
düşersin dillere diller incidir



ne söyleyeyim

ne söyleyim şu dünyanın haline
dağlar ayrı ayrı çöl ayrı ayrı
şu insanlar bölüşmüşler dünyayı
hudut ayrı ayrı yol ayrı ayrı

insanlık kastına silah yapılmış
belli insanlık kötülüğe katılmış
tetikler çekilmiş atom atılmış
tetik ayrı ayrı el ayrı ayrı

o hak gökte güneş yerde yar olmuş
şüphesiz ki her canlıda var olmuş
neden kimse bilmez çünkü sır olmuş
renk ayrı ayrı dil ayrı ayrı

kulak vermiş dört köşeyi dinlemiş
gönül yarsız bu dünyayı neylemiş
garip bülbül gül dalına tünemiş
dallar ayrı ayrı gül ayrı ayrı



neredesin sen,

şu garip halimden bilen işveli nazlım
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

ben ağlarsam ağlayan gülersem gülen
bütün dertlerime ağlayıp gönlümü bilen
sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
hiç bir tabip yarama merhem olmuyor
boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen



niye çattın kaşlarını

niye çattın kaşlarını
bilmiyom yar suçlarımı
ben ölürsem saçlarını
yolma gayrı yolma leyli leyli

ben yandım aşkın narına
meyletmem dünya malına
ben ölürsem mezarıma
gelme gayrı gelme leyli leyli



al yanak allanıyor

al yanak allanıyor
aman yazması pullanıyor
o yar çıkmış karşımda
aman dal gibi sallanıyor

aman etme bana bu nazı
aman gel bize bazı bazı
aman yar ben seni alırdım
aman baban olsaydı razı

al yanak gül gül olur
aman sırma saç tel tel olur
yarim çıkma dışarı
aman seni gören del'olur

aman etme bana bu nazı
aman gel bize bazı bazı
aman yar ben seni alırdım
aman baban olsaydı razı

al yanak pembe pembe
aman sevdan uyandı bende
sevdan ile yanıyorum
aman hiç insaf yok mu sende

aman etme bana bu nazı
aman gel bize bazı bazı
aman yar ben seni alırdım
aman baban olsaydı razı

al yanak gül gül olur
aman sırma saç tel tel olur
yarim çıkma dışarı
aman seni gören del'olur

aman etme bana bu nazı
aman gel bize bazı bazı
aman yar ben seni alırdım
aman baban olsaydı razı




sevgi mengisi, kırşehir

yüzün güzelliği özün coşkusu
insanı var eden sevgidir sevgi
yaşama sevinci yürek tutkusu
gönlü yar eden sevgidir sevgi

sevgi dolsun badelere içelim
sevgiler ekelim sevgi biçelim

sevgi dünyasına yalan giremez
sevgiyi bilmeyen dosta eremez
perdelidir dostluk herkes giremez
perdeyi kaldıran sevgidir sevgi

sevgi dolsun her nefeste içelim
sevgiler ekelim sevgi biçelim



sevgidir sevgi

yüzün güzelliği özün coşkusu
insanı var eden sevgidir sevgi
o dostun cemali yürek tutkusu
gönülü yar eden sevgidir sevgi

sevgi dolsun badelere içelim
sevgiler ekelim sevgi biçelim
sevgi dolsun her nefeste içelim
sevgiler ekelim sevgi biçelim

sevgi dünyasına yalan giremez
sevgiyi bilmeyen dosta eremez
perdelidir dostluk her can göremez
perdeyi kaldıran sevgidir sevgi



prüden geçti gelin

prüden geçti gelin
saç bağın düştü gelin
haldan bilmez di loy loy

söz anlamaz ne çare
eğil bir yol öpeyim
gençliğim geçti gelin

prüden geçemiyom
az doldur içemiyom
haldan bilmez di loy loy

söz anlamaz ne çare
eğil bir yol öpeyim
gençliğim geçti gelin



garibin dünyada yüzü gülemez,

garibin dünyada yüzü gülemez
her zaman işleri zordur garibin
hep sever de sevdiğini alamaz
bülbül gibi işi zardır garibin

inler arı gibi kendinden geçer
her çiçek bağrına bir yara açar
bir bina yapsa da çabucak uçar
böyle kara bahtı vardır garibin

garip'in yüzüne gülen bulunmaz
gül olsa da kardeş alan bulunmaz
garibin de derdinden bilen bulunmaz
dünyası başına dardır garibin



canana doyulur mu

tatlı dile güler yüze
doyulur mu doyulur mu
aşkınan bakışan göze
doyulur mu doyulur mu

doyulur mu doyulur mu
canana kıyılır mı
canana kıyanlar
hakk'ın kulu sayılır mı

zülüflerin dökse yüze
yar badeyi sunsa bize
lebleri meyime meze
doyulur mu doyulur mu

doyulur mu doyulur mu
canana kıyılır mı
canana kıyanlar
hakk'ın kulu sayılır mı

hem bahara hemi yaza
yarin ettikleri naza
yar aşkına çalan saza
doyulur mu doyulur mu

doyulur mu doyulur mu
canana kıyılır mı
canana kıyanlar
hakk'ın kulu sayılır mı

garibim geldik gitmeye
muhabbetimiz bitmeye
yarinen sohbet etmeye
doyulur mu doyulur mu

doyulur mu doyulur mu
canana kıyılır mı
canana kıyanlar
hakk'ın kulu sayılır mı



gönül yari bulmayınca,

gönül yari bulmayınca
muradını almayınca
o yar benim olmayınca
gülemem gülemem
ben o yarsiz olamam

gözyaşlarım seller gibi
yandı bağrım çöller gibi
susuz kalmış güller gibi
solamam solamam
ben o yarsiz olamam

yar gönlümü bilmeyince
garip yüzüm gülmeyince
yar canımı almayınca
ölemem ölemem
ben o yarsiz ölemem



kına mı yaktın eline (emine)

kına mı yaktın eline
(emine ah emine)
geldin gelinlik çağına
(emine ah emine)
işte sana düğün dernek
(emine ah emine)
vursun davul çalsın zurna
(emine ah emine)

işte seni seven benim
(emine ah emine)
senin aşkınla ölenim
(emine ah emine)
etme bana gel kölenim
(emine ah emine)
vursun davul çalsın zurna
(emine ah emine)



kale kaleye bakar (sürmeli)

kale kaleye bakar, ben bilmem ayrılık
bakışların can yakar da gözleri sürmelim
bakışların can yakar da elleri kınalım
sen orada durukan, ben bilmem ayrılık
başka yere kim bakar da gözleri sürmelim
başka yere kim bakar da elleri kınalım

hey sürmeli sürmeli, ben bilmem ayrılık
severken sevdirmeli de elleri kınalım
severken sevdirmeli de gözleri sürmelim

kaleden indin imiş, ben bilmem ayrılık
mendilin dolu yemiş de gözleri sürmelim
mendilin dolu yemiş de elleri kınalım
yare saldım yememiş, ben bilmem ayrılık
gendisi gelsin demiş de gözleri sürmelim
gendisi gelsin demiş de elleri kınalım

hey sürmeli sürmeli, ben bilmem ayrılık
severken sevdirmeli de gözleri sürmelim
severken sevdirmeli de elleri kınalım



naz eyleme (gurban olduğum)

naz eyleme bana n'olur
naz'ına gurban olduğum
bakışların canım alır
gözüne gurban olduğum
canım gurban olsun sana
gel görüyüm gana gana
ben oluyum yanağına
yüzüne gurban olduğum

sensin şu gönlümün yari
bağrıma koydun nari
sallan da gel bana doğru
izine gurban olduğum
ne sarayın ne de köşkün
garip gönlüm sana düşkün
yüreğim de yanar aşkın
közüne gurban olduğum



ceylan (sensin bu dağların meralı)

terk edeli ceylan şu bizim dağı
ne laleler açtı ne sümbül bitti
bozuk viran oldu gönlümün bağı
ne güller açıldı ne bülbül öttü
yaralı ceylanım kimler incitti
yaralı yaralı yaralı ceylanım
sensin bu dağların meralı ceylan

bilirim bir bahtı garalı ceylan
avcılar atıp da vuralı ceylan
avcılar elinde yaralı ceylan
al guzunu ceylan gel bizim dağa
sensin güneş gözlüm gül bizim bağa
yaralı yaralı yaralı ceylanim
sensin bu dağların meralı ceylan

zalim avcılara ben ne söleyim
herkesi kendine haval eyleyim
sen olmazsan bu dağları neyleyim
çekilme ceylanım gel bu garipden
bir emanetim var al bu garipden
yaralı yaralı yaralı ceylan
sensin bu gönlümün meralı ceylan
yaralı yaralı yaralı ceylanım
sensin bu dağların meralı ceylan



ne olur sevdiğim (gel)

ne olur sevdiğim bayram
ayında gel ayında gel
çıkart keteni gömleği
soyun da gel soyun da gel

seherde seyran günüdür
hem demi devran günüdür
yar bugün bayram günüdür
sevin de gel sevin de gel

aşkın galbimde var deyi
yanar yüreğim nar deyi
bir garip yarim var deyi
övün de gel övün de gel



mevlana (yok değilsin), kırşehir

bu dünyada yok değilsin
varsın mevlana mevlana
sen cümlemizin gönlüne
yarsın mevlana mevlana

gerçekler dünyada ölmez
her ermiş mevlana olmaz
mevlana mevlana
can gözü görmiyen bilmez
sırsın mevlana mevlana

her gönüle bir eşsin sen
galpde yanan bir aşksın sen
mevlana mevlana
gönlümüze güneşsin sen
nursun mevlana mevlana



zamana uymasını bil

zaman sana uymaz boşa çalışma
gel gardaş zamana uymasını bil
el aklıynan gezip boşa dolaşma
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost
biraz da kendine gelmesini bil
dost dost dost dost dost
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost

her yörüyen il eline gidiyo
bilmem okudun mu ilim ne diyo
dedesini torunları ye diyo
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost
çocuğun yüzüne gülmesini bil
dost dost dost dost dost
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost

datli gonuş dinlesinler sözünü
gül ki gören seyresin yüzünü
zaten hak biliyo senin özünü
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost
aynı hakkın eşit olmasını bil
dost dost dost dost dost
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost

cehalet şu bana neler eylidi
boş yere bağladı boşa eyledi
garip bu sözleri sana söyledi
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost
sana söylenenin duymasını bil
dost dost dost dost dost
gel gardaş zamana uymasını bil
dost dost dost dost dost
biraz gulak verip duymasını bil
dost dost dost dost dost



kahveyi kavuranlar,

kahveyi kavuranlar
dumanın savuranlar
cennet yüzü görmesin
seveni ayıranlar

vay vay vay vay
şen olsun bağlamanın telleri vay

kahvenin zehirleri
doyurdu hepimizi
girdi felek araya
ayırdı ikimizi

vay vay vay vay
şen olsun bağlamanın telleri vay

kahveyi kaynatırlar
fincana damlatırlar
alırlar yari elinden
garip'i ağlatırlar

vay vay vay vay
şen olsun bağlamanın telleri vay



dinle sana bir sözüm var

dinle sana bir sözüm var
kimseyi hor görme gardaş
kim nasıldır allah bilir
kötüleyip yerme gardaş

tek hakim'dir ulu gani
bir yaratmış seni beni
veren alır tatlı canı
ötesini sorma gardaş

gönül bilmeyenler çoktur
bilmeyen de gönül yoktur
bilmiş ol ki gönül haktır
sakin ol ha kırma gardaş

kerameti sende bilip
bilmeden günahkar olup
insan doğup hayvan ölüp
cehenneme girme gardaş

bak hayvanların halına
gitmiş şeytanlık yoluna
kaderin garib kuluna
başka isim verme gardaş



hata benim günah benim, kırşehir

bilemedim kıymetini kadrini
hata benim günah benim suç benim
elim ile içtim derdin zehrini
hata benim günah benim suç benim

bir günden bir güne sormadım seni
körümüş gözlerim görmedim seni
boşa mecnun eylemişim ben beni
hata benim günah benim suç benim

bilirim suçluyum kendi özümden
gel desen gelirdim senin izinden
her ne çekti isen benim yüzümden
hata benim günah benim suç benim

sana karşı benim bir sözüm yoktur
haklısın sevdiğim kararın haktır
garip'in derdinin dermanı yoktur
hata benim günah benim suç benim



deli boran (bozlak), kırşehir

uzak yoldan geldim hasretim için
hani nerde babam muharrem nerde
yaralı bülbül'üm ses vermez niçin
yüreği yanığım o kerem nerde

o garib gönüllüm dertli bakışlım
feleğin elinde sinesi daşlım
yüreği yaralım gözleri yaşlım
gönül evi yıkık viranım nerde

fet olurdu feryadını dinleyen
feryadı içinde derdini anlıyan
kuşlar gimi viranede ünleyen
ecinnice deli buranım nerde

okula gidemedim bu dert benimdir
hemi benim derdim hem babamındır
hemi babam hemi öğretmenimdir
garibim dersimi verenim nerde



çiçekdağı derler (oyun havası)

çiçek dağı derler çok gezdim gördüm
kırşehir ilidir vatanım yurdum
hep orada arttı efkarım virdim
derdime bir derman ver çiçek dağı

çiçek dağı derler methini etmek
kolay mıdır seni terkedip gitmek
hele şu gurbetin kahrını çekmek
gel onu da bana sor çiçek dağı

çiçek dağı derler garip'in yurdu
içinde gizlidir bin türlü derdi
zalim felek beni yardan ayırdı
yardan ayrılması zor çiçek dağı

(vardım zilin sesine)
(yalvardım anasına)
(dünyada malım olsa)
(sarfetsem cilvesine)



sevdiğim (bir nazar eyledim),

bir nazar eyledim hoş cemaline
yaktın bu bağrımı nara sevdiğim
kemiğim tarak et zülfün teline
aklına getirip tara sevdiğim

dostun bahçesine gül inmeyince
açılmış goncalar derilmeyince
yar elinen yaram sarılmayınca
azar bu sinemde yara sevdiğim

öz gönülden hiç yüzüme gülmezsen
eller gibi hiç halımdan bilmezsen
çaresiz derdime derman olmazsan
bulunmaz derdime çare sevdiğim

yandı bağrım yandı yar deyi deyi
gönül yar istiyor yaram sar deyi
şurada bir garip yarin var deyi
hatırdan çıkarma ara sevdiğim



o sen misin o sen misin

öz gönülden gülemeyen
o sen misin o sen misin
gönülde yar bulamayan
o sen misin o sen misin

ağlayıp da gülemeyen
gözyaşını silemeyen
sevdiğini alamayan
o sen misin o sen misin

ta küçükken aşka düşen
aşkın ateşiyle pişen
sevdiğinden ayrı düşen
o sen misin o sen misin

sevdiğinden ayrı kalan
gül gibi sararıp solan
gurbet elde garip olan
o sen misin o sen misin



kesik çayır biçilir mi, kırşehir

kesik çayır biçilir mi
sular soğuk içilir mi
bana yardan geç diyorlar
seven yardan geçilir mi

ağam desinler desinler
şeker yesinler
şu kız şu oğlana
vurgun desinler

aman ben yandım
yandım yandım yandım
ellerin köyünde
aldandım kaldım

ağam desinler desinler
şeker yesinler
şu kız şu oğlana
vurgun desinler

ağam ben yandım
yandım yandım yandım
ellerin memleketinde
aldandım kaldım

ankara'nın tren yolu
gahi eğri gahi doğru
canım benim anadolu
gideyim mi senden gayrı

ağam desinler desinler
şeker yesinler
şu kız şu oğlana
vurgun desinler

aman ben yandım
yandım yandım yandım
ellerin köyünde
aldandım kaldım

ağam desinler desinler
şeker yesinler
şu kız şu oğlana
vurgun desinler

aman ben yandım
yandım yandım yandım
ellerin köyünde
aldandım kaldım



hapishanelere attım postumu

hapishanelere attım postumu
kaybettim yarenimi dostumu
bütün ahbaplarım bana küstü mü

yandım mapushane senin elinden
kurtulaydım gardiyanın dilinden

hapishane önünde bir derin kuyu
kuyudan alırlar mahkumlar suyu
ne gelen var ne giden bütün gün uyu

yandım mapushane senin elinden
kurtulaydım gardiyanın dilinden



kar mı yağmış yüce dağlar başına

kar mı yağmış yüce dağlar başına
merhamet eylemez gözlerimin yaşına
daha değmemiştir on beş yaşına

vurdu felek kırdı kollarımı dalından
nerelere gidem arzedeyim halımdan

şu dünyanın vefasını görmedim
geçti cahil ömrüm bir murada ermedim
eller gibi devr-i devran sürmedim

vurdu felek kırdı kollarımı dalından
nerelere gidem arzedeyim halımdan



kar yağar kar üstüne

kar yağar kar üstüne
yar sevmiş yar üstüme
varsın sevsin neyleyim
turp yemiş nar üstüne

aman yarim gez de gel
badeleri söz de gel
sarhoşum ben çözemem
düğmelerin çöz de gel

şu derenin uzunu
kıramadım buzunu
aldım türkmen kızını
çekemiyom nazım

aman yarim gez de gel
badeleri söz de gel
sarhoşum ben çözemem
düğmelerin çöz de gel



dinek dağı

çıka idim dinek dağı salına
at kataydım mal yemezin malına
sıtkı bütün arkadaşın yoluna
biz kelleyi verenlerdeniz

belimizde kılıcımız kirmani
taşı deler mızrağımız temreni
düşmana yeke yek varmak zamanı
hazır ol vaktine diyenlerdeniz

bineyidim de kıratımın üstüne
alaydım da martinimi bestime
gafil varmak bir düşmanın üstüne
hazır ol vaktine diyenlerdeniz



sevdayı çekip de gönülü bilen

sevdayı çekip de gönülü bilen bilen
gönülsüzün kollarında yatmasın aman
aman yatmasın aman

neye yarar sevdadan uzak olan olan
yaşayan ölüdür allah etmesin aman
aman etmesin aman

kerem'den kamber'den mecnun'dan beri beri
sevda çeken bilir gönüllü yari aman
aman yari aman

kapını çalmadan ölüm haberi haberi
sev seveni gözün açık gitmesin aman
aman gitmesin aman

aşk irade gönüller sultan olsun olsun
gönül aradığını gönlünce bulsun aman
aman bulsun aman

dilerim ki herkes muradını alsın alsın
zalim felek buna mani olmasın aman
aman olmasın aman



cahildim dünyanın

cahildim dünyanın rengine kandım
hayale aldandım boşuna yandım
seni ilelebet benimsin sandım
ölürüm sevdiğim zehirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin

sözüm yok şu benden kırıldığına
gidip başka dala sarıldığına
gönül inanmıyor ayrıldığına
gözyaşım sen oldun kahırım sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin

garip'im can yakıp gönül kırmadım
senden ayrı ben bir mekan kurmadım
daha bir gönüle ikrar vermedim
batınım sen oldun zahirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin



çiçekler içinde menevşe baştır

çiçekler içinde menevşe baştır
güzeli gösteren göz ile kaştır
gurbete gidiyom mektup ulaştır
mektup ile konuşalım bir zaman

seyretsen de yari gerçek göremen
tutuşup aşkınla kül olmayınca
istesen de yare doğru varaman
gönülden gönüle yol olmayınca

hasretin çeksen de sevdası hoştur
güzeli gösteren göz ve kaştır
sevdası olmayan yürekler boştur
yarin aşkıyınan dol'olmayınca

kerem der ki dağ üstüne dağ olmaz
ah çekenin yüreğinde yağ olmaz
elin kızı gelip sana yar olmaz
varıp kapısına kul olmayınca
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-09, 12:01   #7 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

ÖMER..

AŞIK ÖMER



Sebep oldun ayırdın beni yârdan

Sebep oldun ayırdın beni yârdan
Tiğ-ı gazab sana yâr olsun rakiyb
Kurtulma cihanda âh ile zârdan
Köhne dünyâ başına dar olsun rakiyb

Geçer günüm gam ile safâ sürme
Âlemde mahrum ol murâda erme
Âhırette rahat yüzünü görme
Cehennemde yerin nâr olsun rakiyb

Ol gözleri meste oldum mübtelâ
Sen nedâmet oldun başıma belâ
Güldürmesin seni efendim Mevlâ
Ağlamaklar sana kâr olsun rakiyb

Dilerim zindanlar olsun durağın
Derd ü mihnet ile geçsin her çağın
Tutulsun dâimâ elin ayağın
Rûz ile şeb işin zar olsun rakiyb

Doludur gözlerim yaş ile nemden
Ömer' i ayırdın ol gonca femden
Kurtulmayasın sen der ü elemden
Belâ mihnet başına var olsun rakiyb



Gönül muntazırdır nazlı yârine

Gönül muntazırdır nazlı yârine
Bâd-ı seher selâm eyle dostuma
Takdir Hudâ' nındır tedbirin kime
Yolumuz gurbete düştü bu sene

Kahbe felek bundan özge iş eyler
Düşmüş mezeler meyler şişeler
Yurdum senin ile tenhâ köşeler
El erişmez muhabbete bu sene

Gönül intizarda nazlı yârına
Benzettim boyunu servi dalına
Müyesser olur mu aceb görüne
Dostumun yüzünü görmek bu sene

Âşık Ömer sana meftûn olalı
Gönül âşnâsından cüdâ olalı
Bin altmış bir sene târih olalı
Herkes sevdiğinden ayrı bu sene



Şunda bir dilbere gönül düşürdüm

Şunda bir dilbere gönül düşürdüm
Aldı beni kaşlarının arası
Hûb cemâlin gördüm aklım şaşırdım
Yaradan Mevlâ' ya kaldı çaresi

Benim sevdiceğim gülden nâziktir
Çekmişim aşkını bağrım eziktir
Yeter cevreyledin bana yazıktır
Güle güle gel hey canım pâresi

Telli turnam gelir şunda hak deyü
Yerde gökte düşmanların çok deyü
Ne kaçarsın senden gayrı yok deyü
Beyaz gerdanında dişler yarası

Âşık Ömer der ki aşka yanarım
İçüp aşkın şarabını kanarım
Kıblem Hak' dır yönüm sana dönerim
Mihrâbımdır iki kaşın arası



Devlet hümâsını tutayım derken

Devlet hümâsını tutayım derken
Uçurdum kolumdan bâz elden gitti
Cehd idüp ardından yeteyim derken
Hazır turna ile kaz elden gitti

Hûda' nın virdiğine olmadım kail
Gönül ata dona dilbere mâil
Olmuş iken bir dem devlete nâil
Kıymetin bilmedim tez elden gitti

Yine cûş eyledi bu derdli yürek
Sinemi çâk etti bu devr- i felek
Mevlâ' nın verdiğine kanâat gerek
Gönül çok isterken az elden gitti

Mevlâ' m verse varabilsem yârime
Elim varmaz oldu kisb ü kârime
Bir kara dumandır çöktü serime
Kış eyyâmı geldi yaz elden gitti

Ömer içini gör bakma dışına
Çektiğin gelmesin kullar başına
Kimse rahm eylemez çeşmim yaşına
Ağlayı ağlayı göz elden gitti



Be gâziler aşka düşeldenberi

Be gâziler aşka düşeldenberi
Câm- ı mihnet bana yâr oldu gitti
Gam deryâsı serden aşaldanberi
Tutuştu vücûdum nâr oldu gitti

Kârban işlemez illerde kaldım
Garib Mecnun gibi çöllerde kaldım
Bir aceb şiddetli yollarda kaldım
Dört yanım işlemez kar oldu gitti

Hastadır vücudum zinde değildir
Zahmim yüreğimde tende değildir
Akl ü fikrim dersen bende değildir
Yârim ağyar ile yâr oldu gitti

Ey Ömer artırdım âh ü feryadı
Ayyuka çıkardım nâle vü dâdı
Melâmet dumanı serim kapladı
Bu dünya başıma dar oldu gitti




Devretmedi murâdımca zamâne

Devretmedi murâdımca zamâne
Beni cânânımdan ayırdın felek
Kaza tîri gibi attın yabana
Kaşı kemânımdan ayırdın felek

Gittikçe arardın âh ü figanım
Aleme şây oldu râz-ı nihânım
Ne yerim var benim ne hod mekânım
Nâm ü nişânımdan ayırdın felek

Gözüme görünmez lâleler güller
Mecnûnum mekânım sahralar çöller
Bana mekân oldu gurbetlik eller
Öz âşiyânımdan ayırdın felek

Korkarım gurbette derd ile ölem
Bir mahal bulamam açılam gülem
Hâristâna düşmüş garib bülbülem
Bâğ- ı cananımdan ayırdın felek

Ey Ömer sinede artmada yâre
Cünûnum intizar olalı yâre
Sâye-veş ayakta kaldım ne çare
Serv- i revânımdan ayırdın felek



Dâd elinden kime idem şikâyet

Dâd elinden kime idem şikâyet
Beni diyarımdan ayırdın felek
Ne gözde uyku var ne tende rahat
Sabr ü karârımdan ayırdın felek

Bî- vefâ köhnezen değil mi adın
Âkıbet âlemde kime yaradın
Netsen gerek dahi nedir murâdın
öz ihtiyârımdan ayırdın felek

Bir âşık isterse vasl-ı habîbi
İbtidâ derd ü gam olur nasîbi
Komadın hâlinde bu ben garîbi
Sevgili yârimden ayırdın felek

Bana bu gurbeti mesken eyledin
Hemdemimi âh ü şîven eyledin
Gözüme âlemi külhan eyledin
Bâğ u bahârımdan ayırdın felek

Bu Ömer' i beter kıldın ölümden
Şimdengerü kurtul imdi dilimden
Bir servi kametim aldın elimden
Hâsılı varımdan ayırdın felek



Efendim gîsû-yi siyehkârında

Efendim gîsû-yi siyehkârında
Mihmânın değildir ya nedir gönül
Mânend-i andelîb gül' izânnda
Zülâlin değildir ya nedir gönül

Huda kemâl üzre vermiş kemâli
Gönlümden gider mi hüsnün hayâli
Şöyle senden ayrı Ya'kub misâli
Giryânın değildir ya nedir gönül

Ne bilir esrâr-ı Mevlâ'yı câhil
Muhabbetle olur rizâyı tahsil
Cemâlin gördükçe mest-i laya'kil
Hayrânın değildir ya nedir gönül

Âh etsem âhımdan yerde taş oynar
Akar gözlerimden kanlı yaş oynar
Çevgan-ı zülfünde cân ü baş oynar
Galtânın değildir ya nedir gönül

Ben Ömer kulunun fedâdır cânım
Serv-i hırâmânım şâh-ı hûbânım
Sen de insâf eyle benim sultânım
Kurbânın değildir ya nedir gönül



Beni bana komaz aşk- ı cünûnum

Beni bana komaz aşk-ı cünûnum
Serimi sevdaya saldım ağlarım
Dembedem artmakta derd- i derûnun
Seng ile siînemi deldim ağlarım

Ah etmekten elif kaddim oldu dal
Şâdîlik eksilüp artmakta melal
Vatanım gözüme görünür hayal
Diyâr- ı gurbette kaldım ağlarım

Ey Ömer kalmışım ben bu hasrette
Diyâr- ı gurbette şâm-ı zulmette
Hep iller işrette zevk u sohbette
Ben bir mekân bulmaz oldum ağlarım



Elâ gözlerine kurban olduğum

Elâ gözlerine kurban olduğum
Yüzüne bakmağa doyamadım ben
İbret için gelmiş derler cihâna
Noktadır benlerin sayamadım ben

Aşkın ateşidir sînemi yakan
Lütfuna irer mi çevrini çeken
Kolların boynuma dolanmış iken
Seni öpmelere kıyamadım ben

Terk eyledim ağalarım beylerim
Bozbulanık seller gibi çağlarım
Anın içün ben ah idüp ağlarım
Ayrılık oduna doyamadım ben

Kaldı deli gönül kaldı hep yasta
Mevlâ' m erdir beni murâda kasda
Âşık Ömer eydür sevgili dosta
Allah' a ısmarladık diyemedim ben



Hak' tan gayri kimse bilmez dilinden

Hak' tan gayri kimse bilmez dilinden
Bülbül şakır yazı kışı Sakız' ın
Kurtar deyü çün adûnun elinden
Hak' ka niyaz eder taşı Sakız' ın

Öğme gidi yezid neye öğersin
Seng- i siyah ile sînen döğersin
Sen İslâma bir gün boyun eğersin
Zîrâ görülmüştür düşü Sakız' ın

Yüğrük gemilerin salma engine
Lâbüd sataşırsın bir gün rengine
Mağrur olup ateşine çengine
Vire idüp kurtar başı Sakız' ın

Yeni burca Kıral burcu dediler
Muhkem binâ imiş kâfir gidiler
Der ki Ömer üçler yediler kırklar
Var mıdır dünyâde eşi Sakız' ın



Arızın nihan et berk- i ter içre

Arızın nihan et berk-i ter içre
Hûblar kârısâzı senden öğrensin
Çık salın sevdiğim güzeller içre
Periler pervâzı senden öğrensin

Bilmem ne tal' atsın ey hûri sîmâ
Gören mâil olur bay eğer gedâ
Nefesin mürdeler etmede ihyâ
Güzeller icazı senden öğrensin

Bir âşk aşkına mâil olursa
Aceb midir aklı zâil olursa
Güzeller şiveye mâil olursa
İstiğnâyı nâzı senden öğrensin

Dâim irfan ile zevk u safâlar
Hüsne mağrur olup kılma cefâlar
Bir âdet eyle kim hep bî-vefâlar
Ol kâr- ı mümtâzı senden öğrensin

Der ki Ömer gören hâl- î fülfülün
Bend olur ihtiyar eder kâkülün
Arakçının çıkar dağıt sünbülün
Hûblar keşf- i râzı senden öğrensin



Fasl- ı şitâ gidüp bahar gelince

Fasl- ı şitâ gidüp bahar gelince
Şükûfeler verir sana şan dağlar
Dürlü dülü seyrângehin görünce
Karar idebilmez dil ü can dağlar

Bir âşık olunca dostundan cüdâ
Her kaçan derûnî eylese nidâ
Her bir gülşenlerin vermede sâdâ
Arar sende bulurlar cânan dağlar

Ateşin eritir komaz karını
Elden mi aldırdın nazlı yârını
Gözlerin ayağı döker varını
Nedendir serinde bu duman dağlar

Ah ittikçe sîne bendim döğerim
Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
Aylar günler geçer hasret çekerim
Yolun ver geçeyim gel aman dağlar

Ömer' e bu dağlar durağ olmuştur
Hemdemi âh işi ferâğ olmuştur
Sevgili yârinden irağ olmuştur
Yaş değil gözleri beli ki kan dağlar



Kamu insan bir âhenge mâildir

Kamu insan bir âhenge mâildir
Kaygu nedir mihnet nedir bilmezler
Düşünmezler şu dünyânın sonunu
Hayat nedir memat nedir bilmezler

Uyup cürm ile Şeytân' a isyanda
Nefis nefse bir acâib seyranda
Kurdular meclis- i demi devranda
Dünyâ nedir ahret nedir bilmezler

Ömer der ehl-i irfan meclisi bunlar
Derilmiş gelmişler merhaba canlar
Dürr- i meknûn söylesem de kim anlar
Türkü nedir müfred nedir bilmezler



Gel- e canım sana bir suâlim var

Gel- e canım sana bir suâlim var
Lütuf eyle bana şundan haber ver
Hak' kın ma'mûr evi cennet cehennem
Kiminçün yapıldı şundan haber ver

Şeytân- ı laînin sözüne uyan
Havva' dır cennette buğdayı yiyen
Âdem' in eğninden hülleyi soyan
Cennetten çıktığı günü haber ver

Balığın mekânı su ile taştır
Anın ötesini anlamak güçtür
Hazret- i Âdem' in makamı kaçtır
Yönü ne diyâra şundan haber ver

Yüz yirmi dört bin peygamber gelmeden
Hak Muhammed habîbini bilmeden
Din islâm kâfire kılıç çalmadan
Dini kim zaptetti şundan haber ver

Âşık Ömer hasmı ile görüşür
Tenin türab hem aslına karışur
Ay nereden doğar nerden kavuşur
Gün neden halk oldu şundan haber ver



Dedim dilber yanakların kızarmış

Dedim dilber yanakların kızarmış
Dedi çiçek taktım gül yarasıdır
Dedim dâne dâne olmuş benlerin
Dedi zülfüm değdi tel yarasıdır

Dedim dilber sana yazılı kanım
Dedi niçün dersin benim sultânım
Dedim kimler sarmış ince miyânın
Dedi kendim sardım kol yarasıdır

Dedim bu Ömer' in aklını aldın
Dedi sevdiğine pişman mı oldun
Dedim dilber niçün sararup soldun
Dedi hep çektiğim dil yarasıdır



Ol tıfl- ı nevreste şûh- ı cihânım

Ol tıfl- ı nevreste şûh- ı cihânım
Hûblar içre şimdi bir dânecedir
Aceb bî-vefâdır çeşm- i fettânım
Gönlüm ol ecilden divânecedir

Bilmez ol bî-vefâ yâr- ı sâdıkı
Bigâne zanneder vasla lâyıkı
Gamzesi nûş ider hûn- ı âşıkı
Böyle bir gözleri mestânecedir

Ömer sevdâsını baştan aşırmış
Hayâl- i yâr ile kendin şaşırmış
Böyle bir fettana gönül düşürmüş
Ayb eylemen biraz divânecedir



Yine bir haber geldi çeşm- i mestimden

Yine bir haber geldi çeşm- i mestimden
Bana rahm eylemiş gelse gerekdir
Çok zamandır cüdâ düştüm dostumdan
Ağlayan dîdeler gülse gerekdir

Bir zaman demezdim feleğe beli
Kim ahır elinden ruhleri âli
Hasretinden iki çeşmimin seli
Derd ile kan olmuş silse gerektir

Aşkın ile hasbıhâlin söylerim
İnüp aşkın deryâsını boylarım
Gamzesine sînem nişan eylerim
Hışm ile bağrımı delse gerekdir

Dostumun hayâli gözümden gitmez
Çoktur yârelerim onulmaz bitmez
Korkarım eğlenüp va'deye yetmez
Ömer bu derd ile ölse gerekdir



Gönül melûl olup eyleme âhı

Gönül melûl olup eyleme âhı
Âşıka ayrılık ola- gelmiştir
Gel sözümü dinle güzeller şâhı
Ağlaşanlar bir gün güle gelmiştir

Hâtırını yıkma bu ben gedânın
Bir ednâ kuluyum ben de Hudâ’ nın
Nice senin gibi gonce fidanın
Açılan gülleri sola-gelmiştir

Doğan aylar gibi doğup dolunma
Çıkup karşımızda güzel salınma
Beni sevdi deyü sakın alınma
Dilberi sevenler ola-gelmiştir

Güzelsin sevdiğim ben de bilirim
İltifat idersin deyü gelirim
Sevdiğim ben seni arar bulurum
Mecnun Leylâ' sını bula gelmiştir

Der ki Ömer mânâ vardır bu sözde
Derdimiz kalmadı binde beş yüzde
Kızların yoluna kurbanız biz de
Güzel âşık canın ala-gelmiştir.



Mihnet köşesinde yatırıdım hasta

Mihnet köşesinde yatırıdım hasta
Zaif cismime derman ne zaman gelür
Gözlerim yollarda kulağım seste
Yârimden bir haber ne zaman gelür

Terketti bendesin kaşları hilâl
Anınçün kalbimden ayrılmaz melâl
Sözü şehd ü şeker lebleri zülâl
Dişi dürr ü güher ne zaman gelür

Düşelden derdine diyâr-gurbetin
Çekerim kahrını her dem mihnetin
Nihayeti yok mu şeb- i firkatin
Bu zulmete seher ne zaman gelür

Ağlarım rûzü şeb aman el'aman
Bu derdi çekmeğe kalmadı derman
Murâdım üstüne döner mi devran
Felekten ol hüner ne zaman gelür

Böyledir ruz ü şeb fikr ü hayâlim
Kemallerle salınır ruh- i âlim
Anar mı bendesin gâhice zâlim
Aceb Âşık Ömer ne zaman gelür



Sînem üzre olan göz göz muhabbet

Sînem üzre olan göz göz muhabbet
Âteşinin yeri midir nedir bu
Dökülür şevk ile nöbet-be-nöbet
Kûs-i İskenderî midir nedir bu

Selâmet hırkasın giydim özüme
Mecnun sanır kulak tutan sözüme
Gâh görünür gâh görünmez gözüme
Melek midir perî midir nedir bu

Bu mudur âşıka füsûn eyleyen
Artırup derdini füzûn eyleyen
Beni bu sevda mı zebûn eyleyen
Yoksa gam askeri midir nedir bu

Gören ebrûlerin yâya benzedir
Hûblar arasında bâya benzedir
Kevâkibler içre aya benzedir
Güzeller ülkeri midir nedir bu

Ey Ömer yolunda türâba düşen
Yüz urup pâye- i rikâba düşen
Nûr- i tecellîden hicâba düşen
Meh cemâlin teri midir nedir bu



Sevdâ- yı aşkına düşeli cânâ

Sevdâ- yı aşkına düşeli cânâ
Dîvâne söylenür dil dile düştü
Zemmim elden komaz a' lâ vü ednâ
Dehân- ı adûda dil dile düştü

O gonca güllerin revnak bulaldan
Anberi gülşen- i dehre dolaldan
Hâl- i hindûları meşhûr olaldan
Ekser halkın meyli gulgule düştü

Şatranc- ı aşkına düşeli diller
Kîş ü Ferz ü Fil' den hâlî değiller
Nice menzil alsın Piyâde diller
Ruh ruha mukabil kıl kıla düştü

Tabîbe arzetmen derdim çâresin
O bilmez cân ile gönül yâresin
Deryalar yumazken yüzün karesin
Gözlerimden akan sel sele düştü

Âşık Ömer visâline erdiğim
Seng- i aşkı ile sine deldiğim
Herkes sevdi birin benim sevdiğim
Hazret- i Resul' e sel sele düştü



Kurulalı neler çekmiş

Kurulalı neler çekmiş
Yalan dünyâya sorsana
Nice bin dürlü kan etmiş
Akan deryâya sorsana

Bilinmez ne aceb âldir
Gönül bir sarhoş misâldir
Âşıklık ne müşkil hâldir
Çeken şeydâya sorsana

Bu derdin çâresin bilmem
Akar çeşmim yaşın silmem
Olaydın yâr ile bir dem
Çeküp tenhâya sorsana

Kelâmı nâz ile söyler
Garib gönlüm alup neyler
Niçün ceyr ü cefâ eyler
Melek-sîmaya sorsana

Cihanda bulmadım bir yâr
Rûz ü şeb eylerim efkâr
Der ki Ömer cümlemiz var
İden Mevlâ' ya sorsana



Şu karşıdan gelen dilber

Şu karşıdan gelen dilber
Gelir ammâ neden sonra
Bir selâma kail oldum
Verir ammâ neden sonra

Bahçede açılan güller
Dalında öten bülbüller
Bizi zemmeyleyen diller
Çürür ammâ neden sonra

Gördüm yârimin yüzünü
Öptüm dostumun gözünü
Aradım buldum izini
Buldum ammâ neden sonra

Kolumdan uçurdum bazı
Yeter ettin bana nâzı
Âşık Ömer'in niyâzı
Geçer ammâ neden sonra



Bu gün ben bir güzel gördüm

Bu gün ben bir güzel gördüm
Yeşiller giymiş ağ üzre
Aklımı başımdan aldı
Durabilmem ayağ üzre

Beni mest eden câmıdır
Gonce gülün eyyâmıdır
Her biri bir harâmidir
Kirpikleri kapağ üzre

Mah cemâline bakılır
Ben kulun yanup yakılır
Söyledikçe bal dökülür
Leblerinden dudağ üzre

Cemâli hüsnü âlişan
Ol Yûsuf' dan almış nişan
Siyah zülüfler perişan
Dökülmüş al yanağ üzre

Âşık Ömer geldi ise
Hak inâyet kıldı ise
Ferhad dağı deldi ise
Ben koyam dağı dağ üzre



Bahar oldu düştük dile

Bahar oldu düştük dile
Sen de efgan eyle bülbül
Hâr elinden gonca güle
Şikâyetin söyle bülbül

Kar kalmadı yüce dağda
Fırsatı fevtetme çağda
Seyranda bahçede bağda
Gönlümüzü eğle bülbül

Nazlı dilber benden kaçar
Adûlara göğsün açar
Günümüz zâr ile geçer
Hep âşıklar böyle bülbül

Gönül ayrılmaz yârinden
Zevki var aşkın elinden
Ömer bilür kuş dilinden
Her ne dersen söyle bülbül



Salınup seyran yerine

Salınup seyran yerine
Çıkan dilber kiminsin sen
Siyah zülfün mâh yüzüne
Döken dilber kiminsin sen

Baktım gözüne kaşına
Benzettim hümâ kuşuna
Beni hicran ateşine
Yakan dilber kiminsin sen

Pâyine yüz süren kullar
Demâdem medhin iderler
Al yanak üstüne güller
Takan dilber kiminsin sen

Seyrâna gider bostana
Bülbül konar gülistana
Bize mestâne mestâne
Bakan dilber kiminsin sen

Âşık Ömer gayre varma
Varup dîvânına durma
Elâ göze siyah sürme
Çeken dilber kiminsin sen



Benim sen çeşm- i şehlâya

Benim sen çeşm- i şehlâya
Elim irmez gücüm yetmez
Sen gibi zülfü Leylâ' ya
Elim irmez gücüm yetmez

Cemâlin göreli cânâ
Muhabbet elverdi bana
Benim bir veçhile sana
Elim irmez gücüm yetmez

Seninçün zâr ü giryânım
Çıkar eflâke sûzânım
Sen gibi mâha sultânım
Elim irmez gücüm yetmez

Ömer kaldı mâteminde
Ziyâde var gönlü sende
Şimdi olup sana bende
Elim irmez gücüm yetmez
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-09, 17:06   #8 (permalink)
Forum Emektarı
 
ebruli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 722
Thanks: 564
Thanked 367 Times in 84 Posts
ebruli is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

paylaşım için çok teşekkürler renklerin türküsü...
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]
ebruli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-09, 18:26   #9 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,215
Thanks: 3,066
Thanked 2,354 Times in 474 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

devamı salı ya...
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-02-09, 09:54   #10 (permalink)
Super Moderator
 
Narlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 2,691
Thanks: 1,322
Thanked 2,653 Times in 642 Posts
Narlı is on a distinguished road
Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

bu ne emek:give_rose:...harika bir paylaşım...ellerin dert görmesin...emeğine yüreğine sağlık....
Narlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Halk Edebiyatı MaSuM _ SiYaH Makaleler 0 06-07-09 19:31
Halk Şairlerimiz K-Ö Renklerin Türküsü Türk Yazarlar ve Şairlerimiz 3 31-01-09 11:08
Halk şairlerimiz E-H Renklerin Türküsü Türk Yazarlar ve Şairlerimiz 5 31-01-09 10:50
Halk Şairlerimiz - D - Renklerin Türküsü Türk Yazarlar ve Şairlerimiz 3 31-01-09 10:34
Halk şairlerimiz...A -B Renklerin Türküsü Türk Yazarlar ve Şairlerimiz 8 31-01-09 09:53

test
WEZ Format +3. Şuan Saat: 05:08.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Resimkalemi Forumu Tüm Lisanslı Haklara Sahiptir